Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

15 Şubat 2016 Pazartesi

“Masada olmak” veya emperyalist paylaşım

   
Önce Sevgiler Günü’nü kutluyorum. Mutluluğun artık sadece kişisel olabildiği bu süreçte, toplumsal sevgililer gününü kutlayacağımız ve “yâr’ın yanağından gayri” çoğu temel şeyi paylaşacağımız ütopik zamanların beklentisiyle diyelim. Bizlerden sonraki nesillere emanet ediyoruz bu ütopya bayrağını.. koruyucusu, kollayıcısı, taşıyıcısı ve gerçekleştiricisi olsunlar.
***
Masada olmak..” Cumhurbaşkanı Suriye politikasını böyle özetliyor. Masa dediği, “Suriye’yi parçaladık, şimdi eti kimin, budu kimin; bifteği, pirzolası kime..” nihai toplantısının yapılacağı yer. Herkesin gücüne, parçalamadaki rolüne göre pay alacağı; Suriye’nin derdest edilip yerine hangi yeni uşak devletlerin, yani nüfuz bölgelerinin oluşacağı toplantı.. Yani “emperyalist paylaşım”.
RTE, 2003 yılına gönderme yapıyor. Yani Irak’ın parçalanması, paylaşılması, yokedilmesine. Amerika bastırmış, Kuzey’den Irak’a girip Saddam’ı devirecek. Türkiye sınırı açsın, Türk Silahlı Kuvvetleri de bizimle gelsin, Irak’a girelim bastırmasında. Ön anlaşmalar yapılmış. 25 milyar mı ne, dolar sözü alınmış.  Meclis’den onay çıkması için AKP hükümeti tezkere yazmış. Ama Meclis’de ve ülke çapında kurulan, sağcısı solcusu ümmetçisi vb. arasındaki büyük ve gerçekçi bir koalisyon, tezkereye hayır demiş.
Meclis’den hayır çıkıyor, çok haysiyetli bir karar.

RTE hâlâ müdahaleden yana

RTE diyor ki “Ben 1 Mart teskeresinin yayındaydım.. Kabul edilseydi Irak’ın durumu böyle olmazdı, Türkiye masada olacaktı... Biz kendi arkadaşlarımızın yanlışının kurbanı olduk..”
Arkadaşları dediği, Abdullah Gül hükümeti.. Arınçlar, Davutoğlular; Hüseyin Çelik- Ertuğrul Yalçınbayır- Beşir Atalay’lar.. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  NATO’cu ve Amerikancı damarı, Genel Kurmay Başkanı Başkanı Kıvrıkoğlu ve Kara Kuvvetleri Başkanı Hilmi Özkök müdahaleden yanaydı. Necdet Sezer kesin karşıydı ve MGK’dan bir tavsiye kararı çıkmasını bile engelledi.
RTE’nin “girseydik Irak söyle olmazdı” sözünün hiç bir karşılığı yok. O zaman Türkiye’ye daha güneyde Sünni bölgesinde huzuru sağlama görevi verileceği açıklanmıştı üstelik. Ne olursa olsun, bir emperyalist müdahale ve parçalanmaya bekçilik yapacaktık. Buna karşılık da hükümetin alacağı 25 milyar dolar bu hizmet karşılığı bedeldi.

“Libya masası”nda batan milyarlar

RTE, Batı/NATO Libya’yı da alçakça parçalarken aslında ilk önce “doğru tutum” almıştı. NATO’nun ne işi var orada” demişti. Ama hemen arkasından da “eyvah Libya masasında olamayacağız” kaygısıyla, müdahaleye pasif bir görevle katıldı. Libya batarken, Türkiye’nin de milyarları battı!
Hemen arkasından, Batılı emperyalistlerin, Suriye ve Esad’ı da, Libya ve Kaddafi’nin akıbetine hazırlandıklarını görünce, “aman bu kez masada olalım” düşüncesiyle, Esad ve Suriye ile köprüleri attılar. Hemen, batının kışkırttığı Sünnilerin safına geçtiler. Beklediler ki ABD de gelsin, girsin, parçalasın..
Hiç öyle olmadı. Orada, Suriye’nin 40 yıllık dostu Rusya’nın desteği ve çıkarını göremediler. İnsaf! ABD’nin ve Batı’nın daha reel bir politikaya çekilmeleri ile Ankara, Suriye’yi karıştıran, Esad’a karşı İşid dahil tüm uluslararası şeriatçı güçleri destekleyici pozisyonda kaldı. Ilımlı Özgür Suriye Ordusu, ancak şeriatçı güçlerin tutsağı olabilirdi.

Masada olmak” Türkiye için tuzak

ABD ve Batılıların on yıllardır Irak ve Suriye’yi parçalamak politikaları, yeni devletçikler yaratma istekleri, PKK/PYD ile ortaklıkları ortadayken.. Türkiye’nin “masada olmak” politikası, ancak onlara hizmet eder.
Tüm batılı politikalar, Türkiye’yi eninde sonunda kaybedenler kulübüne üye yapmayı amaçlamışken, “masada olmak ve pay almak” isteği ve politikası hangi akla hizmettir?
Masada olmayı düşünen, yarın da kendisinin masaya yatırılacak aday olduğunu görmüyor mu? 
Türkiye açısından en önemli “masa”, Suriye’de devlet, ülke, toprak bütünlüğünün yeniden kurulmasını sağlayacak olan masadır. Çil yavrusu gibi savrulan Suriye halkının büyük ölçekte sığındığı Türkiye’nin, bu açıdan söz hakkı var: Suriyelilerin güvenli bir şekilde vatanlarına  yerleştirilmeleri.. uluslararası büyük bir destek ve dayanışma ile Türkiye’dekilerin iyi koşullarda ve insan gibi yaşamalarının sağlanması..

Ve Suriye’nin yeniden meşru yönetiminin altında birleşmesi.. Ankaradakiler, sürekli yazıyorum, bir akıl tutulması içinde. 
14 Şubat 2016 Pazar / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder