Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

10 Eylül 2013 Salı

Milleti İsyana Teşvik Suçu


Türkiye düne kadar Gezi Parkı için ayaktaydı, ya şimdi? Sondan başlarsak, Aleviler ve demokratik güçler, Cemevi’nin ham edilmesine karşı ayakta; Mamak Tuzluçayır, polis şiddeti ve plastik mermilerle cayır cayır! Ondan önceki, ODTÜ ormanından otoyol geçirilmesine karşı direnişe Türkiye çapında destek.. Daha önceki ve hala sürmekte olan, üçüncü köprü için allahsız kitapsız insafsız bir orman kesimine karşı derinden protesto!
Türkiye’ye savaşa sürüklemek istiyen militarist ruh ve düşünce, hemen her alanda kendini dışa vuruyor:
-Neee, bana karşı, görüşlerime karşı, kararlarıma karşı haaa!
-Halkın yanıtı: Evet, sana, görüşlerine, kararlarına, komplolarına, savaşlarına, yalanlarına, dolanlarına karşıyız...
- O zaman al sana kimyasal gaz, plastik mermi, gerçek mermi, TOMA, çevik kuvvet.. ezerim hepinizi!
Olacak şey değil!
Suriye’deki, Gezi’de, Türkiye’nin dört bir yanındaki Militarist ruh, önce gece Arjantin’de, olimpiyatların barışçı ruhunu satın alma girişiminde bulundu, kimse kanmadı!
***
11 yıldır yalan dolan propaganrdası yapılan “Alevi açılımı”nın çocuğu, Cemevi-Cami ortak inşaatıdır! Alevilerden paralı pullu bir adam kalkıyor Gülen Cemaati ile birlikte ve iktidarın desteğiyle, sözde “hoşgörü anıtı” olacak bir Cemevi-Cami ortak inşaatı planlıyor.
Hoşgörü? Türkiye’de kullanılan en aptal, en şaşkın, en yalan, en politik, en içeriksiz ve en iktidar oyunu kavramlardan birisidir... İğfal edilmiştir. İçeriğine sahtekarlıklar yüklenmiştir ve bu yeni haliyle pazarlanmaktadır.. en “takiyye” sözcüklerin başında gelir. Kavramı bu haliyle ilk pazarlayıcılardan olan da Cemaat kültürüdür. Kendisine durmadan yeni genişleme ve iktidar alanları yaratmanın araçlarındandır. Arkadan da, en acımasız hançerini dayatır “hoşgörüsüne” kananların sırtına.. Türlü çeşit kumpaslar tuzaklar polisiye ve yargısal oyunlar ve cezaevi... en hafifi itibarsızlaştırmadır..
***
Cemevi, bir ibadet evi midir? İktidara ve Cemaate göre “hayır, birer kültür yeridir.. İbadet yeri müslümanlar için camidir, cemevini bir tür geleneksel eğlence yeri olarak kullanabilirsiniz!
Alevi köylerine camiler diker durur bu iktidarlar, kimsenin gitmeyeceğini bile bile.. imamlar Alevilerle kahvede pişpirik mi oynarlar yoksa tavla mı?!
Cemevi-camii kompleksi de bunun gibi bir şeydir. İbadet evi oarak kabul edilmeyen cemevleri, camilerin içine sokulmaktadır! Cemevlerini camileştirme projesi!
Neymiş? Hoşgörü olacakmış! Hadi canım!
Önce söyleyin, duyalım: Cemevleri birer ibadethanedir! Alevilerin bütün ibadetlerine saygılıyız, camilerin yararlandığı bütün haklardan cemevleri de yararlanır.. Alevilere hiç bir dini eşitsizlik yapılamaz.. devlette ayrımcılık yapılamaz.. Alevileri sünnileştirme politikası güdülümez, yasaktır.. Bu insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır vb.
Hoşgörü budur! Bunu yapmayacaksın, cemevini camiinin içine koyarak sözde bir hoşgörü uydurukluğu göstereceksin..
***
İktidar, yurttaşların görüşlerini açıklama, iktidar kararlarını protesto etme, itiraz etme, gösteri yapma, miting yapma anayasal hak ve özgürlüklerini engelleyerek suç işliyor..
Bu suçu başka şekilde de işliyor: Yurttaşları, bu haklarını gaspederek, isyana teşvik ediyor! Bugün Türkiye neredeyse hemen her önemli konuda bir savaş alanı görünümündeyse, tek nedeni anayasayı rafa kaldıran iktidardır!
Ses verin ODTÜ’ye! Oturup düşünün, acaba haklı olabilirler mi? ODTÜ ormanını parçalayarak vereceğiniz zarara ve bu zararı yaratmak için halka karşı verdiğiniz savaşa değer mi.. başka yol ve seçenekleri düşünseniz daha iyi olmaz mı..
Ses verin İstanbulun kuzeyinin, ormanlarının sularının havasının doğasının mahvedilmesine karşı çıkanlara.. Acaba diye bir soru işareti dolaşsın beyniniz kıvrımlarında!
En kötü şey, kafasında hiç bir soru işareti olmayan ve her yaptığını doğru, her konuda kendini haklı gören iktidar sahiplerinin varlığıdır..
***
Hayır, Türkiye’yi siz tek başınıza, istediğiniz gibi yakıp yıkarak inşa edemezsiniz.. Türkiye ancak halkın katılımıyla, halka kulak vererek, halkla birlikte inşa edilebilir!
Türkiye’nin Gezi’den beri öğrendiği en önemli ders budur.
Sizin de bir türlü öğrenmek istemediğiniz ve öğrenemeyeceğiniz..
Toplumun her kesiminde diktatoryal politikalarınızla, ezeriz yakarız yokederiz kafanızla, nefret ekiyorsunuz..
Bunun karşılığını eninde sonunda biçeceksiniz..
Hiç unutmayın:
Devlet siz değilsiniz, devlet olan gerçekte, halkın ta kendisidir..
----9 Eylül 2013 Pazartesi / Bilim ve Siyaset- Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder