Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

24 Mayıs 2023 Çarşamba

Yılgınlık, yok olmanın çıkış kapısıdır... Seçim analizi-3

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Yılgınlık, yok olmanın çıkış kapısıdır... Seçim analizi-3

21 Mayıs 2023 Pazar


Atatürk gibi düşün! Bu ülkeye sürekli borcumuz var!

Mehmet Van’dan döndü, “Abi çok çalıştık, bence seçimi yüzde 60 ile Kılıçdaroğlu kazandı, seçimi çaldılar, ne yapsak çalacaklar oy kullanmanın anlamı yok” dedi.

Mehmet’e, “Bak ıslak imzalı tutanaklar kontrol ediliyor, evet bazı oy çalmaları, yanlışlıklar var, bunlara itiraz ediliyor, düzeltmeler yapılıyor, ama seçim sonucu değiştirecek bir ‘hırsızlık’ saptanamadı, ikinci turda mutlaka herkes oyunu fazlasıyla kullanmalı, kullanmayanları ve iktidara oy verenleri de ikna edip sanığa götürmeli” dedim.

Abi umut yok deyince sert çıktım, oyunu şüphesiz ki kullanacak, ama yılgınlık ve umutsuzluk yüzünden akıyordu.

Büyük bir yılgınlık. Yanlış inanışlar varsayımlar üzerine kurulan “seçimi çaldılar” yaygın inanışı, tam uç noktaya vuruyor: Ne yapsan çalacaklar!

Bu inanışa yol açan, hepimizin de katkıda bulunduğu “Bu iş tamam, Kılıçdaroğlu yüzde yüz kazanıyor” inancı ve rehaveti. Anket şirketlerinin de çoğunluk tercihleri böyle olunca, Millet İttifakı’nın kazanacağı daha seçim olmadan yüzde 100 kesinleşmiş oldu.

KONTROL SİSTEMİ VAR 

Defterdeki ve düşüncelerdeki bu kesin hesap, sandıktan çıkmayınca, daha önceki “Atı alan Üsküdar’ı geçti” açıklamalarıyla Üsküdar seçimlerinin çalındığını doğrulayan açıklamalar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde mühürsüz oy pusulalarının YSK tarafından kabulü vb. gibi geçmiş deneyim ve pratiklerden akılda kalan “çaldılar” bilgisi, bu seçim sonucunda da alabildiğine yürürlüğe sokuldu.

Ülkeyi çaldıkları pek çok olayla gösterilmiş bir iktidar elemanları, oyları mı çalmayacaklardı!

RTE bu seçimde kaybetmeyecek de ne zaman kaybedecekti, ekonomi çökmüş, yoksulluk yaygınlaşmış, orta direk erimiş, üstüne üstlük pahalılığın önü kesilememişti…

Çıkarsama: RTE bu kadar yüksek oy aldıysa, mutlaka oylar çalınmıştı.

Oysa seçim sandıklarını kontrol mekanizması var. Kontrolde eksiklikler olabilir ama fotoğrafın bütününü, seçimin çalınıp çalınmadığını saptama olanağı var. Bunu görebilirsiniz.

Kazandık düşüncesi bu kadar yüksek tutulunca, beklentilerin gerçekleşmemesi, büyük psikolojik çöküş getiriyor...

Stratejide önemli bir hata!

İKİNCİ HATA: HER ŞEY DEĞİL

İkinci stratejik düşünce hatası “Ekonomi her şeydir” inancı oldu.

Bu belki “rasyonel insan” için doğru olabilir, ama rasyonel insan bir masaldır. Homo economicus evet piyasa işleyişi, çıkarları ençoklaştırmak, tüketim oburluğu, mal sahipliği vb. açısından pek çok gerçekçilik taşıyan bir kavram. Ama insan “ekonomik” yapısından çok daha fazlasıdır. Evet varoluşumuz maddi koşullar tarafından belirlenebilir, bu değişken olabilir; ama özümüz uzun zaman diliminde fazla değişmez.

Evet ekonomi çok etkili oldu ve AKP yüzde 7’ye yakın oy kaybetti. RTE’nin, asla tek başına partisinin oyu ile seçilemeyeceği görüldü. Fakat salı günkü yazımdaki gibi, RTE’nin seçimlere az kala dağıttığı paralar seçmenlerine ekonomik yardımcı olduğu gibi, milliyetçiliği ve büyük güç gösterisini devreye soktu: Top, tüfek, silah, gemi...

İnsan aynı zamanda psikolojik ve kültürel bir varlıktır!

Belki de ikinci önemli hata...

BİR DE PKK YALANI

Millet İttifakı’nın özellikle Kılıçdaroğlu’nu hedef alan PKK ile işbirliği yalanının, özellikle köylük bölgelerde çok etkili olduğu görülüyor. Salihli köylerine yerleşmiş bir dostumuz, buradaki tüm köylerin tamamen AKP propagandasına bırakıldığı ve insanların PKK’nin yeniden Türkiye’ye karıştıracağına inandırıldığını söyledi.

Şimdi ise bu yalanın on bin katıyla iktidara iadesi gerekli. Edepsizlikse en ucundan yanıt verin! Bunu yapabilirler mi nasıl yaparlar bilmem.

Olumlu propaganda yapalım, projelerimizle konuşalım stratejisinde eksik bırakılan, demek ki iktidarın yalan saldırılarına karşı da hazırlıklı olmak gerektiği imiş. Bu da üçüncü hata olabilir.

***

Evet, gelecek pazar bir referandum var, bu baştan sona yalan, ülkeyi çökerten ve yalancı bir din yayan iktidara evet mi denecek yoksa hayır mı...

On binlerce belki de yüz binlerce kişinin yukarıda anlattığım Mehmet’in ruh halinde olduğunu düşünüyorum. Kimisi tatile gidecektir, poposunu güneşe verip yan gelip yatacaktır.

Onlara derim ki, sizin bu yılgınlığınız tüm ülkeyi, tüm geleceği, tüm aydınlığı, tüm çocuklarımızı, tüm varlığımızı tehlikeye atıyor. Oyunuzu üstelik çoğaltarak kullanacaksınız.

Atatürk gibi düşüneceksiniz: Kazanmak için!

21 Mayıs 2023 Pazar

Seçim analizi 2- Sandığı biçimlendiren son 15 yıl

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Seçim analizi 2- Sandığı biçimlendiren son 15 yıl

18 Mayıs 2023 Perşembe


Kıyamet kopuyor, sosyal medya ahalisinde. Bunlar arasında aktif eylemcilerin neden ilk turda kazanılamadığını analitik irdeleme ve anlama davranışı yok. FETÖ’cüler yönlendiriyor, aklı başında olarak bilinen bir sürü Atatürkçü, CHP’liyi bile... Bilgisiz verisiz senaryolar gırla, zaten en iyi bildiğimiz de bu.

Salı günkü yazımın devamıdır bu ama başka açıdan... O açıya geçmeden bir iki noktanın daha altını çizeyim: Pek çok insan sandıktan çıkan sonuca bakıp “Kazanmamız gerekirdi çünkü ülke çöktü. Niye kazanamadık, o halde oyları çaldılar” bakışını seviyor. En kolayı o! Bir sonuç üreten de var: Kemal Kılıçdaroğlu yerine falanı filanı koysaydılar mutlaka kazanırdık. Nereden biliyorsun?

Ümit Özdağ bile “Mansur Yavaş’ı önerdik, yapsalardı bugün iktidar değişmiş olurdu, biz haklı çıktık” diyor. Nereden biliyorsun, Yavaş gösterildi de arka planda kazandı da biz mi bilmiyoruz. Şüphesiz bu bir “politikacı haklılığı”. Şimdi Ata İttifakı, Sinan Oğan, Özdağ tek adam rejimine devam mı diyecek, onun bir parçası mı olacak. Pazarlıklar ilgim dışında, bu partilerin işi. 

SANDIK, 5 YILIN SONUCUDUR

 Evet sadede gelelim. Herkes sandık sonuçlarına odaklı. Ama sandık sonuçlarının yaşanan 5 yıl boyunca biçimlendirildiğini görmeli.

Medya özgürlüğünün tüm endekslerde yerlerde süründürülmesi, baskılar cezalar bunun bir yönü. Yani, beş yıllık dedim ama geriye doğru beşer yıl daha gidin, tüm bu süreçler, yaşadıklarımızın tümü, sandığın şekillenmesinde etkili... Daha doğrusu sandıktan çıkanı belirlemeye yönelik.

Cami politikası, tarikatların yükseltilmesi, yıllarca tarihin çarpıtılmasına yönelik yayınlar, hep kültürel değişimin parçaları olarak, yani sağcı ideolojinin ahtapot gibi ülke ve insanını sarması için kullanıldı.

Osmanlılık politikası bilinçli olarak tezgâhlandı. Diziler diziler diziler, RTE’nin kavram olarak sultan yerine kabul edilmesine yönelik beyin yıkamalarıydı.

Yıllardır kutuplaştırma ve ötekileştirme politikası, bu ülkenin millet olmaktan çıkartılmasına, ideolojik olarak pek çok kampa ayrılmasıyla sonuçlardı. İktidar kendi dışında herkesi hain olarak damgaladı.

PARTİ-DEVLET

Parti-devlet boşuna konuşulmuyor. Tüm devlet aygıtı, tüm ilgili ekonomik, siyasal vb. RTE ve iktidarın hizmetkârı yapıldı. Millet bir kaymakam gördüğünde, karşısında aslında RTE’nin durduğunu biliyordu..

Yoksulluk bilinçli yaratıldı ve yoksullar RTE ve iktidarının ve partisinin yardımlarına muhtaç hale getirildi.

21 yılda eğitimin, üniversitenin kalitesi bilinçli olarak düşürüldü, bu politika sonucu “bağımlı düşünce yapısı ve bakışlar” geliştirildi.

“Reis miti” veya kültü yaratıldı.

Suriye topraklarındaki iktidarın varlığı “büyük zafer” olarak seçmenine dayatıldı vb.

Demokrasinin yasaların anayasanın askıya alındığı, demokratik bir ortamın asla sağlanamadığı bir toplumsal ortamda, otokrat bir kişiliğin ülkenin her kesiminde, iş dünyası dahil, susturucu rolünün sonucudur sandığa yansıyan.

Aaa niye yüksek bir farkla kazanamadık, kazandık aslında, oylar çalındı demeden önce tüm sürece bakmalı.

Mesela Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon’daki başarılı mitinglerinin niye sandığa yansımadığını da yaratılan bu kültür çerçevesinde düşünmeli.

Şüphesiz Millet İttifakı’nın kampanyasında nelerin daha iyi yapılabileceği tartışması ayrı bir konu.

TÜM BUNLARA RAĞMEN

Evet, RTE tüm bunlara rağmen, ilk turda seçimi kazanamadı. Şuna bakalım: Partisinin oyu yüzde 42.5’lardan 35.6’ya geriledi. Yani neredeyse başlangıç koşullarına döndü. Anketler aslında bunu gördü.

Bu aynı zamanda RTE’nin de gerçek oyudur.

RTE’yi yüzde 49.5’a yükselten MHP’nin yüzde 10’luk, YRP’nin 2.8’lik, BBP’nin 1’lik, domuzbağcıların birazcık oyudur. Tabii DSP diye bir şey varsa onlardan da beş on oy almıştır. Toplarsanız yüzde 49.5’i bulursunuz.

MHP’nin anketleri şaşırtmasının temelinde, AKP’den ve İYİ Parti’den “Eyvah MHP gidiyor” düşüncesiyle yönelen veya yöneltilen oylar yatıyor. Yeniden Refah önemli ölçüde Saadet’ten oy devşirmiş görülüyor.

Millet İttifakı’ndaki dört küçük bileşenin CHP’ye dolayısıyla daha çok milletvekili çıkartmasına pek az katkısı oldu. Toplasanız yüzde 1 civarında olabilir.

Bu partiler henüz kök salmamış ve belirli bir seçmen kitlesini sürükleyebilecek yapıya ulaşamamıştır.

***

AKP ve reisin geleceği zor bu ülkede. Gelişme ve tarihin ve toplumun ilerleyişi aleyhinde. İkinci turda şüphesiz ki umut var, bu kez CHP çok sert bir şekilde Saray’a ve yarattıkları büyük çöküntüye damardan odaklanmaya geçmeli.

Bu kez... Bu kez değilse bu iktidarın sürmesi çok zor bu ülkede...

Uçak, füze, gemi soğan patatese karşı

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Uçak, füze, gemi soğan patatese karşı

16 Mayıs 2023 Salı


Kestirememek, Türkiye gibi büyük bir kargaşa ve olaylar içinde kısa bir seçim süreci içinde sandığa giden bir ülkenin kaderi olsa gerek. Cumhurbaşkanı seçimi sonucunu kesine yakın tahminde başarılı olan BetimAr (hiç görmemiştim!) gibi ender ve sonucun uzak kenarında dolaşan bir iki şirket dışında size sunulan ciddi veriler olmazsa olayın akışını göremezsiniz.

Pazar günü Sözcü’de Can Coşkun sormuştu, “Sübjektif davranıyor olabilirim fakat eldeki verilerden yola çıkarak seçimin ilk turda bitmesini öngörüyorum” demiştim. Fakat sonuçlara bakarak bizlerin çok daha soğukkanlı, olanı biteni verileri önümüze koyarak değerlendirme, tahmin yapmamız gerekiyordu.

SOĞAN PATATES HER ŞEY DEĞİL

Önce şunu söyleyeyim: Soğan patates her şey değilmiş. RTE “Liderinizi soğan patatese satmazsınız değil mi” sorusu haklı çıktı, satmadılar! Bu bile psikolojik bir baskı sorusuydu ama sonuç verdi. Hayır bu soru RTE’yi sonuca yaklaştırdı demiyorum.

Sonuç, bütünsel politikaların ürünü. Şunu net görüyorduk: RTE ekonomik çöküntüye hep bir yanıt verdi. Emekli maaşlarını yükseltti, asgari ücrete, temmuzda yeni zam sözü verdi, EYT’lileri çözdü. Muhalefet de ama zamlar daha hızlı koşuyor dedi. İktidarın gücü her zaman bir iki kademe üstündür.

Deprem bölgesindeki oylarının düşmeyeceği daha önce görülmüştü. “Deprem bir kaderdir.” Bunu kader kabul etmemek ve talepte bulunmak öncelikle ciddi eğitim meselesidir. Bu yoktu. Ayrıca iktidar depreme hızla yanıt verdi ve on binlerce konutun temelini hemen attı. Depremzedelere umut verdi. “Biz bedava vereceğiz, bu bir haktır” doğru yaklaşımının karşılığı olmadı çünkü zaten iktidarın oy deposu olan bölge, deprem kaderdir inancı ile ve bağlı olduğu siyasalideolojik düşüncenin hızlı yanıtını kendisi için yeterli gördü.

'REİS DÜNYA LİDERİ'

Olayın diğer yönü, hiçbir zaman soğan patatesin (bir anlamda böyle bir ekonominin) bir seçimi belirleyici olamayacağı gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. “Ekonomi belirleyicidir” saptamasının iflası! Evet ekonomi önde gider, fakat başka belirleyiciler onu bastırabilir: Mesela milliyetçilik aşırı propagandası eşliğinde, İHA’lar, uçaklar, uzaya adamlar, savaş gemileri, füzeler özetle biz üretiyoruz bunları propagandası çok etkili oldu. TV’ler, kendilerini ortada görenler dahil, bunların tanıtımı, daha neler yapacağız neler sözleriyle seçmenlere, evlere günlerce boca edildi. “Reis, dünya lideri”!

Batı karşısında ezilmişlik duygusuna büyük yanıtlardı bunlar. Boşuna her yerde bunların maketleri sergilenmedi, fuarlar açılmadı.

Patates soğan mı, yoksa büyük silah gücü ve dünya devleti imajı mı? Yanıt ikincisi oldu. Patates soğan gerçekten iyice yoksullaşan ve geçim sıkıntısı içinde bocalayan emeklilerin baş meselesi olabilir, ama bunların bir kısmı zaten AKP’nin “yoksulluğu yönetmek” stratejisinin bir parçasıydı.

Bu konu açılmışken şunu da hatırlatmalı: Çöken ekonomi bir yanıyla hep ayakta tutuldu. İşsizlik iki katına yükselmedi, pahalılığa rağmen ekonomiyi önemli ölçüde ayakta tuttular. Faizleri düşürdüler ama bir yandan da parası olanlara DDM hesaplarıyla para aktardılar. Önemli bir kesimin harcamaları kesilmedi. Bu politikaları sonuç verdi.

On milyarlarca lira seçim bütçesi aktarılan Aile Bakanlığı eliyle sosyal yardımlar iki katına çıkartıldı (450-600 TL’den 800-1200’e).

ADAY MI YANLIŞTI

Bazı kolaycılar, Millet İttifakı’nın seçimi kazanamamasını, Kılıçdaroğlu’nun adaylığının yanlışlığına bağlıyorlar... Adaylığı her şey geri kalanı hiçbir şey olarak görüyor ve propaganda yapıyorlar. Bu tam bir komploculuk. Kılıçdaroğlu bir strateji uyguladı, milletin geri kalanını birleştirme... Strateji sandığa kadar iyi çalıştı ama sonuca ulaşmadı. İttifaktaki bileşenlerin oylara ölçülebilir görülebilir bir katkısı? Sanki yok gibi. İYİ Parti’nin vazoyu kırıp sonra tamir etmesi, güveni sarstı, bu oyuna da yansıdı ne yazık ki. Yok başkası aday olsaydı, kazanırdı gibi laflar gırla. 

Millet Kılıçdaroğlu’nu sevdi, bence başarılı bir kampanya yürütüldü ama yukarıdaki gerçekler galip geldi.

Belki İYİ Parti dışında diğerlerin parti olarak gelişip vücut bulmalarına zaman olmadı. Kendilerini ispatlayamadan ham ve isim olarak ittifak bileşeni oldular. Bunun sonuç vermediğini düşünüyorum. Saadet, seçmenini Yeniden Refah’a mı kaptırdı? Evet gibi. Van’da sandığa giden İbrahim, “Abi Kürt seçmen dağıldı, nasılsa kazanılıyor” diyerek seçim bölgesine dönmedi, her sandıkta yüzlerce seçmen yoktu, dedi. MHP üzerine bir şey yazmayayım, AKP’dekilerin yüzde 2-3 oyu dönmüş olabilir.

Siz bunları bir düşünün, ben de perşembe yazım için hazırlık yapayım.

Millet tek adamı ve rejimi değiştirme iradesini ortaya koydu

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Millet tek adamı ve rejimi değiştirme iradesini ortaya koydu

15 Mayıs 2023 Pazartesi


(seçim gecesi 9.30'da yazılmıştır)

Anadolu Ajansı’nın (AA) manipülasyonlarının yarattığı belirsizlik ve kafa karışıklığı ortamında, seçim sonuçları konusunda yazı yazmanın zorluğu... Halk TV salonunda bekleyen gazeteci arkadaşlara “Nasıl bir yazı yazarsınız” diye sordum. “Yazma”, “Eski yazını gönder” benzeri öneriler geldi...

AA’nın ve tüm medyanın özgürleşmesi, mesleki açıdan beni en çok ilgilendiren konu. Şüphesiz bunun için de bu otoriter, seçim süreci boyunca sahte propaganda ile, millet iradesini saptırmak için türlü çeşitli yalanı devreye sokan, demokrasiyi sandığa indirgemiş, sandığı bile AA aracılığıyla aldatmaya yönelen iktidarın değişmesi gerekir. 

Şu anki duruma göre, Kılıçdaroğlu ilk turda kazandı demek zor. Buradaki arkadaşların genel kanaati seçimin ikinci tura kalacağı yönünde.

OLASILIK VAR

Ama bence hâlâ ilk turda kazanma olasılığı var, burada dayanağım, beklendiği gibi AKP’liler Kılıçdaroğlu’nun önde olduğu çok sayıda sandığa itiraz ettiler, dolayısıyla bu oylar ıslak imzalı tutanaklara geçemedi ve açıklanamadı.

YSK’nin ıslak imzalı tutanaklarının saat 21.00’deki sonuçlarına göre, Kılıçdaroğlu, yuvarlayarak söylüyorum 1 puan önde, yüzde 48’e 47.

AKP’nin itiraz ettiği çok sayıda sandıktaki toplam oy sayısını bilemediğimiz için, bu oyların Kılıçdaroğlu’nun oylarını ne kadar artıracağını da tahmin edemiyoruz. 

AA’NIN AMACI

Yazıyı göndermek zorundayım. 

Anadolu Ajansı’nın her seçimde bunu yaptığını biliyoruz:

Birincisi, kaybettik duygusu yaratarak muhalefetin sandıkları terk etmesini sağlamak. İkincisi, sonuçlara sürekli itiraz ederek, kesinleşmelerini önlemek, belki de seçim kurullarının ve YSK’nin kendi dayattıkları sonuçlar yönünde karar vermesini sağlamak.

Yargı bu tuzağa düşer mi bilmiyorum. Ülkede kaos yaratmaya yanaşacağını sanmıyorum. 

Sonuç eninde sonunda belli olacak.

Tüm ülkeyi, seçmenin en az yarısını, tüm devlet imkânlarını haksız ve hukuksuz kullanarak yanıltmanın kıskacı altına alan bir yarı diktatör ama tam otoriter yönetimin yarattığı bir kargaşa içinde bu yazıyı yazıyorum.

İkinci tura kalırsa, ülke için iyi olmaz. 

MİLLET: TEK ADAMI İSTEMİYORUZ

Şimdilik yazıyı keseyim, belirsizlik biraz kaybolur ve zaman da olursa, eklemeler yaparım.

Güzel günleri bu ülke ve bu millet hak etmiştir.

Ülkenin geleceğine yönelik aydınlık insanları rejimi ve tek lideri değiştirme iradesini beyan etmiştir.

Bu seçimin en önemli sonucu budur.