Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Sanki her şey birden oldu, aptallara masallar


12 Ağustos 2018 Pazar / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

 Sanki her şey birdenbire oldu.. Gök yarıldı seller bastı insanlar öldü; yer yarıldı kentler göçtü.. Deprem bile aniden olmaz, birikir birikir birikir yer kopar. Aptal, Tanrı kızdı gazaba geldi der. Politikacı da “Allahın işi” der, gerçi akıllı telefon vb kullanan ama hala aramızda yaşayan taş devri ve öncesi insanlara.
Tüm evrende, şüphesiz ki yeryüzünde doğada ve toplumlarda da hiç bir zaman olaylar birden olmaz. Bir birikimin sonucu veya ürünüdür.
Ekonomi birden mi koptu da rayından çıktı, gümbür gümbür yuvarlardı?
Evet aptallara masalları üst perdeden inandırma zamanı. Dolar mı 6.50’ye birden geldi:
2008: 1.29
2009- 1.55
2010- 1.51
2011- 1.68
2012- 1.80
2013- 1.91
2014- 2.19
2015- 2.73
2016- 3.01
2017- 3.63
2018- 3.79 (Ocak)
2018- 4.10 (Nisan)
2018- 4.62 (Haziran)
2018- 5.32 (Ağustos)
2018- 6.80 (Ağustos)
Bunlar ekonominin adım adım kötüye gittiğinin işaretleriydi. Bu krizin son bir lirası, Trump – Papaz Brunson siyasi kapışmasının köpüğü diyebiliriz, ama Brunson olmasaydı da bu gidişle dolar 7TL’ye doğru yolculuğunu sürdürecekti.
Dolara eşlik eden başka göstergeler de var. Mesela dış borç:
2002, 130 milyar dolar > 2018’de 465 mia$. Yani milli gelirin yüzde 53’üne yakın. Gerçi şu an milli geliri hesap ederseniz 750 milyar doları bulmazsınız, buna göre de dış borcumuzun oranı yüzde 75’leri aşar.

Borç birikimi- kriz birikimi 

Özel sektörün dış borçta payı 325 mia$. 2009’da özel sektöre dolar üzerinden borçlanma hakkı tanındıktan sonra, Umut Oran’a göre, net döviz pozisyon açığı 67 milyar dolardan 217,3 milyar dolara çıktı. (Ekonomik Çöküşten Çıkışın Yolu, raporu)
Şöyle düşündüm: net borçları olan 217 milyar dolar tüm borçlu yerli şirketlerin topunu satın alabilir! Zaten komplo teorileri de dolaşıyor ortalıkta, aslı astarı zor bulunan: “bizim olmayan şirketleri çökertme operasyonu”.
Türkiye’nin alım-satım dengesini anlatan cari açık 60 milyar $’a dayandı. Bütçe açığı da 50 milyar TL’ye.
Yani her şey yıllardır birike birike geldi.
Enflasyon da... işsizlik de..  şirket iflasları da..

El parasıyla caka

El parasıyla caka sata sata ekonomiyi iflas noktasına getiren iktidar, olayı siyasi savaş haline sokunca batış süreci hızlandı.
Büyüklük, büyük adam, en büyük lider vb  kompleksi böyle bir şeydir.
Meydan okumayı sürdürürsün.
Davaları al papazı ver papazı değiş tokuşuna dönüştürürsen, ben vermiyorum sen papazımı ver diye bastırır, restini çeker ve Türkiye’nin eli böğründe kalır. Bu amaçla açılmış davaların içeriğinin boş olduğunu görür ve restini çekerler.
Söyleyeyim, ABD’nin Türkiye ile en önemli güncel sorunu Papazı almak. Bu kadar basit. Bozarız ilişkileri, çeker karşı tarafa gideriz gibi açıklamaların şu anda yapacağı etki ve tahribat, ekonomiyi iyice çukura batırmaktır.
İktidar ve adamlarının kriz karşısında attıkları her adım krizi derinleştirici özellik taşıyor. Yeni ekonomik model diye açıklanan programa bazı iş liderlerinin övgülerine bakıyorum da yüzüm kızarıyor. Biliyorum ki kendi CEO’su bu sunumu yapamaz.

2001 olayı gibi
 Yani ekonomik kriz adım adım zaten derinleşiyordu. Biz de burada yazıp çiziyorduk. Doların, dış borcun, bütçe açığının, enflasyonun, işsizliğin artışı, hepsi kriz birikiminin göstergeleriydi.
Tabi en büyük göstergelerden biri ise Türkiye ekonomisinin katma değer üretemeyen, düşük ve orta ve altı teknolojilere dayalı yapısıydı, bu iktidarın hiç değiştiremediği.
Affedersiniz, bu kadar borçla nereye kadar gidebilecektiniz? Babanızın veya kendi banknot matbaanızın parası mıydı?
Nasıl bir bomba üzerinde oturduğunuzu görmüyor muydunuz da, bunun üstüne,  al papazı ver papazı siyasi kapışmasına giriştiniz?
Şu papaz olayı, kriz birikimine çakmak çaktı.
Tıptı 2001 kriz birikimini anayasa fırlatma olayının fitillemesi gibi..
Bu işten kolay kurtuluş yok ve bedeli büyük olacak.

11 Ağustos 2018 Cumartesi


7 Ağustos 2018 Salı / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet, Orhan Bursalı


Yılda 12 bin çocuğun kaybolması kimin umurunda


Bu yazıyı, “3 çocuk yetmeeeez, en az 5 çocuk” korosu eşliğinde düşünüp okuyun lütfen.

Cumhuriyet’te yayımlanan haberi okuyunca bir süre önce gündemi oluşturan “kaçırılan çocuk haberleri”nin peşine takılan Türkiye’deki sıradan ve yüzeysel gündem akla geldi. Kimse “kapısının önünde” bir çocuğun nasıl kaçırıldığını sorgulamadı. Yani, “ulan ana – baba doğurdun sokağa saldın, küçük çocuğunu gözden nasıl kaçırırsın, küçük çocuk sokağa tek başına salınır mı..” diye sormadı.
Ayrıca “yahu bu da bir şey mi, 1 değil 2 değil 3 değil, 12 bin çocuk kayboluyor ülkede yılda” diyen olmadı. Son 10 yılda kayıp çocuk sayısı ise toplam 116.94. Ama bu sayı vakayi adiyeden. Büyük olasılıkla ana babanın “eşeği saldım çağıra, otlaya karnı doyura” anlayışına uygun bir davranış içinde olan köy kökenliliğin umursamazlığı ve alışkanlığı söz konusu.
Ülkenin ve siyasetin başı için önemli olan 5 çocuk.
Ama bu 5 çocuktan kim öle kim kala. Kimlere yem ola, kurda kuşa kaptırıla.. Okur mu, tarlada mı çalışır, biraz büyüyünce madende mi kaybolur gider, inşaatta mı düşer, çocuk mafyasına mı kaptırılır, tinere mi kaptırır kendini, bonzaiye alıştırılıp kafayı mı yer..
Zerresi kimin umurunda.
Niceliği önemli kılan bir iktidar için sayı önemli tabii.
Niteliksiz, işsiz- güçsüz kalabalıklar bu tür iktidarlara hep gereklidir. Liderlere de..
Onlar ucuz emek sömürü için gerekli.. kışkırtmak için gerekli.. sandık için gerekli... kandırılmak için gerekli..
Yeter ki doğru, gerisini boş ver sen.
Bak tüm ülke mesela küçük Ayşe için ayağa kalkıyor, bu şan şöhret sana yeter!

 116.000 çocuk, yarısı kız

CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi TÜİK verilerine dayanarak hakkında resmi kayıp müracaatı yapılan ve güvenlik birimleri ve vatandaş tarafından bulunarak güvenlik birimlerine getirilen kaybolan çocuk sayısını 11.563 olarak açıkladı
Bakın şimdi:
·    2008'de 4.517,
·    2009'da 5.081,
·    2010'da 8.081,
·    2011'de 10.067,
·    2012: 12.474,
·    2013: 16.218
·    2014: 18.696,
·    2015: 17.706,
·    2016: 11.691
·    2017: 11 bin 563 çocuk kaybolmuş. Yani son 10 yılda toplam 116.94 çocuk. Yaklaşık yarısı kız yarısı erkek En azından 2017 rakamları öyle: Kız 5.756, yüzde 72’si 15 – 17 yaşında.. Kayıplarda İstanbul Bursa Gaziantep önde geliyor. Kayıp çocukların üçte biri uyuşturucu kullanıyor.
Doğurun doğurun doğurun..
Sonra salın çayıra.. kapitalizmin salyaları, katiller, mafyalar, çocuk tacirleri, çocuk cinsel sapkınları onları bekliyor. Çeşitli sapkın cemaatler çeşitli vakıf, eğitim, yurt vb adı altında açtıkları tuzaklarda bekliyorlar.
Hepsinin gözü kulağı çocuklarda. Çocuklarına bakamayan, sokağa salan utanmaz ana babalar, okutamayıp ne idüğü belirsiz yurtlara teslim eden ana babalar doğurun doğurun, aç kurtlar sizi bekliyor.
Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi değil artık. Bugünkü Cumhuriyet, çocukları peşken çeken bir anlayışta. Ülkenin derdini, çözmesi için yamyamlara emanet eden.
Türkiye bir insan yiyen makine..
Yetenekleri yiyip bitiren.
40 matematik sorusundan 3,5’ğunu ancak çözen çocuklar yetiştiren bir makine.
Yılda 70 bin lira ödeyen ailelerin çocuklarını iyi yetiştiren yeteneklerini ortaya çıkartan okullar da bu kaymak tabakayı kendi ülkelerine göndermenin taşlarını döşüyor. O bir dünya vatandaşı! Bakın:

Son bir kaç yıldır, bu okullarda okuyanları bir kenara bırakın, iyi okullarda okuyup kendine güvenen yetenekli gençler kapağı yurtdışına atıyorlar.
Burada önlerine gelecek olarak idamı koyan bir iktidarın hüküm sürdüğü bir ülkede ne yapsın, niye kalsın.
Haklı olarak önünde bir başka seçenek duruyor: Dünya vatandaşlığı!
Diyor ki: İdam yasası senin olsun, al başına çal!