Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

21 Haziran 2018 Perşembe

AKP “tersine dip dalga” sarmalında mı?


19 Haziran 2018 Salı / Bilim ve Siyaset - Cumhuriyet

AKP’nin anket araştırmacıları, anket sonuçlarından çok, niyetlerini gazetelere anlatmaya başladılarsa (Bakın Akşam) ve birinci turda hem RTE’nin Cumhurbaşkanı seçileceğini hem AKP’nin Meclis’te çoğunluğu sağlayacağını söylemeye başladılarsa, AKP’nin derin krizi belli oldu, demektir
Önceki yazılarımda dile getirdiğim, acaba muhalefette, bizlerin göremediği, anketlere de yansımayan bir “dip dalga” yükselişi mi var, sorusunu, mesela RTE ve Cumhur ittifakı için söyleyemiyoruz.
Tersine, aşağı doğru bir dip dalganın işaretleri yoğun. Son pek çok anketin ortalaması, RTE’nin oyunu en çok yüzde 47 gibi öngörüyor. Eğer bir ivme varsa, bu aşağı doğru inmeyi sürdürür.

“Atlara özgürlük” vaadi
Bu işaretleri seçim-vaat söylemlerinde de net görüyoruz.
Bildirgelerinde OHAL’in kaldırılacağına ilişkin kayıt yokken, son günlerde seçimlerden sonra OHAL’i kaldıracaklarından tutun, İstanbul adalarında atları faytonların boyunduruğundan kurtaracaklarına kadar seçimler açısından marjinal mi marjinal sayılacak konulara bile girdiler! Eh, etyemezlerin oylarını alırlar artık! Ki onların hiç birinin “atlara özgürlük” vadediyor diye oyunu RTE’ye vermeyeceği açık seçik olmasına rağmen!
Dün bedelli askerlik gündemimizde yok diyen RTE bugün seçimlerden sonra bedelli askerliği çıkartacağız diyor.  Tam çark durumu! Muharrem İnce çok daha adil bir yaklaşımda bulundu ve bir defa çıkartacağız, geliri üçe böleceğiz, üçte birini şehit ailelerine, üçte birini er askerlere, üçte birini de savunma sanayine vereceğiz, dedi!
Anketçileri, gazetelere propaganda demeçleri verirken, iktidarın önüne koydukları seçmen oranlarının hiç de iç acıcı olmadığını görüyoruz bütün bunlardan.
İktidar yine “beka sorunu”, Avrupa’ya saldırı, Trump’u hedefleme, Kandili yok ediyoruz gibi söylemlerle,  çok sayıda dış düşman yaratarak AKP çevresinden ayrılmakta olan seçmenleri bir arada tutmaya çalışıyor, ama boşuna! Bir 1 Kasım Sendromu daha yaratamayacağı çok açık.
Hele 16 yıldır iktidarda olan bir partinin reklamlarında “bize üretmeyin her şeyi satın alın” diye dayatıyorlar, biz üreteceği..” lafazanlıklarına sığınmasına ne demeli? 16 yıldır hep satın aldın! Tükettin! Kim dayattı sana satın al diye? Yoksa bu konuda da mı dünya sizi aldattı!

İki kayıp verirler mi?
Bunları neden yazıyorum: İktidar çok ciddi olarak ilk kez, kurduğu bu başkanlık sistemiyle, seçimleri kaybetme ciddi olasılığıyla karşı karşıya. Düşünün, hem Başkanlığı hem de Meclis aritmetiğini kaybederlerse, derin bir şok yaşayacak iktidar.
Şüphesiz, seçim bu, milletin oyunu nasıl kullanacağını bilemeyiz. Sadece işaretlerden yola çıkarak bu sonucu anlamaya çalışıyoruz. Fakat iktidarın yaşayacağı şok, demokratik ve güzel ülkenin, adaletin, özgürlüğün önünü sonuna kadar açacağı da açık ve seçik. Yeter ki sandıklara sahip çıkılsın!

Yeni Orta Sınıf
Dünkü yazımda yeni orta sınıf için 10 milyon mu diye, kışkırtıcı bir tartışma sayısı ileri sürmüştüm. AKP’nin beslediği önemli bir sınıfı sayısal – tahlillerle ortaya çıkartacak çalışmalar gerek, yoksa buna klasik yargılarla karşı çıkmak gerekmiyor. Ben aileleriyle bunu yarı yarıya düşürüyorum! Ekonomistlerde top.
Bir okur mektubu: “Yeni orta sınıf tespitinize bu Bayram’da Kırşehir’deki beş yıldızlı termal bir oteldeki konaklamam sırasında bizzat şahit oldum. Daha önce böyle harcayan iktidara mensup bir kitle oldukları belli olan bir toplulukla tatil yapmamıştım. Sahil tatil yörelerinden çok farklı ve hatta sosyolojik olarak beni aydınlatan bir tecrübe oldu. Levent-Maslak-Beşiktaş fanusundaymışım da haberim yokmuş. Çevre illerden lüks arabaları, eşleri çocukları ve hatta aile büyükleriyle tatil yapıyorlardı”, İ. Çetin)

Ekonomi 17., İnsani gelişmişlik 71.
Bu haftaki Herkese Bilim Teknoloji dergisinde, Türkiye’nin ekonomik gelişmişliği ile İnsani Gelişmişlik düzeyini ele alan çok temel bir kapak konusu var.
Ayrıca Nebi Sümer hoca ikinci bir seçimlerin psikolojisi yazısıyla, insanların kendi aleyhlerine olan siyasete neden oy verirler, başlıklı yazısıyla, siyaset psikolojisinin bu konudaki gündemine ışık tutuyor. Neden işçiler sendikaya karşı olduğunu açıklayan, köylüler ise dışarıdan ithal ederek kendi ürünlerinin fiyatını kıran iktidara- lidere oy verir diye soruyor ve sistemi meşrulaştırma kuramını açıklıyor. İlgiyle okuyacaksınız.
Doğan Kuban hocanın da son yazısı dergide. HBT zincir market ve dergi satan gazete bayilerinde..

AKP’nin en güçlü seçmen kalesi, yarattığı yeni orta sınıfı


18 Haziran 2018 Pazartesi / Bilim ve Siyaset - Cumhuriyet

AKP’yi destekler konuşmalar yapan bir gazeteci-yazar ile yol boyu söyleşiyoruz.. Ekran yok, mikrofon yok, dinleme yok.. Yani özgür bir ortam.
Adaleti becerdi mi iktidar, evet diyor. Yoksulluğu ortadan kaldırabildi mi, eşitsizlik katsayısı Gini’ye göre Türkiye en yüksek gelir eşitsizliğinin sürdüğü (0,40 üzeri) ülkeler arasında mı, hayır diyor.  Yargıyı yönetiyor ve haksız kararlar vermesini sağlıyor mu, evet diyor. Bir sürü şeye daha, evet hayır gidiyoruz...
Devam ediyorum: AKP ekonomik olarak yeni bir orta sınıf yarattı. Ülkemizde bir kesimin daha ileri bir gelir düzeyine kavuşarak orta sınıfa yükselmesine itiraz edecek değilim, neticede onlar da bu ülkenin insanları, daha iyi hayat koşullarında yaşıyor olmaları, sınıf atlamaları şüphesiz ki sevinilecek bir şey... Fakat 16 yıl boyunca iktidarın fiili desteği ile yükseldiler, daha doğrusu yükseltildiler.. İktidarın en büyük çekirdek destekçisi bu sınıf, diyorum. Çünkü büyük şükran borçları var, ayrıca ayrıcalıklı konumlarının devamı da bu iktidarın sürmesine bağlı..
Onaylıyor.
Sürdürüyorum: Fakat eski orta sınıf köleleşmedi tabii ki, belki daha çok zenginleşmedi, fakat büyük bir güvensizlik içinde, yarınlarını göremiyorlar; basına yansıdı, son iki – üç yıl içinde yurtdışına 5 milyar dolarlık emlak yatırımı yapıldı, tanıdıklarım var içlerinde..
Söze karışıyor: Sizin bahsettiğiniz, AK Parti’ye gönül ve oy verenler yeni orta sınıf içinde de yurtdışına emlak yatırımı yapan önemli bir kitle var. Bu hiç bilinmiyor, bunlar da gelecek belirsizliği içinde kazanımlarını güvence altına almak peşindeler..
Hiç bilmediğim ve tahmin etmediğim bir bilgi bu...

Başka bir sahne
Üniversite yöneticilerimizden biriyle sohbet ediyoruz. Bu konuyu açıyorum kolay elde edilmiş bir orta sınıf üyeliği diyorum..
Yanıt veriyor: Hem de çok kolay, liyakat yok, emeğe yeteneğe dayalı bir yükseliş değil. Bu nedenle bu sınıfın bir kısmı kolay yükseldiği için kolay da iner. Ama bunlar sekülerleşecektir. Sekülerleşmektedir. Maddi kazançlarına uygun harcama yapacak, dünyanın keyfini çıkartmaya bakacaktır. Bu kaçınılmaz bir gelişme, ben ülkenin giderek dindarlaşacağına inanmıyorum.
Böylece iktidarın iyi para kazandırdığı yeni orta sınıfın bir kısmının da neden güvence aradığı ve ülke dışına yatırıma yöneldiği daha iyi anlaşılıyor. Şunu da düşünenler vardır: Bizim iktidar sürgit olmayacak. Mesela ihaleler ve kolay para kazanma ortamı kalmayacak.. 

Kaç milyon bu orta sınıf
Derim ki 10 milyon kadar. Bu sınıf sekülerleştikçe, AKP’ye de mesafe koyar mı? Bu sınıf, tamamen iktidarın ve belediyelerinin ihale dağıtma politikalarıyla, şantiye politikalarıyla, belediyelerin tüm işlerini kolayca ve üstelik epey pahalıya alarak büyük marjlarıyla ucuz ve kolay para kazanmasıyla oluştu. Bakanlıkların ihalelerini hiç yabana atmayın.
Kılıçdaroğlu çok önemli bir rakam paylaştı:
79 yılda görev yapan bütün Cumhuriyet hükümetleri toplam 713 milyar dolar harcadı, AK Parti hükümeti ise 14 yılda 2 trilyon 94 milyar dolar harcadı. Peki 2 trilyon dolar nereye gitti?
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir para girdi ülkeye.. Bu para yağma edilmeyip iyi yönetilseydi, Türkiye çağ atlardı!
Evet 2 trilyon nereye gitti sorusunun yanıtını, bu parayı kullanıp önemli kazançlar elde ederek orta sınıflaşan ve zenginleşen iktidar destekçilerinde aramak gerekir.
Tabii, önemli bir pay da bizzat bu mekanizmayı kuran ve yöneten iktidar ve siyasetçilerinin kasalarına aktığını söylemeye gerek bile yok.
Not: Yeniden gazetecilik mi?  Dünkü yazıma bir ek yapmak istiyorum. AKP’nin baskı altında tuttuğu TV’lerin muhalif partilere açtığı ekranlara ve naklen yayınlara baktıkça, RTE’nin yeniden seçilmeme olasılığının ciddi bir şekilde arttığını gördüklerini düşünüyorum.. Yeniden gazetecilik dönemini kapısı mı aralanacak?


18 Haziran 2018 Pazartesi


17 Haziran 2018 Pazar / Bilim ve Siyaset - Cumhuriyet

Bilmediğimiz bir şey mi var? Dip dalgası sorunu

Seçimler beklenmedik bir sonuç üretir mi? Yani anketlerde görmediğimiz, sahada bize kesin bilgi ile doğrulatamadığımız mesela bir “dip dalga” hareketi ve sandıktan çıkacak sonuçları?
Zor bir soru, epey nesnel bir fotoğraf elde etmeye çalışarak bunu okura yansıtan bir analizci için hele çok zor ve spekülatif.
Bunu yapanlar var; atma recep denmesine aldırış etmeden, ilk turda İnce’nin kazanacağını, AKP’nin yüzde 35’lere düşeceğini yazanlar var. Fakat ilginç bir şekilde bu görüşün de okurlar arasında alıcısı var. Burada arzuların gerçekleşebilecek gibi savunulduğu bir durum ortaya çıkıyor. Mesela “MHP yüzde 10’un üzerinde oy alacak” diyenler olduğu gibi.

Göremediğimiz dip dalga mı
Yeniden sorayım, yine de görmediğimiz bir muhalif dip dalga, merkezi tüm kestirimleri hallaç pamuğu gibi atabilir mi? Mesela İngiltere’de 2015 seçimlerinde tüm anketler önemli ölçülerde yanılmıştı!
Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidar yandaşlarında RTE’nin ilk, olmazsa ikinci seçimde kazanacağı görüşü yaygın. Muhalefet veya demokrasi cephesinde ise İnce ile yüzde 50’nin yakalanabileceği, Meclis’te ise HDP ile çoğunluğun kesin sağlanacağı görüşü var.
Önce, eldeki verilerden yola çıkalım:
·                              İktidar iniş yolunda. Oy kaybedecek. Bu kesin gibi. 7 Haziran 2015’te yüzde 41’in altına indi. 6 ay sonra yapılan 1 Kasım’ı es geçelim, çünkü ülkede iktidarın yarattığı olağanüstü durumun sonucudur yüzde 49 üstü. Referandum sonuçları ise 1 Kasım seçimlerinin düzeltmesidir. AKP+MHP, yüzde 1 kadarı şaibeli görülen yüzde 51 ile geçmiştir. AKP’nin oyunun yüzde 42-43 olarak gerçekleştiği kestiriliyor. Başkanlık referandumuna evet oyu oy verirken seçmen, AKP+RTE’ye oy verdi (+MHP). Yani yüzde 51’nin içinde RTE’ye verilen oy da vardır. Sonuç: AKP oyu düşme eğilimindedir.
·                              Düşüş bu seçimlerde de sürecek mi? Büyük olasılıkla. Anketler öyle diyor. AKP oy oranı yüzde 38 – 41 arası gibi. Bu doğal gözüküyor. Çünkü bu partiden oy kopartacak iki parti var sahada: İyi Parti ve Saadet Partisi. İlki yüzde 2, ikincisi yüzde 1 oy koparsa, AKP’yi yüzde 40’ın altına çekebilir.
·                              AKP’nin yüzer – gezer oyları çekemeyeceği ve bunların artık adreslerinin bulunması.
·                              Düşüşü destekleyecek başka veriler var: Ekonomi. Doların fırlaması. Yoksulluğun daha görünür kılınması ve seçimlerde yemek paketleri ve altın dağıtımlarıyla bir kesim seçmenin kandırılamayacağı. Ve seçim sonrası kaçınılmaz olarak halkın ek vergilerle daha da soyulacağı gerçeği.
·                              16 yıllık iktidarın yıprandığı gerçeği. AKP’ye oy veren seçmenin bir kesiminde yorgunluk ve bıkkınlık görüntüleri, bunun miting meydanlarına ve sokak sohbetlerine yansıması.
·                              Adaletsizliğin, yargının tarafgirliğinin, adam kayırmanın daha geniş ölçüde seçmen tarafından kabul edilir olması. Dahası AKP’lilerce de dile getirilmesi. Tek adamın her şeye karar vermesine itirazların artması.
Tüm bunları yansımalarını iktidarın mitinglerinde görüyoruz.

Moralleri bozuk
Ayrıca RTE mitinglerindeki morallerine yansıyor durum. Bir çöküş var. Millete vaadettikleri “millet parkları” dışında bir şey yok. Reklamlarına bakın, başörtüsü hikayeleri, güçlü millete güçlü başkan teraneleri falan.. Hep bitmiş geçmiş, gelecek yok!
RTE’nin  İstanbul’da “mahalle başkanları”yla toplantısında HDP’lilerin saptanarak oy kullandırılmamasını ve sandık yönetiminin ele geçirilmesini isteyen konuşmaları, iktidarın içine düştüğü vahameti gösteriyor. İlginç olan bizzat Cumhurbaşkanı’nın bunu ortalıkta yapması!
İktidar paydaşları özel sohbetlerde, ilk turda Cumhurbaşkanı seçilemeyecek, ama ikinci turda alırız, diyor. Meclis’te ise çoğunluğun muhalefetin eline geçeceğini görmeleri (*)

Büyük düşüş beklenmeli mi?
Tüm bunlardan sonra gelelim dip dalga meselesine. Bir iniş olacak, bu iniş merdivenin bazı basamaklarının kırılmasıyla bir çöküşe dönüşür mü? İşte dip dalga tartışması burada devreye giriyor. Halkta, büyük düşüşü görmemizi engelleyecek bir “saklama” mı var, veya bizde “görememe”?

 (*) Seçim sonrası, iktidarın en önemli araştırma reklam şirketi Andy-Ar’ı devralacağım gibi, CNNTürk’teki tartışmada RTE’nin yüzde 55 oy olacağını söyleyen Faruk bey ile girdiğimiz iddia, birden beni şirket sahibi yapacak gibi! Faruk beyden ricam, şirketi içini boşaltmadan teslim etmesi!