Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Anayasal / Parlamenter Bunalıma Hazırlanalım, Bu Sistemde RTE Başkanlık yapabilir mi

Recep Tayyip Erdoğan adeta kafalarını doldurmuş, iyi bir eğitimden geçirmiş, aynı dil ve aynı ağızla ortalığa salmış.. TV ekranlarında, gazete köşelerinde yaveleyip duruyorlar: Halk seçecek ya Cumhurbaşkanını, “artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak”mış... Halk seçerseymiş, bu doğrudan başkanlık, yarı –başkanlık seçimi gibi olurmuş... Çünkü halk seçimi ile Meclis’in seçimi farklıymış...
Eeee ne olacak yani, sadede gelelim, olayı somutlaştıralım:
RTE Cumhurbaşkanı seçilirse, Anayasa’da olmayan bazı yetkiler uydurarak, hükümeti mi kuracak, başbakan mı atayacak/görevden alacak, Meclis’e teklif mi sunacak şunları yasalaştırın diye.. Bir bakanı mı görevden alacak... Her hafta veya ayda bir Bakanlar Kurulu’nu mu yönetecek.. Doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu’na veya Meclis’e, hangi duble yolların derhal yapılacağı... hangi viyadüklerin inşa edileceği... hangi kanalların açılacağı... hangi dehlizlerin kazılacağı.. hangi gökdelenlerin nerelere dikileceği.. konularında projeler sunacak da bunların derhal gerçekleştirilmesini mi isteyecek.. (Kendisi ülkenin baş müteahhidi ya!)
Devam edelim:
***
Merkez Bankası Başkanını çağırıp faizleri derhal düşürün mü diyecek..
TÜİK’e gidip, enflasyonun neden yüksek çıkarttıkları konusunda sorgu sual mı edecek..
Mesela Orman Bakanını çağırıp, şu şu ormanların falancalara verilmesini mi isteyecek.
Taksim Gezi Parkı’na iptal edilen projenin kondurulması talebini mi iletecek.
Dış İşleri Bakanına, İç İşleri Bakanına, Kültür Bakanına, Milli Eğitim Bakanına... hatta başbakana emirler mi verecek..
Hepsini çağıracak: neler yapıyorsunuz, planlıyorsunuz, programlıyorsunuz, şunları bana bi gösterin hele, onayım olmadan hiç bir şeyi pratiğe dökmeyin, mi diyecek..
MİT Başkanını, Genel Kurmay Başkanını, Meclis Başkanını, bilmem ne başkanını iki de bir çağırıp raporlar isteyecek, emirler mi verecek..
Müsteşarları mı tek başına atayacak...
Mesela seyahate çıktığında, yanında “başbakanını” da mı götürecek..
***
Yukarıda saydıklarımızın hiç birini yapamaz. Çünkü, Cumhurbaşkanına Anayasa’da belirtilen görev ve yetkileri arasında bunların hiç biri yoktur..
Nezaketen dinlerler bir-iki, ama üçüncüde Köşk’e hadi canım derler demeleri gerek, yoksa koltuklarında kendileri değil birer maşa oturuyor olur..
Çünkü, anayasanın kendilerine verdiği yasal yetki, görev ve sorumluluklarını yerine getirmiyorlar, koltumları üzerinde üstelik hiç bir yasal sorumluluğu olmayan birinin talimatlarına göre hareket ediyorlar demektir.
Davul onların boynunda asılı, ama tokmak Köşk’te oturan yetkisizin elinde.
Güm bede gümgüm..
Herhalde bu durumda tokmak davulu taşıyanın kafasına da arada sırada bir şekilde iner!
***
Anayasa Cumhurbaşkanının bütün görevlerini belirlemektedir.. Bunları dışına taştığı andan itibaren, başkasının yetki ve sorumluluk alanına girer..
Yani işgalci olur.. Bu da savaş ilanı demektir.
***
Peki aptal aptal şeyler söyleyerek, Cumhurbaşkanı artık halk tarafından seçildiği için başkanlık yetkilerine, yarı başkanlık yetkilerine sahip olur havası yaratılarak, amaçlanan nedir?
Bunlar RTE’nin adamları, hem de silme... RTE var onlar da var..
RTE başkanlık mı istiyor, silme alkıştan kırılıyor ortalık: Hakkıdırrrrr hakkıdırrrr....
Komedi filmlerindeki gibi gülünç efektler.
***
Avrupa’da başta Avusturya’da olmak üzere, 3 ülkede cumhurbaşkanları halk tarafından seçiliyor..
Ama patiler de seçimlere giriyor, başbakan hükümeti kuruyor. Yani  normal parlamenter sistem çalışıyor.. Cumhurbaşkanları halk tarafından seçildiği için de bir yetki krizi, siyasi kriz çıkmıyor.. Herkes işini yapıyor.
Ama bizde insanın adı RTE olmaya görsün..
Halk tarafından seçilidi mi, onu koyacakları yer bulamıyorlar..
Bu durumu yaratan tabii ki RTE’nin kendisi.. Çünkü öyle olmasını istiyor: Hükümeti o oluşturacak, başbakanı bakanları o belirleyecek, partiyi kimin yöneteceğine o karar verecek.. Yasaları masaları kimin ne yapacağını... Herşeyi, o o o o o...
Anayasa orada dururken, kimse kendi işine, yetki ve sorumluluk alanına müdahale ettirmez..
Gül’ü reddedip, başka birisini de (belki kader arkadaşı Davutoğlu dışında!?) o koltuğa oturtsa, kendi sorumluluğu ile ülkeyi yönetir..
Haaa yapmazsa, ülkece makaraya alınır.. Fıkralar, öyküler, tiyatrolar, komediler gırla.. Tam bir malzeme olur.
Buna bir dayanır iki dayanır..
***
Başkanlık sisteminin tek yolu Anayasayı değiştirmekten geçiyor. Onun yolu da Meclis’te 367’ye kalkacak parmaklardan.. Veya Meclis’ten geçirip referanduma sunmaktan..
Şakşakçılar, tabii başlarında Başbakan, buna hazırlanıyorlar olabilir..
Görünen o ki, anayasal, siyasal ve parlamenter sistem krizi kapımızda bekliyor bizi.
Bu krizi önleyecek en iyi şey, RTE’nin yerinde oturması Köşk’e çıkmaması..
Halk ne der bilemem.
Ama RTE Köşk’e çıkarsa, cebinde taşıdığı Başkanlık Anayasasını, Kürt milletvekillerinin desteği ile, referanduma götürecek bir sayıya ulaşabilirler.
İmralı’dan bu konuda söz almış da olabilir..
Al gülüm- ver gülüm... Olabilir mi, yoksa varsa böyle bir düzen, bugün değilse yarın halk bozar mı..

---8 Temmuz 2014 pazartesi / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder