Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

4 Nisan 2011 Pazartesi

ÖSYM'de Şifreleme; Hırsızlar, Aptal Dürüstler 2


Anımsıyor musunuz? “ÖSYM’yi en güvenilir yer yapacağız, öyle teknolojiler uygulayacağız ki, kimse kuş uçurtamayacak.. Herkesin soru kitapçığı kendine özgü olacak..” YÖK Başkanı Özcan, geçen Eylül’de KPSS ve benzeri sınavlardaki sahtekarlıkların ortaya çıkması üzerine bu açıklamayı yapmıştı. Yarımağan’ın başını yemişler, kurumu hallaç pamuğu gibi atmışlar ve başına da İTÜ’den adamları Ali Demir’i getirmişlerdi!
O zaman demiştik ki: Ne kadar güvenli teknoloji getirirsen getir, bu teknolojileri kimlerin kullanacağı önemlidir.. Eğer merkeze yamuk insanları, cemaatçileri, hırsızları yığarsanız, hırsızlığı tamamen organize hale getirirsiniz.. Önemli olan oradaki insanın niteliğidir..
Ali Demir “eski yönetimden kişilerin komplosu olabilir..” demiş ve komik duruma düşmüş.. Eğer kendisi olaydan gerçekten habersiz ise, adamlarına (kimliklerine, aidiyetlerine) baksın!
Basılan ve dağıtılan bir kitapçıkta soruların yanıtları neden şifrelenmiş olsun!
Her bir soru kitapçığının ayrı şifrelendiği iddiası de kocaman bir kaçamak yalan gözüküyor! En çok, guruplandırılmış şifreler uygulamış olabilirler...
Soruları şifrelenmiş soru kitapçığının hangi okullara dağıtılacağı bile planlanabilir..
Tıpkı, öğrencilerin hangi okullar yerleştirileceğininbilgisayarlarca seçildiği” iddisının da koca bir yalan olduğunun ortaya çıkması gibi!
Bu rezalet sınavda, Silahtarağa ve benzeri 8 okula sadece başları türbanlanmış kız öğrenciler alınmıştı!
Ali Demir, ÖSYM tarihinde ayrımcılık yaparak, haremelik selamlık yaratarak bir ilki daha başarmıştı. Üstelik bu yaptığını, kızlara pozitif ayrımcılık diye nitelendirerek!
Demir’in hangi görevle kurumun başına getirildiği açıktır!
***
Son sınavda, sahtekârlar, belge hazırlamakta yine kendilerini ele verecek zorunlu bir yanlışı yapmış.. Balyoz davasının suç oluşturan 11 nolu CD’sini hazırlarken de, “zorunlu” yanlışlar yapmışlardı!
***
Çocuğu olsun olmasın bütün yurttaşları ilgilendiren Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’ne güven sıfırı tüketmiştir! Burası cemaatin odak noktasıdır! Cemaat’in en yoğunlaştığı alan eğitimdir.
Dershanelerin büyük çoğunluğuna sahipler. Okul ve dershanelerinde kanca attıkları çocukları, üniversitelerin en iyi yerlerine ve öncelikle de devletin tüm kurumlarına yerleştirme politikaları, birinci derecede önemdedir.. Dershanelerinde, sık sık sınav soruları çıkmıştır!
***
Geçen 23 Eylül’de, şöyle yazmışız:
Devlet demek sanki hırsızlık yatağı demek... Geniş çoğunluk açısından, en büyük talep, üniversitelere ve oradan devlete kapağı atmakta! Bu yönetimde ve ülkede, üniversitelere girişin kapılarını denetleyen yerlerin temiz kalması mümkün mü? Buna inanmak, çoklu zekâ geriliğinden muzdarip olmaktır! Üstelik, bir tür masonik örgüt gibi çalışan cemaat ve yandaşların, devletin önemli yerlerine kene gibi yapıştığı bu dönemde, devlete ve üniversitelere giriş anahtarını elinde tutan ÖSYM'nin boş, temiz, namuslu bırakılacağını sanabilir misiniz!
ÖSYM, hemen her koldan, ahtapotun kolları gibi sarılmış! Binası, sekreteri, soru hazırlayıcısı, bilgisayarları, soru kutapçıkları ve basımevleri, getireni-götüreni, gireni-çıkanı, soru bankası, güvenlik kamerası, böceği-adamı.. bilimcisi ilimcisi.. Bu sayede, yeteneksizi ve hırsızı, üniversitelere ve devlete sokuluyor. Bunların orada yapacakları sadece daha iyi hırsızlık ve daha büyük ahlaksızlıktır...  Geride kalan “aptal dürüstler” ise, yıllardır dershanelere, ögretmenlere, okullara para akıtıyor, ter döküyor, emek harcıyor..”
***
Ülkemizde iktidar hangi kurumu sağlam bıraktı? En sağlam yapılardan birini yıktılar, YÖK ile elbirliğiyle!
Önce eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan’ı, kurumda sınav hırsızlıklarıyla yıprattılar.. YÖK, ÖSYM ile bir dizi anlaşmazlık içindeydi, özellikle bütçe ve meslek okullarına uygulanacak katsayı konusunda.. YÖK Başkanı Yusuf Ziya ÖzcanÖSYM’nin içi tam anlamıyla laçkalaşmış.. Ünal Hoca da bakmamış”, bakışıyla, ÖSYM’de yönetimin neredeyse tamamen el değiştirmesine zemin hazırlamıştı..
ÖSYM’nin siyasi hedef olması yeni değil. Başbakan, daha iktidarının ilk yıllarında, ÖSYM’nin özerk yapısından şikayetçi olmuştu!
Şimdi, Savcılık işe el koymuş!
Bir gerçek sonuç bekleyelim mi?
---4 Nisan 2011 / Bilim ve Siyaset 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder