Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

8 Ağustos 2024 Perşembe

Saray suçlu arıyor, 900 milyar borca bak diyen yok mu?

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Saray suçlu arıyor, 900 milyar borca bak diyen yok mu?

21 Nisan 2024


AKP içindeki seçimleri niye kaybettik, kim suçlu tartışmalarını izledikçe çok gülüyorum. Böyle devam etsinler. Önce kurtarıcı olarak maliye ekonominin başına getirilen Damat Berat Bey’e bakmaları gerekmiyor mu. Neydi o afra tafrası... Dolar artışını tutmak için 125 milyar dolar olarak simgeleşen Merkez Bankası paralarını habire piyasaya sürerek asla gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinden giden Saray ve adamları değil mi? Buradan başlayalım.

Sonra kur korumalı mevduat diye uydurdukları kepazeliğin de arka planda Saray varken vitrinde gözleri körleşmiş bir kullanışlı adamı piyasaya sürmenin bedeli, sanıyor musunuz ki MB’nin tarihinde görülmemiş bir 900 milyarlık zarardır? Bunu birkaç katıyla çarpın ve üzerine büyük sosyal adaletsizliği ve tüccar spekülatif yiyici sermayenin semirtilmesini ekleyin.

Tüm bunların ifadesi de enflasyon yüksek faizin sonucudur sloganının aylarca ülkeyi yöneten liderin dilinden eksik olmadığını anımsayın.

Ne diyorlardı? Ekonomi tarihini yeniden yazıyoruz! Bu yalana ortak olanların besleme medyaları dahil hepsi suçludur.

CESARET SIFIR

AKP içindeki kurumsal tartışmalarda bunların hiçbiri yok. İstanbul seçimlerinin Kent Lokantaları nedeniyle kaybedildiğini söyleyen AKP’liye kızmayın! Erdoğan’ın azarını işitti. Fakat yukarıdaki gerçekleri dile getirme cesareti olmadığı için lokantalara indi. Kent lokantaları bir sonuç, nedeni ise Saray ve ekonomiyi tersyüz edenler. Erdoğan yahu ekonomiyi çökerttik Kent Lokantaları bunun sonucudur, asla demez.

Büyükşehir, Erdoğan’ın Kısıklı’daki ikametgâhının çok yakınında bir lokanta daha açmalı. Bir yanda Saray ve yakınında büyük kuyruklar! Türkiye’deki tezatı bundan daha iyi gösterebilecek hiçbir laf bulamazsınız!

BUNLAR NEYİN SİMGELERİ

Istakoz paylaşımı, AKP yöneticisinin kolunda gururla gösterdiği 500 bin liralık Rolex saati, seçimi kaybedip soluğu ailesiyle Maldivler’de alan AKP’linin paylaşımı ve diğerleri, AKP’nin 20 yıldır sürdürdüğü saltanatın, zenginleşmenin artık durdurulamaz dışa vurumlarıdır. Görmemişliklerinin de. Istakoz gösterisi, herkes oruçlu iken meydana ıstakoz sofrası kurarak yemeye benzer. Oruç tutmayabilirsin ama tutanlara saygıdan bunu yapmazsın.

Yahu AKP’li belediyelerin yaptıkları milyarlarca liralık borçları da mı AKP içinde tartışılmaz, hesap sorulmaz, vur patlasın çal oynasına ortak olunur?

Şimşek, tam IMF’nin adamıdır demiştik. IMF övgüsü geldi arkasından. Şöyle IMF’den 50 milyar dolar borç alsak keşke, diye yanıp tutuşuyor Saray. Ama bu en büyük balığı içlerinden bir türlü serbest bırakamıyorlar.

O zaman milletin tüm ipleri tam kopartması için zurnanın zırt dediği yer olduğunu biliyorlar.

Diyor ki Şimşek milleti enflasyonu düşüreceğimize inandırmalıyız. Yani demek istiyor ki, bu yükü senin sırtına yıkacağımız çok açık ama inan ki mutlu mesut olacaksın!

Yalanın bini bir para. Enflasyon esas yüzde 125, hadi diyelim yüzde 100 ama faizler yüzde 50.

Ve Saray kelle arıyor...

***

Rolex İsviçre saatidir ve rakipleri kendileridir. İsviçre saat sanayisinin o yıl satışı 30 milyar doları aşmakta. Hepsi İsviçre markasıdır ve AKP’li Rolex’çi, Rolex’in 2023’teki 11.2 milyar dolarlık kârına katkıda bulunmuştur. Bu sadece 1 AKP’li için geçerli, toplamını bilmiyoruz. Sizce ülkede kaç milyon kişide bu saat var...

Şu grafiğe bakın:

Kamu hizmeti bir çadırda da verilebilir...

Kamu hizmeti bir çadırda da verilebilir...

18 Nisan

 Şaşaa, görmemişlik, kamu kaynaklarını har vurup harman savurmaktır ülkeyi bitiren... Sancaktepe Belediyesi’nin AKP’lilerce yaptırılan bir saray yavrusu belediye binası neden bugüne kadar gündeme gelmedi, bilmiyorum. Belki yazan olmuştur. Ama bir halkın parasının nasıl har vurup harman savrulduğunun, şaşaanın, görmemişliğin, açgözlülüğün, yiyiciliğin bir simgesi olarak tarihe geçmiştir. CHP’li yeni belediye başkanı bir üniversiteye teklif edeceklerini söylüyor binayı, o kadar yani!!!

Çok önemli bir laf daha etti, özetle “Biz herhangi bir binada da iş görürüz...”

AKP zihniyeti için bu ne mümkün!

Tam bu söz üzerine düşünürken bir okurum telefon etti sabah sabah... Hukuk fakültesini bitirmiş. Sıddık Sami Onar’ın öğrencisi olmuş. Amme hukuku, şimdiki adıyla Kamu Hukuku dersiyle ilgili bir anısını anlattı. Kamu hukuku devlet ile yurttaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen başlı başına bir hukuk dalı.

Prof. Onar, saymış saymış ve en son söz olarak “Bakın kamuya hizmet için en önemli konu şudur, hizmetin nerede yapılacağı önemli değildir, bir çadırda da verilebilir...”

Bu söz çok önemli. İçinde neler saklı!

Milletin parası... doğru harcanması... önemli olan hizmetin kalitesi...

Memurların, seçilmiş olsun atanmış olsun, milletin hizmetkârları olduğu vb...

22 YILDIR SARAY VE YAVRUCAKLARI

Ama maşallah, 21 yıldır inşa etmedikleri saray yok. İmam kendine birkaç saray ederse, altındakiler de yavrucuklarına paraları akıtırlar. Kendilerini seçen yurttaşlara hiç sormazlar. Zaten millet de hey ne yapıyorsun diye sormaz, çünkü oyunu vermiş ve yurttaşlık görevi bitmiştir. Beş yıl sonraya Allah kerim.

Sancaktepe’ye o koskoca şaşaalı binayı konduran belediye başkanına yine koşar oy verir. Aklından bile geçmez, “Yahu oy verdim ama bizim paralarımızı bu koskoca binaya harcadı, oysa ilçemizde onca insan açlık çekerken, yapılacak kreşler varken, yuh olsun, nah sana oy” demek. Ve hatta çevresini de seferber etmek!... Bizim adamdır, der ve gider tıpış tıpış oy verir..

Yurttaşlık bilincini ara ki bulasın.

NEDEN BATTINIZ ACABA?

Denizli Büyükşehir’in belediye başkanı saçını başını yoluyor, iktidarın eski başkanı 11 milyar TL borç takıp gitmiş. Paralar torbalarda taşınıyormuş, sağ sola dağıtmak için. Onlarca yerel internet sitesine milyonlar dağıtılmış durmadan... İnanılmaz şeyler anlatıyor.

Ey CHP, AKP’den devraldığınız belediyelerin hali pürmelalini önce o kentlerin yurttaşlarına sonra tüm ülkeye anlatmalısınız. Bu başlı başına millete borçlu olduğunuz bir konu, önemli bir amme hizmetidir.

Önemli konularda CHP yurttaşların düşüncesini de öğrenmelidir.

Bu ülke, seçilen veya atanan ama o çoook değerli popolarının altına altından şey etme yeri yapmış iktidarın adamlarını da gördü.

***

Saray araştırıyormuş neden battık diye. Belediyeleri peşkeş çekme merkezleri olarak kullandıkları hiç akıllarına gelmiyor.

Hepsi ne yaptıysa Ankara’da Saray’a bakarak yaptı. Yıllarca Saray hiçbirine hey ne yapıyorsunuz diye sormadı, hepsini de kendileri seçerek oralara yerleştirdi.

Not: Gazetemizde AKP’nin oyunu yüzde 35.5 gibi gösteren yazılar çıkıyor. Bu oyun içinde MHP oyu var ve ayıkladığında yüzde 28 oy görülüyor. Son yapılan bir anketin sonucu da ilginçti, bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz sorusuna verilen yanıtlarda AKP oyu da yüzde 28 çıkmaz mı

2 Ağustos 2024 Cuma

Milleti birleştirmek ve AKP’nin düşüş dinamikleri

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Milleti birleştirmek ve AKP’nin düşüş dinamikleri

16 NİSAN 2024

CHP’nin yükseliş dinamiklerini incelerken altının en çok çizilmesi gerekenin, CHP’nin milleti birleştirici politikalarıdır. Tamam, iyi ve halkçı belediyecilik desteği genel merkezin politikalarına bir sahicilik kazandıracaktır. Ama şu günden itibaren yerel seçimlerin yarattığı yükselişin cicim günleri geride kalacaktır.

Yükselişin inşası çok daha zorlu bir süreçtir. Bugünden itibaren bu yükselişin dört yıl boyunca inşa dönemine girildi.

CHP halkçılık temelinde yükselebilir. Halkçılık, AKP’nin sermayecilik, talancılık, parti ve çevresini zenginleştirme, geride kalan tüm milleti yoksullaştırma politikalarının panzehiridir.

AKP her açıdan, tüm yöneticileri ve kayırdığı adamları, 20 yıldır ihaleleriyle beslediği şirketleri ile ülkenin en zengin sınıfı, partisi, zümresidir.

AKP’nin kaybettiği belediyelerine bakın, yönettikleri kentler yüz milyonlarca, milyarlarca faiz ve borç yükü altına sokacak kadar büyük bir yağmanın merkezlerine dönüşmüşler. Seçimi kaybettiğini gördüklerinde ise acele son yağma imzalarını atmaktan çekinmemişlerdir.

BELEDİYELERİ YAĞMALAMAK

Belediyeler kimsenin halkın parasını çarçur edebilecekleri yerler değildir. Seçimi kaybeden yönetimi CHP’ye geçen, mesela Denizli Belediyesi, 11 milyar TL’yi aşan borcunu açıkladı. 2 milyarı kredi borcu ve yüzde 55 ile faiz borcu 800 milyon lirayı aşıyor. Anlaşılan belediyeler tam bir yağma Hasan’ın böreği yerler. Belediyelere borçlanma kriterleri getirilmesi gereği açıktır. Bütün bunlar iyi bir çalışma ile halka açıklanmalı.

Aslında AKP’nin “Düşüş dinamikleri”ni CHP’nin yükseliş dinamiklerine dönüştürecek bir inşadan bahsediyorum. CHP 2028’e giderken halkçılığının temel taşlarını nasıl döşeyecek bilmiyoruz. Bu bir ilkeler bütünlüğü gerektirir.

Bu arada 2028 yolunun çok dikenli olacağının işaretleri Kepez Belediye başkanının haksız yere tutuklanmasıyla verilmiştir. Elimdeki yargıyı son derece insafsız kullanacağım demektedir. Buna tüm devlet gücünü de katın. RTE iktidarı teslim etmemek için her şeyi yapacaktır.

İYİ PARTİ'YE GEREK VAR MI?

Bunun için Özgür Özel’in zafer konuşmasına başvuracağım: “CHP artık tüm demokratların partisidir. CHP aynı zamanda milliyetçi, muhafazakâr, Kürt demokratların aynı anda oy verebildikleri partidir. Bu seçmenin bize verdiği kredi ve görev olarak addediyor bu emaneti alıyor ve başımızın üstüne koyuyoruz.”

İYİ Parti bir merkez sağda yapılanırken ilk başlarda, CHP’den de seçmen devşirdi. CHP’nin ittifak politikası bunu göze almıştı. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi, AKP’den kopacağı varsayılan seçmenin bu partiye gideceği ve böylece CHP ile İYİ Parti arasında güçlü bir ittifak kurulacağıydı.

Bu varsayım tam boş çıktı.

Son yerel seçimde de İYİ Partili milyonlarca seçmen CHP’yi destekledi. CHP desteğini aldığı tüm seçmenlerin, yükselişin inşasında, CHP’ye güç verecektir. Yani böyle bir görev tanımı var.

Anlaşılan artık CHP’nin başka partilerin kapısını çalmasına gerek kalmayacak bir güç transferi ve sonuçta birleştirici ana parti düşünülmektedir.

Tüm bunlar çok ciddi görevlerdir. Neyse ki önlerinde adım adım inşa için zaman var.

SANDALYE VE MASA AYAKLARI SORUNU

İlkfer Akman: Yazınızda bahsettiğiniz demir sandalye ayakları sorunu için size pratik bir çözüm: PVC tesisat boruları parçaları içinde boru kapamasıtapa diye bir parça bulunur. Demir sandalye ayakları çapına uygun bu malzeme, birçok yapıştırma malzemesi kullanılarak dolgu şeklinde ayak uçlarına yapıştırılabilir. 

Hasan Arpacı: Mobilya aksamı satan mağazalarda sandalye altlıkları bulunabilir. En kestirme yolu anlayan uzmanı çağırarak bu işi çözmesini istemek. Sonuçta ticaret ehli bu insanlar bu işten ekmek yiyor.

CHP’de yükselişin dinamikleri 2 - Zafer konuşmasının şifrelerinde yeni politikanın izleri

 

CHP’de yükselişin dinamikleri 2 - Zafer konuşmasının şifrelerinde yeni politikanın izleri


15 NİSAN

Yerel seçimlerin ana dinamiği şüphesiz CHP idi. Seçim öncesi süreçte eski müttefikler yoklandı. Ama hepsi seçimlere bağımsız girmeye karar verdiler. DEM dahil.

Hiçbiri CHP’nin yükselişini göremedi. Oysa Ankara ve İstanbul’un yeniden kazanılacağı açıktı. Bir politika merkezi (parti genel kurmayı) bunun kümülatif etkisinin tüm ülkede görebileceğini hesap edebilirdi. Ama bu etki aslında son 15 günde iyice ortaya çıkmıştı anketlerde.

Seçmen aklı, küsurat partilerin, parçalanan İYİ Parti başta, AKP karşısında bir etkisinin olmayacağını herkesten çok iyi gördü. Motor büyük kentlerdeki çok iyi yönetimler CHP rüzgârını şişirmişti. Seçmen bir iktidar seçeneğinin ancak -yeni- CHP olabileceğini basitçe bildi.

***

CHP tabanda ittifak, Türkiye ittifakı sloganını çok iyi vurguladı. Evet iyiler, tek bayrak altında bir güçbirliği yaparlarsa bu iktidarı yerelde düşürebileceklerini hissetti. Slogan seçmen davranışı ile bütünleşmişti.

İmamoğlu, Özel, Yavaş ve diğer belediyeler bu noktadan başarıyla yürüdüler.

Bu herkesi CHP çevresinde birleşmeye çağrıydı. Arkasında iyi belediyecilik örnekleri bu çağrıyı destekliyordu.

HALKÇILIK DEVREYE GİRDİ

Başka önemli bir nokta, CHP’nin dışarıdaki hiçbir parti ve partiliyi karşısına almaması, kışkırtmalara yanıt vermemesi ve hepsini kucaklaması oldu. Akşener çok çırpındı ama kendini batırdı.

Burada “Halk Partisi”, “Halkın Partisi” görüntüsü yaratıldı, siyasi olarak “Halkçılık” devreye girdi.

Ama bunun içi boş değildi, CHP belediyeciliği de halkçılığın içini dolduruyor ve buna bir gerçeklik kazandırıyordu.

İmamoğlu bunu uç noktada şöyle ifade etti: “Bize minnet duymayın, sizlere verdiğimiz destek sizin paralarınızdır, cebimizden para dağıtmıyoruz, sizin paralarınızı bu zor dönemde yardımcınız olsun diye size geri veriyoruz. Artık yağma, peşkeş çekme yok.. Bize ancak teşekkür ederseniz memnun oluruz.”

Bu her şeyi açıklıyordu. CHP iktidarında yeni bir dönemin şifrelerini çözüyor ve slogana dönüştürüyordu. Evet, halkçılık derken kastettiğim tam da buydu.

ÖZEL VE YENİ DİL

Özgür Özel’in zafer konuşmaları CHP’nin yeni dilini ve politikasını çok netleştirdi.

Önce CHP örgütünü ve CHP’lileri yüceltti, ki doğruydu. Belki de CHP içindeki iktidar kliklerini de saf dışı bırakacak bir tutumdu. Herkes CHP’yi büyütmeye ve iktidar olmanın başarısına odaklanmalıydı. Belki de yararsızlar böylece ayıklanacaktı. Baba Ocağı / Evi, Atatürk’ün partisinin bekçileri vurguları, CHP’yi rayına oturtma çabalarıydı.

Özgür Özel, kaç yıllık politik hayatında ustalaşmış bir lider profili çizdi. Üstelik genç. Konuşmaları sıkıcı olmaktan uzaktı. İyi hikâye anlatıyordu. Bir okurum izleyicim, “Hayret ilk kez hiç sıkılmadan bir lideri dinliyorum” diye mesaj attı.

Zafer konuşmasında, “Milletimizle kurduğumuz Türkiye ittifakı tarihi sonuç elde etti, ülkemizin ve belediyelerin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair mesaj verdi” derken yeni siyasetin belkemiğini şöyle açıklıyordu:

KAYBEDEN YOK

“Bugün hangi partiye oy vermiş olursa olsun kimsenin kaybetmiş hissetmesini istemiyoruz. Halkımız iyi hizmeti ödüllendirmiş kötü hizmeti ve kötü niyeti cezalandırmıştır.

Asla böbürlenmeyeceğiz, aldığımız yükü sorumlulukla taşıyacağız. Siyasi rakiplerimizi dahi yıllardır yaptıkları alaycı zafer konuşmalarından mahrum tutacağız...”

Ve bir olay anlatır: “Beşiktaş maçı kazanmıştır. Soyunma odasında kıyamet kopmaktadır. Kapı açıldığında Süleyman Seba’nın onlara sarılacağını düşünen futbolculara, büyük futbol adamı Saba şunları söylemiştir; ‘Siz kazandınız, yan odada sizin sevinciniz kadar hüzün yaşayan rakibiniz var, bu size yakışmaz.’”

“Havaifişek atmayın, gürültü yapmayın. Bu seçim gelecekte kazanacağımız büyük zaferlerin büyük adımıdır. Bugün bize bakanlar kibiri değil tevazuyu hissetmelidirler.”

***

Evet siyaseti toparlayacak ve yeniden biçimlendirecek ve partiyi iktidara taşıyabilme potansiyeline sahip görünen bir genç adam ile belediye başkanlarının yürüyüşünü izliyoruz.

Bu yürüyüş, gelinen noktada, İYİ Parti ve diğer eski ittifakları da gereksiz kılmaktadır. Özel hepsine, tüm seçmenlerine kapıyı açmaktadır.

Tutar mı tutar... Yarın...

CHP’de yükselişin dinamikleri

 

CHP’de yükselişin dinamikleri

14 NİSAN

CHP epey bir süredir farklı bir politika izliyor. Kimisi buna sağcılaşma diyor. Kimi vay laikliği savunmuyor diye bakıyor vb.

Ben ise bunların ötesinde bir “halkçılaşma” gördüğümü düşünüyorum.

***

CHP aslında epey bir süredir sıkıştığı cendereden kurtulma çabası içinde.

Özellikle AKP’nin yükseliş dönemlerinde bu sıkışma had safhaya çıktı. Özellikle geçmiş genel ve yerel seçimlerde iktidar olmada başarısızlık ağır eleştirilere uğradı. Vay 10 seçim kaybetti eleştirisi, Saray’ın ve AKP’lilerin başını çektiği ve giderek CHP saflarında da taraftar bulduğu, CHP yönetimlerini aşağılamak için kullanıldığı, haklılığı çok tartışmalı, hatta kasıtlı bir suçlama kampanyası oldu.

Bu suçlamalar bir düzgün siyasi analize dayanmıyordu. İktidarın CHP’yi iyice yıpratmak için ve CHP içindeki iktidar kavgaları için araç olarak kullanılıyordu.

Şüphesiz, daha iyi bir yönetim ve politika ile daha iyi sonuçlar alabilirdi parti ama iktidarı alamazdı. Bu konuyu birkaç kez yazdım ve söyledim.

HER ŞEY YOLUNDA GİBİYKEN...

Bir parti veya AKP, liderinin karizması olsun veya göz boyayıcı imar politikaları olsun, hele hele ülkeye giren trilyonlarca dolar ile halkı mutlu eden ama geleceği olmayan bir tüketim toplumu yaratma başarısı gibi nedenlerle olsun, bu modeli sürdürebildiği ölçüde, iktidarda kalır. AKP döneminde ülke çapında açılan 400 kadar AVM, bir yeni hayat, tüketim ve eğlenceli gezi tapınakları olarak AKP’ye hizmet etti.

Bu ve benzerlerinin hepsi AKP’nin uzun yıllar iktidarda kalmasının araçları oldu. Tabii savunma ve savaş sanayisindeki gelişmeler de...

İşler yolunda görünürken hiçbir ülkede bir iktidar öyle kolay el değiştirmez.

AKP’nin kurduğu aslında bir saadet zinciriydi ve kopmaya mahkûmdu. Üretici değil tüketici bir modeldi. Çünkü bu zinciri besleyen kaynaklar tükeniyordu, dışta içte. Milli gelirdeki gerilemeler, dış borç birikimi, içeride öyle büyük gelirler yaratacak tesis ve mülkün iyice azalması, AKP’de güç kaybı yaratmaya başlamıştı. 2015 Haziran genel seçimleri bunun ilk büyük işaretiydi. Hükümet kuramadı tek başına.

SARAY ROTA DEĞİŞTİRİYOR

MHP’ye teslim oldu. Cumhur İttifakı ile iktidar olma dönemine geçildi.

Muhalefetin ana partisinin iktidar olma başarısı için zemin son iki yılda ortaya çıktı. Saadet zincirinin birkaç yerden kopması bile yetmedi, ülke ekonomisinin gök gürültüsüyle çökmesi gerekti. Eşitsizlik ve yoksulluk boğaza dayanmıştı.

Konudan uzaklaştığımın farkındayım ama vay hiçbir seçimde iktidar olamadın suçlamasının çok ötesinde, iktidar olmanın temel dinamikleri olduğunu anlayacak ortalama insan oranının hâlâ çok az olduğunu düşünüyorum.

***

CHP bu cendereden ve tecritten çıkmak için, daha geniş kesimlere açılma politikasını özellikle Kılıçdaroğlu döneminde şekillendirdi.

İktidarın halk üzerindeki gücü, CHP’nin kendi kadim seçmeni dışındaki kesimlerle birleşmesine engeldi. Bu nedenle ittifaklar politikası öne geçti.

Bu aşamada tek “muhalif parti” MHP idi ve cumhurbaşkanı seçiminde zorunlu olarak bu denendi. CHP şüphesiz bunun uzun vadeli olabileceğini varsayıyordu. 2015’te AKP ile MHP’nin “politik evliliği” ile bu sona erdi.

MUHALİF SEÇENEK YARATMAK

Kemal Bey’in muhalif seçenek yaratmak için İYİ Parti’yi ayağa kaldırma politikasına yoğunlaştığını gördük. Bunun yer yer CHP’ye bir seçmen faturası olacağını bile bile.

AKP’nin bu zayıflama döneminde, oradan kopacak seçmenlerin bir merkez sağ partide toplanacağı temel varsayımdı.

Kısa keseyim, bu ittifak politikası genişledi, 2019 yerel seçimlerinde ilk meyvesini verdi. İmamoğlu ve Yavaş ortaya çıkarıldı. Sonraki altılı masa başarısızlığı ayrı bir konudur.

Yerel seçimlerde bu kez üç dinamik etkili oldu. Özgür Özel ve CHP’de insan değişimleri, İmamoğlu ve Yavaş’ın güçleri ve yükselişleri. Tabii ki iktidar ekonomisinin tam çöküş zemininde.

Ve doğru bir söylem: Türkiye ittifakı ve ayrımsız tüm seçmenin hedef alınması.

***

Yarın, bu konuyu açacağım. Halkçılığı ve Özgür Özel ve CHP politikası CHP’yi iktidara taşıyacak mı sorusunu irdeleyeceğim

Bayram bayram yine mi siyaset

 

Bayram bayram yine mi siyaset

11 NİSAN

Hayır yok; ama var tabii kıyısından köşesinden; yaşadığımız hemen her şey siyasetle dirsek teması içinde. Şeker Bayramı’nız mutlu ve sağlıklı geçsin... Kendi çocukluğuma bakıyorum da öyle para yok pul yok, kırmızı pabuç yok; temiz giysiler var, yakın tanıdıklardan el öperek alacağımız beş on kuruş harçlıklar olursa küçük maddi sevinç var.

Ama bunların ötesindeydi bayram anımsamalarıma gelince, mahallelerde küçük meydanlarda kurulan eğlenceli gösterilerin hepsini anımsıyorum. En basiti, su dolu bir kova dibine yerleştirilmiş küçük çay bardağının içine yukarıdan atacağımız beş kuruşu sokabilme becerisi... At ile dolaştırılırdınız. Süslenmiş at arabalarından düzenlenmiş minik turları hatırlıyorum. Uzun tahta bacaklar üzerinde yürüyenler, daha bir sürü şey.

Ama bunların hiçbiri yok. Mahallede sokakta oyun da yok alan da yok. Bizler yok olan bir sokak kültürünün son temsilcileriyiz.

Düşünüyorum da bugünün çocukları bayram deyince ne anımsayacaklar? Ailelerin rutin tatillerini mi?

Bence bayramlar çocuklar düşünülerek yeniden tasarlanmalı. Bu da günümüz belediyelerine bir görev olabilir mi, bilmiyorum. Hayır, devir değişti.

Yazıyı önemli gördüğüm iki notla bitireyim. 

MÜZE GAZHANE’YE DAMGA VURANLAR

Müze Gazhane yazımla ilgili eksik bıraktığım bir noktayı okurum anımsattı. Gerçekten de dikkat ettiğim ayrıntılar ve Gazhane’nin bütünsel tasarımındaki yüksek estetik, benim için çok dikkat çekiciydi. Okurum şöyle yazdı: “7 Nisan 2024 tarihli yazınızda Müze Gazhane’yi anlatmanıza çok mutlu oldum. Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de çok başarılı KORUMA projeleri gerçekleştirilmekte (bilmez olur muyum, hepsi en üst düzey ve gurur verici, OB). Müze Gazhane de bunlardan biridir. Çok önemli bir MİMARLIK ürünü olan bu çalışmanın proje müellifi İTÜ Öğretim Üyesi Dr. Gülsün Tanyeli ve ekibidir. Böyle önemli projelerin proje çalışmaları müellifleri ile birlikte anılırsa yöneticilerimize de örnek olur diye umuyorum.”

Saadet Sayın

Restorasyon Uzmanı Yüksek Mimar

2024 CHP OY ORANI

Bazı izleyicilerim salı günkü yazımda AKP’nin oyunu yüzde 28 olarak hesap eden Serdar Karsu’nun CHP oyuna bakalım ne diyecek gibi mesajlar gönderdiler. İşte yanıtı:

“Medyada (belediye başkanı seçimleri esas alınarak) CHP’nin oyu yüzde 37.76 olarak verilmektedir. CHP’nin parti oyu olarak göz önüne alınması gereken yerel meclis seçimlerindeki oyu ise yüzde 34.47’dir. (Bu oran içerisinde, belediye meclislerinde çoğunluk sağlanması için, diğer parti seçmenlerinin stratejik oyları da bulunmaktadır.) Küskün AKP seçmeninin sandığa gitmemesi de CHP’nin oy artışına etkendir. Umarız CHP yönetimi, hesaplamalarını / plan programlarını buna göre doğru yapar.”

Karsu AKP oylarının yıllar içinde gelişim çizgisini de şöyle açıklıyor: AKP’nin son 10 yıldaki seçimlerde oy oranları:

2014: yüzde 43.4

2015 Haziran: yüzde 40.9

2015 Kasım: yüzde 49.5

2018: yüzde 42.56

2019: yüzde 36 (ittifak içindeki oyu hesaplanarak)

2023 Mayıs: yüzde 35.61

2024 Mart : yüzde 28 (ittifak içindeki oyu hesaplanarak)

Not: Grafik çizgisi 2015 Kasım’dan itibaren yıllar içinde aşağı doğru... Ancak son 10 ayda eğim, parabolik olarak aşağı doğru pike yapmış...

***

Yeniden iyi bayramlar, kazasız belasız!

Büyük yalan: AKP diyor ki oyum 35.5! Hayır 28!

 

Büyük yalan: AKP diyor ki oyum 35.5! Hayır 28!

9 NİSAN

Cumhuriyet gazetemize bile sızan yüzde 35.5 yalanını mesela Hürriyet pohpohçularından F. Bol ve benzerleri piyasaya sürüyor. İzlediğim bir yazar değil, “Bir arkadaşım işaret etti” diyor yazar, CHP’yi düşük gösterirken: “İktidar partisi olan AK Parti, bunca belediye başkanlıklarını kaybetmesine rağmen oylarını aşağı yukarı muhafaza etti. Yüzde 35.5. Nitekim bir yıl önceki genel seçimlerde AK Parti’nin oyları yüzde 36’lar civarındaydı.” (www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fuatbol/secim-analizi-1-42442513). Benzer hatayı muhalefette bazı yazarlar da yapmış. RTE de aynı oranı veriyor.

MHP’nin ortak aday oylarını da kendilerine saydıkları görülüyor. Her zamanki gibi, bu durumlarda mühendis dostum Serdar Karsu devreye girdi. Emeğine saygı göstermemek olmaz. Aşağıdaki hesaplamalar onun.

YÜZDE 27-28 ARALIĞINDA

2024 yerel seçim sonuçlarında, AKP’nin oyu; belediye başkanı seçimlerinde yüzde 35.5, belediye ve il genel meclisleri seçimlerinde yüzde 32.4 görünmekte. Ancak bu oylar içerisinde (kurulan ittifak gereği) MHP’nin oyları da var. Büyükşehirlerde (birkaç il hariç) MHP, AKP’yi destekledi. Büyükşehir olmayan çoğu ilde ise AKP, MHP’yi destekledi.

AKP+MHP’nin toplam oyları, belediye başkanı seçiminde yüzde 40.5 olurken yerel meclis seçiminde yüzde 39’a düştü.

Soru, AKP ve MHP’nin, bu toplamlar içerisindeki oy oranları ne kadardır?

2019 yerel ve 2023 genel seçimlerinin verilerinden yola çıkılarak 2024 yerel seçimi için yapılan hesaplamalar sonucunda:

Belediye başkanı seçimlerinde, AKP’nin (MHP’den arındırılmış oyu) yüzde 30 seviyesinde. Parti oyu olarak değerlendirebileceğimiz yerel meclis seçimlerinde ise AKP’nin oyu yüzde 27-28 aralığında, MHP’nin oyu yüzde 11-12 aralığında oluyor.

MHP DE DOĞRULUYOR

MHP’nin tekil olarak girdiği büyükşehir dışı illerdeki oy yüzdelerinin tutarlı olup olmadığını, örnekleme usulü ile kontrol ettim. 2019 seçimlerine göre çok bir oy kaybı olmamış ve tutarlı. Bunun üzerine MHP’nin 2019 oy oranlarından ve AKP ile olan paylaşımlarından yola çıkarak hesap sağlaması yaptım. Buna göre de AKP, yüzde 28 küsur çıkıyordu.

Her iki hesaplamamın sonucunda AKP oyu +/- (artı, eksi) 1 puan hata payıyla yüzde 28. MHP’nin oyu da, +/- 1 puanla yüzde 11 mertebesinde.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız: “Mahalli idareler seçimlerinde partilerin oy oranları il genel meclisi sonuçlarına göre hesaplanmakta. YSK verilerine göre 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde il genel meclisinde partilerin ulaştığı oy oranları, AK Parti yüzde 32.16, CHP 23.19, MHP yüzde 16.62, DEM Parti yüzde 7.89, Yeniden Refah Partisi yüzde 6.5’tir.”

MHP DE KAYBEDİYOR

Feti Yıldız, (belediye meclisi değil!) büyükşehir olmayan illerde İL GENEL MECLİSİNDE aldıkları oy oranlarını söylemekte. 16.62 oranı, 2019 seçimlerinde 18.81 idi. Bu verilere göre bir hesaplama yaparsak:

2019’da büyükşehir olmayan illerde: 18.81

2024’te büyükşehir olmayan illerde: 16.62

İki seçim arasındaki yüzdesel azalmaları: 16.62 / 18.81 = 0.8835 Bu azalmaya göre MHP’nin oy oranı (2019 baz alındığında) yüzde 15 x 0.8835 = yüzde 13.25’e düşüyor.

Diğer taraftan, 2019 seçimlerinde (belediye + il genel) yerel meclislerde AKP + MHP toplam oy oranı yüzde 51 iken, 2024 seçimlerinde yerel meclislerde AKP + MHP toplam oy oranı yüzde 39’a düştü. Dolayısıyla AKP+MHP’nin iki seçim arasındaki azalma faktörü 39 / 51= 0.7647.

Buna göre MHP’nin son seçimdeki oy yüzdesi: 13.25 x 0.7647 = 10.13; AKP’nin oy yüzdesi: 39-10.13= 28.87 AKP’nin genel oy kaybı yüzde 33 2024 yerel seçimlerinde ülke genelinde geçerli toplam oy sayısı: 46.046.499. Yukarıdaki hesaplamalara göre AKP oyu: Yüzde 28 x 46.046.499 = yaklaşık 13 milyon. AKP’nin 2023 genel seçimindeki parti oyu: 19.387.000. Buna göre 2024 seçimlerinde oy miktarı kaybı: Yüzde 33’tür. 10 ay içeresinde 6.4 milyon seçmen kaybı!

Türkiye genelinde yerel seçimlerde kayıtlı olan sandığa gidenler gitmeyen tüm 61.4 milyon seçmeni dikkate alırsak da yaklaşık 13 milyon oy almış. Toplam seçmen sayısı bakımından yüzde 21.

Yani ülkemizdeki kayıtlı 5 seçmenden biri AKP’ye oy vermiş...

Serdar, “Büyük Düşüş”ün fotoğrafını çekti.


Millet faturayı Saray’a kesti; Saray aşağılara bakıyor

 

Millet faturayı Saray’a kesti; Saray aşağılara bakıyor

Postacı seçim sonuçlarını halkın mektubu olarak Saray’a bıraktı, tabii ki. RTE evirip çeviriyor, bu bize mi diye bakıyor.

8 NİSAN

***

AKP, seçimlerde ağır yenilginin faturasını kime kesecek, laflarını dinliyoruz. Bir Saray bakışı bu, aslında fatura isme yazılı: AKP başkanı ve cumhurbaşkanı, adres Saray.

Tabii RTE de tek başına değil, Saray ve çevresindeki konglomera yönetimi, memur bakanlar, AKP yönetimi...

Hepsi RTE’nin seçimi, adamları. Hepsi bu ülkeyi yönetiyor. Ekonomiyi yönetiyor. Sosyal hayatı, ideolojiyi, dış politikayı, güvenliği... Sayın sayabildiğiniz kadar.

Sayılamayanlar da var: Mülteci meselesi, kaçakçılar ülkesi, uyuşturucukarapara ülkesi, azgın emek sömürücülüğü; yoksulluk, eşitsizlik, kayırıcılık, hukuksuzluk, anayasa tanımazlık, daha sayın sayabildiğiniz kadar.

Bunları da yönetenlere fatura kesildi.

POSTA SİZE!

Şimdi postacı kapısı çalarak seçim faturasını Saray’ın eline tutuşturdu.

Bu kadar ağır faturayı Saray yanlış adres olarak görüyor. Postacı çoktan gitmiş. AKP içinde kime bu fatura tartışması var. Kimi devlet parmağı sallama diyor vb.

Ama hiçbiri Saraybaşına bakmıyor. Çünkü orası dokunulmaz, bağışıklık kazanmış ve tüm tartışmaların dışında. Onu hedef alacak ve tasarruflarını tartışacak tek kişi yok partide, böyle bir süreç başlarsa, AKP ne olur?

Saray eline tutuşturulan faturayı halka havale etti bile. 81 ilde halka sorulacakmış bu fatura neden diye?

Gerek mi var sormaya, ülkeye baksınlar, AKP’li belediyelere baksınlar, halka baksınlar, ülkenin tüm alanlardaki uluslararası endekslerine baksınlar, hepsi görür.

MİLLETTE YANLIŞLIK MI VAR

Taksim’de, İsrail ile ticaretin kesilmesini isteyen gençlere ağır polis müdahalesi yapılıyor ve ters kelepçe ile götürülüyorlar, oraya baksınlar. İsrail’de milyonlar hükümetlerini protesto edebilirken burada ise insanların seslerini İsrail adına mı yoksa ticareti yapan iktidar sermayesi adına mı, boğuyorlar?

Saray ve çevresi her şey yolunda gidiyor aslında, neden böyle oldu, millette bir yanlışlık var havasında.

Yenilgiyi yanlış bir algı yönetimi olarak görüyor olabilirler.

Veya Büyük Türkiye, Türkiye Yüzyılı, 2071’e yürüyüş hayallerini satışları çok mu bulutların ötesinde, göğün en üst katlarında asılı kaldı?

Eskisi gibi milletin dilindeki çalıyorlar ama çalışıyorlar düşüncesi, acaba yerini sadece çalıyorlar düşüncesine mi bıraktı. Buna da bakabilirler.

Saray’ın içinde ve çevresinde tartışan figürlere bakıyorum, sadece AKP ve iktidarına, halka karşı bir kibir oluşmasına takılıp kalmışlar. Kibir, tabii ki görülmemiş ölçekte.. Ama sorunu salt buraya indirirseniz, başka bir kibre takılı kalırsınız.

Türkiye’nin, milletin hali pürmelaline odaklanacaklarına kibir tartışması tartışan tarafların ne kadar boş işlerle uğraştıklarının da belgesidir.

Şimdilik Saray’ın tümü, yenilginin ana nedenlerini zerre dikkate almadan, halka neden bana oy vermedin sorgulamasına girişecek gibi.

Yarın: AKP’nin oy oranını kim 35.5 gösteriyor?