Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

6 Kasım 2012 Salı

CBT Gündem: Merhaba Diyelim Öncelikle..


 Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji, 2 Kasım 2012, Sayı 1337

Yazmayacak mısınız, yazacak mısınız sorularına bir yanıt olarak Gündem’i tekrar açıyorum! Ne güzel burada kitap tanıtımları, haberler yorumlar koyuyorduk.. Siz de rahattınız ben de! Bu arada koca yazı bitirdik ama elimdeki kitabı bitirmedim. Sadece “Ulus Yıkıcılığı Zamanları”nın yeni baskısına bir bölüm ekledim…

Bu arada dergimize baktıkça, ne kadar kışkırtıcı yazılar yayınlıyoruz diyor ve üzerlerine yorum yapmamak için kendimi zor tutuyordum.. Eh, koca bir Rousseau tartışmasıyla geçti yaz. Çok da iyi oldu! Olay tek boyutluluktan çok boyutluluk kazandı! Bu böyledir, hangi açıdan; hangi sınıfsal, toplumsal, rejimsel, ideolojik açıdan konuya, kişiye, olaya baktığınızla ilgili olarak, çok farklı değerlendirmeler ortaya çıkar. J.J.Rousseau ve düşünceleri de böyledir. Suyun kaynama noktası bile farklı koşullarda farklıdır.
Ama bu tartışma sürüyor, bugün de bir yazımız var, sonraki hafta için de! Ama birbirini tekrar edecek yazılar koymayacağız ve konuyu bitireceğiz.. Yoksa Celal Şengör’ü yeniden tepemizde bulabiliriz! En çok hoşuma giden tutumlardan biri, Celal dostumun yazdıklarını tersine çevirecek ciddi düşüncelere kapıyı açmaktır! Bu konuda Celal tek doğru değildir, pek çok doğru vardır.. Ben bu tartışma yazılarından hepsinden bir şeyler öğrendim.. Amaç da bu değil mi? Herkese teşekkür ederim..
En önemli yazılarımızdan birinin, üniversitelerde yapılan tezler üzerinde incelemeydi. Ahmet Murat Eren’e de bu çalışması için teşekkür. Şüphesiz ki inceleme ortalığı karıştırdı. Amaç, bu yolla üniversitelerin, kendi bünyelerinde yapılan tez çalışmalarının orijinalliğine ve bilimsel etik kurallarına dikkat etmelerini sağlamaktı zaten.. 
Eleştiriler aldık. Özellikle “karşı tarafı dinlememek” gibi. Bu araştırma yazımız, bitmiş tezler üzerinde yapıldı. Herşey yazılı çizili.. Olay somut. Belgeli. Ne kadar sıkı denetlense de, en iyi üniversitelerimizde bile kaçaklar olabiliyor. Ama üniversitelere düşen görev, işin özüne dokunmayan gerekçeler ileri sürmek değildir. Bu yayını, üniversitelerimizi suçlamak için de yapmadık. Farkettiğimiz ciddi bir yarayı gündeme getirmek istedik. Bu yolla da, daha iyi bilim için çalıştığımızı düşünüyoruz. Bu konular “kurum için gizlilik” perdesi altında gözden kaçırılmamalı.. örtbas da edilmemeli..
Bu araştırma, tezlerin kamuyouna tamamen açılmasıın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Tezin kamuya açılıp açılmaması, tez sahibinin inisyatifine bırakılamaz. Şüphesiz patent vb gibi iddialar varsa, belirli bir süre geçiçi olarak ambargo konabilir. Buna da kurul karar verir.. Ama nerede öyle mükemmel tezler?! Bu arada ODTÜ tezlerini en çok kamuya açan üniversite. Teşekkürler ODTÜ! Sen bizim en gözbebeklerimizden birisin! ODTÜ’den iki tezdeki sakatlıkların araştırmaya konu olmasının nedeni, bu yüksek açıklık oranı olabilir tabii. Ama kızmaca yok.. hepimiz daha iyi bilim için uğraşıyoruz!
***
Bu sayımızda makine modelleri konusunda büyük bir ustalığa ulaşan, model makine üreticisi Ersan Doğan’a yer veriyoruz. Bu yazıyı çoktan hakketti. Ona da teşekkür ederiz. Ankara Rahmi M. Koç Sanayi Müzesine kit olarak ürettiği kazanlı buhar makinesinin çalışırken çekilmiş videosunu da şu adresten izleyebilirsiniz: http://youtu.be/vE50qvdDj08

***
Yeniyüzyil üniversitesinde neler oluyor öyle! Rektörü tanımayan mütevelli heyeti üyesi de kim? Öğretim üyelerini öyle bir imzayla kapı önüne koymak da nerede görülmüş. Bu üniversite hangi yasalara göre yönetiliyor? Bu konuya daha ayrıntılı eğilmek zorundayız.. Vakıf üniversiteleri üniversite kimliği ile hareket etmek zorundalar, yoksa kapılarına kilit assınlar.. Ne öğrenciler kurban ve sağılacak inekler ne de bilim insanı kimliğini kazanmış öğretim üyelerinin hayatlarının, parayı bastıranın iki dudağı arasında kalmasına izin verilebilir.. Üniversite Vakıf kimliğini kazandıktan sonra, artık kurucusunun veya parayı koyanın malı olmaktan çıkmıştır.. Öyle değil mi?
***

Bir de İTÜ’de atılmalar var. YÖK’ün bir yasa yorumu ile “yüksek lisansta 3, doktorada 6 yılı tamamlamış ve mezun olmamış 50-d’li araştırma görevlilerinin ilişiklerinin kesilmesi gerektiği konusunda bir görüş yazısı” yayınlamış. YÖK görüşü “İTÜ’de uygulanmaya konmuş ve 10 araştırma görevlisi işten atılmış, 72 araştırma görevlisi bugünlerde, onlarca araştırma görevlisi de önümüzdeki günlerde işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.” Bu konu da güncel..
***
Gelecek Cuma’ya kadar sevgi ve dostlukla kalın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder