Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

19 Temmuz 2021 Pazartesi

 

Orhan Bursalı
Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.tr

Servet aktarımı, seçmenin yüzde kaçına? 70 milyarın izinde..

13 Temmuz 2021 Salı


Evet, bu iktidarın, Başbakan ve Cumhurbaşkanı RTE’nin ve örgütlerinin eline o kadar çok milyar dolarlar geçti ki... Kendilerinden önceki hiçbir Cumhuriyet iktidarı bu kadar parayı kasalarında görmediler ve harcayamadılar. Rüyalarına bile girmemiştir!

İktidarın kucağına adeta para yağdı, öyle şaşırdılar ki büyük ölçüde çarçur ve talan edildi bu paralar. 70.2 milyar dolarcıklar başta olmak üzere...

Bir okurum dünkü yazıma bir eleştiri gönderdi: “Yazınızın son bölümlerinde ‘70 milyar dolarlık mal satımı köprülere dönüştü’ ifadesi, aslında onlara bu parayla iş yaptık deme fırsatı veriyor. Ancak biliyoruz ki söz konusu köprü, otoyol vs. altyapı yatırımları bu paralarla değil, yap - işlet yoluyla yapılan işlerdir. Yani parası millet tarafından zaman içinde ödenecektir, ödenmektedir... Ayrıca dağlar kadar yükselttikleri dış borç da cabası.”

Ben de sözde “adil” olacağım diye prim vermişim. Okur çok haklı, borçları yazacaktım zaten de ama yaptıkları köprü ve yollar ve şehir hastanelerinin hepsini YİD (yap-işlet-devret) ve benzeri yöntemlerle gerçekleştirdiler. Yapımlarında kasalarından para çıkmadı, ihaleyi verdikleri şirketler, uluslararası ve ulusal bankalardan kredi aldılar, rahatça! Çünkü hepsinin arkasında Hazine garantisi vardı! Yani devlet, “ben kefilim” deyince krediler ırmak gibi aktı.

Önümdeki 4 Mart 2011 tarihli haberde Hazine’nin, “borç üstlenime tabi” 17.2 milyar dolar borca kefil olduğu yazılı. Bunların hepsi sadece otoyol ve Avrasya Tüneli için..

KÖİ BORCU 160 MİLYAR DOLAR

Devletin bu tür “para bul-yap, garanti benden” işlerinin hepsi KÖİ denilen kamu - özel sektör işbirliği adı altında toplanıyor. Bunların toplamı 155.9 milyar dolar. (Karayolu, havaalanı, turizm, yat-liman, demiryolu, enerji, sağlık tesisi..) (*) Hepsi Hazine garantisi altında.

Yani bu işlerin yapılmasında iktidar para koymuyor, kredilere kefil oluyor, yüklenici şirkete, eğer sözleşme gereği, mesela köprü ve otoyol geçişlerinde vaat edilen sayı tutturulmazsa, fark Hazine’nin cebinden karşılanıyor. Hazine’nin 450 milyar dolar brüt dış borcu var.

Yani tüm bunlar ileriye yönelik, Hazine’den vergilerimizle ödenen borçlarla karşılanıyor.

Yani 70.2 milyar dolar Cumhuriyetin dikili ağaçlarının satışıyla ilgisi yok.

Peki, 70 milyarı ne yaptılar?

225 MİLYAR DOLAR YATIRIM

Şimdi sizle başka bir bilgi paylaşacağım, ülkeye “Son 18 yılda uluslararası yatırımcılar Türkiye’de 225 milyar dolar doğrudan yatırım yapmıştır.” (**) Devlet ve Merkez Bankası söylüyor (2003-2020), tam AKP dönemi. Bununla övünüyorlar.

Bu arada 18 yıl içinde giden çıkan sıcak paranın haddi hesabını birileri söyler.

Diyordum ya gökten adeta döviz yağmış. Devlet, ekonominin dünyadaki gelişmelere göre, orta ve yüksek teknolojiye göre yeniden yapılanmasına yatırım yapmamış; yabancıların ve yerlilerin bu işi yapmaları, teşviklerle istenmiş. Onlar da keyiflerine göre hareket etmişler. Türkiye’nin ekonomisi, kalkınması yabancı yatırımlara havale edilmiş.

Övündükleri yol, köprü, hastane vb. gibi projelerin paraları, üstelik çok yüksek borçlarla geleceğe yani millete havale edilmiş.

SERVET AKTARIMI

Yani Cumhuriyetin 70 milyar dolarlık dikili ağaçlarının satışından elde ettiklerinin nerelere harcandığını bilmiyoruz!

Bilmiyor muyuz?

18 yıl boyunca yandaşlara aktarılan servetleri bile karşılayabileceğini sanmıyorum 70 milyar doların.

Koca bir orta ve zengin sınıf yaratıldı. Seçmenin hâlâ yüzde 25/ 30’unun AKP destekçisi olduğuna bakarsak, acaba bu yüzde 30’ların yüzde kaçı, iktidarca servet sahibi yapıldı, sorusunu sorarsak, 70 milyarın izinden bir parça gitmiş oluruz.

Yoksa yanılıyor muyum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder