Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

21 Mayıs 2023 Pazar

Uçak, füze, gemi soğan patatese karşı

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Uçak, füze, gemi soğan patatese karşı

16 Mayıs 2023 Salı


Kestirememek, Türkiye gibi büyük bir kargaşa ve olaylar içinde kısa bir seçim süreci içinde sandığa giden bir ülkenin kaderi olsa gerek. Cumhurbaşkanı seçimi sonucunu kesine yakın tahminde başarılı olan BetimAr (hiç görmemiştim!) gibi ender ve sonucun uzak kenarında dolaşan bir iki şirket dışında size sunulan ciddi veriler olmazsa olayın akışını göremezsiniz.

Pazar günü Sözcü’de Can Coşkun sormuştu, “Sübjektif davranıyor olabilirim fakat eldeki verilerden yola çıkarak seçimin ilk turda bitmesini öngörüyorum” demiştim. Fakat sonuçlara bakarak bizlerin çok daha soğukkanlı, olanı biteni verileri önümüze koyarak değerlendirme, tahmin yapmamız gerekiyordu.

SOĞAN PATATES HER ŞEY DEĞİL

Önce şunu söyleyeyim: Soğan patates her şey değilmiş. RTE “Liderinizi soğan patatese satmazsınız değil mi” sorusu haklı çıktı, satmadılar! Bu bile psikolojik bir baskı sorusuydu ama sonuç verdi. Hayır bu soru RTE’yi sonuca yaklaştırdı demiyorum.

Sonuç, bütünsel politikaların ürünü. Şunu net görüyorduk: RTE ekonomik çöküntüye hep bir yanıt verdi. Emekli maaşlarını yükseltti, asgari ücrete, temmuzda yeni zam sözü verdi, EYT’lileri çözdü. Muhalefet de ama zamlar daha hızlı koşuyor dedi. İktidarın gücü her zaman bir iki kademe üstündür.

Deprem bölgesindeki oylarının düşmeyeceği daha önce görülmüştü. “Deprem bir kaderdir.” Bunu kader kabul etmemek ve talepte bulunmak öncelikle ciddi eğitim meselesidir. Bu yoktu. Ayrıca iktidar depreme hızla yanıt verdi ve on binlerce konutun temelini hemen attı. Depremzedelere umut verdi. “Biz bedava vereceğiz, bu bir haktır” doğru yaklaşımının karşılığı olmadı çünkü zaten iktidarın oy deposu olan bölge, deprem kaderdir inancı ile ve bağlı olduğu siyasalideolojik düşüncenin hızlı yanıtını kendisi için yeterli gördü.

'REİS DÜNYA LİDERİ'

Olayın diğer yönü, hiçbir zaman soğan patatesin (bir anlamda böyle bir ekonominin) bir seçimi belirleyici olamayacağı gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. “Ekonomi belirleyicidir” saptamasının iflası! Evet ekonomi önde gider, fakat başka belirleyiciler onu bastırabilir: Mesela milliyetçilik aşırı propagandası eşliğinde, İHA’lar, uçaklar, uzaya adamlar, savaş gemileri, füzeler özetle biz üretiyoruz bunları propagandası çok etkili oldu. TV’ler, kendilerini ortada görenler dahil, bunların tanıtımı, daha neler yapacağız neler sözleriyle seçmenlere, evlere günlerce boca edildi. “Reis, dünya lideri”!

Batı karşısında ezilmişlik duygusuna büyük yanıtlardı bunlar. Boşuna her yerde bunların maketleri sergilenmedi, fuarlar açılmadı.

Patates soğan mı, yoksa büyük silah gücü ve dünya devleti imajı mı? Yanıt ikincisi oldu. Patates soğan gerçekten iyice yoksullaşan ve geçim sıkıntısı içinde bocalayan emeklilerin baş meselesi olabilir, ama bunların bir kısmı zaten AKP’nin “yoksulluğu yönetmek” stratejisinin bir parçasıydı.

Bu konu açılmışken şunu da hatırlatmalı: Çöken ekonomi bir yanıyla hep ayakta tutuldu. İşsizlik iki katına yükselmedi, pahalılığa rağmen ekonomiyi önemli ölçüde ayakta tuttular. Faizleri düşürdüler ama bir yandan da parası olanlara DDM hesaplarıyla para aktardılar. Önemli bir kesimin harcamaları kesilmedi. Bu politikaları sonuç verdi.

On milyarlarca lira seçim bütçesi aktarılan Aile Bakanlığı eliyle sosyal yardımlar iki katına çıkartıldı (450-600 TL’den 800-1200’e).

ADAY MI YANLIŞTI

Bazı kolaycılar, Millet İttifakı’nın seçimi kazanamamasını, Kılıçdaroğlu’nun adaylığının yanlışlığına bağlıyorlar... Adaylığı her şey geri kalanı hiçbir şey olarak görüyor ve propaganda yapıyorlar. Bu tam bir komploculuk. Kılıçdaroğlu bir strateji uyguladı, milletin geri kalanını birleştirme... Strateji sandığa kadar iyi çalıştı ama sonuca ulaşmadı. İttifaktaki bileşenlerin oylara ölçülebilir görülebilir bir katkısı? Sanki yok gibi. İYİ Parti’nin vazoyu kırıp sonra tamir etmesi, güveni sarstı, bu oyuna da yansıdı ne yazık ki. Yok başkası aday olsaydı, kazanırdı gibi laflar gırla. 

Millet Kılıçdaroğlu’nu sevdi, bence başarılı bir kampanya yürütüldü ama yukarıdaki gerçekler galip geldi.

Belki İYİ Parti dışında diğerlerin parti olarak gelişip vücut bulmalarına zaman olmadı. Kendilerini ispatlayamadan ham ve isim olarak ittifak bileşeni oldular. Bunun sonuç vermediğini düşünüyorum. Saadet, seçmenini Yeniden Refah’a mı kaptırdı? Evet gibi. Van’da sandığa giden İbrahim, “Abi Kürt seçmen dağıldı, nasılsa kazanılıyor” diyerek seçim bölgesine dönmedi, her sandıkta yüzlerce seçmen yoktu, dedi. MHP üzerine bir şey yazmayayım, AKP’dekilerin yüzde 2-3 oyu dönmüş olabilir.

Siz bunları bir düşünün, ben de perşembe yazım için hazırlık yapayım.

Millet tek adamı ve rejimi değiştirme iradesini ortaya koydu

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Millet tek adamı ve rejimi değiştirme iradesini ortaya koydu

15 Mayıs 2023 Pazartesi


(seçim gecesi 9.30'da yazılmıştır)

Anadolu Ajansı’nın (AA) manipülasyonlarının yarattığı belirsizlik ve kafa karışıklığı ortamında, seçim sonuçları konusunda yazı yazmanın zorluğu... Halk TV salonunda bekleyen gazeteci arkadaşlara “Nasıl bir yazı yazarsınız” diye sordum. “Yazma”, “Eski yazını gönder” benzeri öneriler geldi...

AA’nın ve tüm medyanın özgürleşmesi, mesleki açıdan beni en çok ilgilendiren konu. Şüphesiz bunun için de bu otoriter, seçim süreci boyunca sahte propaganda ile, millet iradesini saptırmak için türlü çeşitli yalanı devreye sokan, demokrasiyi sandığa indirgemiş, sandığı bile AA aracılığıyla aldatmaya yönelen iktidarın değişmesi gerekir. 

Şu anki duruma göre, Kılıçdaroğlu ilk turda kazandı demek zor. Buradaki arkadaşların genel kanaati seçimin ikinci tura kalacağı yönünde.

OLASILIK VAR

Ama bence hâlâ ilk turda kazanma olasılığı var, burada dayanağım, beklendiği gibi AKP’liler Kılıçdaroğlu’nun önde olduğu çok sayıda sandığa itiraz ettiler, dolayısıyla bu oylar ıslak imzalı tutanaklara geçemedi ve açıklanamadı.

YSK’nin ıslak imzalı tutanaklarının saat 21.00’deki sonuçlarına göre, Kılıçdaroğlu, yuvarlayarak söylüyorum 1 puan önde, yüzde 48’e 47.

AKP’nin itiraz ettiği çok sayıda sandıktaki toplam oy sayısını bilemediğimiz için, bu oyların Kılıçdaroğlu’nun oylarını ne kadar artıracağını da tahmin edemiyoruz. 

AA’NIN AMACI

Yazıyı göndermek zorundayım. 

Anadolu Ajansı’nın her seçimde bunu yaptığını biliyoruz:

Birincisi, kaybettik duygusu yaratarak muhalefetin sandıkları terk etmesini sağlamak. İkincisi, sonuçlara sürekli itiraz ederek, kesinleşmelerini önlemek, belki de seçim kurullarının ve YSK’nin kendi dayattıkları sonuçlar yönünde karar vermesini sağlamak.

Yargı bu tuzağa düşer mi bilmiyorum. Ülkede kaos yaratmaya yanaşacağını sanmıyorum. 

Sonuç eninde sonunda belli olacak.

Tüm ülkeyi, seçmenin en az yarısını, tüm devlet imkânlarını haksız ve hukuksuz kullanarak yanıltmanın kıskacı altına alan bir yarı diktatör ama tam otoriter yönetimin yarattığı bir kargaşa içinde bu yazıyı yazıyorum.

İkinci tura kalırsa, ülke için iyi olmaz. 

MİLLET: TEK ADAMI İSTEMİYORUZ

Şimdilik yazıyı keseyim, belirsizlik biraz kaybolur ve zaman da olursa, eklemeler yaparım.

Güzel günleri bu ülke ve bu millet hak etmiştir.

Ülkenin geleceğine yönelik aydınlık insanları rejimi ve tek lideri değiştirme iradesini beyan etmiştir.

Bu seçimin en önemli sonucu budur.

Aziz Sancar ne yapıyor? Yeni haberler var...

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Aziz Sancar ne yapıyor? Yeni haberler var...

14 Mayıs 2023 Pazar


Her şey çok güzel olacak, sandıklara gitmeyen kimse kalmasın ve demokratik dönüşüme herkes sandıkta görev alarak destek versin, diyerek pazar günleri bilim üzerine yazma geleneğini sürdüreyim.

***

Uzun zamandır Aziz Sancar’ı yazmadım, aslında yazışıyoruz Sancar ile ve neler yaptığını birinci elden ve yakından izliyorum. En son bu köşede Sancar’ın rastlantısal olarak, çok bilinen EdU molekülünün DNA sarmalında hücreyi öldürdüğünü ve anti kanser özelliğini görmüş, ayrıca bu molekül bariyeri aşarak beyne ulaştığı için, beyin tümörlerini de öldürebileceği tezini öne sürmüştü. Bunu yazılarımda 20 ve 21 Ağustos tarihinde yayımlamıştım. Ama şimdi konum bu değil, Sancar’a fare deneylerinin nasıl gittiğini de sordum, ama başka bir yazıda anlatacağım.

Sancar geçen hafta Özbekistan’daydı. Özbekistan’ı “Ata Yurdu” olarak görüyor ve çok seviyor. Orada bazı bilimsel kurumların gelişmesi için çalışıyor. Özbekler de Sancar’ı çok seviyor. Bizi de Özbekistan’a yaptığımız bir gezide Özbekler bize ata vatana hoş geldiniz demişti!

NEDEN GİTTİN?

Tabii bu soruyu yönelttim hemen. Ama ön bilgi vereyim. Özbekistan (ve coğrafyası) İslam biliminin ve bilimcilerinin yıldızının parladığı topraklar. Uluğ Bey Özbekistan’da Semerkant’ta matematikçi ve gökbilimci büyük bir bilim insanı. İbni Sina’nın doğum yeri de Buhara. Bu Türk diyarları MS 1000. yıldan önce aslında bilimsel Aydınlanmanın merkezi durumundaydı. Bilim çok yönlü olarak bu Türk diyarından halka halka yayıldı. Sancar hem Türklüğe bağlı olmasının yanı sıra bilime de bağlılığı nedeniyle, Özbekistan onun için büyük bir çekim merkezi.

“Üç konu için gittim” dedi.

Geçen yıl TÜBİTAK Sancar adına 8 Özbekistanlı öğrenciye yüksek lisans ve doktora bursu verme kararı almıştı. Fakat bir gelişme olmamıştı. TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal da Sancar’a katıldı ve bu bursun hayata geçmesi için çalıştılar.

Özbekistan’da teknoloji ve inovasyon bakanı ile konuştular ve gelecek sonbaharda 8 bursun verilmesi için gerekli çalışmaları yapmaya karar verdiler. Sancar, Özbekistan ve diğer Türk ülkelerinde bilimin gelişmesi için öteden beri çalışıyor, laboratuvarına bu ülkelerden öğrenciler alıyor.

Bilimin bir zamanlar ana yurdu olan bu coğrafyanın bilimde yine öne çıkması için ortamın gelişmesine katkıda bulunmaya çalışıyor.

Sancar ayrıca Semerkant Devlet Üniversitesi’nin Sancar adına hazırladığı “Biyokimya Laboratuvarı”nın açılış törenine katıldı. Açılan biyokimya laboratuvarı aslında Aziz Sancar Araştırma Enstitüsü’nün bir bölümü. Diğer bölümler, kimya, biyokimya, genetik, moleküler biyoloji vs. zaman içinde eklenecek.

***

Tabii, hazır gitmişken yazımın başında sözünü etttiğim EdU molekülü konusunda da üniversitede bir konferans verdi.

Bu kadarla kalmadı tabii, İbni Sina’nın doğduğu köyü ve Buhara’ya yakın olan oradaki müzeyi de ziyaret etti.

Bu arada biz de 2019’da Özbekistan’ı, Uluğ Bey’i, İbni Sina ve müzeyi gezdiğimizi yeniden anımsatalım.

Terörün yuvalandığı yerler... YSK’den endişem yok

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Terörün yuvalandığı yerler... YSK’den endişem yok

11 Mayıs 2023 Perşembe


Terör nerede yuvalanmış? Kızılay’da yuvalanmış teröristin, İmamoğlu’nun Konya mitingi için “Şeytan taşlama erken başladı” benzeri sözler paylaşması, açık seçik teröre kışkırtmadır ve aslında kurumlara ve sorumlu mevkilere nasıl tiplerin yerleştirilmiş olduğunun göstergesidir. Soylu, teröristleri araması gereken yerleri görmüyor mu...

Aynı şekilde, Erzurum’da 200’ü aşkın bir “terörist grup”un Emniyet’in göz yummasıyla gerçekleştirdiği korkunç saldırı, terörist komplocuların nerede ve nerelerden örgütlenip ve nerelerin koruması altında büyük bir katliama soyunmuş olduğunu da gösteriyor. Bunlardan, Barışların kitabının adıyla yazarsak, SS’nin haberi mi yoktu...

Demek, iktidarın bir kısmının eli altında “terörist”ler tutuluyor...

İçişleri bakanı mesela Doç. Dr. Sinan Ateş cinayetini her şey ortadayken neden sonuçlandırmıyor?

KİMLERİ KORUYOR YİNE?

Bakan bey, Erzurum’daki katliam girişimini, sözde “FETÖ iltisaklı” birinin üzerine yıktı. Ağır bir terör ve katliam girişimi varken, gözaltına alınan 15 kişi ise serbest bırakıldı. HÜDA PAR’lıların bu girişimle ilgisi var mı, yoksa Sinan Ateş cinayetini işleyen-işletenler ile Erzurum olayı arasında mı ilişki kurulmalı?

Bu iki olayın gerçekleştiği iki yer Erzurum ve Konya’da muhalefete oy akışı gözleniyor. Bunu engellemek için mi? Konyalı bir arkadaşım “CHP’ye hiçbir zaman oy vermeyecek tanıdıklarım, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söylüyor, Konya’da sürpriz sonuçlar bekleyin” diyor.

YSK NE YAPACAK?

İçişleri’nin polis ve jandarmaya talimat vererek sandıklardan alınan sonuçların derhal kurulan paralel polise bildirilmesi talimatının geçersizliğini ilan etti Yüksek Seçim Kurulu (YSK).

Seçimlerde en büyük kuşkulardan biri, AKP’lilerin sandık sonuçlarına itirazlarının ilçe-il seçim kurulları ve YSK tarafından iktidar lehine sonuçlandırılması olasılığıdır. Bilindiği gibi AKP seçim yasasında yaptığı değişiklikle, kıdemli hâkimleri devre dışı bırakmış ve kendi döneminde yargıya atananlara öncelik vermişti. YSK üyelerinin de Saray kontrolünde göreve getirildikleri biliniyor.

YSK’nin SS’nin bu yasadışı girişimine ve hazırlığına dur demesi, kendi hukukunu savunması sevindiricidir.

SANDIKLARIN BAŞINA JANDARMA

Bu “paralel yapı” ile ne planladığını bilmiyoruz ama sandıkların başında polis ve jandarmanın durması; beklemesi ve sonuçları almak için bir şiddet temsilcisi olarak görevlendirilmesi bile, başlı başına büyük bir baskı ve sandıkların iktidar tarafından kontrolüne yol açacak sonuçlar doğurur. Ben bunun Saraybaşının onayıyla ve aferiniyle tezgâhlandığını düşünüyorum.

YSK ÜYELERİNE GELİNCE...

Siyasi görüşleri olabilir ama her şeyden önce yargıç kimlikleri var, kendilerini bağlayan hukuk var, her şeyden önce vicdanları var.

“Geliyor gelmekte olanı” gördüklerinde hiçbirinin iktidar değişimini önleme, millet iradesini hiçe sayma gibi, sandıktaki gerçekleri tersine çevirme gibi bir kararda bulunabileceklerini zerre aklımdan geçirmiyorum.

Hiçbiri ülkeyi kaosa sürükleyecek kararlara imza atmazlar, hepsi bu ülkenin yüksek yargıçları olarak davranacaklardır.

Pazar günkü bayramda görüşmek üzere...

İktidarın görülmemiş yalanlarına ve devlet kasalarını boşaltan kararlarına rağmen, her şey çok güzel olacak...

Bunlar ciddi mi, yoksa kaybetmenin küçük öçleri mi?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Bunlar ciddi mi, yoksa kaybetmenin küçük öçleri mi?

09 Mayıs 2023 Salı


Bir şeyler olacağı belliydi, bazı dostlar iktidarın seçimleri ertelemeye kadar varacak bir kaos yaratabileceğini söylüyordu. Ben buna en zor ve tüm AKP’yi bitirecek en kötü senaryo olarak baktım. Hayır, hafta sonuna kadar böyle ufak tefek “olaylar”la geçebilir ve seçimler yapılır. Bu “ufak tefek” (umarım böyle kalır, hatta artık onu bile yaşamayız!) olaylar, belki de seçimleri-iktidarı gerçekten kaybettiklerini gördükleri için olabilir. Kızgınlık ve öç hırsı.

Bu olayların mağduriyet yarattığını ve daha çok seçmen kaybettirdiğini bilmezler mi? Ama umurlarında değilse, “kaybettiklerine” inandıkları için olabilir... Çok açık seçik ki 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde bu mağduriyet 800 bin seçmenin İmamoğlu safına geçmesiyle sonuçlanmıştı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI

Erzurum’daki provokasyonu önemsiyorum.

Şu açıdan üstelik: Provokasyon cumhurbaşkanı iki yardımcısı adayından birine yapıldı. Evet ben peşinen seçilmiş olarak gördüğüm için bunu söylüyorum: Cumhurbaşkanı yardımcısına, Erzurum’da taşlı saldırı oldu, öyle ki mitingi önce otobüslerle engellemeye çalıştılar, sonra da saldırı ile mitingi yaptırmadılar. 300-400 kişilik ikiye ayrılmış, kışkırtılmış, belki de ceplerine paralar konmuş, bir sürü.

Erzurum Belediyesi’ne seçilmiş, ne yaptığını düşünemeyen minik düşünceli bir adam, kılını kıpırdatmayan Emniyet ve içişleri bakanına uzanan bir zincir. Yaptığı açıklama da kendini ele veren cinsten. Normal durumda Emniyet müdürünü sıygaya çekerdi değil mi, hayır tam destek, kadın bakan dahil.

Fakat adalet bakanı soruşturmayı haber verdiğine göre, mağduriyetin farkına varıp geri çekilmek zorunda kaldıklarını söyleyebiliriz.

Ama cumhurbaşkanı yardımcısı  adayı İmamoğlu’na bu saldırı çok ciddidir ve mutlaka soruşturulması gerekir.

İLK TUR AKP İÇİN DE İYİ

Şimdi iş, bu dönemi ilk turda bitirip, daha sonra iki haftalık kalp sancılarına yüksek gerilimlere fırsat vermeden iktidar değişimini sağlamak.

İlk turda seçimi bitirmek aslında Saray’ın, AKP iktidarının da işine gelir.

İlk turda iki aday arasındaki farkın, ikinci turda çok daha büyük açılacağı gerçeği ortadayken ilk turda yüzde 51- 52 ile kaybetmenin çok daha kabul edilebilir olacağını varsayabiliriz.

Ben Saray’ın, AKP’nin “Atı alan Üsküdarı geçti” tuzağına düşmeyeceğine inanıyorum. Akıllıca değil. Hem kendileri hem ülke için. AKP içinde “Kaybedersek bunu tabii ki kabul edeceğiz ve iktidarı devredeceğiz” diyen aklı başında bir grup olduğunu biliyoruz.

Ama içişleri bakanı farklı.

Cumhurbaşkanı meydanlarda elinden geleni tabii ki yapacak ama bu bakanını feda edeceğini düşünüyorum. Bakanın her şeyi tersyüz etmesinin nedeni de bu olsa gerek.

HER ŞEY OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ

Kimse korkuya kapılmasın, her şey, normale yakın seyrediyor, olması gerektiği gibi.

Ama muhalefet tüm gücüyle, sandıkların tümü üzerinde kontrolü sağlayarak elinden geleni yapmak zorunda.

Üç hafta önceki yazımda, eğer çok başarılı başlayan seçim kampanyası, son haftaya kadar etki alanını şiddetini artırarak sürerse, kapsama alanı genişleyecek; sonuçta ilk seçimde yüzde 50’yi aşacak bir çoğunluğu yakalayabilir, demiştim.

Öyle seyrettiğini görüyorum. Kemal Bey de bir miting sonrası kendisini yakalama ve soru sorma şansı yakalayan muhabire, “son güne kadar daha büyüyecek kampanya” diyor.

Tam beklediğim gibi.

Bence iktidar, cumhurbaşkanlığını devretmeyi şimdiden içine sindirmeye başladı.

Mesele Türkiye, millet, gelecek...