Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

19 Kasım 2014 Çarşamba

Yeni Parti ve CHP Saptı mı?

“Orhan Bey Emine Ülker Tarhan’ın partisi hakkında ne düşünüyorsunuz?”
Kitap Fuarı’nda Kırmızı Kedi’nin standında “Çatışmanın Anatomisi” yeni kitabımın imzası sırasında bir okurun bu sorusunu nasıl yanıtlamam gerekiyordu? Şüphesiz bazı düşüncelerim vardı. Toparlayıp yaklaşık şu yanıtı verdim, genişleterek paylaşıyorum:
“Hayırlı olsun.. eğer önümüzdeki seçimlere yönelik bir beklentileri varsa, şans vermem.. Kutuplaşmanın ve iktidara yönelik nefretin bu kadar zirveye tırmandığı zamanlarda ana kutuplar kendilerini korurlar... Ana Parti’ye yönelik önemli bir kopma olmaz.. Milletvekillerini belirleme sürecini bekleyelim. Vayy beni yapmadıncılardan bir kısmı Emine Hanım’a yanaşabilir.
Peki bir kopma beklemiyor musunuz? CHP’nin memnuniyetsiz bir kitle yarattığı fikrine katılıyor musunuz? Emine hanım bunun bir dışavurumu değil mi?
“2015 seçimleri sonrasında CHP içinde büyük bir hesaplaşma beklenebilir. Büyük kopma, ikiye yarılma falan demiyorum, hesaplaşma diyorum.. Bu da normaldir, bu yönetimle bu kadar seçim geçirmiş bir kadro var.. Çeşitli açılımları var.. Ama oy verenlerin “başarı” diyebilecekleri, onları memnun edecek bir sonuç olacak mı, CHP Kurultayı karar verecektir..”
Seçmen tabanındaki tepkiyi küçümsüyor musunuz?
Yoo bir tepki var.. Seçmen veya CHP’li aktivistler diyebileceğimiz, yani ideolojiyi ve mücadeleyi ön planda tutan bir gurup insanın sürekli olarak yönetime karşı tepkisel duruşunu görüyoruzy. Bazen çok sert bir dille!.. Bunlar özellikle ‘ulusalcılar’ diye ön plana çıkıyor veya öyle nitelendiriliyor. Bu, CHP içinde bir iktidar mücadelesidir aynı zamanda, bu nedenle de sert ideolojik ayrımlarla sürdürülmek zorundadır. İddialarının veya eleştirilerinin hepsinin “doğru” olması gerekmez.

DERSİM FEODAL BAŞKALDIRISI VE PKK
CHP ilkelerinden ayrılma yok mu?
Bir gurup aktif CHP’linin veya CHP seçmenine seslenen başka küçük partilerin yoğun ve sürekli eleştirileri var.. CHP geçmişi savunamıyor. İktidar yıllar boyu örneğin Dersim’de yaşananları CHP’nin başına kakar durur. Onlar da araştırma komisyonu kuralım derler. Ama iktidar yine vurur; şimdi sanhtekarca Alevileri koparma politikası izliyorlar. Aleviler bir siyaset aracı veya yemeğine dönüştürüldü.
Bazı Aleviler de kafakola alınmışa benziyor. Onların tabanları nedir bilmem. İsyancıların feodal lideri kutsanıyor. Diyanet Alevilere kültürsünüz diyor.. Komik komik Vakıf önerileri var. Sünni siyaset, Alevileri ve onunla birlikte CHP’yi de yemek istiyor. Sanırım bilmem ne isyancının işte mezarı diyecekler, aslında Aleviler arasında bugün bir karşılığı var mı hiç bilmediğin bir kişinin sırtından sanal ve imaj puanı toplayacaklar.
Bakın, sahkekarlık şurada: Bugün dersim isyanının bastırılması dönemindeki gerçekten pek çok aşırılığı, öldürmeleri politikasına dolayanlara sormak gerekir: Bugün PKK’ya karşı neden savaşıyorsunuz.. 40 binden fazla insan bu savaşa kurban gitti.. Neden? Verin istedikleri toprakları PKK’ya bitirin işi.. Neden “vatan bölünmez” havasındasınız? Dersim’de de feodal ağalar ne istiyorlardı?

DİN AÇILIMI MI?
Din, laiklik ve türban konusu da tartışma meselesi..
CHP’de politik bir inanç var: millet bizi dinsiz imansız biliyor, bu nedenle munhafazakar sbeçmenden oy alamıyoruz..Kitleleri öyle olmadığına inandıralım diyorlar. İslamcı sözcüler alıyorlar. Onlar CHP’lilere küfür gelebilecek sözler söyleyince ipler geriliyor. “Validebağ’a Diyanet karar versin, Camii gerekli desin biz de destekleyelim..” gibi zırva politikaların sahipleri ortalıkta..
Daha, Diyanet’in, RTE siyasetinin bir aleti olduğunun, yeşil ve boş alanlarının tamamen imara açılmasının ve Camiinin burada bir koçbaşı olarak kullanıldığının farkında değil.. O mu karar verecek oradaki millet adına! Camilere toplu gitmeler, imamlara gidini demeçleri.. Dine açılım, tam RTE’nin dinci politikalarının tersyüzü oldu. Git imamları ziyaret et kendini anlat oyunu iste, bunun için davul mu çalman gerek..
CHP’nin laiklikten çıktığını söylemek boş laf tabii. Ama, Laikliği, ikide biri laikli diyerek savunamazsın, alternatif poltikalarla bunu gösterirsin.. Ama CHP, RTE’nin dini alet eden ve dincileyme politikasına ciddi yanıt veremiyor.. Sanki onun gırdabına sürüklenmiş gibi..

YETMEZ AMA EVETÇİ AÇILIM
Peki Murat Belgeleri toplantılara çağırmak?
Murat Belge gibi, yıllar boyu RTE- İktidarının önde gelen istihkam elemanlarından birini ve Ayşe Hür gibi işi gücü sürekli Genç Cumhuriyet ile hesaplaşmak olan ve iktidarın ideolojik toplarına barut dolduran bir tarihçiyi, Birinci Dünya Savaşı kongresine çağırmaları ilginç. Bu ikisi de Mustafa Kemal’i diktatör faşist diye kötüler.. Bu, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine karşı çıkanlara kucak açma politikasıdır. Murat ve Ayşe’lerle mi oy toplayacaklar?! Çoook gülerim..
Bakıldığında bu politikalarla CHP bir şeylere dönüştürülmek isteniyor manzarası ortaya çıkıyor.. Ben bunları “üç-beş oy daha alalım, aşağı düymeyelim, yoksa iktidarı bırakmak durumunda kalırız” panik davranışlarına yorumlamak isterim. Ama panik davranışlarsa veya bir oy karşılığı yoksa, dışarı oy kayması vardır. Bu net olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde görüldü.
Bu politikalara mimarlık yapanlar kim?
Kılıçdaroğlu’nun esas fiili danışmanlık kim(ler) yapıyor ve –siyasi6sosyolojik analizlerle yönlendiriyorlarsa, onlar.. Bilemem.
Emine Ülker Tarhan’ın partisine gelince..Kurucularından biri “ulusalcı falan değiliz, merkez partisiyiz” dedi.. CHP’de parti kuracak çok insan var.. 
Birinciliği Tarhan göğüsledi..
---- 17 Kasım 2014 Pazartesi / Bilim Siyaset – Cumhuriyet

YÖK’ten, “Konuşma Yasağı”na Açıklama

CBT Gündem, Sayı 1443


YÖK Başkan Gökhan Çetinsaya, biliyorsunuz, daha görev süresi bitmeden oradan Başbakanlığa alındı. RTE’nin kendisini pek sevmediği söylenir. RTE oraya sadık bir adamını atayacak... Başbakan’ın Çetinsaya’yı görevden almasının pek de yasalara uygun olmadığı tartışıladursun, Çetinsaya giderayak üniversitelere (devlet+vakıf) bir anımsatma duyurusu gönderdi.. 29 Ocak 20014’te YÖK Disiplin Yönetmeliğinde yapılan değişiklikleri anımsatarak, bu konuya bir açıklama-düzeltme getirdi. Biliniyordur, ama elimize yeni geçtiği için yeniden sözünü edelim..
“Anılan yönetmelik hükmünün amacı, akademik ve bilimsel araştırma veya tartışmaların yasaklanması ya da  öğretim elemanlarının çeşitli basın yayın organlarındaki tartışmalara katılmalarının veya akademik özgürlüklerin engellenmesi değil, yetkili olunmadığı halde ilgili yiikseköğretim kurumu adına kurumsal beyan ve  demeçler verilmesi ile ilgili olup, yüksek öğretim kurumlarımız tarafından söz konusu yönetmelik hükmünün bu çerçevede değerlendirilmesi  hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim..”
Aslında yönetmelik açıkça “yetkili olmadığın konuda” medyaya açıklama yapamazsın, diyordu. Çetinsaya bunu yumuşatıyor, “yetkili olunmadığı halde ilgili yiikseköğretim kurumu adına kurumsal beyan ve demeçler verilmesi”ne indirgiyor.. Zaten medyaya konuşan akademisyenlerin hiç biri “üniversite adına” konuşmaz, kendi adına konuşur, kurum adına konuştuğunu düşünmek komik olur. Yani “işlevsiz” bir disiplin maddesi bu. Konuşan akademisyen için alt tarafı falan ünivresite öğretim üyesi diye yazar.
Bilmiyorum ama soruyorum: Acaba iktidar disiplin değişikliği ile gerçekten akademisyenlere “yetkili olduğun konularda sadece konuşabilirsin” diyerek bir sınırlama mı getirmek istedi de, pratikte bunun nasıl uygulanacağı konusunda Çetinsaya bir açıklama gereğini duydu?
Neyse, iş kapandı zaten, Çetinsaya da gitti. Bakalım Çetinsaya sonrası YÖK’ü iktidar, yani RTE Sarayı nasıl kullanacak..

***
Dergimizde yayımlanan yazılarla ilgili bir iki düzeltme yapalım. Veli Akarsu yazdı “CBT, 31 Ekim 2014, Sayı 1441'de yayımlanan, Bilim insanlarımzın başarıları adlı Sayın Prof. Dr. Bahattin Baysal'ın yazısında bir cümlenin hatalı olduğunu düşünmekteyim. Cümle şudur: “Prof. Dr. Yusuf Yağcı, Polimer bilim dalında yıllardan beri her ay 25-30 makale yayımlıyor.” Bu cümle hatalı olsa gerek..”
Akarsu haklı, Bahattin Hoca yanıt verdi: “Yazımdaki ‘her ay’ sözü yanlıştır. Doğrusu "her yıl" olacaktır. Bu vesile ile Prof. Yusuf Yağcı'nın yıllık yayın sayılarını inceledim : 2014: 21 yayın; 2013: 29 yayın; 2012 :24 yayın; 2011: 42 yayın; 2010: 31 yayın..”
***
Prof. Dr. Tayfun Uzbay CBT 24 Ekim 2014 Sayı 1440’da yer alan yazısında kullandğı tabloda bir hatayı düzeltiyor. “Kendi dalgınlığımdan kaynaklandı. Ülkeleri sıralayan tabloda Belçika hem 19. hem de 24. sırada iki kez yer almış. Doğrusu 24. sırada Brezilya'nın bulunmasıdır..”
***
Bu hafta bu kadar. Gelecek hafta, geçen sayıda yayınladığımız başarılı kadın bilimcilerimizle ilgili küçük bir düzeltme tablosu yayınlayacağız..

Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak dileğiyle..

17 Kasım 2014 Pazartesi

Bu Cinayeti Hiç Unutmamalıyız

90 yıllık zeytin ağacı yan devrilmiş, kökleri havada, boşlukta.. Yırcalı anne zeytinleri toplamaya çalışıyor. Gözü yaşlı.. “Zeytinlerimizi bile toplamaya izin vermediler..” Arkada benzer görüntüler. Zeytin ağaçları birer birer kalplerinden vurulmuş, upuzun yatıyorlar. 3- 5-10 değil.. 100 -300 -1000 değil, 6000 bin zeytin ağacı.. Dallarında, kendilerini yeniden üretmek için her yıl düzenli olarak varettikleri siyah zeytinler salkım salkım sallanıyor..
Zeytinler onların bebekleri.. Doğanın zor koşullarında nesillerini sürdürebilmek için her ağaç her yıl kendini yüzlerce bebeğiyle çoğaltma yoluna gidiyor.. Düşecek yere tohumu, tutunacak ve filizlenecek.. Yüzlercesinden biri-ikisi bu şansa sahip..
Çanakkale savaşının yere serilen yiğit canları gibi.. Srebrenica katliamı mı desem.. Yoksa dünya savaşlarında cephelerde binlerce askerin yerde upuzun yatan cansız bedenleri gibi..
90 yaş, zeytin ağaçları için ne kadar erken.. tıpkı genç askerler gibi..
***
Ben neredeyse 500 yıllık-1000 yıllık zeytin ağaçları gördüm. Seferihisar Teos antik kentinin terkedilmiş yamaçlarında.. İki sıralı dizilmişler, aralarındaki daracık yoldan en fazla, binlerce yıl öncesinin bir “atlı savaş arabası”nın geçebililordu. Sanki ilkyaşamdan fırlamışlardı; yorgun, yaşlanmış, kolları kanatları kırılmış ve küçülmüş... Bedenleri pörsümüş, yamrumuş.. Ama canlılardı ve üzerlerinde toplayabileceğiniz tek tük yavruları bile vardı.. Sanki varlıklarını birbirine yaslanarak sürdürmek isteyen geçmişin kocamış tanıkları..
Ağaçlar da ayakta ölürler, tıpkı atlar gibi..
Ama Yırca’da körpecik 6 bin can, duvarın dibine dizilmiş ve cinayet timlerince kafalarına birer kurşun sıkılarak öldürülmüştü..
Bir gece karanlığında.. Binlerce çığlık eşliğinde, yeri göğü inleten..
***
Benzer ne alçaklıklar görmüştür yeryüzü şüphesiz ki. Vahşetin paraya çağrısının durdurulmaz tırmanışı, yara yıka ilerliyor. 6 bin canlık bir vahşeti bir kaç saat içinde gerçekleştiren kafa, beyin, kör para bilinci, ülkede egemen, iktidar. İstanbul’un kuzey ormanlarını, tam kalbinden keserek, yararak, yıkarak geçen insafsız siyaset, bu kez Yırca’da hükmünü sürdürdü..
Kara siyaset ve dehşet, Gemlik zeytin ülkesi ve insanları üzerinde esiyor.. Yerle yeksan edecekler.. Çal Dağı’nı yeşilinden soyup, kuş uçmaz kervan geçmez kirli sarıya dönüştürüyorlar.. Katliam 500 bin ağaca doğru gidiyor...
Kara düşünce, Ankara’da esiyor.
Kondu-Kaçak saray olarak esiyor...
Dünyanın en pahalı uçağı olarak esiyor..
Ve dünyanın en pahalı, en lüks, en korunaklı, en zırhlı ve her türlü saldırıya karşı hazırlıklı özel yapım Mersedes olarak esiyor..
Yırca katlima, 6 bin canın bir kaç saatte infazı ile Ankara’daki dehşet görüntüler, birbirini besleyen, destekleyen, kollayan, birbirlerine varoluş olarak bağlı, biri olmadan diğerinin olamayacağı kadar açık..
Yırca cinayeti, ülkedeki tüm cinayetleri anlamanın şifresidir..
Maden, inşaat, bütün işyerlerinde ve gösteri meydanlarındaki tüm cinayetler..
Hepsi aynı tezgahta dokunmaktadır..

Yırca’yı unutmayalım.. Bu iktidarı da ve Kolin şirketi adını da..
Hiç bir zaman ve asla..
--16 Kasım 2014 / Bilim Siyaset – Cumhuriyet

14 Kasım 2014 Cuma

ÇATIŞMANIN ANATOMİSİ KİTABIM, İÇİNDEKİLER



Önsöz Yerine
Kitaba Girişten önce: Çatışmayı Önceleyen Yazılardan Notlar
Hepsi Yakın Geleceği Haber veriyordu
Siyaset dışı bakışlar

I. BÖLÜM
Erdoğan’a İlk Büyük Saldırı: İkinci Şike Yasası!
Neden Futbol? Hedef Ne?
İlk ve İkinci Şike Yasası
RTE Yalnızlaşıyor, Hükümet’te Bölünme Beklentisi
RTE’ye Karşı Oluşan Cephe, RTE’nin Suskunluğu
Erdoğan Darbeyi Savuşturuyor.. Olaydan Çıkan İlk Sonuçlar ve Başlatılan Tasfiye Mekanizması
 Erdoğan Gül’e Dokunuyor, Cemaat İlk Yenilgiyi Tadıyor

II. BÖLÜM
Türkiye Sarsılıyor: MİT’e Operasyon
Kim Yaptı Bunu?
Başbakan “Altın Vuruş”u Karşılıyor
İktidarı Zorlayan Olaylar
RTE derinden ama kararlı gidiyor
Çatışmanın erken sinyalleri
“Eyvah Ergenekoncular Canlanıyor” Korkutmacası
MİT operasyonu arkasında ABD var mı?
“Deprem”den Hemen Sonrası: “İktidara Sabotaj”, “Hükümete Darbesi Girişimi”
Evet, “Bu bir Darbe, Ama Kemalist darbe!”
Gülen: Yanlarında kimseyi istemiyorlar ki, hortumlamalarının şahitleri olmasın..”
Sorun, Kürt Meselesi veya MİT mi?
MİT’e Operasyon Araçları: Oslo Görüşmeleri ve KCK
Cemaat’in Kürt politikasının hedefleri
Nedir Şu MİT- OSLO Görüşmesi?

III. BÖLÜM
Gülen- RTE anlaşmazlığında Eğitim Kavgası: Cemaat Dershaneleri - İmam Hatip Çatışması
Cemaat’in eğitimli gençliğine karşı Erdoğan’ın İmam Hatipleri
“Altın Nesil”, ana güç
Dershaneler Cemaat için çok mu önemli
“Kılcal damarlarda dolaşacaksınız…”
Cemaatin küresel okullarının anlamı ne?

IV. BÖLÜM
İktidara yürüyüşte yeni bir siyasi yöntem (parti) ve ideolojik toplumsal ütopya önerici olarak Gülen Hareketi

1 - Gülen: Modernistliği, Küresel Girişimciliği ve ABD ile İlişkisi
“Hoşgörü” sloganı: yayılma ve tehlikesizlik konsepti
ABD, Ilımlı İslam, AKP ve Cemaat ilişkisi
2- ABD’nin 50 Eyaletinde Örgütlü, Kongre’de Etkili
3- Gülen Hareketi: Bir siyasi büyüme stratejisi olarak büyük güçlerle işbirliği ve destekçilik
Gülen’in büyümesi
AKP neden bu kadar imkan tanıdı?
“Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın”
Gülen’in ünlü konuşması
Konuşma sonrası ilginç gelişmeler
Çatışma! Uyumlu Ol! Hoşgörü ile Büyü!
4- Cemaatin, ORDU’yu denetleme politikası
Kılıçlarını Gülen’e teslim eden teğmenler ve İstihbarata merakı
Ordu raporları Gülen’i tehlikeli buluyor
Ordu’ya sızmak ve örgütlenmek zor mu?
Cemaat Ordu’da Neden Örgütlensin?
Cemaat’in İki Dönemi ve Ordu
Ordu üzerine operasyonlar: Başlangıç 2007
Arka planda ABD var; Ordu Darbe Yapabilir miydi?
Gülen: Gatakulli - Katakulli
Çeşit Çeşit Kumpaslar
Cemaat Ordu’da Ne Kadar Örgütlü?
Cemaatin Ordu’daki gücü iddiaları abartık mı?
5 - Toplumu ve İktidarı kontrol mekanizması olarak, Emniyeti ve İstihbaratı Kullanma
“Dokunan Yanar!”
“Yükselme ve Liyakat, F tipi örgüte mensup olmak”
Terfi ettir, sonra sana kumpas kursunlar
İstihbarat ve KOM neden ele geçirilmek istenir?
Emniyet- Savcı- Mahkeme zinciri
Başbakan, “erken öten horoz başlarını” kestiriyor
“Bana gelmedi, gelseydi de zaten dinlemezdim..”
Başbuğ – Erdoğan Diyaloğu ve Trajik Durum
İlker Başbuğ tutuklanmalıydı, çünkü..
“AKP, Cemaati Askeriyeye karşı maşa olarak kullandı”
RTE: İş bitinceye kadar, ittifaka devam
6 - Yargıyı ele geçirme politikası
“Nerede Erdoğan’ı derdest edecek bir savcı”
“Tarafsız olan bertaraf olur”
“Mezardakileri bile kaldırın, oy kullandırın”
Doğruyu söyleyene sansür ve tutuklama
“Cemaatin Adli Sistemi Kullandığı İlk Operasyon”
Cemaat yargısı İkinci Provasını yapıyor
Yargı el değiştiriyor
Kimin darbesi?
Savaş hep hukuk-yargı üzerinden
Özel Yetkili Mahkemeler Üzerine Savaş
7- Toplumu ve İktidarı kontrol mekanizması olarak MEDYA GÜCÜ yaratma politikası: Gazete ve televizyonlar, toplumun her kesiminden etkin insanlarla ilişki ve devşirme..
Bu büyük medya gücü niye?
Cemaat medyası: “düşmanı siyasal imha” etmeye bir örnek 
Yalan Yayınlara bir örnek
8-  Toplumda Politika geliştirme aracı olarak Gülen Partisi!
Fikrin gerçekleşmesinde, para bir numaralı alet!
Siyaset üretme aracı olarak: Abant Platformu
9- Bir iktidar odağı olarak Devlet Bürokrasisi ve Cemaat
Tarikat- Cemaatler devletle hep içe

V. BÖLÜM :
Üçüncü (belki de son) büyük atak
Türkiye’yi ve Hükümeti Sarsan Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu : Çatışmanın Zirve Noktası
17 Aralık- 25 Aralık Operasyonları “Geliyorum” diyordu
Her iki tarafın ellerindeki hançerler
Soruşturmanın ilk erken sinyalini Gülen veriyor
Kıyamet kopuyor: RTE’nin dershane darbesi
En ağır laf: Firavun ve Karun
RTE’ye yeniyıl sürprizi
Kanlı bıçaklı kapışma
Operasyonun ortaya çıkardıkları üzerine bazı saptamalar

VI. BÖLÜM
Bir Toplumsal Ütopya ve İktidarı Ele Geçirme Yöntemi Üzerine
Gülen’de inandırıcılık ve altın nesil
Gülen ve yolsuzluk/ rüşvet
Ortaya çıkartan solcular olsaydı
Gülen’in toplum önerisinde yeni bir şey mi var? Yoksa kurduğu bir Saadet-Mutluluk Zinciri mi?
Bir çıkar ortaklığı
Alçalan Yıldız

 Gülen Hareketi, Bir “Siyasi Parti” Gibi İktidara Gelmenin Yeni Yolu
 4 Ana konuda derin çatışma: Hepsi siyasi
RTE – İktidarı çökseydi, neler olabilirdi?
Çökme  kurgusu neden gerçekleşmedi ve RTE iktidarı devrilmedi?
Yalanla iktidarda kalmanın mekanizması
Gülen’in AKP ve Devletle ilişkilerinin sonu mu?
Gülen Hareketi’nin fiilen iktidar olma meselesi yok mu?
Silahlı Müdahale durumu ortaya çıkar
Uzlaşmaz Çelişkiler öyle durmaz çözülürler
Peki Gülen Hareketi tamamen kaybetti mi?
Gülen Büyüttü, Gülen Küçültüyor