Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

9 Ocak 2019 Çarşamba

K.Kılıçdaroğlu, RTE’yi bırak; Anayasa 2 ihlal; İnsan soyumuz tam bir çorba


7 Ocak 2019,  Pazartesi / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

Kılıçdaroğlu, RTE ile uğraşma lütfen:  Cumhurbaşkanı İzmir’de CHP’ye saldırdı: Rüşvet, yolsuzluk, çöp vb demekmiş. 70 yıldır bu ülkeyi, AKP’nin de dahil olduğu sağ partiler yönetiyor ve hepsinin başlıca görevi, yandaş şirketlerini ve geniş bir yandaş kitlesini besleyerek zenginleştirmek ve ülkeyi ekonomik krizlerle, rüşvet ve yolsuzluklarla diplere vurdurmak oldu.
AKP geçmişin sağ partilerinin kriz geleneğini sürdürdü, Türkiye’nin adam başına milli geliri 8 bin doların altına düştü.
Zaten başka türlüsünü yapamazdı çünkü fıtratlarında, tarihsel kan damarlarında o var. Yandaş besleme ve siyasi faaliyetlerinin tümünü finanse etmek için de rüşvet ve yolsuzluk görülmemiş bir üst düzeye çıkartıldı.
Kılıçdaroğlu RTE ile uğraşmayı bırakmalı. Asla yanıt vermesin. Bunu partinin belki daha alt kademelerinde görevliler yapar.
Ülke her açıdan diplerde, ama CHP’ye saldırıyorsa Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu ve CHP’yi bu polemiğin içine çekip eritmeyi amaçlıyor.
Kemal bey, bu ülkenin sorunları mı bitti de tartışmaya zorbalık vb gibi artık sıradanlaşmış konuları sokuyorsunuz. Bu söylem, sadece sadece iktidara hizmet eden ve kamplaştırma politikasına hizmet ediyor.
RTE ile polemikte artık kişisel nefret, kin ve sözle tatmin ön planda seyreder oldu..
Partinin, Genel Başkanın bile istediğini diye getiremeyeceği bir seçim söylemi, stratejisi yok mu..
Durdurun bu politikayı! Ana konulara yoğunlaşın; o kadar çalıştay, fikir jimnastiği yapıyorsunuz, raporlar yayınlıyorsunuz, bunları sahneye taşıyın.

İki Anayasa çiğneme olayı

İktidar Anayasa’nın emredici hükmüne rağmen görevinden istifa etmeden AKP belediye başkanlığına ve propagandasına soyunan Binali bey ile ağır bir anayasa ihlali olayına neden olurken (yazmıştık), ikinci ağır ihlali de Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görevlerini bir yıl daha uzatmakla işledi. YSK’da görev süresi dolan başkan ve 5 üyenin süreleri uzatıldı. Oysa, “seçim yasalarında yapılan değişiklikler, 1 yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz  diyen Anayasa çöpe..
İktidar YSK’nın icraatinden o kadar memnun ki, orada kalmalarını sağlamak için Anayasa’yı bile hiçe sayabiliyor.
Şöyle bir Anayasa’yı ihlal çetelesini hukukçular yayınlasın.. bir köşede tutalım.

BİLİM: Biraz Neandertal ve Denisovan’ız

2018’de bilim insan evriminde önemli bir bulguya ulaştı. Rusya'daki Denisova vadisinde bir mağaradaki bazı buluntular 50.000 öncesinde bir kadına aitti, aslında buluntu 2012’e elde edilmişti ama üzerinde çalışmalar yeni bitmişti; ilginç olan bu bulgu, bugün artık soyu tükenmiş iki arkaik insan grubu arasında şaşırtıcı bağlantıyı kanıtlıyordu.
Kemikten elde edilen antik DNA’nın analizine göre (Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü), kadının annesi bir Neandertal kadınıydı ve babası da, aynı mağarada 2011 yılında keşfedilen Denisovan insanına aitti. Denisovan, hâlâ gizemini koruyan antik insan grubu olarak sınıflandırılır. DNA analizi, bu kadının toplam gen haritasının Denisova ve Neandertallerinkilerle kabaca eşit derecede eşleştiğini gösterdi (yarı babadan yarı anneden).
Denisova'lılar, Neandertaller ve biz modern insanlar (Homo sapiens), son buz çağında Avrupa ve Asya'da aynı zamanda bazen iç içe de yaşadıklarını biliyoruz. Homo sapiens olarak bizlerde onların belki artık giderek azalan temsilcileriyle ilişkiye girdik, ortak çoğaldık ve bu iki arkaik insan türünün genleri bugün bizlerde, Asya ve Avrupa insanlarında bulunuyor. Sibirya’daki mağaralarda Homo sapiens’in de yaşadığına ilişkin kanıtlar var.
Gen havuzumuzda neler var neler.. maydanozlu köfteler!

#MeToo , bir katil, anayasayı çiğneme, ‘zehirliyor’a yasak


6 Ocak 2019,  Pazar / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

Asla olmaması gereken yerde bir katil: “Kopya çektiğimi belgeleyen tutanağı silin..” Sözde üniversite öğrencisi, aslında asla üniversiteye giremeyecek üniversitenin hayalini bile kuramayacak bir katil ruh, silemeyiz yanıtını alınca hocası Ceren Damar’ı önce bıçaklıyor, yetmiyor tabancayla öldürüyor.
Asla mezun olamayacağını biliyor katil. Asla üniversiteye gidemeyecek bir ruh, üstelik hukuk öğrencisi olabiliyor. Aslında çökmüş bir öğrenim sisteminin, ülkeyi saran kolaycılığın, yüceltilen ahlaksızlığın kurbanı Ceren Damar. Şüphesiz ki bir de iktidarın “vurun birbirinizi, silah satılsın, ticaret olsun” sonucuna çıkan adeta “silah serbestiyeti”nin bedeli, Ceren’e ve daha binlerce kadına kesiliyor.
Katilin Ceren’i öldürebilmesinin ardında, ülkeyi saran kadın düşmanlığının, erkeklerin kadınları kolayca öldürebildiği toplumsal ve siyasal ortamın da izlerini sürün. Katile baktığınızda “cinai çehre”yi görüyorsunuz. Ama ne yazık ki, cinayeti işledikten sonra bu kanaat kesinleşiyor.
***
 Çiğneme ortaklığı: “Binali beyin istifa etmemesi Anayasa’ya aykırı ama bunu mesele yapmayacağız” sözünün savunulacak hiç bir yanı yok. Binali Yıldırım’ın geçen ay durup dururken Kılıçdaroğlu’nu ziyaretinin nedeni de kesinleşmiş oldu. O zaman Anayasa’yı askıya alan uygulamaları ve bu konuda iktidara ve RTE’ye yöneltilen suçlamalar da anlamsızlaştı! Ortada savunulacak bir şey de kalmıyor. Bu kez Binali bey ile Kemal bey ortaklaşa Anayasayı es geçmiş oluyorlar.  
Acaba Kılıçdaroğlu Binali beye gitse “gel şu anayasa maddesini de birlikte çiğneyelim” dese, ne yanıt alırdı?
***
Bakanlık halk sağlığına düşman mı? Akademisyen Bülent Şık, Sağlık Bakanlığının Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne ve Antalya’da tarım ürünlerinde kanserojen araştırmasında yer alıyor. Şık, kanserojen ürünleri açıklayınca, Sağlık Bakanlığınca dava ediliyor, istenen hapis cezası 12 yıl.
Bu “bırakın halk zehirlensin” mi demek? Raporu neden Bakanlık açıklamaz. Bu rapor ışığında herhangi bir önlem almış mı? Almamışsa, “ey millet şöyle bir rapor var, herkes önlemini alsın” demesi gerekmez mi?
***
#MeToo  Bilimde cinsel taciz..  Hayır bilimi unutmayım: 2018’n önemli bir olayı, ABD ve Avrupa’yı saran  #MeToo cinsel taciz itiraflarının veya açıklamalarının, başlarda sessiz kalınan bilim dünyasına da sıçraması oldu. Dahası Amerikan Ulusal Bilim, Mühendislik ve Tıp  Akademileri bir rapor yayımladı. İki büyük üniversite sisteminde yapılan soruşturmalara dayanan rapora göre, kadın akademisyen ve üniversite kadın personelinin yüzde 50’sinden fazlası ve öğrencilerin de yüzde 20- 50 arası, cinsel tacize uğradı. Bazı erkek akademisyenler kovuldu ve üniversitelerde yeni kararlar alındı. Bizim üniversitelerde neler olup bittiğini sorgulayan var mı? Diyeceksiniz ki, cinayetler ve atılmaların yanında taciz olaylarına sıra mı gelir.
***
 KİTAP: “Yurt kemiricileri”. Işık Kansu’nın incelemesi. “Cumhuriyet yıkılırken Tarikat- Ticaret – Siyaset üçgeni ‘medyatör’leri nasıl kullandı”, alt başlığıyla Telgrafhane yayınlarında çıkan kitabı, “Cumhuriyetin çürütülüşüne tanıklık etmek zorunda bırakılan bir gazetecinin mesleğini sürdürürken belgeliğinde biriktirdiği kesiklerden, aldığı küçük notlardan, düşüncelerden, değerlendirme ve yazılardan oluşan bir not defteri gibidir” kapak yazsıyla okura sunuluyor.
Gerçekten bir belgelik: Yeni medya düzeninden rant ekonomisine; medya holding ihalelerinden tehditlere, telefonlardaki pazarlıklara, davalara gazeteci kirli ilişkilerine kadar yaşadığımız hemen her olayın belgesel izleri var kitapta. Tabii medyanın tüm bu kirli dolaplardaki rolleri. Siyasi pazarlıklar ve daha bir dizi olay.

5 Ocak 2019 Cumartesi

Marmara’ya asteroid çarparsa... Polisiye bilim: DNA parçasından suçlu..


3 Ocak 2019,  Perşembe / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

 Kötü haberlerle yeni yıla başlamak hoş olmaz, içinizi ferahlatayım, bir büyük göktaşı –asteroid– İstanbul’a çarpmaz, Marmara’ya da! Dünyanın bunca geniş alanları varken, gelip bize çarpma olasılığı dünyanın herhangi bir yerine çarpmasının yüzde birinin bile altında..
Ama şöyle bir düşünün, ya çarparsa? Gerçi İstanbul’un başında zaten bir deprem belası var, daha ne istiyoruz ki dersiniz, haklısınız. Bu bakımdan konuyu değiştiriyorum, insansız bir yere çarptığını varsayalım. Ama varsayım değil bu, son 100.000 bin yıl içinde çarptı bile, Grönland’ın kuzeybatısında çarptığı yeri buharlaştırdı ve 31 km’lik bir krater (Hiavatha) oluşturdu.
Amerikalılar geçen kasım ayında uçaktan radarla bu gizli krateri saptadılar, üzeri buzla kaplıydı. Grönland’a çarpan göktaşı şu açıdan çok önemli diyor bilimciler:
Çarpma etkisi, küresel iklimi değiştirebilirdi. Çarpma ile birlikte buzullardan muazzam eriyen su Kuzey Atlantik Okyanusu'na döküldü; bu su kuzeybatı Avrupa'ya sıcaklık getiren büyük okyanus akıntısını durdurabilirdi.
Ama iklimi değiştirdi tartışması var zaten: Acaba 12.800 – 11.500 arası yaşanan ve Young Dryas adı verilen Grönland- Norveç arasındaki hızlı buzul çağını bu krater çarpması mı tetikledi? Öyleyse, bu çarpma 13 bin yıl önce de gerçekleşmiş olabilir. O tarihlerde ayrıca mamutlar da yok olmuştu
Bu keşif geçen yılın önemli olaylarından biri olarak kaydedildi.
Bir kıssadan hisse: İnsanoğlunun yeryüzündeki faaliyetlerinin topu da bir iklim değişikliğini tetikleyecek aşamaya geldi.
Yani iklim değişikliği açısından bakacak olursak, büyük bir göktaşına ihtiyacımız yok, biz daha büyük bir göktaşı etkisi yaratarak bunu gerçekleştiriyoruz zaten!
Dinozorları yok eden çarpma: Sarsılıp kendimize gelelim: Yerküre evrenin minik bir parçası. Güneş Sistemi’nin içinde- dışında göktaşları dolaşıyor, bazıları bize yakın geçiyor, genel isimleri: Yerküreyi sıyıranlar!
Bazıları çarpıyor, yüzlerce göktaşı dünyamıza düştü. Yukarıda bahsettiğimizin büyüklüğünde henüz saptanan 25 tane krater var.
En büyüğünü merak edin: Meksika, 200 kilometre çapında krater; çarpma iklimi değiştirdi, canlı yaşamı ve bitki örtüsünü sildi süpürdü, güneşi örttü, ve tüm dinozorları yok etti. Bir felaket! Grönland’daki bir nükleer bomba ise, 66 milyon yıl önce Meksika’ya çarpan 7 nükleer bomba gücünde- etkisinde.
Bunu “hey kendinize gelin, zırvalıklar peşinde, doymaz hırslar peşinde koşup durmayın, bakın bir vuruşluk canımız var” demek için yazıyorum.
Herkes bugün var, toptan yarın yok!
Soruyu yine de merak edin siz: Marmara’ya, Grönland göktaşısı çarparsa ne olur?


 Polisiye bilim: DNA parçasından suçlu

Minik bir gen parçası kime ait olabilir? Eğer elinizde bir veya bir kaç zanlı kimse, hiç kimse yoksa, bunu bilemezsiniz, kimseyle de eşleştiremezsiniz ve suçluyu da yakalayamazsınız. 2018’de kriminal suçlu bulmada ilginç bir gelişme oldu, ABD’de 1970 ve 1980’li yıllarda Kaliforniya’da işlenmiş ama davaları karanlıkta kalmış çok sayıda cinayeti ve tecavüz olaylarını aydınlattı.
Elinizde diyelim bir DNA verisi var, suç, doku, deri vb. Bir suç yerinde elde etmişsiniz. Ama kime ait, bilmiyorsunuz. Ama şimdi bulma olasılığınız var: Kamu açık milyonlarca DNA profilini içeren ve özel şirketler tarafından tutulan, diyelim ki DNA parça bankaları bu konuda yardımcı oluyor: Elinizdeki DNA izini yükleyerek havuzdan arama yaptırıyorsunuz, bu gen izlerini taşıyanın tüm akrabaları, uzak yakın ortaya çıkıyor ve oradan suçluya uzanan bir iz buluyorsunuz. Polis, bir genetik bilimci ile de çalıştı ve soy ağaçlarını inşa etti!
Böyle bir gen havuzundan, merak ettiğiniz ve bilmediğiniz veya kayıp aile bireylerinizi de bulmak mümkün.