Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

7 Şubat 2015 Cumartesi

Seçimlere giderken.. Erdoğan İçin Kırılma Noktası Ne Olur? (4) Kürt Politikası


AKP’nin oyu yüzde 45’in altında görülüyor. Peki AKP ve RTE’nin 367 milletvekili çıkarma ve RTE Anayasasını Meclis’ten 367 parmakla geçirme rüyasının temeli var mı? Olabilir: HDP’nin Meclis dışı kalması ve Mart-Nisan ayında Öcalan’ın PKK’yı dağdan indirmesi... Peki bu ne kadar mümkün?

Sevgili arkadaşım, medyanın vicdanı ve belleği Ayşenur Arslan ile Salı günü Halktv’de gündemi ve medyayı konuştuk, şüphesiz ki Türkiye’nin üzerindeki güncel bela olan, polise yeni destanlar yazdıracak yeni güvenlik yasası da gündemdeydi... Dikkatinizi çekerim: Faşizan Güvenlik Yasası ile RTE’nin diktatörlük öneren Anayasa önerisi paralel seyrediyor..
Herşey tamam, bir eksik olan, RTE’nin tek adamlığının hukuki/yasal altyapısı... RTE tek adamlık anayasası için aslında yıllardır çabalıyor. 2011-2015 Meclisinde bunu başaramadı, Cumhurbaşkanı seçildi, ama yeni anayasa yok. Yeni Türkiye lafı, Çiftlik’teki saray ve 16 türlü çeşitli elbiseli asker.. herşey var ama, anayasası yok! Lider anayasası olmadan bütün bunlar hava cıva..
RTE’nin şimdi geldiği nokta, bu süreci tamamlamak. Yani Yeni Anayasa onun için bir ölüm kalım savaşı. Bu ana fikirdir. Seçim politikasının çevresinde döndüğü mihverdir. Herşey bu “ana fikrin” gerçekleşmesine göre hiyerarşik düzendedir.
Eğer RTE, bu seçimler sonrası süreçte anayasasını gerçekleştiremedi mi, bulunduğu tepe noktadan, grafiği hızla aşağı doğru inecektir. Seçim sürecini tahlil eden seri yazılarımın ana mantığı buna dayanır.
***
Ayşenur bir soru yöneltti: Peki RTE’nin bu sonuca ulaşması için ciddi ve büyük bir kırılma noktasına ihtiyacı var, bu ne olabilir? Düğümü çözecek soru bu. Buna bir yanıtımız varsa, gelişmeleri okuyabiliriz.
Cemaat-paralel yapı- dış düşman- lobiler mobiler... Bütün bunları tüketti. Bunların hiç biri, RTE için aranan büyük kaldıraç olamaz. Hatta artık negatif etkisi bile olur: Ne yahu ağzında ciklet, çiğne patlat çiğne patlat..
Arayalım: Mesela savaş!? Suriye’ye saldırma ve Esad’ı devirme operasyonuna kalkışması.. Göğsünde bir “başkomutan madalyası!”
Olasılık var mı?! Hayır.. Çünkü Ortadoğu’yu cehenneme çeviren güçlerin politikası değişti. Baş politika, IŞİD’i küçültühp yoketmek ve Esad bu noktana önemli roller üstleniyor, üstlenecek.
RTE’ye kaldıraç: Kürt Politikası
Ama görülebilen, RTE’ye 367’nin yolunu açabilecek tek seçenek, şimdilik, Kürt politikası..
a) HDP’nin Meclis dışı kalması... Bu yeter mi.. sanırım yetmez. AKP oyları yüzde 45’altına iner, CHP en azından oylarını korur ve MHP yüzde 17 üstüne yükselirse, RTE’nin, HDP’nin kaybedeceği Kürt oylarıyla Meclis’de anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşması mümkün olmaz. Sadece, anayasasını Referanduma götürecek (330) sayıya ulaşabilir.
b) Ama HDP’nin Meclis dışı kalmasına bir başka gelişme daha eklenirse, oylarda kümülatif bir etki yaratabilir: Mart’ta örneğin Öcalan’ın kesin ateşkes ilan etmesi, PKK’nın dağdan inmesi.. Böyle bir gelişme, AKP oylarında sıçrama yaratabilir.. Kürt meselesi kesin çözüldü artık denecek. Nasıl çözüldüğü ise, seçimlerden sonraya bırakılacak.
Şimdilik, RTE’nin aşağı doğru seyretmesinin önüne geçecek tek çifte gelişme bu olabilir. Ayşenur’un sorusuna bu yanıtı verdim Salı günkü Medya Mahallesinde..
Peki bu mümkün mü?
Sezdiğim kadar, İmralı’da bütün pazarlıklar bunun üzerinde dönüyor. Bunu önceki yazımda belirtmiştim.
Derken Çarşamba günü, yani dün, Abdülkadir Selvi’nin Yeni Şafak’taki yazısı bu öngörüleri doğrulayan bir içeriğe sahipti. Anlıyoruz ki AKP Öcalan’a “Türkiye’de silahlı mücadeleyi bitiriyoruz, artık Türkiye’ye karşı silah çekilmeyecek, kentlerdeki ve Kürt bölgelerindeki silahlı PKK militanlarını geri çekiyoruz..” açıklamasını yaptırmak için çalışıyor.
Selvi, böyle bir açıklama ile, HDP’nin de yüzde 10 barajını aşabileceğine işaret ediyor. Yani seçim sonuçları hem AKP hem HDP’ye olumlu yansıyacak.
Böyle bir durumda, AKP+ barajı geçmiş en az 55 milletvekilli HDP, Meclis’de birlikte, RTE tek adam anayasasını çıkartacak bir sayı elde edebilirler... Hem anayasada Kürtlere statü, kimlik sağlanır, hem de RTE’ye istediği otoriter-diktatoryal yetkiler.. Öcalan’ın RTE’ye verilecek yetkilere itirazı olacağını sanmıyorum, bakınız 3013 İmralı Tutanakları.
***
Aması var. Selvi, böyle bir çağrı yapılsa bile olmayacaklara da işaret etmiş. PKK büyük silahlı güç olarak kalacak. Suriye, Irak, İran’da savaşan bir örgüt.. Selvi önemli bir noktaya daha işaret ediyor: Türkiye’de yerel parlamento ve özerk yönetimden vazgeçtiğini, tüm Kürt örgütlerinin üst yönetimi olan KCK ilan edecek mi?
Eğer bunlar yoksa, “tamam Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleye son veriyoruz” açıklaması, RTE’ için gerekli etkiyi yapar mı? Sorulmayacak mı: yerel parlamento ve özerk bölgeyi nasıl gerçekleştireceksin? Tabii RTE anayasası bunu da kapsıyorsa eğer, sorunlarını çözmüş olurlar.
Bakmayın siz S. Demirtaş’ın büyük demokrasi destanları yazmasına. Bu seçim arenasında herşeyi söylemek mubahtır. Ciladır. Esası göreceğiz hep.
Seçimin düğümü burada, gelişmeleri bu açıdan izleyin..
--

NOT: Işık Kansu’nun yazılarına son verilmesini kabul etmediğimi tüm okurlarım biliyor. Gazeteye, Vakfa egemen yönetim, Cumhuriyet’in birliği yönünde kararlar almalı. Işık, yazılarına geri dönmeli..
--5 Şubat 2015 Perşembe / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

4 Şubat 2015 Çarşamba

HDP 100 Milletvekili Çıkarır, Eğer..

HDP Meclis’teki Yolsuzluk ve Rüşvet Araştırma Komisyonundan üyelerini çekince şaşırmıştım... Öyle ya, lafa gelince adamların ne hırsızlıklarını bırak ne yolsuzluklarını, üstelik “ben sadece saz çalarım” diye caka sat.. Komisyon’da bu işin mücadelesine sıra gelince, yan çiz, oradan geri çekil..
Aha, demiştim, anlaşma gereği mi bu, RTE’ye destek mi, Kürt Hareketinin aman RTE’ye bir şey olur, yargılanır falan diye bir korkusu mu var?
Gezi Parkı direnişinde, Selahattin Demirtaş eyvah hükümet yıkılacak, RTE ile yaptıkları alış veriş yarıda kalacak diye korkuya kapıldı, bu, hükümete karşı bir komplo dedi.. Şaşırmıştım! Sonra ise bu sözlerinden çark ettiler.

Müzakere Taslağı ortadan kalktı
Şu sıralarda, Öcalan’ın hazırlayıp sunduğu “Barış ve demokratik müzakere taslağı”ndan söz eden var mı? En son, 13 Aralık’ta Diyarbakır’da yapılan Demokratik Toplum Kongresi’nin eşbaşkanı Hatip Dicle, Öcalan’ın mesajını okumuştu:
Hükümete söyleyin ben kimseyi tehdit etmiyorum ama bu son şanstır. Bu barış ve demokratik çözüm taslağı üzerinde.. en geç Nisan 2015’a kadar tüm aşamaları bitmek zorunda. Mutlaka bir siyasi çözümü yakalamalıyız. Aksi takdirde sabrımın son sınırındayım..
Taslak üzerine konuşma yapılıyor mu? Nedenine gelince, taslakta ileri sürülen “Kürt kimliği” üzerine isteklerin gerçekleşmesi için, RTE elinde yasal ve anayasal yetkiler yok. Bir Anayasa değişikliği şart. Başbakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı’nın en yakını Yalçın Akdoğan İmralı- HDP- Kandil arasında resmi gidiş gelişleri ve görüşmeleri sürdüren kişidir.
Kürt tarafı, müzakere konularının Nisan’a kadar kesin bir takvime bağlanması ve hükümetin de buna imza atması gereği üzerinde dururken... Akdoğan kendilerine “bunlar ancak Anayasa’nın değişmesi ile gerçekleşebilir, takvime bağlayıp söz vermek anlamsızlıktır, Cumhurbaşkanı size kesin söz vermektedir, seçimlerde Başkanlık Anayasası’nı gerçekleştirecek bir çoğunluk yakalarsak, sözler hemen yerine getirilecektir. Öcalan’ın en azından ev hapsine çıkartılacağı kesindin...” dedi mi?
Sanki..

Analiz doğruysa, anlaşma var
Eğer böyleyse, Kürtler isteklerinin gerçekten yeni bir anayasa ile yerine getirilebileceğini görüyor ve RTE’nin bunu başarmasını beklemekten de başka çareleri yok... O halde, HDP’nin kaybetme riskini göze alarak seçimlere parti olarak girme kararının ciddi bir yönü de bu “anlaşma” olabilir.
Eğer barajı aşamazlarsa AKP kazanacak, Meclis’de 367’yi bulamasalar bile RTE-Anayasası en azından referanduma götürülecek. Evet oyu alırsa, böylece RTE yasal diktatör olarak, Kürt Meselesi’ni çözecek. Hem RTE hem İmralı kazanacak..
Yok eğer barajı aşarlarsa, Meclis’te güçlü bir parti olarak yeni anayasa konusunda kilit parti olacaklar. RTE’ye yönelik pozisyonları güçlenecek. HDP- AKP ittifakına varıncaya kadar bir dizi olay yaşayacağız (Tabii RTE, yan çizmezse..)

HDP’nin çok basit aritmetik hesabı
HDP’nin barajı geçmesi için AKP’nin yüzde 44 altına düşmesi şart. Harran Üniversitesi’nden Nazım Kadri Ekinci’nin analizine göre, AKP’nin %5 oy kaybı halinde, HDP “iyi” senaryoya göre tam yüzde 10; “makul” senaryoya göre 8,18 ve “mutad” senaryoya göre ise yüzde 7,49 oy alır. Ekinci, HDP hesabını “getirisi de riski çok yüksek karar” diye nitelendiriyor.
Bekir Ağırdır’a göre HDP ağırlıkla AKP’den 2 milyon kadar oy devşirmesi gerekiyor.
HDP ise basit bir aritmetik hesap yapıyor: Cumhurbaşkanlığı seçiminden 3,9 milyon oy aldık; 4,5 milyon oy alırsak barajı geçiyoruz, topu topu 600 bin oya ihtiyacımız var ki, bunu rahat alırız.. Ama hesap çok basit, hiç karmaşaya yer yok onlarda.
Korkut Boratav, dünkü Hürriyet’de Çamlıbel’e, BDP bu kararıyla RTE anayasasına ve diktatörlük isteğine yardımcı oluyor, görüşünü savundu.
Peki HDP’nin hiç bir hesabı tutmazsa? “Yüksek siyaset” sahnesinden silinme bedeline karşılık, PKK kozu mu devreye girecek?

HDP 100 milletvekili bile kazanabilir
HDP bir “Türkiye partisi, Türkiye’yi bölmeyecek tam tersine birleştirecek, demokratikleştirecek, özgürleştirecek, Kürt kimliği meselesini, tüm Türkiye ile tartışarak makul ölçülerde çözüm arayacak, RTE diktatoryal anayasına hayır diyecek” bir kimlikle ortaya çıksa, kimsenin kuşkusu olmasın ki, 100’ü aşkın milletvekili ile Meclis’e girer ve Türkiye’nin özgürlük yolu açılır..
Ama HDP, Türkiye kimliğiyle, ülke geleceğiyle ilgilenmiyor, karanlık bir gelecek için RTE ile işbirliği yapıyor ve “Kürt kimliğinin esiri” oluyor. RTE otoriterliğine karşı mücadele lafla yürümez.. Fiiliyatta sonuç verecek politikalarla yürür.
Taa 2013’te, Öcalan Tutanakları patladığında ilk yazmıştım ve bu çok tartışılmıştı: Kürtler kendilerine özgürlük, Türklere ise RTE diktasını öngörüyor.. “Benim meselem başka, sen kendi meselenle uğraş..”
Siyaset hiç de böyle bir şey değil.. Kürt siyasi ve silahlı hareketi bunu ergeç, hayatın pratiğinde öğrenecek...
Hep birlikte ağır bedel ödeyerek..

---3 Şubat 2015 Salı / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

3 Şubat 2015 Salı

HDP Ya Barajı Aşamazsa -2


Sorumuz şuydu: Herşey ağırlıklı olarak HDP’nin barajı aşamayacağını gösteriyorsa, o zaman neden seçimlere parti olarak giriyor ve AKP’ye RTE Anayasası için umut veriyor? Yoksa İmralı ile RTE arasında bir anlaşma mı var?
Dünkü yazıma gelen yorumlar arasında şu önkabuller vardı: Bunlar zaten anlaştılar.. Meclis’e parti olarak da girse adaylarıyla da girse de RTE’nin Anayasasına destek verecektir..  Zaten her ikisi de ABD’nin projesi.. Bu tür kesin kanaatlere itibar etmediğimi okurlarım bilir. Siyaset ucu açık bir oyundur.. Kapatırsanız, oyun alanını, düşünüp tartışmayı ve gerçeği aramayı da ortadan kaldırırsınız! Bu nedenle biz işimize bakalım..
***
Evet, HDP Meclis dışında kalmayı neden göze alsın? Ve S. Demirtaş, baraja takılma sorunumuz kesin yok gibi bir riskli oyuna girsin? HDP’nin seçime girilmesini öneren, devlet-hükümetle görüşmeleri sürdüren ve bu doğrultuda da örgütlerine (HDP-PKK) telkinde bulunan baş aktör Öcalan.
Peki Meclis’e giremezlerse? Neden bunu göze alıyorlar? Meclis’te olsak da olmasak da artık bizim için farketmez mi diyorlar?
Yoksa Kürt hareketi, İmralı-RTE arasında yapılan ve bizim henüz bilmediğimiz bir anlaşma gereği, AKP’ye böylece 30 kadar milletvekillik bir bonus mu sunuyor? Bu anlaşma ne olabilir?
***
Dün, barajı yıkacağız diye yola çıkmanın cesur bir siyasi söylem olduğunu yazmıştık.. Getirisi yüksek olur! Bunu geçelim. Peki, Meclis’e giremezlerse?
PKK ve HDP’nin açıklamalarından yola çıkalım: Karşı seçenekleri, Kürt bölgelerinde kentlerde, yerel-özerk yönetim biçimlerini, mahalle mahalle, ilçe ilçe kent kent kurmak... Yani Kürt örgütlerinin “çözüm süreci”nde ileri sürdükleri kendi isteklerini- çözümlerini gerçekleştirmeye koyulması... Kürt kimliğini, kültürünü, yapısını, eğitimini, dilini, yönetimini... hemen hemen “kimlik” ile ne varsa hayata geçirme çalışması.. Biliyoruz ki, Kürtler “eşit haklar” diyor. TC’yi bir “Türk tarafı, hakkı” olarak görüyor ve buna eşit bir “Kürt tarafı, hakkı”nı koyuyor.
Dahası, yine bir Kürt politikacı bölgelerinde “kendi parlamentolarını-meclislerini” kurmayı da dile getirdi. Özetle, “Ankara”da parlamentoda kaybedecekleri “boş – gereksiz zamanı” değerlendirmek için buna odaklanacak bir Kürt siyaseti ortaya çıkacak.
***
Öcalan ile RTE arasında bir anlaşma var mı?
Bilmiyoruz. Ama şu var: 2013’de patlayan ve Öcalan’ın açıklamalarını içeren İmralı Tutanakları’nda çok temel bir “yapısal düşünce” var: Öcalan diyordu ki, RTE başkan olabilir, başkanlık sistemini destekleriz... Bunun ötesinde Öcalan’ın çözümü, Irak’ı da kapsayacak, Türk-Kürt Federasyonu temelinde Orta Doğu’ya doğru bir büyüyen Türkiye’yi öngörüyordu..
Eski hikaye, ama canlıdır hala.. Ve RTE -Davutoğlu ikilisinin görüş ve politikasına uygundur! Bu Kürt çözümüne destek veren Türk kesimlerin de kafasına yatmış, Kürt meselesinin çözümünde başka yol mu var demelerine yol açmıştı.
Bu tür “federatif yapılar” bölünmek ve ayrılmak için varolurlar. “Bölünemiyorsak, ve bölünme çok zor ve kanlı bir gelecek vadediyorsa, daha genişçe birleşelim öyleyse”.. 
Kürt ulusçuluğunun kendi hedefine doğru gelişmesi, güncel gelişmelere uygundur. Önce büyüme gibi gözüken, bölünmeyi bağrında taşır. Zaten tabanda “Kürt Devleti” düşüncesi egemendir. Tartışılan, bu hedefe nasıl gidileceğidir. Binbir çeşit yolu var, denenmekte olan.. Ama tarihi, coğrafi, bölgesel, küresel fırsatların da kaçırılmaması gerekir.
Şüphesiz bu dediğim mutlak bir şey değil, Türk-Kürt’ün tüm Türkiye’de karmaşık yapısı, olayın “ayrılma” ile çözümünü güçlendiren temel etkendir.

RTE için ya herro ya merro durumu var
Soru: İmralı-RTE arasında hâlâ bu “federatif-büyük ülke” görüşmeleri hayatta mı? Bilmiyoruz.
Çözüm Süreci’nde, Kürt Tarafı geçen ay şunu dillendirdi: AKP’ye, RTE’ye verilmiş bir sözümüz var.. Bu bir anlaşma olduğunun kanıtı mı? Veya AKP Kürt tarafını oyalama için bile ciddi söz verilmiş olabilir mi? Hele başkan olayım, bak nasıl ikimiz çözüyoruz bu konuyu..sözü var mı?
Bu varsayımın bazı işaretleri yok değil. Bu seçimler, RTE için gerçekten değişik ve hayati öneme sahip gözüküyor. Ya herro ya merro durumu var. Yani bu seçim sonuçlarında başkanlığı aldı aldı, anayasayı değiştirdi değiştirdi..
Yoksa, düz bir cumhurbaşkanı olarnak kalacak, dahası yakın geçmiş ve yaşanmakta olanlarla başı derde girecek, belki de Cumhurbaşkanlığı dönemini bile tamamlayamama olasılığı tartışılacak bir Otoriter lider var ortada..
Yarın devam. Seçimlerin baş aktörü Kürtler..

Utku İçin
Cumhuriyet’in Genel Yayın Müdürlüğü görevine son verilen Utku Çakırözer değerli bir gazeteci dostum. Sosyal medyada yaptığım duyurudaki gibi, rahat çalışma koşulları ve çalışma arkadaşları bulamadı. Medya çevresindeki, “Charlie Hebdo konusunda görüş ayrılığı, Çakırözer’in de ayrılmasını getirdi” yorumlarının kesinlikle doğru olmadığını biliyorum. Cumhuriyet’in, tarihsel adına uygun, ülke için düşündüğü çağdaş, demokratik ilkeler doğrultusunda, şimdiki zorluklarının üstesinden geleceğini ummalıyız.

--2 Şubat 2015 Pazartesi / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet

2 Şubat 2015 Pazartesi

Önce Bir Bravo: HDP, Seçim ve Baraj

Evet hiç bir ard niyet taşımadan söylüyorum: HDP seçimlere yerel ve bölgesel adaylarla değil, parti olarak Türkiye çapında katılma kararı aldığı için bravo. Bu cesur bir karar.. Yıllardır adaylarla seçimlere katılan ve Meclis’te en son 35 milletvekiliyle temsil edilen Kürt siyasal hareketinin, adaylarla katılımdan aldığı oy oranı yüzde 65 civarındaydı. Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 9,76’yı yakalaması, seçimlere parti olarak katılma kararında belirleyici oldu gibi gözüküyor.
Yüzde 9,76’da şüphesiz yüzde 4’e yakın oy artışında, Türkiye çapında dağınık Kürt (ve sosyalist) oyların ortak havuzda bir araya gelmesinin rolü vardır. Ama, AKP’den bir kısım Kürt oylarının ve CHP’den de oy kaymasının etkili olduğu biliniyor. Havuz, kârlı bir iş yarattı! Demirtaş yükseklerden uçuyor, barajı aşamama gibi bir sorunumuz yok diyor. Barajı aşarlarsa 55 milletvekili garanti. Bu, HDP’nin Meclis’te ciddi bir güç olması demektir.
Ama tartışılan temel soru şu: Acaba HDP, yüzde 10’u aşabilir mi? Bunun için temel şart, bu oy akışının sürmesidir. Özellikle büyük kentlerden.. CHP’li seçmen, Cumhurbaşkanlığı özel koşullarındaki davranışını genelleştirip hatta daha da çoğalarak HDP’ye oy verir mi?
Yoksa Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yaşanan, 50’yi aşkın insanın öldürüldüğü, okulların-işyerlerinin yağma edildiği 6-8 Ekim 2014 kalkışmasına bakıp, arka plandaki PKK terörünü ve kentleri dağıtırız tehditlerini görüp, “yuva”ya çekilir, mi?
***
Peki barajı aşabilir mi HDP? Bu olasılık var. En son MetroPOLL araştırma şirketinin yaptığı seçim anketine göre, seçmenlerin eğilimi 4 parti arasında yüzde olarak şöyle (parantez içindeki oran, kararsız oyların dağıtımı sonucu elde edilen oran):
AKP     36,7   (44,9)
CHP     22,0   (26,9
MHP    11,9   (14,6)
HDP    7,6     (9,3)
Kararsız: 9,8
Protesto oy: 5
Herşey güllük gülistanlık gider, şans güler, oyları artmayı sürdürür ve yüzde 1-2 daha oy kazanabilirse, HDP Meclis’te gibi.. Tabii yukarıdaki eğerlerin, aynı zamanda birer engel olduğunu, oyları aşağı da çekebilecek bir niteliğe dönüşebileceğini unutmayalım. Bu taktirde, HDP yüzde 8’in altında kalır. Dahası, yüzde 7 civarında!
Bir de MetroPOLL’un anketini doğrulayacak yeni verileri beklememiz gerek. Henüz erken. 4 ay içinde yaşayacaklarımızın oy dağılımını hızla etkileyebileceğini de unutmayalım. Koşullar ve durum, aslında HDP’nin baraj altına takılmasını “meşru görür” gibi..

Kapışma HDP-AKP arasında
Burada en önemli kapışma HDP-CHP arasında değil, HDP-AKP arasında olacak. Çünkü Kürt seçmen, dönemin, sert karakteristik ve AKP iktidarda olması ve iktidar-mali araçlarını iyi kullanması gibi özelliklerinden dolayı, AKP-HDP arasında bölünmüştür. CHP “Kürtlere özerklik vereceğim” dese bile, buradan zırnık fazla oy alamaz. CHP iktidarda olsaydı bu süreçte Kürt oylarına ortak olurdu.
Barajı aşmada bütün mesele, HDP’nin AKP’ye giden Kürt oylarından, bugüne kadarkinden daha büyük bir parça kopartıp kopartamayacağına bağlı gözüküyor... Bunu yapabilirse, AKP ile bölüştüğü oyları en azından eşitlerse şansı yükselir. AKP’li Kürt seçmen HDP’ye kayar mı? Bir de yükselen Hizbullah ve HÜDA-PAR etkisi de HDP aleyhine çalışıyor.
***
Sanki, kaybedecek neyimiz var, diyorlar. Meclis’te olsak da olmasak bizim için farketmez gibi bir eğilim içindeler.
HDP bir Türkiye Partisi değil, henüz bir Kürt partisi görünümündedir, PKK ve İmralı ile ortak yönetim algısı seçmen üzerinde çok güçlüdür. Odaklandıkları konu Kürt meselesidir. Kürt meselesi=Türkiye’nin demokratikleşmesi eşitliğini bence yanlış olarak kurdular ve stratejilerini de buna dayandırıyorlar.

AKP 300’ün altına inebilir, ama
Barajı aşarsa, AKP’nin milletvekili sayısı 300’ün altına kesin inecektir.
Ama kaybettiği taktirde, AKP’nin Meclis’te Recep Tayyip Erdoğan Anayasası’nı kabul ettirmenin koşulu olan 367 milletvekili sayısını yakalayamaz, ama RTE-Anayasasını Referandum’a götürmek için şart olan 330 milletvekilini bulabilir.
İşte burada, HDP için öne sürülen “komplo” teorisi devreye giriyor.
Herşey ağırlıklı olarak HDP’nin barajı aşamayacağını gösteriyorsa, o zaman neden seçimlere parti olarak giriyor ve AKP’ye RTE Anayasası için umut veriyor?
Yoksa İmralı ile RTE arasında bir anlaşma mı var?
Yarın bu konu var burada..
Tabii, HDP’nin son anda fikir değiştirip parti olarak seçime girmeme olasılığı da hala var..

---1 Şubat 2015 Pazar / Bilim ve Siyaset – Cumhuriyet