Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

10 Ekim 2013 Perşembe

Yargı, Siyasi Dönüşümün Aleti


Tersi asla olamazdı.. En çok, bazı mahkumiyetleri “bunlar masum, haklarında deliller yetersiz” diyerek tahliye etmekti, nitekim bu oldu. Bunları dün sabah erkenden sosyal medyada paylaştım, beklediğim kararı verdiler. Öngörüler dışında davransalardı, özellikle 2010’dan sonraki sürecin tahlilini yeniden yapmamız ve nerede yanlış yaptık diye bakmamız gerekirdi! Çünkü, Ergenekon ve arkasından Balyoz ile başlayan siyasi süreç henüz sürüyor.
Böyle komplo davalar, sahte suçlamalar ve buna uygun yargılamaların bu boyutlarda olmasını gerçi artık beklemeyelim; ama siyasi süreç iktidarda henüz! 2005 seçimlerinden sonra yeni dönem başlayabilir, ama Türkiye siyaseten öyle dinamik ki, bugünden ne olacağını kestirmek çok zor.. Çok bilinmeyenli denklem kurulabilir ancak..
RTE’nin, elindeki af kozunu iki yıl içinde oynaması da güçlü bir olasılık.. O zaman bu işi Cemaatin üzerine yıkma olasılığı da! Güçlü bir gerekçe arayacak ve bulacak kendine, mesela “7 Şubat MİT darbesiyle beni bile tutuklamaya kalkıştılar, devleti ellerinden zor kurtardım” gibi...
***
Neden bazı tahliyeler? Eh yani, cezayı veren adli makam sözde kendi “tarafsızlıklarını” gösterecek ya! Toplumda şöyle bir algı oluşturmuştu taraftarları zaten: Yargıtay suçsuz olanları ayıklar, suçluları mahkum eder..
Sonuç buna uygun: “tarafsız yargıtay” dairesi!
Zaten bilmem kaç numaralı daire geçmişte hep devletin özel siyasi hukuk dairesi gibi çalıştı.. AKP ittifakı, bu devletçi-darbeci dairenin özelliğini korudu, orayı kendi adamlarıyla yeniledi ve bu daireyi, kendine gönderilecek Ergenekon, Balyoz vb gibi dava kararlarını onaylamaya hazırladı..
2010 yetmez ama evet anayasa referandumunun bütün özü, hedefi, maksadı buydu! Yargıyı tamamen ele geçirmek ve hedefledikleri bütün siyasi dönüşümü, sivil darbeyi, hukuk eliyle meşrulaştırmak.. Yargı bu açıdan sadece bir alettir.. Yani askerin nasıl topu tüfeği bir aletse, bununla savaş darbe vb yapıyorsa; kestaneleri mangaldan almak için nasıl maşa kullanılıyorsa, bu siyasi ve toplumsal iktidar değişimini de en iyi yargı aleti ile yapıyorlar.
Hiyerarşik yapılanma şöyle: Emniyet içinde özel polis timi, savcılık içinde özel savcı timi, mahkemeler içinde özel mahkeme timi.. Ve  yüksek yanrgı içinde de, gerekersi bütünüyle iktidar yargı timi.. Olur a, yüksek yargı sallanır mallanır, bunun için de o daireyi çok sağlam tutarsın, olur biter.. Yani en özel yargı timini orada oluşturursun...
Bu hiyerarşik düzen tıkır tıkır işliyor, Ergenekon’da da kesin işleyecek.. Muhtemelen Odatv davasında da!
Bir tane karara muhalif kimse varsa, işte her nasılsa kalmış bir tane gerçek yargıç odur, dedim dün sosyal medyada.. Oybirliğiyle alınmış karar!
***
Gerekçelere baktım, laga luga, utandım vicdan adına.. Bu karşı devrimin oluşturduğu tam giyotin hukuku.. Kafalar kesile hukuku.. Karar okunurken, davanın kurduğu bir idam sahnesinde, okunan her ismin kafası sepete düşüyor gördüm..
Kararı veren daire kendini de mahkum etti aslında! Bütün dava boyunca savunmanın bütünüyle, çırılçıplak, güneş gibi ortaya koyduğu “Balyoz senaryosunun sahteliği” konusunu tamamen reddediyor karar. Zaten ret üzerine kurulu bir hiyerarşik düzendi, başka bir karar vermesi de mümkün değildi...
Bütün bilirkişiler “bu CD sahtedir” derken, mahkeme hayır doğrudur, diyor.. Doğruluğuna tek kanıt ise, kendi yorumları.. Dijital veriler düzgün elde edilmişmiş.. bilirkişi raporlarını da sanıklar sunmuşlarmış ve savunma haklarını kullanmışlarmış.. İşin esası bunlar değil ki!
Kardeşim, delillerin bütünüyle sahte olduğunu bildiğin, gördüğün halde, bu kararı veriyorsan, siparişi dört dörtlük yerine getiriyorsun demektir..
Gerekçe tam bir fostur ve boştur..
***
Serbest bırakılanlar özgürlüğe hoş geldi.. içerideki masumlara ve ailelerine de sabır dileyelim...
Türkiye Cumhuriyetinin 80 yılı, öyle kolayca iki yargı kararıyla silinecek, teslim alınacak, köktendincileştirilecek, savaşa sürülecek, yalancı çıkartılacak, söz ve küfürle  aşağılanacak ve yokedilecek bir olay değil..
Yanılıyorlar..
Masal değil gerçektir bu geçmiş; ve insan hak ve özgürlükleri, demokrasi çağdaşlık, yolunda ilerleyecektir..
Bunu onlar da görecekler..
---10 Ekim 2013 /  Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder