Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

25 Aralık 2017 Pazartesi

“Emperyalist ABD’nin her yaptığı da kötü değil ki!”


“Eli kanlı Esad ile doğrudan ilişki kurmaya gerek yok, bu konuyu Rusya ile konuşuyor iktidar, yakında Afrin’e operasyon başlar..” Bir programda Orta Doğu’da emperyalist karıştırıcılığına ve halkların birbirine düşman edilerek kırdırılmasına karşı barış projesini öne sürdüğümde, yanıtı böyle oldu bir asker kökenli “stratejist”in... Açıkça iktidarın Orta Doğu politikasına “gerekçeler” üretme işini üstlenmiş, özetle “iktidar ne yapıyorsa doğru yapıyor” diyenlerden.
“Eli kanlı” deyimini çok seviyorlar. Suriye’yi ilk karıştıranların ABD- CİA faaliyetleri olduğunu bilmezlikten geliyorlar. Ayrıca Ankara’nın da başlarda karıştırıcılıkta elini ardına koymadığını da... Bir de, “Eli kanlı Esad” derken, iktidar başlarının, 1 milyon Iraklı’nın resmen katili olan Beyaz Saray sakinleriyle, bu süre içinde kaç kez “şömine önünde” poz verdiğini ve yüzlerce kez el sıktığını da...
İnsan bir kez ar damarını çatlattı mı, artık duru durağı yoktur.
PKK- YPG’nin kontrolündeki Afrin’e operasyon laflarını iktidar medyası ikide bir pompalıyor. Rus generali orada PKK’lılarla poz vermişti. Şam, Amerikalılarla işbirliği halinde ülkesini bölen PKK- YPG’lileri “vatan hainliği” ile suçlarken, Amerikalılar ve bütün yabancı güçler (Türkiye) ülkemden çekilsin diyor.
Ankara’nın bugünkü politikasının, eninde sonunda ülke aleyhine daha da dönme olasılığı çok yüksektir. Ankara’nın tek yapacağı şey, Esad’ın ülke bütünlüğünü ve birliğini sağlamasına yardımcı olmaktır. ABD orada olduğu sürece, Kürt silahlı örgütlerini herkese karşı kullanabilecek ve ülke birliğinin gerçekleşmesini engelleyecektir. ABD Türkiye’yi korumak için mi oraya yerleşti?!
Bir kaç yazıdır, Suriye’de küçük hesaplar peşinde koşmak, Amerikalıların hesaplarına yardımcı olmaktır diyor ve bölgede halkların kardeşliğine yönelik büyük düşünmek gerektiğini yazıyorum.
İlginçtir ki her konuda kalem oynatan liberaller, dünün “yetmez ama evetçileri” bazı “solcu yaftalı”ların, ABD’nin Orta Doğu’yu parçalama politikaları karşısında sessiz. Şöyle düşünüyorlardır: “Yahu tamam Amerika emperyalist, ama kardeşim her yaptığı da kötüdür diyemeyiz ki, mesela PKK ile işbirliği çooook yararlı bir iş..”
Hayır, gülmeyeceğim ve bu konuda konuşmayacağım da.
Emre Deveci’nin gazetemizdeki “Çin yapacak, Türkiye bakacak” başlıklı haberini okudunuz mu? Suriye yeniden inşa edilecek tabii ki. Enerji altyapısını tamamen Rusya kuracak. Tamam. Peki ötesi? “Suriye’nin 250 milyar dolarlık inşa projelerinde başı Çin çekecek. Türkiye’ye ise ‘cihatçılara destek’ verdiği için kapılar kapalı.
Bu konuda da yoruma gerek yok.
Bu konuyu, şimdilik iki okur mektubuyla kapatıyorum.. Bakalım gündemde başka neler varmış?!

“Sağduyulu bir çağrı”

“İran’la beraber bölgesel güç olma öneriniz, olması gereken, sağduyulu bir girişimdir. Acaba İranlı aydınlar arasında karşılık bulacak mı? Böyle büyük ittifakların ancak iki taraflı halk tabanında hayat bulmasıyla gerçekleşebileceği aşikardır.... Devlet sınırını savaşmadan çizebilmiş ve savaşmadan düzeltebilmiş iki devletiz. Bu fikriniz gerçekleşebilir. Hepimize (ve İranlılara) kolay gelsin! (HB-Adana)”
(Notum: Sadece İran değil tabii, o temelde Suriye ve Irak ile de birlikte)

“Öncelik insana”

“Günlerdir yazdıklarınız bir cesur yürekli Aydın’ın giderek somutlaştırdığı sürecin güçlü çağrılarından biri olarak elbet hak ettiği olumlu tepkiyi ve desteği alacak. Kimlerden mi? Öncelikle “Akıl ve Bilim”i rehber edinenlerden, gerçek Atatürkçü’lerden, vatanseverlerden, hümanizme inananlardan. Önce insan diyenlerden. “Türkiye’nin öncelikli rehberleri” anlamı içinde düşünürsek öncelikleri ön yargılara teslim etmeyenlerden... Bu çağrı hemen başarıya ulaşamasa da en azından önceliklerin doğru tespiti ve bunun genel kabulüne katkıda bulunacak. Bu bile büyük başarı olacak. (MSN).”
25 Ağustos 2017 Pazartesi / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

ABD’nin parçalayıcı 4 hedefi, kasap-koyun ilişkisi


Bu kez “Yüzyılın Projesi” konusuna “saha”dan gireceğim. Belki minik çıkarlar peşinde koşanlar meseleyi hâlâ görmemiş olabilir..

Suriye ülkesinin büyük bölümünü kurtardı. Ama ülkesi henüz parçalanmış duruyor. Çünkü Türkiye sınırı boyunca Kürt bölgesi Amerikalıların ve bir araç olarak kullandıkları PYD / YPG’nin işgali altında. İdlip de El Kaideci- Nusracı örgütlerin... Ve Ankara da dirsek temasında.
Esad, Amerikalılarla işbirliği yapan PKK uzantılı PYD’yi vatan hainliği ile suçladı. En önemli gelişme buydu geçen hafta. Haksız değil, emperyalist yabancı ülke, durmadan silah yığıyor oraya.
ABD iki gün önce 393.3 milyon dolarlık daha ağır silahları PKK ve uzantılarına gönderme kararı aldı. Trump baştan sona yalancı. Türkiye’ye YPG’ye daha silah vermeyeceğiz diyeli iki hafta oldu! Belki de ABD’yi o değil Pentagon yönetiyor.
ABD’nin planı gayet açık. Suriye’yi parçalanmış tutmak. PKK bölgesini Suriye topraklarında bütünsel bir “devlet” yapısı olarak kökleştirmek. Böylece Şam’ın ülke birliğini kurma olanağını ortadan kaldırmak...
ABD’nin bu politikasının ayrıca 4 yönü var:

ABD ve dört hedef

İlki, Rusya ile rekabet, zaten son “güvenlik strateji belgesi”nde, Rusya’yı, mücadele edilmesi gereken ve ABD’ye zararlı ülke olarak görüyor. Esad ile Rusya müttefikse, Suriye’nin bir parçası da bizim denetimimizde olacak, anlayışı. PKK’ya yeni ağır silah sevkiyatı da bu anlayışla uyumlu.
Bu “PKK – ülkesi” yapılanmasını, aynı zamanda, Türkiye’deki Kürt bölgesi için de ileri zamanlara yönelik bir tehdit unsuru olarak tutmak.
İkincisi, Orta Doğu’nun tam göbeğinde, arkasında tam bir Batı dünyasının olduğu, İsrail ile dost ilişkisi içinde yeni bir kale – üs elde etmek. Buradan, Orta Doğu bölgesini sürekli karışıklık içinde tutma fırsatını elde etmek.
Üçüncüsü, PKK / Suriye bölgesini silahlı bir üs haline getirerek, tamamen Amerikan hegemonyası altına almak. Şöyle: “Siz olmadan siz hiç bir şey değilsiniz, hem Türkiye hem Şam – Esad sizi yer bitirir, artık ebedi olarak bize bağlı yaşayacaksınız, sizin varlık ihtiyaçlarınız artık benden sorulur..”
Dördüncüsü, böyle bağladığı PKK-Suriye bölgesini yani PKK / YPG silahlı güçlerini, Orta Doğu’da baş düşman ilan ettiği İran’a karşı da gerektiğinde bir tehdit – baskı unsuru olarak kullanmak.
Esad’ın tam da bu dönemde PKK- PYD güçlerine “vatan hainliği” suçlaması yapması rastlantı değil. Bu durumu görüyor ve Amerikan kontrolü altındaki bu PKK- PYD bölgesini yeniden Suriye’ye entegre etmenin de artık çok zor olacağının farkında.
Durum budur.. Her şey adım adım yavaş yavaş gelişir. Eğer Amerikan politikası bu şekilde ilerlerse, bölge ateşin içinde kurtulamayacağı gibi, tüm bölge ülkeleri, Türkiye dahil tehdit ve tehlike altındadır. Bunu sahada olanlardan okumamak mümkün mü?

Yeniden, Yüzyılın Projesi

Tüm bunları boşa çıkarmak için Orta Doğu’yu uzun vadeli bir barış ve kardeşlik bölgesine dönüştürmeyenler, başlarını kasabın bıçağı altına uzatmış koyunlara dönüşürler.
Yanı başımızdaki bölgenin barış ve işbirliğine dönüşmesi için elini taşın altına koyan kimse var mı? Bunu Türkiye yapabilir. İran yapabilir. Suriye yapabilir ve Irak yapabilir. Hepsi birden yapmalıdır, çünkü çıkarları ortaktır.
Bu dört ülke de tehdit altında. Öncelikle, ABD’nin parçala - devletler yarat - kontrol et ve kullan politikasına karşılık, bu ülkelerin üniter birliklerini birbiriyle dayanaşarak ciddi işbirlikleriyle korumaları gerekir. Öyle böyle değil, tam bir “Avrupa Birliği”nden daha nitelikli bir dayanışma, proje, bilim, iyi ekonomi temelinde... Bu ülkeler nitelikli bir ekonomiye dönüşmedikleri sürece, Batılıların pazarı olmaktan kurtulamayacaklar ve kargaşalıkları bitmeyecek.
Ankara’ya bakıyorum, küçük hesaplar ve çıkarlar peşinde. Ankara’da Orta Doğu’ya yönelik bir büyük barış proje kuracak ve bir anlayış yok ne yazık ki sıfır. Gelinen nokta ortadayken, Suriye ile birebir ilişkiye bile giremeyecek ve “intikam” mı desem yoksa izledikleri politikanın iflasının ezikliği içinde mi desem.. Bir durum.

Türkiye’nin akıllı dinamizmi tam sıfır..
24 Ağustos 2017 Pazar / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

23 Aralık 2017 Cumartesi

“Büyük devlet” olmak, “Yüzyılın Projesi”ne baş koymak

Bir tv programında tartışmacı AKP’li milletvekili sakin sakin Ortadoğu’da Türkiye’nin özellikle petrolden pay alması gerektiğini ve bunun tarihsel bir hakları olduğunu vurguluyor ve AKP’nin bu güne kadar ki Orta Doğu politikasına “ışık” tutuyordu (*).
Şüphesiz, Davutoğlu da aynı görüşteydi, Erdoğan’ın Şam’da Emevi Camisinde namaz kılma niyetleri de..
Köprülerin altında suların çok hızlı aktığını ve siyasal gerçeklerin bu görüşlere 180 derece çark ettirdiğini önceki yazılarımda belirtmiştim. Bugün konuya başka açıdan bakacak ve okur katkılarına yer vereceğim:
Düne kadar iktidarın bu politikaları “biz Ortadoğu’nun süper gücüyüz” manşet ve yorumlarıyla bu “alt emperyalist güç” tavırlarına destek ve gaz veriliyordu. Birden görüldü ki biz o kadar da güçlü değilmişiz! İlhakçı ve dayatmacı bir “küçük emperyalist güç” bile olmamız mümkün değilmiş. Oyunun kurallarını bölgeyi tasarlayan baş emperyalist güç koyarmış. Ki, o bile doğrudan Ortadoğu petrollerine el koymak gibi bir niyeti olmadı, sadece parçaladığı ülkelere kendi petrol şirketlerinin yerleşmesini sağladı, silah sanayiine yeni işler çıkardı ve siyasi çıkarlar peşinden koştu.

Çıkarımız ne emreder?
Türkiye’ye dönelim, kabul edelim ki ülkemiz “Büyük”. Her ne kadar izlenen siyaset büyüklüğümüze hiç uygun değil ise de!
“Büyük Devlet” tavrı, bölgeye ve komşularımıza yönelik, ilhakçı politikalar izlemeyi mi gerektirir? Yani güç bende, o zaman alırım. İyi ki o kadar gücümüz yoktu, yoksa savaştan helak olmuş ve çok şey kaybetmiştik
Türkiye’nin bölgeye yönelik ihtiyacı nedir, çıkarımız ne emreder?
Sakinlik! Kardeşlik! Dostluk!
Savaşsız bir bölge! Büyüyen ekonomik ilişkiler! Hep beraber mutluluk! Bölgede adeta bir “ebedi huzur”! Bir itirazı olan var mı?
O zaman, tüm bu güzelliklere ulaşmak amacına yönelik bir politika izleyeceksin..

Yüzyılın projesi sahibini bekliyor!
Bu projeyi kim istemez? Mesela ABD ve bölgenin sürekli savaş eşiğinde kalmasından çıkarı olan, mesela İsrail! Rusya da mı? Sanırım Rusya’nın tek çıkarı, bölgenin sakinliğinden yararlanmak ve çok yönlü ilişkileri geliştirmektir. Bilmiyorlarsa bunu bir düşünsünler!
Ortadoğu’yu sakinleştirmek “Yüzyılın Projesi”dir! Asla küçük çıkarlar, tarihsel ayrılıklar, mezhep çekişmeleri gibi geçmişin çöplükleri içinde hiç eşelenmeden ve sadece geleceği kurmaya bakarak!
Türkiye büyük devlet mi? Erdoğan büyük liderlik mi oynamak istiyor? İşte fırsat! Bunu gerçekleştirmeye baş koyarsan, büyük lider olarak tarihe geçersin. Emperyalizme karşı mısın? İşte saha, işte çelik, işte çomak! Türkiye’yi İslam dünyasında da bölgede de evrenselliğe taşıyacak olan budur.

“Bir proje, çözüm öneriyorsunuz!”
“Sevgili Orhan Bey, Bir haftadır İran üzerinden sürdürdüğünüz tartışmanın çok önemli bulduğum ve takdir ettiğim bir yanı var: Ortaya bir proje, bir çözüm önerisi atılıyor. Doğru veya yanlış olabilir, eksikleri olabilir. Ama asıl önemli olan gerekçeleri ile ortaya bir hipotezin atılması. Ülke salt eleştiri istemiyor, sorunlara çözüm önerilerini, alternatif kalkınma projelerini duymak istiyor... Yazılarınızın, aydın sol kesimin her konuda çözüm önerilerini, projelerini ortaya attığı bir döneme öncülük etmesini diliyorum... Son olarak şunu da belirteyim: Çözüm önerilerinize büyük ölçüde katılıyorum. On yıla yakın süredir çevre ülkelerde ağır sanayi tesisleri inşaatlarında yerli yabancı müteahhitlere elektrik taşeronluğu yapan  bir şirketin yöneticisiyim ve bu sayede bölgeyi kısmen tanıma şansım oldu..” (Adı bende)
***

“Ülkemizin uzunca bir süredir iyi yönetilememesine rağmen hala umut yansıtan yazılarınız iç rahatlatıyor. Demek ki birçok ulusal ve insani değerimizi henüz kaybetmemişiz. İran’la büyük projelerde işbirliğine işaret ediyorsunuz, her şeye yürekten katılıyorum. Bölgede çatışmalara sonlandırmak hele de başta ABD olmak üzere emperyalizmi devre dışı bırakmaya öncelik vermeniz doğrusu beni sevince boğdu...” (M.S.Ü)

21 Ağustos 2017 Perşembe / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet