Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

16 Kasım 2022 Çarşamba

Mustafa Kemal’in gelecek vizyonu

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Mustafa Kemal’in gelecek vizyonu

10 Kasım 2022 Perşembe


Mustafa Kemal’in Osmanlı’nın ve Türkiye’nin yetiştirdiği en bilinçli ve uygar insanlardan biri olduğuna inandıracak sayısız belge var. Atatürk’ün Trablusgarp’a giderken 1911 Ekim’inde Fuat Bulca’ya gönderdiği mektubun başında “Maksadımız ebedi bir mücadele sahası açmaktır” cümlesi var. Bu mücadele sonsuza kadar uzayabilir anlamına geliyor. Çünkü karmaşık ve sayısız bilinmeyen boyutları olan tarihi bir ortamda yaşıyorduk.

Mustafa Kemal o zaman 28 yaşında bir Osmanlı subayıdır. İmparatorluk henüz ayaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan üç yıl önce. Acaba Türkiye’de o sırada bu amaçla sonsuza kadar savaşmak gerektiğini düşünen kaç kişi vardı? Batı dünyası ile çok boyutlu ve sonsuza kadar bir mücadeleyi, Trablusgarp çöllerinde İtalyanlarla savaşmaya giderken düşünen 28 yaşında bir Osmanlı subayı. 1911’de Trablusgarp’a giden Mustafa Kemal, İstanbul’dan Ankara’ya gelen ve Amerikan mandası isteyen aydın Osmanlılardan, çok daha bilinçli, idealist bir insandı.

Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti, bu bilinç ve uzun sürecek bir mücadele ve emek vizyonu üzerine kurulmuştur.

UTANÇ VERİCİ BELGE

Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Osmanlı hükümeti, İngilizlerle anlaşarak Sinop-Sivas-Afyon, İzmit arasında ortaçağ beyliği büyüklüğünde bir toprak lütfedilmiş Osmanlı İmparatorluğu’nu, Sevr Anlaşması gibi bir utanç belgesi arkasına imza atarak kabul etme zilletini göstermişti. Bu Türkiye’ye, “Size bu yeter, gerisi bizim” demekti.

İzmir’den Trablusgarp’a bir Rus vapuru ile giderken sözü edilen sonsuz mücadele bu ülkenin varlığı mücadelesidir. Atatürk’ün o zamandan doğruyu gördüğü, o tarihten sonra Türkiye’nin parçalanma hikâyelerinin ortada dolaşmasından ve ona soysuzca yapılan saldırılardan anlaşılmaktadır.

Mustafa Kemal bir Osmanlı başkomutanıdır. Birinci Dünya Savaşı sonunda güneydeki ordunun son komutanı oydu. Trablusgarp’ta İtalyanlarla savaşmış, Çanakkale’de Anafartalar kahramanı ve Anadolu’yu savunan Osmanlı ordusunu toplayan ve Yunanları, İtalyanları, Fransızları ve İngilizleri yenen Osmanlı ordusunun (O zaman Cumhuriyet kurulmamıştı) başkomutanıdır.

ATA’YI KÖTÜLEYEN DENGESİZLER

Bir ülkeye köşesinden bile olsa, biraz bağlı olan bir insan, ülkesinin geçmişini hırpalamak için kimin sözcülüğünü yapmaktadır? Kanımca bu hasta kafalar, bundan bir menfaat umdukları için böyle olmadık sözlerle ortaya çıkıyorlar. Türkiye’de bu hava 1980’den sonra yavaş yavaş oluştu.  

Hâlâ ortaçağ sloganları yinelenen Türkiye’de aydınların, üniversitelerin çağdaş dünya, bilim ve teknoloji gerçeğini halka duyurması ve ilkel tepkilerin temsilcilerini de daha iyi tanımamız gerekirdi.

Türk sosyal bilimcilerinin, her kavramın politik sloganlara indirgenmiş olduğu bu cahil ortamda, çağdaş dünya ile eşit düzeyde yaşayabilecek insanların yetişmesi için, toplumun sosyal, ekonomik ve politik dinamiklerini daha iyi incelemiş olmaları gerekiyordu. Fakat sosyal bilimi tarihe yamadılar, yabancı dilden çevirilerle yetindiler.

 YAŞAM GÜVENLİĞİ, ÖZGÜR DÜŞÜNCE VE ADALET

Toplumun içinde bulunduğu durum, gelişmemiş düşünsel düzeyiyle, çağdaş uygarlık denilen bir davranış bütünlüğüne ve içeriğine ulaşamamaktan kaynaklanıyor. Bunun nedeni dünya toplumlarının geleceğini garantileyen niteliklerin yeterince anlaşılmamış olmasıdır. İnsanların yaşam için gereksinmeleri ve arzuları dünyanın her köşesinde aynıdır. Bunlar dinle ilgisi olmayan, yaşamsal güvenlik, özgür düşünce ve insani kimlik dediğimiz özelliklerdir.

Devlet örgütlenmesi bunları katıksız olarak sağladığı oranda çağdaştır. Bunları sağlayan çağdaş devlet yapısı, yaşam güvenliği, özgür düşünce ve adalet üzerine kurulur. Bu demokratik devlettir. Fakat dünyanın hiçbir yerinde sağlıklı değil. Çünkü birkaç yüz kişiye milyarlarca insanın kaderine egemen olma şansı veren kapitalizm virüsü yaşam damarlarındadır.

1911 vizyonu mücadelenin sonsuza kadar olabileceğini biliyordu.

***

Yukarıda Doğan Kuban’ın kısaltılmış yazısıyla ülkemizin büyük kurucusunu saygı ve sevgiyle anıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder