Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

2 Ekim 2019 Çarşamba

5.000 kişiyi parka sığdırma cambazlığı.. Muhalefet iktidarda olsa?


1 Ekim Salı 2019 / Bilim ve Siyaset – Orhan Bursalı

İstanbul’un geniş alanları 17 yıl içinde yok edildiği, AVM türü yüksek binalar ve mesela Mecidiyeköy’de Ali Sami Yen Stadının yerinde olduğunu gökdelen ormanına dönüştürüldüğü için iktidara eleştiri yağmuru var.
Biri çıksa da kentin merkezlerinde inşaatlara peşkeş çekilen bu alanların büyüklüğünü hesap etse..
Depremde toplanma yerleri mavrasında herkes farklı şeyler söylüyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum açıklıyor: İstanbul’da 10 bin toplanma alanı var!
AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu aynı gün: 2.864 alan var. Bu toplanma alanları park ve bahçelerden oluşuyor. Bunları da, burada yapılacak inşaatları da belediyeler belirliyormuş AFAD da kendi sitesinde semt semt haritalarda bunları ilan ediyor.

Ancak dedikodu, sohbet alanları

Mahalle ve sokağımın adını verdim, yaklaşık 30 bin kişi yaşıyor mahallede.
Bahariye’de, adı hala havuz diye geçen küçük park ve daha aşağıda bir okulun bahçesini deprem toplanma alanı. Düşündüm, bir kaç bin kişi buraya nasıl sığar.. Ayrıca orada toplanıp ne yapacaklar?
Yani bence uyduruk ve fuzuli ve göz boyamaca bir iş.. İnsanların zaten bildikleri boşluklar!
Bunları da bakanlar, 10 bin deprem toplanma alanımız var diye açıklama yapıyorlar!
Tası tarağı toplayıp millet bahçelerine doğru yola mı çıkacaksınız, veya Belgrat ormanlarına, Karadeniz sahillerine.. Ayrı bir macera!

Alanlar neye yarar?

Deprem toplanma alanları neye yarar? Niçin insanlar orda toplanacaklar?
a)        Evi yıkılmıştır, diyelim ki Kızılay AFAD her neyse gelecek çadır verecek orada yaşayacaklar. Veya depremin artçı şoklarından korunmak için insanlar yine çadırlarında yatacaklar.
AFAD’ın gösterdiği yerler, insanların ancak dedikodu, ayakta sohbet, dert yanmak, ağlamak, üzülmek, kaybettiklerini aramak için var.
Orada ne çadır kurulabilir (ancak 5- 10 aileye), ne de insanlar ihtiyaçlarını karşılayabilir. Tuvalet, su vb.. yemek dağıtmak..


“Şaka gibi”

Tuzla’dan bir dostum aradı ve bakın neler yazıyor, harita da gönderdi:
“AFAD’ın toplanma yeri hizmetine girdim. Benim eve en yakın toplanma yerleri şunlar: Sol üstteki kocaman olan Beyaz evler sitesinin otoparkı olarak kullanılıyor. Yer çakıl. Tepesi açık.. Postane yazısının (mahallenin adı) yanındaki küçük yer 3 çadır alır. Sağdaki yer çocuk parkı. Dördüncü çadırı kurmak için kaydırakları sökmek gerek.
“Halbuki, benim mavi ile işaretlediğim yerde 6-7 metrelik ağaçlar ile üstü kapalı bir park var, üstelik burada hemen solundaki Belediye Halı Sahası’nın jenetarörü de kurulu, Dahası su tesisatı da var. Hattâ bir de su kuyusu var, içinde suyu da var. Yaklaşık 50 çadırı, hiçbir işlem yapmadan ağaçlar altına kurabilirsiniz. Kaldı ki, halı saha zâten üstü branda ile kapalı, 200 kişiyi barındıracak kocaman bir çadır. Yanındaki tek katlı (yıkılması çok düşük olasılık olan) hizmet binasında, duşu, tuvaleti ve bir atıştırmalık büfesi -mutfağı- olan bir yer var. Burayı acaba neden görmediler?
“Ayrıca büyük kırmızı alandan sağa doğru ilerlediğinizde Rauf Orbay Caddesi köşesinde gene üstü branda kapalı, 200 kişi barındıracak, gene mutfağı, duşu-tuvaleti olan ikinci bir (özel) halı saha var... Kılavuzu AFAD olanın … diyeceğim ama dilim varmıyor... Bir depremde gene biz komşular bir diğerimize destek olacağız herhalde. Deprem öncesi hazırlığı böyle olan AFAD’ın, depremden sonra kurtarılacakları arayacağı yer acaba neresi olur? Şaka gibi.”

Muhalefet: “Ben iktidarda olsam..”  

Yok deprem alanlarıymış.. Boş laflar.. Diğer önlemler de boş laflar.
Tek kurtarıcı var: Sağlam binalar...
Yassı kadayıf olacak 5 bin binayı hemen 1 yıl içinde yıkmak...
Yıkılması mukadder 150 bin binaya acilen müdahale..
Güçlendirilmesi zorunlu olanları gündeme almak.
AKP iktidarı, 17 yılı boşa harcadı. İnsanların hayatlarını hiçe saydı. İstanbul’un yıkılmasıyla ülkenin diplere yuvarlanma olasılığına göz yumdu.
36 milyar dolar deprem vergisini ise har vurup harman savurdu.
Bu duruma yasal olarak nasıl müdahale edilebilir, ey muhalefetim!
Bir seçenek sunsan, “ben iktidarda olsam..” diye..
Milletin seni neden iktidar yapması gerektiğini anlasa!


“Deprem afet sistemimizi dünya gıpta ile izliyor”. Peki ama nesini?


30 Eylül Pazartesi 2019 / Bilim ve Siyaset – Orhan Bursalı

Affedersiniz sayın hükümet büyüğüm, tam anlamadım ne sistemi kurdunuz? Dünyayı bırakın, önce biz gıpta edelim.. AFAD var. Deprem eğitimler veriyor, güzel.. depremlerin tarihçeleri çözümlemeleri var, güzel.. olan depremleri anında görüyoruz, güzel.. Bilgi, deprem çantası... Ülke çapında deprem istasyonlarını kurmuş bir ağ oluşturmuşsunuz.. Diyecek yok.
İyi de bunların hiç biri binaların yıkılmasını engelleyemeyeceğine göre, neye gıpta edecek dünya? Baktım kurtarma konusunda neyiniz var. Bakırköy’de “İstanbul Afet ve Acil Durum Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü”. Bu müdürlükteki fiilen sahaya koşacak eleman sayınızı bilmiyoruz. Kaç ekip var?
İstanbul gibi 17 milyona dayanmış bir megakentte büyük depremde yıkılacak bina sayısını kaç tahmin ediyorsunuz, kaç ekip kurabilirsiniz, nereye yetişebileceksiniz?
Bu elemanlar depremde kendilerini ve ailelerinin derdine düştüğünde, önemli bir kısmını devre dışı sayabilirsiniz.

150 bin bina riskli

Affedersiniz sayın hükümet büyüğümüz Fuat bey..
Gelin bir hesap yapalım.
Bilimsel bilgiler ışığında en iyi İstanbul deprem senaryosunu hazırlayan Prof. Dr. Mustafa Erdik’tir.
Son senaryosunda diyordu ki: 40 bin civarında bina çok ağır hasara veya göçmeye uğrayacaktır.
Bu depremde oluşabilecek, sadece bina hasarı kaynaklı mali kayıp 37 Milyar - 102 Milyar TL tutarına ulaşmaktadır.
İstanbul’daki binaların yaklaşık %14’ünün (150,000 bina veya yaklaşık 550,000 hane) deprem riskli olarak tanımlanıyor. 
En büyük tehlike: 1980 öncesi yapılmış 4-7 katlı betonarme binalar en çok hasar görme ihtimaline sahip. (Eminönü, Fatih, Zeytinburnu, Bakırköy, Bahçelievler, Küçükçekmece’nin güneyi ve Avcılar, Beyoğlu, Eyüp ve Bayrampaşa.. Kısmen daha az hasar alacak bölgeler Kadıköy, Maltepe ve Kartal)

“Çök? Kapan? Tutun?

Sayın Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat bey, 7.4 deprem olasılığına göre 150.000 bina ve 550.000 hanenin kaçının yardımına koşabilir bu ekipler?
Binde birine ulaşabilir mi? 150 bina yapar! 150 ekibiniz var mı? Bunların kurtarabileceği insan sayısı kaç olabilir sizce? Peki 149.850 bina ne olacak?
Önerilen, evlerde çök- kapan- tutun öğütleri kaç hayat kurtarabilir?
Mesela, depremde kurtarıcı olarak çalışacak insanları ve ailelerini “yıkılmayacak evler”de iskan ettiniz mi,
Bir de şu var: ortalama 5.000 bin yassı kadayıfa dönüşecek. Hiç bir şey kurtaramazsınız.

Tek çare var: Sağlam bina

Bilim insanlarımız en acilinden bu 5 bin binayı ve içindeki insanları, ortalama 20 bin kişiyi, kendilerini bekleyen felaketten kurtarmayı önerdiler buna bile ilgi gösterilmedi..

Yani demek istediğim, şüphesiz kurtarma ekiplerimiz olacak, ama böyle bir büyük felakette binlerce insanın tek bir güvencesi olabilir: Sağlam bina!
Milletin, başta İstanbul olmak üzere, sağlam yapalım diye ödediği milyarlarca doları, amaca uygun harcamadınız. 10 yıl kadar önceki büyük deprem senaryosunun öngörüleri hâlâ büyük ölçüde ayakta ve geçerliyse, siz neyi “dünyaya örnek deprem hazırlığı”ndan bahsedebiliyorsunuz?

“Kaderimiz buymuş”

Deprem hazırlıkları konusunda bol bol laf üretmekte ustayız.
Eğer korkulan büyük felaket boyutlarında depreme uğrarsak, ülkeyi kim kurtaracak? Kaç 10 yıl geriye gideceğiz, kaç on binimiz yok olacak,
Zaten bakıyoruz sakallılar cüppeli türbanlı hoca takımı ortalığa döküldü, dualarla deprek tehlikesini savmaya, Allah’a “şu fayı küçük parçalar halinde kır yarabbi’ diye yalvarmaya başlamış.
İşimiz duaya kaldı.
Deprem için de “Allahın bize biçtiği kader”, “yazgı buymuş” diyeceğiniz de kesin.
Yarın: Şu toplanma alanları mevzu..