Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

8 Nisan 2013 Pazartesi

Türkiye Cumhuriyeti’ni Yoksayan Anayasa mı? Yooo..


Yok daha neler! Yani Türkiye Cumhuriyeti’ni yok sayacak bir Anayasa mı yapacaksınız? Pardon yani! 23 Nisan 1920’den, yani Meclis’in Ankara’da resmen açılmasından bu yana kaç yıl geçti, hesaplayın.. Kurucusu (Kurucu Lideri) kim? Mustafa Kemal Atatürk (ve arkadaşları).. Resmi adı Türkiye Cumhuriyeti.. Kısaca Türkiye.. Yani Türklere ait (yer)...
Hayır burada bir şekilde etnisite vurgusu yapmak değil amacım. Türklük türklük diye tepinmek değil. Ben Türk olduğumu bile son 30 yılda anımsadım! Yoo, Kürtleri inkar hiç değil. Biz, 68 kuşağı olarak, taa o zamandan Kürtler diyen, kabul eden, mücadelede birlikte olan insanlarız. Evet, Kürtleri egemen sınıflar inkar ettiler! Türlü çeşit rezillikler yaptılar.. Eninde sonunda bu inkârın geri tepeceği açıktı. Gelinen nokta, yaşanmışlıklar açısından acılarla doludur.
Bizler için de acıdır geçmiş. Bizler de egemen sınıfları alt etmek ve halkın iktidarını kurmak için, sosyalizm uğruna, daha iyi bir dünya ve ülke için mücadele eden devrimciler olarak, tıpkı Kürtler gibi ezildik, parçalandık, kimliksizleştirilmek istendik.. işkence gördük, nefes alımlarımızı dinlediler.. izlediler, ikide bir herkesi hapise tıktılar..
***
Egemen sınıflar, bu kez AKP olarak karşımızda, bu iktidar da geçmişin bütün devrimci düşmanlıklarını genetik olarak devraldı ve daha iyi bir dünya için mücadele edenleri parçalayarak yoketme görevini yerine getiriyor. Sosyalistler, protestocular, karşı olanlar, daha iyi bir ülke isteyenler... yine kısmen içerideler.
İktidar üstelik ortalıkta ne sendika bıraktı ne işçi mücadelesi..
Adaletsizlik dizboyu, eşitsizlik dizboyu, hukuksuzluk dizboyu, Silivri dizboyu, baskı dizboyu, alçaklık dizboyu, yoksulluk dizboyu...
Kendilerine karşı eskiden savaşanları “satın alarak”, bazılarının yakasına akil adam rozeti takarak hatta, aramıza, milletin içine bile saldı iktidar! “Sevgili Oral”ları” falan.. gazetemizde dün okuduğum bir haberde de, rozet takılmamış bazıları da küskünlük içindeler!
Yüzlerin kızardığı dönem tavan yapıyor..
***
Ne yazacaktım? Daldım gittim! Herhalde en kötü yazılarımdan biri bu! Ha evet, Türkiye Cumhuriyeti.. Bir reel durumdur.. 93 yıllık bir yaşanmışlık.. Bir tarih. Yokoluştan varoluşa... Tükenmişlikten dirilişe...
Herkes için bir vatan, ama herkes için özgürce yaşanamayan bir ülke burası. Özellikle de devrimciler, sosyalistler için... Yoo hayır, olayı sadece fikir ve mücadele düzeyinde görmek ve salt (siyasi olarak) kendimizden bahsetmek yanlış ve eksik olur:
On milyonlarca insan için de yoksulluksa eğer vatan ve özgürlüğün adı, onlar için özgürlükler yoktur veya yaşam yarımdır. Doğudan batıya kuzeyden güneye fırsat ve eşitsizliklerin tavan yaptığı bir ülkede insan ve hayat, ne özgür olabilir ne mutlu ne de başka bir şey. Bakıyorsunuz, paranın ve paraya dayanan şöhretin şanın iktidarı olup çıkıyor “vatan”. Daha doğrusu vatan, bu özellikleri kazanmanın adı sanki.. Ama yoksullar, adaletsizlik ve eşitsizlikler içinde çırpınan milyonlar için vatanın adı ve tanımı daha başkadır.
***
Türkiye Cumhuriyeti bir varoluşun adıdır. Hepimizin tek tek varoluşu, bu 93 yıllık varoluşa aittir.
Demek istiyorum ki yani, Türkiye Cumhuriyeti olmasaydı, hiç birimiz, Orhan, Mehmet, Recep Tayyip bey, Davutoğlu, Abdullah Öcalan, BDP’nin sevgili kadın liderleri, Abdullah Gül.. hiç birimiz olmayacaktık..
Ne Arınç, ne Ezcacıbaşılar ne Koçlar ve Sabancılar..
Bizler hepimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin yaratılış koşullarında kurulan milyonlarca yaşamın birbiriyle akıl almaz ilişkileri, raslantıları içinde, ana babalarımızın bir araya gelmesiyle doğduk. Önce bunu bilelim.
Türkiye Cumhuriyeti, bu nedenle, hepimizin de bireyler olarak varoluşumuzun adıdır. Anavatanın, Babavatan’ın anlamının kökenlerine gittiğiniz zaman, karşınıza bu bireysel gerçekler çıkar!
Davutoğlu ve pek çok aklı havada “siyasi” kişi diyor ki, Türkiye Cumhuriyet bir parantezdir. Yani Osmanlı vardı, TC diye bir şey araya girdi, şimdi onu paranteze alıp devam edeceğiz.
***
Alamazsınız... Asla alamazsınız..
Bugün almış görünürseniz bile, yarın birileri, bu millet Türkiye Cumhuriyeti’ni parantezden kurtarır!
Türkiye Cumhuriyeti, bu ülkenin kurucusu, 93 yıllık iyi ve kötü yaşanmışlıklar.. bunlar olmadan Anayasa olmaz beyler..
Sıfırdan yeni bir ülke kuramazsınız. Hiç bir şeyi yok sayamazsınız.. kimse hayal görmesin!
Yurt, ülke, sizlerin milyarlarınızla, trilyonlarınızla, ham ve hamamlarınızla, iktidar olmanızla, şan ve şöhretinizle tanımlanacak bir şey değildir. Bir ülke için yurt için, bunların esamesi okunmaz.. Ülkeyi ülke yapan, sizlerin dışında kalan ve asıl parantez için yaşayan onmilyonlar, onların duygu ve düşünceleridir..
Şimdi gelin, önce bunu kabul edelim... Yani şu 93 yılı!
Sonra oturup konuşabiliriz...
--7 Nisan 2013 / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder