Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

24 Mayıs 2017 Çarşamba

“FETÖ ile mücadele”, ortalığı muhaliflerden temizleme aracı oldu


Başbakan Binali Yıldırım, bir kaç ay önce, devlet kurumlarından FETÖ ile ilgisi olmayan çalışanların da atıldığını, bunun OHAL gerekçeleriyle uyuşmadığını söyleyen gazeteciye verdiği yanıtta, mealen, biraz geniş tutuluyor, böyle şeyler olabiliyor... benzeri sözler söylemişti.
İktidarın Cemaati hep bir araç olarak kullandı. Hem bir araç hem bir sopa.
Kime karşı mı? Sayalım:
İktidar dışında herkese karşı: Ordu’ya, Kemalistlere, yazılı ve sözel medyaya, yargıya, sola, öğrencilere, CHP’ye, hatta MHP’ye.. Tabii ki HDP’ye.. özetle tüm muhalefete..

FETÖ aracı ile neler yapıldı

* 2007’de kurgulanmış Ümraniye bombalarıyla başlayan Ergenekon davasında, Cemaatin istihbaratçıları ve polisleri ve yargı elemanları işbaşındaydı.
* Davanın ileri aşamalarında sağda solda toprağa gömdükleri silah ve mühimmatlar konusunda Cemaat iş başındaydı.
* Balyoz davasının tezgahlanmasında da Cemaat öncelikle medyası, polisi, istihbarat ve yalan yayma makinesi olarak çalışan gazeteci kılıklı elemanları ve yargısı ve mahkemesiyle de, iktidar partisinin en kullanışlı elemanlarıydı...
* Ankara’da Bülent beyin de içinde bulunduğu suikast olacak abuk sabuk tezgahı ve Türkiye’nin sırlarının bulunduğu askeri odaların basılmasında da, Cemaat bütünüyle iş başındaydı ve AKP’ce mükemmel kullanılıyordu.
* 2010 yılında Anayasa değişikliği için yapılan referandumda en büyük müttefiki, ortağı F.G. Cemaatiydi. Onların gayreti olmasaydı, belki de bunun gerçekleştiremeyebilirlerdi. Gülen, mezarlarından kaldırıp oy kullandırın demeçleri verirken, RTE müttefiki iken operasyon elemanı olarak kullandığı Gülen’e büyük teşekkür ve selamlarını gönderiyordu!
Dahası: “Gel Türkiye’ye bitsin bu hasret.”

“Buna kargalar güler”

Bülent Arınç “Gülen bize yol gösteriyor, önümüzü aydınlatıyor”, “BSaşbakan selam gönderdi, bir emirleri olur mu sor öğren” diyordu.
Şimdiki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Gülen’e çete derseniz, haksızlık edersiniz,” diyordu
Parti propaganda eski şefi Hüseyin Çelik “Cemaat devlete sızmış, buna kargalar güler” diyordu.
Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız: “Bu yapıyı 11 yıldır biz yarattık, hata etmişiz..”
* Bu sayede üst yargı neredeyse bütünüyle Gülen’in eline geçiyordu! Orduda poliste istihbaratta Gülen’in önü alabildiğine açılıyordu.
Ankara Belediye başkanı: “Hoşgörünün, diyaloğun mimarı Fethullah Gülen Hocaefendi”..

“Kullanış eleman”lık

Daha neler yazarız, ama burada keselim. Cemaat iktidara 2011’den itibaren el koyma politikasına geçince, önce Şike, sonra MİT, arkasından Dershane krizi, derken Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’na geçince, iktidar için “kullanışlı eleman- alet” olmaktan çıktı ve bir numaralı düşman oldu.
Cemaatin en son kozu, darbe girişimiydi. Ordudaki silahlarını, elemanlarını sahaya sürmüş, sahneye çıkarmıştı.
Bu birbirlerini temizleme, yok etme savaşında, Cemaatin işi bitti. Tüm yurtiçi barutunu tüketti. AKP büyük bir temizliğe girişti.

FETÖ’yü kullanıp muhalefeti temizleme

Tüm bunları biliyoruz da, demek istediğim başka bir nokta var:
İktidar FETÖ’yu bu kez yine muhalefeti temizlemek için kullanıyor.
Kendi içini sarıp sarmalayan, baştan sona kucak kucağa yaşayan FETÖ’cüler dururken, bu örgütle zerre ilişkisi olmayanları FETÖ diye içeri atıyor.
En yakınımızdaki olay Cumhuriyet ve arkasından Sözcü.
Tabii üniversitelerden atılan, FETÖ ile ilişkisiz daha binlerce insan.
Saflaştırılmış, sadece AKP’lilerden oluşan bir devlet yaratıyor.
Sadece lidere evet diyen insanlardan oluşan bir de parti yaratılıyor.
Parti- Hükümet- Devlet...
Bunları yaratmanın aleti de yine FETÖ..
FETÖ ile mücadele büyük bir yalana dönüştü artık. Daha yıllarca “FETÖ ile mücadele” yaftası altında yüzde 50’ye yapmadıklarını bırakmayacaklar anlaşılan..

OHAL’i tam da bunun için seviyorlar.
23 Mayıs 2017 Salı  /  Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

23 Mayıs 2017 Salı

Önümüzdeki süreç: ya yasadışı yönetim ya iktidarı teslim


Her şeyin tek adama endekslendiği AKP Kongresine denecek tek laf, artık tüm parti, hükümet ve devlet faaliyetinin, bugünden itibaren 2019’da yapılacak 3 seçime yönelik olacağıdır: Mart ayında yerel, Kasım’da da milletvekili ve başkanlık seçimleri.
Yasallığı ne kadar tartışılıyor olsa da, Referandum ve sonuçları, her üç seçim için yeni referans noktası oldu.
AKP-MHP’nin yüzde 50’yi bulduğu/ bulamadığı sonuç, iktidar açısından baş aşağı gidişin veya tek liderin onaylanmadığının tesciliydi.
Referandumun hemen arkasından burada yapılan değerlendirme, önümüzdeki süreçte aynen geçerlidir.
Tüm muhalefet Hayır’da birleştiği gibi, bu seçimlerde akıllı davranır, tümü özverili davranırsa, 2019 AKP için tam bir hüsrana dönüşebilir.

Az oyla çok vekilli seçim sistemi denenecek

Bugünden bakarsak, ekonomik durumun iktidarın pek de seveceği bir süreç içinde ilerlemeyeceği görülüyor. Buna dış politikayı da katabiliriz. Demokrasi ve özgürlükler konusunda Reis’in anladığı “başörtülü kardeşleri” noktasıdır. Dünya ile çatışmalı durumunu sürdüreceğini de varsayabiliriz. Buradan, referandum sürecinden daha fazla “milliyetçi oy” çıkarması, ve daha çok “göbeğini kaşıyan adam” bulması mümkün değildir.
Önümüzdeki dönem en çok gündeme gelecek ve tartışılacak konu yeni seçim yasası olacak.
AKP, daha az oyla daha çok milletvekili ve Meclis çoğunluğunu kazanacağı bir seçim sistemi arayışında olacaktır.
Kimsenin şüphesi olmasın.
Milletin iradesinin seçim sistemleriyle iğdiş edileceği ve çoğunluğun en çok oyu ve vekilliği alacağı bir sistem arayışında olacağı kesin.

MHP’yi AKP’ye eklemleme

Burada pürüz MHP olacak.
AKP’ye yarayacak sistem, MHP’nin aleyhine olacak.
Fakat AKP’nin artık politik tercihi Rabia kararıyla programına girdiğine göre, üzerinde duracağı ana konu, MHP’yi AKP’ye eklemleme olur.
Bu, yeni seçim sistemine buna uygun yeni maddeler ekleyerek de olur.
Seçimlere, koalisyon biçiminde, ortak girebilirler.
O zaman, AKP’ye yarayacak ve çoğunluğun azınlığı ezip geçtiği, daha az oyla daha çok vekillik sistemi, bu Meclis’ten kolay geçer.
Tabii, MHP’nin yüzde 70’inin Hayır dediği bir durum da söz konusu.
MHP içindeki gelişmeleri izleyeceğiz.

Muhalefet uzun ince yolda

MHP içindeki- dışındaki muhalefetin en büyük zorluğu, kendisini MHP logosuyla ve geçmişiyle özdeşleşmiş önemli bir seçmen duygusallığını nasıl aşacağı, aşıp aşamayacağıdır.
MHP’yi muhalefete teslim etmezler.. iktidar ve yargısı geçmişteki gibi atmaca gibi konu üzerinde olacak.
Muhalefetin yeni partileşme sürecindeki mahareti ve becerisi tayin edici olacak.
Buna da fazla gecikmeden soyunması gerekir. Önlerinde gerçekten “uzun- ince bir yol” gözüküyor.
Aslında aynı yol CHP için de söz konusu.
Tüm partiler kendileri ve Türkiye için uzun ve ince bir yola girmiş durumda

Ya devlet başa ya da kuzgun leşe

AKP asla demokratik bir parti olamayacak. Bu eldeki kesinleşmiş bilgidir.
Asla da iktidarı kolay bırakmayacaktır. Bu da diğer bir kesin bilgidir.
Tetikçilerinin Referandum gecesi AKP’lileri silahlı savaşa çağırmasını anımsayın.
AKP önümüzdeki süreçte seçmen eğilimini kontrol ederek davranacak.
Baş aşağı gidiş görülünce, iki yol karşılarına çıkacak gibi.
Bu kez sandık sistemini tam çökertecek bir yolsuzluğu gündeme sokmaları.
Ki, YSK’nın son seçimlerdeki yasadışı kararı, bunun için elverişli ortam yaratıyor.
Bu bakımdan, CHP’nin Referandumu uluslararası hukuka götürmesi ve buradan sonuç alması, YSK’yı mahkum ettirmesi, birinci derecede önemli. YSK’nın yasa dışı kararını CHP ne yapacak? Bu kararla seçimlere falan gidilemez.
Sandık sistemini tam çökertecek iktidar uygulamaları, önümüzdeki seçimlerde uygulamaya konursa, Türkiye yasadışı bir yönetimle birlikte, yeni bir sürece girmiş olur.
Veya AKP, sonucu kabul edecek ve iktidarı teslim edecek.
Bu ikilemin test edileceği süreç başlamıştır.
***
Son sözü yine AKP kongresi ve tek adam seçimi üzerine yapalım.
Tek adamlık otoritesi ve tasfiyeler, AKP içinde ve dışında sessiz muhalefeti büyütmektedir.
Başarısızlıklar, bu muhalefeti daha net ortaya çıkartabilir.
RTE’nin Kongre konuşmasında, kendisine ayak uyduramayanlara olan saldırıları ve siyasi ağır sözleri, etkili olacaktır.
22 Mayıs 2017 Pazartesi  /  Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet