Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

24 Eylül 2021 Cuma

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Aşıya, Nobel’e giden yolda ilk büyük ödül

13 Eylül 2021 Pazartesi

Bugün mRNA aşılarını oluyoruz ya (Alman BioNTech ve Amerikan Moderna), sanıyoruz ki bu aşı bir yıl içinde geliştirildi. Burada doğru olan, evet COVID aşısı olarak, dahası 10 ay içinde en yenilikçi aşı olarak büyük bir hızla üretildi. Ama COVID aşısına uygulanan ana (mRNA) teknolojinin geliştirilmesi 2005 yılına dayanıyor. Yani mRNA aşısının arkasında 15 yılda adım adım geliştirilen bir bilimsel çalışma var. Bu çalışma olmasaydı bugün en yüksek bağışıklık savaşçısı olarak, mRNA aşısından bahsedemeyecektik.

İşte dört gün önce, çeşitli amaçlarla sağlıkta, biyolojide uygulanabilecek mRNA teknolojisini geliştirenlere, Breakthrough Prize (Çığır Açıcı) Ödülü verildi. Bu, çok saygın bir ödül... Ve bu ödül mRNA teknolojisi için Nobel’e giden yolun da öncüsü sayılabilir.

Bu ödülü, 2012 yılında Rus asıllı İsrailli milyarder olan Yuri Milner koydu. Fakat bugün ödüle destek verenler arasında Facebook’un sahibi ve internetin başka devleri de bulunuyor.

BIONTECH’TE BAŞKAN YARDIMCISI

Çığır Açıcı Ödülü alan mRNA teknolojisini geliştirenler kimler diyeceksiniz: Bugün Alman BioNTech’te çalışan Macar asıllı bilim kadını Katalin Karikó ile Pennsylvania Üniversitesi’nden Drew Weissman. Her ikisi 2005’te mRNA’da üridin adı verilen bir tür molekülün yer değiştirdiğini gösterdiler ve mRNA’nın çok büyük işlere yarayabileceğini açıkladılar.

mRNA, Haberci RNA olarak anılır. Kimyasal aracılardır. Tüm canlıların hücrelerinde vardır. Haberci olma özelliği, DNA’dan iletilen talimatları, hücresel mekanizmanın ihtiyaç duyduğu proteinlerin üretilmesinde aracılık etmesinden gelir.

mRNA kimyasal taşıyıcı, üretilen aşıda, henüz virüsü kapmadan önce, COVID’in hücrelerimize girmesini ve bütün bedenimizi enfekte etmesini sağlayan başak proteini üretmesi talimatını iletir.

Böylece, henüz virüs bize bulaşmadan önce, bedenimiz virüsü almış gibi, bağışıklık sistemimiz uyarılır ve antikor üretimini tetikler, bedenimiz virüse karşı hazırlıklı hale gelir.

ÖNCE TEKNOLOJİ REDDEDİLDİ

Ödülü alan iki bilimcinin, bu teknolojilerini kabul ettirmek için çekmedikleri sıkıntı kalmadı! Uygulanamaz kabul edildi. Bugün BioNTech’te çalışan Karikó, ilk bilimsel çalışmalarını geliştirmek için istedikleri parasal destekleri alamadıklarını, hatta araştırma raporlarına da bilim dergilerinden ret yanıtı geldiğini anlatıyor (2005 tarihli en temel araştırma makaleleri dahil).

Fakat Katalin Karikó hiç yılmıyor, mRNA teknolojisinin sağlıkta büyük tedavilere yol açacağına inanıyor, çalışmalarını Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in BioNTech şirketinde sürdürüyor, orada şimdi başkan yardımcısı.

Türeci ve Şahin’in şirketinde başta deri olmak üzere çeşitli kanser hastalıklarını mRNA teknolojisi ile iyileştirmek için çok büyük ve iddialı projeler sürüyor.

YAŞLANMAYI GERİ ÇEVİRMEK

Türeci, önceki gün şöyle demişti: “..yaşlanma da biyolojik bir durum... deri hücrelerinin belirli faktörlerle yeniden programlanabileceği, yani gençleştirilebileceği onlarca yıl önce görüldü, bu etkenler mRNA ile hücrelere geçirilebilir.. Birdenbire yaşlı insanları genç insanlara dönüştüremezsiniz. Ancak belki hasar görmüş bir kalbin veya diğer hasarlı veya eski organların yaşlanma süreçlerini tamamen veya kısmen tersine çevirebilirsiniz. Bunun bir gün mümkün olacağına kesinlikle inanıyoruz.”

Uğur Şahin, “mRNA teknolojisini” bir tür, henüz ne işlere yarayacağı tam bilinmeyen bir “alet kutusu”na da benzetiyor. Ve önceliği kanser hastalığına veriyor.

Zaten bu alanda ilk araştırma raporlarını yayımladılar.

İnsan biyolojisi ve hastalıkların mekanizmaları anlaşıldıkça, nasıl tamir edileceklerine ilişkin biyolojik aletler de geliştiriyor.

Deri kanseri üzerinde ilk müjdeler yakında açıklanır.

Tabii yakında açıklanacak olan başka bir ödül de BioNTech’te Katalin Karikó ile Drew Weissman’a verilecek Nobel Ödülü olacak.

Not: Breakthrough Prize sadece bu alana verilmedi, 3 milyon dolar, aynı zamanda biyolojide, fizik ve matematikteki çığır açıcı başka araştırmalara da verildi. Cambridge Üniversitesi’nden Shankar Balasubramanian ve David Klenerman ile Fransa’da Alphanosos araştırma firmasından Pascal Mayer, milyarlarca DNA parçasının görüntülenmesine ve okunmasına izin veren bir teknik icat ettikleri için bir ödülü paylaştı. Yaşam bilimlerinde üçüncü ödülü, Scripps Research’ten kimyasal biyolog Jeffery Kelly aldı. Temel Fizik’te ise ödül, optik kafes saatini icat ettikleri için Tokyo Üniversitesi’nden optik fizikçiler Hidetoshi Katori ve Boulder, Colorado’daki ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nden Jun Ye arasında paylaştırıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder