Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

23 Kasım 2021 Salı

Yaşasın Cumhuriyet: İyi ki Abdülhamit Osmanlı’nın yıkılışını geciktirdi

 

Yaşasın Cumhuriyet: İyi ki Abdülhamit Osmanlı’nın yıkılışını geciktirdi

28 Ekim 2021 Perşembe

Cumhuriyetin 98’inci kuruluş yılı hepimize kutlu olsun. Cumhuriyeti ilan etme aşaması bile başlı başına aşılması gereken engellerle doluydu. Atatürk’ün arkadaşları arasında ve Meclis’te hâlâ hilafet, saltanat, Osmanlıcılık biçiminde yaşayan son görüşlerin de tasfiye edilmesi ve millet egemenliğinin resmen kurulmasıdır Cumhuriyet.

Bugün başka bir noktaya dikkat çekeceğim ve iyi ki Abdülhamit, Osmanlı’nın yıkılışını en az 30 yıl geciktiren diplomatik cambazlıklara başvurdu, kâğıttan bir kule gibi duran Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarından kimin en iyi parçayı alacağı konusunda anlaşmazlıklar içinde olan İngiltere’yi, Fransa’yı, Almanya’yı, İtalya’yı ve Rusya’yı birbirine karşı dengeleyerek çöküşü uzattı.

Gördüğünüz gibi nihayet Abdülhamit ile ilgili, bizim Abdülhamitçilerin hoşuna gidecek bir görüş belirtiyorum!!!

NEDEN DİYECEKSİNİZ

Osmanlı’nın parçalanmasının resmi kayda geçmesi tarihi 1878 Berlin Kongresi’dir. Bu kongre Abdülhamit’in 93 Harbi diye bilinen savaşları (1293, yani 1877-78) Rusya’ya karşı, hem Balkanlar’da hem Kafkasya’da ağır yenilgilerle kaybetmesi üzerine toplanmıştı. Her bir cephede Osmanlı kırılmıştı. Ruslar, İstanbul kapılarına dayanmışlar ve ağır Ayastefanos Anlaşması’nı imzalatmışlardı.

Fakat ağır şartlara itirazlar da vardı. Abdülhamit, İngiltere’yi devreye soktu, bunun bedeli de Kıbrıs’ı İngiltere’ye vermek oldu.

Berlin’de bir kongre toplandı. Osmanlı’nın pek çok toprağını kaybetmesi tescillendi.  Osmanlı’nın ortadan kaldırılması, sonraya, çok önemli bir başka olayın daha patlak vermesine ertelenmişti: Birinci Dünya Savaşı beklenecekti.

Berlin Anlaşması’ndan 1909’a kadar, Osmanlı’yı ayakta tuttu.

ATATÜRK HENÜZ DOĞMAMIŞTI

Dikkat edin, 1878’de Berlin Anlaşması ile dağılmaya imza atılırken, Atatürk henüz doğmamıştı.

Daha harp okuluna 1899’da girecekti. 1902’de teğmen rütbesi ile Harp Akademisi’ne başlayacak, 1905’te bitirecekti.

Düşünün, genç bir öğrenci- subay, 20 yıl içinde o kadar büyük olaylara karışacak, savaşlarda komutanlık yapacak, Filistin’lerden Libya’lara, Suriye’lerden Çanakkale’lere kadar Osmanlı’nın adeta dört bir cephesinde savaşacak- kazanacak ve...

...20 sonra, 1919’da Kurtuluş Savaşı vermek üzere Samsun’a çıkacaktır!

Harbiye’yi 1905’te bitirdikten ise 14 yıl sonra...

Atatürk, kurtuluş için, Yeni Türk devletinin kuruluşu için, Cumhuriyet için adeta beklenen yıldız insandı. Yıkılan Osmanlı ile birlikte devletsiz kalan Türklerin tarihi Atatürk ile yeniden başlayacaktı.

OSMANLI 1914’E KADAR AYAKTA KALMALIYDI

Şimdi...

Atatürk’ün tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıkması için Osmanlı’nın o yıllara, en azından 1904’e kadar veya tabii Birinci Savaş’ın patladığı 1914’e kadar ayakta kalması gerekiyordu.

Şimdi dönüyorum yeniden Abdülhamit’e! ’93 Harbi (1877) sonunda Osmanlı tüm cephelerde yenilmişti, aslında bitmişti. Avrupalılar kendi aralarında ve aynı zamanda Rusya ile anlaşıp Osmanlı’nın işini bitirebilirlerdi.

Fakat aralarındaki çelişkiler, Osmanlı üzerinde çıkar kavgaları yüzünden bunu yapamadılar, özellikle en büyük korkuları Rusların en büyük payı alma olasılığıydı.

Abdülhamit, Kıbrıs’ı İngilizlere hediye ederek, ve Alman Bismarck güçleri arasında çıkar dengelenmesini ön plana alarak, Osmanlı’nın ufalanarak ayakta kalmasını sağladılar. Çünkü Almanlar, Osmanlı’ya girme döneminin hazırlıklarını yapacaklardı.

Anlaşsalardı, imparatorluğu daha o tarihte yok etmiş olurlardı.

Mustafa Kemal’in gideceği ne Harbiye kalırdı ne başka bir yer.

EMSALSİZ LİDERİN YILDIZI

Mustafa Kemal gibi emsalsiz bir liderin sahneye çıkması için Osmanlı’nın uzatmaları oynaması gerekirdi ve 2. Abdülhamit bunu sağlayarak, Türk - Türkiye tarihinin yıldızının parlayacağı zamanlamasına hiç bilmeyerek katkıda bulundu.

Yani Atatürk’ün sahneye çıkışında ve giderek Türk devletinin kurulmasında Cumhuriyetin ilanında, gelin de şimdi Abdülhamit çöküşü oyalayıcı diplomasisinde pay aramayın!

Bugünün Abdülhamitçilerine ve Atatürk düşmanlarına bakıyorum da acaba şimdi bu saptamadan sonra kalkıp keşke 1878’de Osmanlı yok olsaydı derler mi?

Keşke Yunan kazansaydı bile dediklerine göre!

Yaşasın Atatürk ve Yaşasın Cumhuriyet.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder