Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

24 Ocak 2022 Pazartesi

Sezen Aksu’nun dili

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Sezen Aksu’nun dili

23 Ocak 2022 Pazar


Cami nutuk atma yeri midir? Evet öyle... değildir de, öyle yaptılar. Siyasete “minareler süngü, kubbeler miğfer” sözde “şiir”le giren ve üstüne üstlük yandaş “büyük âlim yazar çizerler” tarafından “Şiir okuduğu için ceza aldı” biçiminde propagandası yapılan bir eylemin varacağı nokta, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ve ilgili maddelerinin çöpe atılmasıdır.

Ve anayasanın ve Türk Ceza Kanunu’nun bu maddeleri de tabii ki geçersiz kalmaktadır, Türk Ceza Kanunu’nun 312/2. maddesinde yer alan “halkı din, mezhep vs. farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik” suçu fiili olarak yoktur. Bu madde yasadan kaldırılmalıdır!

Siyaset kürsüsünde değil, üstelik camide imamın yanında nazır bekletilen mikrofondan “Hz. Âdem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” diyen bir Cumhurbaşkanımız var. 

Cami ve din niçin var? İnsanların inançlarını yerine getirmek için. Dinin insanlara güzellik, iyilik doğruluk dürüstlük sevgi vaat ettiği söylenir. Cumhurbaşkanı cami sahnesinde dil koparma vaazı vermektedir. Bu olabilir bir şey değil.

BELLEKTE SERBEST ÇAĞRIŞIM

Daha belleklerde kafa kesen Taliban, IŞİD vb. gibi köktendincilerin yanı başımızda din adına yaptıkları kıyımlar- işledikleri cinayetler henüz düşüncelerde varlığını sürdürürken, “yeri geldiğinde dil koparmak”tan bahsedilince, belleklerde hangi sahnelerin canlandırıldığını izah etmeye gerek yok. 

Cumhurbaşkanı bir açıklama yapabilir ve en azından “Mecazi anlamda söyledim, tabii ki asla Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle sahneler olmaz, izin vermeyiz” diyebilir, demelidir de. 

Yoksa kendisini adeta tapınmaya varıncaya kadar seven bazıları gerçekten Sezen Aksu’ya, başkalarına, Sezen Aksu’yu savunanlara karşı şiddet uygulayabilir, yere yıkıp dil kesmeye bile kalkabilir, dil koparmak vaciptir, liderim fetva vermiştir diye düşünebilir..

EMİR SAYABİLECEK İNSANLAR

Dahası, sözlerden aldığı cesaretle “Cumhurbaşkanıma laf edenin kafasına sıkarım” diye harekete geçebilir.

Yasalarımızda “dil koparmak” diye bir ceza mı vardır? Hayır.

Peki, “dil koparmak” o halde kişiyi öldürmeye varıncaya kadar uzanabilecek yasadışı bir eylemdir. 

Yani bir suça girer. 

Peki, bir siyasi lider kalkıp “dil koparmak” propagandası yapabilir mi?

Hayır, bu da suça teşviktir.

Peki, dil koparmak şeriat uygulayan ülkelerde var mı, taşlayarak öldürmek var, ama bir şeriat lideri, isterse bunu yasal hale getirebilir mi, neden olmasın.

Cumhurbaşkanı yasalarımızın yerine başka yasaları geçirmeyi mi planlıyor? Hayır, daha doğrusu sanmıyorum.

SAVCILAR SORUŞTURABİLİR

Ama dil koparma açıklaması, normal koşullarda savcılar tarafından soruşturulmaya açık olabilir. Bunu hukukçular daha iyi tanımlar. Çünkü karşılarında her türlü yasayı geçirme gücüne sahip bir iktidar söz konusudur. Bu bakımdan savcı niyet sorgulayabilir. 

Bu şu bakımdan da önemlidir. Güçlü bir lider ve ona kökten bağımlı bazı insanlar, bunu sanki kendilerine verilmiş bir talimat gibi algılayabilirler. Sonuçta toplumu din temelli birbirine düşürme eylemine dönüşme potansiyelinin varlığı sorgulanabilir.

Cumhurbaşkanı bunu camide ve tamamen dini bir cümle içinde söylüyor. Bu cümlenin, anayasanın ve yasaların siyasi parti ve kimliklerin dini siyasete alet etmeyi yasaklayan maddelerine aykırılığı da gündeme geliyor. Açıkça bir savcı devletin kurulu düzenini değiştirme girişimi mi var diye merak edebilir. Saray’da ve iktidar partisinde böyle bir çalışma olup olmadığını, laikliği kaldırmak gibi bir girişimi araştırabilir.

SİYASİ PARTİLER KANUNU YASAKLIYOR

Çünkü Siyasi Partiler Kanunu’nun 84., 86., 87., 88., 89. maddelerinde, siyasi partilerin laiklik ilkesine aykırı faaliyetlerde bulunamayacakları yazılıdır. 

Anayasa ve yasalardaki “siyasetin dini araç olarak kullanmasını yasaklayan maddeler geçerli sayılmayınca camilerin siyasi bir propaganda alanına dönüşmesi” sıradan bir olaya dönüştü.

Günümüz Diyanet reisinin izinde giden ve oradan güç alan bir cami imamı, camide nutuk atarak hilafeti kurmaya çağırabilmektedir. Bu din adamı vaazıyla devletin yasalarını tahkir etmekte, cemaati adeta isya

na çağırmakta ve suç işlemektedir. 

Özetle, Cumhurbaşkanı bu ülkeye bir açıklama borçludur. Yoksa kimse kendini haklı olarak güvende hissetmeyecektir. 

Yoksa istenen bu mu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder