Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

24 Nisan 2023 Pazartesi

Halk için mi, yoksa zenginlere peşkeş mi.. İşte bütün mesele

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Halk için mi, yoksa zenginlere peşkeş mi.. İşte bütün mesele

17 Nisan 2023 Pazartesi


CHP elindeki büyükşehir belediyelerinden halka büyük ölçekli yardımlar yapıldığını okuyoruz. Acaba bu yardımların kaynağı nedir diye sormuyoruz. Herhalde ne Ekrem Bey ne de Mansur Bey, ceplerinde olmayan milyarlarca lirayı harcamıyorlardır veya Ekrem Bey gizliden gizliye yap-satcılık yaparak Mansur Bey de gizlice özellikle eroin patronlarının, FETÖ’cülerin milyonlarca lira karşılığında avukatlıklarını yaparak halka dağıtmıyorlardır.

Büyükşehirlerin milyarlarca liralık bütçelerinin nasıl harcanacağı ile ilgilidir soru.

Tarikatlara, dini şaklabanlara, katbekat pahalı belediye ihaleleriyle iktidar yakınlarına yandaşlarına halkın bütçesini peşkeş mi çekeceksin... Bütçeyi 50 liralık ağaca 200 lira ödeyerek ihaleyi verdiğin alçakla parayı mı kırıştıracaksın, kente değer katmayan on paralık işlere milyarları mı dökeceksin...

Yoksa, bütçeyi on kuruşunu bile hesap ederek gerekli işlere mi harcayacaksın, yoksulları mı doyuracaksın, halkın ekonomik sıkıntılarını hafifletmeye mi çalışacaksın...

Halk için mi, yoksa zenginlere peşkeş için mi...

İşte bütün mesele bu...

14 BİN ÖĞRENCİYE ÖDEME

Mansur Yavaş Uğur Dündar’a konuk oldu. Diyor ki “Şu an 14.000 öğrenciye her ay 330 TL ödeme yapıyoruz.” Dündar soruyor: Kaynağı nereden buluyorsunuz, borç mu alıyorsunuz? 

Yavaş’ın yanıtı: “İsrafımız olmadığı için kaynakları boş projelere değil halkın ihtiyaçlarına harcıyoruz”…

“2016’da 80 TL’ye yapılan asfaltı, 5 yıl geçtikten sonra bile 25 TL’ye yapıyoruz. Çok firmanın katılımı ve kırımı da artırarak. Kendi cebimden harcamayacağım tek kuruşu vatandaşın bize emanet parasından da harcamıyoruz, israfı kestik..”

Yetmiyor, şaibeli ve savcılıkta çok sayıda soruşturma dosyası bekleyen önceki yöneticinin taktığı 4.5 milyar lira da belediye borcunu ödemişler

Mansur Başkan’dan önceki 25 yıl boyunca Ankara’nın nasıl talan edildiğinin hesabını tutacak bir bilgisayar da çatlayıp durabilir!

Yani parayı nasıl ve nereye harcayacağınızla ilgili ve size emanet edilen paranın namusu ile ilgili bir meseledir, kaynak aynı zamanda!

BİR ÖRNEK DE İSTANBUL’DAN

Ekrem İmamoğlu yönetimindeki büyükşehir de 75 bin öğrenciye 4 bin 500 TL yardım ediyor. “Sosyal ve Ekonomik Destek Programı” çerçevesinde 250 bin aileye yardım ediyor, ayni veya nakdi. Süt, ekmek, İstanbul sosyal destek kartı, bebe bisküvisi, askıda fatura, aile destek paketi, evlilik yardımı vb. İstanbul Ekmek’in kent çapında yaygın ekmek satışı bile başlı başına bir hizmet olarak öne çıkıyor. 300 gramlık ramazan pidesini 5 TL’ye satıyorlar.

Bunlar görünenler, bir de görünmeyen iş bulma vb. konusunda on binlerce insana ulaşıyorlar.

Park ve bahçeleri, yenilemeleri vb. hepsini bir kenara bırakıyorum.

Hortumlar çok yönlü olarak kesilince birden halkın bütçesi halka yönelik hizmetler için harcanmaya başlıyor.

PARAYI NEREDEN BULACAKSIN

Kılıçdaroğlu ve hükümeti, seçimi kazanırlarsa halka vaat ettiklerini gerçekleştirmek için parayı nereden mi bulacak?

Şüphesiz ki önce milyarlarca liranın akıp gittiği hortumlar kesilecek.

Tüketiciden kesilip duran vergiler yerine servet sahiplerinin de kapısını çalması gerekir.

Gelir eşitsizliğini hemen ve derhal düzeltici hamlelerle millete nefes aldırmaları öncelik kazanmalı.

Fırsat eşitliğini sağlayıcı önlemler en önemli konulardan...

Hemen gelecek umudu vererek, 5 yıl içinde rayına oturmuş bir ülke, devlet oluşturmaları şart...

Yoksa giderler, kurtlar pusuda..

18 Nisan 2023 Salı

Fırsat eşitliğini sağlayın, gelir eşitsizliğini düzeltin! Kurt kapıda bekliyor

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Fırsat eşitliğini sağlayın, gelir eşitsizliğini düzeltin!

16 Nisan 2023 Pazar


Ve üniversitelerde liyakat ve özgürlüğü esas alın, atanmış tüm rektörlere de güle güle deyin...  

Bunlar şüphesiz ki tüm toplum için hava gibi su gibi gerekli olanlar.

Ama burada ülkeyi ileri ekonomik düzeylere taşıyacak bilim, teknoloji, inovasyon (yenilikçilik) atmosferinin nasıl sağlanacağı üzerine konuşuyoruz.

Halkın bir kesimi, özgürlükler, hak ve adalet, eşitlik gibi üstyapısal sanılan kavramların kendisi için önemini kavramamış olabilir. Salt cebine giren paraya, günlük geçimine, mal edinimine, kendisine siyasetin durmadan dayattığı dinsel ninnilere önem veriyor olabilir.

Ama kulak asmadığını düşündüğümüz kavramların hakkıyla ülkede geçerli kılınması durumunda, daha güzel ve insanca bir hayat olarak kendisine geri döneceğini nasıl anlatacağız? Bu önemli ölçüde bir yönüyle çözülmemiş, evrensel bir iletişim sorunudur.

Perşembe günkü yazımda, Türkiye Bilişim Vakfı’na Ufuk Akçiğit ve arkadaşlarının hazırladığı Türkiye Akademik Diaspora Raporu: Beyin Göçünden Beyin Gücüne adlı 76 sayfalık raporunun ana hatlarından söz etmiş, çıkmazdan kurtuluş için önerilerine geri dönerim demiştim.

KAYBOLAN MİLLİ SERVETLER

Şüphesiz, her kesimce seslendirilen gelir ve fırsat eşitliği konusu, bu raporun da odak noktalarından biri.

Bunu yapmadan, toplumun yıllardır kayıp giden nice değerini bilim, teknoloji, sanat, fikir, kültür olarak ülkeye katamazsınız, yıllardır 9 bin dolarlarda sürünen kişi başı milli gelirini artıramazsınız...

Tersine, maddi koşulların yoksunluğundan ülkenin güzide beyinleri hak ettikleri yüksek yetenekli işlerle ilgilenemezler. Pazarda limon satarlar. Topluma eşit fırsatlar yaratmazsanız da yine layık olduğu yere yükselemeyen, gelemeyen yüz binlerce insanı da yine milli servet kaybına uğratırsınız.

Veya fırsatını bulup kan ter içinde bir yerlere gelmiş insanlara ülkeyi, yaşamı dar edersiniz, onlar da çekip gider, hiç sıkılmadan “giderlerse gitsinler” teranesiyle arkalarından davul çalarsınız.

Gidenler, kayıplar, yükselemeyenler, kovalananlar, milli servettir; halkın her kesiminin daha güzel yaşaması için katkıda bulunacaktır. Bunun bile farkında olmayan siyaset figürleri, kendi saltanatlarının sürmesi için yapacakları her şeyi mübah görürler.

BU SESE KULAK VERİN

Yine biz bilimsel rapora kulak verelim, bin kez tekrarlamak zorunda kalsak bile. Politikacılara sesleniyor rapor:

Teknik beşeri sermayenin güçlendirilmesi için: İlköğretim, ortaöğretim ve lise eğitiminde gelir eşitsizliğinin etkilerini azaltın; fırsat eşitliği yaratılmalı... Üniversitelerde araştırmacıların yeni fikirler üretebilecekleri bağımsız düşünce ortamı sağlanmalı... Üniversitelerin verimlilikleri gözden geçirilmeli, araştırma kaynakları, programları günümüz dünyasının ihtiyaçlarına göre güncellemeli... Araştırmalarda nicelik yerine niteliğe odaklanılmalı, araştırma kalitesi yükseltilmeli.

Beyin göçü ve uluslararası beşeri sermaye için: Neden gittikleri belirlenmeli, gitmelerini önlemek için elverişli ortam sağlanmalı... Gidenlerin Türkiye’deki araştırmacılarla ilişkilerini geliştirmelerine önem vermeli...

Ar-Ge desteklerini daha etkili kılmak için: Verilen teşviklerin etki analizleri yapılmalı, verimli olmayan destek programları kapatılmalı, kaynaklar daha verimli programlara aktarılmalı. Ar-Ge teşviklerine ve diğer yatırım kaynaklarına, en çok hak eden şirketler ulaşmalı. Bilhassa hızlı büyüyen firmalar, teşviklerden daha çok yararlanmalı... Teşvikler araştırma ve teknolojinin merkezindeki kurumlar olan üniversiteler üzerinden verilmeli... Teşviklerde niteliğe odaklanılmalı.

Kadınların bilimsel araştırmalardaki pozisyonları: Araştırma kurumları içinde ayrımcılık karşıtı katı politikalar uygulanmalı... Kadınlar için yurtdışı yüksek eğitim bursları artırılmalı... Kongre ve konferanslara katılım teşvik edilmeli, onlara özel araştırma fonları sağlanmalı...

***

Tabii eğer bu deveyi güdecek bu kervanı yola dizeceksek.

17 Nisan 2023 Pazartesi

Beyin göçünden beyin gücüne..

 obursali@cumhuriyet.com.tr

‘Beyin göçünden beyin gücüne..’

13 Nisan 2023 Perşembe


Şikago Üniversitesi’nden Prof. Ufuk Akçiğit’in hazırladığı bir çalışmayı dinledik. Raporu ısmarlayan Faruk Eczacıbaşı’nın yönetimindeki Türkiye Bilişim Vakfı. Başlığı Türkiye Akademik Diaspora Raporu: Beyin Göçünden Beyin Gücüne... Burada ele alınan konular çok sayıda değerlendirmeye tabi tutulacak zenginlikte. Fakat bugün salt raporda yapılan bazı saptamaları küçük yorumlarla iletmekle yetineceğim:

  • Yurtdışında akademik çalışmalar yapan Türklerin sayısı 12 bin. Hangi alanlarda çalıştıkları ayrı bir yazı konusu olur.

  • Türkiye’de bu göçü önleyebilecek siyasi, ekonomik ve bilimsel bir ortak ne yazık ki bulunmuyor. Dönenler arasında da verim düşüklüğü söz konusu. Onları burada tutacak ortam yok. İyiler gidecek. Gitme nedenleri arasında şüphesiz maddi olanaklar olduğu kadar, alabildikleri fon, ifade özgürlüğü ortamı, merak ettikleri alanlarda yüksek düzeyde araştırma yapma olanakları, üniversitede bilimsel yönetimin evrenselliği ve etkileşim atmosferi...

  • Bu durumda ülkenin yapabileceği en iyi şeylerden biri, dışarıdaki akademisyenlerden çeşitli bilimsel işbirlikleri ile yararlanmak. Bizzat Akçiğit Şikago merkezli çalışıyor olsa bile, Almanya’da, Türkiye’de, İngiltere’de, veri üretimi konusundaki ilginç ve kapsamlı çalışmalarıyla ortak bilimsel çalışmalar yönetiyor. Çok merkezli bir bilim insanı. Küçük işletmelerde işgücü dahil olan biteni en çok bir hafta içinde devletin ve kurumların görebileceği sistem geliştirdi ve şu sıralarda çalışmalarına büyük talep var.

VERİMSİZLİK: EMEK SÖMÜRÜ

  • Türkiye’nin ihracatında yüksek teknoloji yıllardır yüzde 3’ü aşamıyor. Bunun nedeni, işletmelerdeki büyük verimsizlik. Çünkü işletmelerin yüksek beyin gücüne, yüksek teknolojiye ve Ar-Ge’ye yatırımları ya genellikle yok ya çok düşük düzeyde. Dolayısıyla ihracat orta ve düşük teknolojilerde yoğunlaşmış durumda. Bu ihracatın katma değeri ve getirisi düşük olduğu gibi, Türkiye’de de emek ücretlerinin düşük olmasını baskılıyor. Ülkedeki yoksulluğu yaygınlaştırıyor. Bu saptamaları burada yıllardır yapıp duruyoruz zaten.

  • “ABD’yle kıyaslandığında, Türkiye’nin milli geliri 1960’ların başından beri ABD’nin yüzde 20’leri düzeyinde. 1960’ta Türkiye’nin gerisinde olan Singapur, Güney Kore, Litvanya, Polonya, Şili, Çin 2020’lere gelindiğinde Türkiye’nin üzerindedir. Singapur ABD’yi geçti; Güney Kore ABD’nin yüzde 50’sine ulaştı. Bu ülkelerin hepsi bu gelişmeyi sermaye artırmanın yanında verimliliklerine yatırım yaparak sağladı. Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkması verimlilik artmadan mümkün değil.”

DESTEK VAR SONUÇ YOK

  • Verimliliği geliştirecek beşeri sermayedir, yani insan kaynaklarının yüksek niteliği. Bu amaç için toplumdaki tüm yeteneklere çocukluklarında fırsat eşitliği sağlanması; kendini ispatlayan yetenekleri de büyürken doğru eğitimlerden geçirmek şart. Türkiye OECD ülkeleri arasında yüksek gelir adaletsizliğine (sondan üçüncü) ve düşük araştırmacı oranına (yine sondan üçüncü) sahip gruptadır.

  • Türkiye kişi başına düşen bilimsel yayınlarda en gerilerde, ancak kamunun yükseköğretim harcamasının milli gelirdeki payı yüksektir. Yani Türkiye’de yükseköğretime ciddi bir kaynak ayrılmakta; ancak bu kaynaklar verimli bir şekilde kullanılmıyor.

  • Benzer şekilde, aynı veride Türkiye Ar-Ge’nin milli gelire oranı konusunda en gerilerde; ancak özel sektör Ar-Ge’sine kamunun destek oranı açısından en önlerdedir. Yani Türkiye’de Ar-Ge için gerekli teşvikler veriliyor, ancak yeterince olumlu sonuç alınamıyor.

  • Yarının araştırmacıları olacak yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin ABD’deki araştırma tez konuları 1985’lerden itibaren hızla bilgisayar mühendisliği, elektrik mühendisliği gibi teknik alanlarda yoğunlaşıyor. Türkiye’de bu alanlar, işletme, ziraat, tarih, psikoloji, din gibi alanların gerisinde. Yüksek gelir grubu ülkelerini yakalamak, yarının teknolojilerini üretecek araştırmacılar yetiştirmekle mümkün...

  • Ülkede sağlık en büyük araştırma alanıdır, ama ürettiği katmadeğer ve ihracatı yok denecek kadar azdır.

***

Fırsat bulursam pazar günü politika önerilerini yazarım..


İnsan odaklı politika, inşaat odaklı politikaya karşı

 obursali@cumhuriyet.com.tr

İnsan odaklı politika, inşaat odaklı politikaya karşı

11 Nisan 2023 Salı


Önce insan mı, önce inşaat mı? Bu seçim aynı zamanda “insan odaklı ekonomi-politika” ile “inşaat odaklı ekonomi-politika” anlayışlarının çarpışması olacak.

“Önce inşaat”çılar, ülkeyi çökerttikleri gibi, tabii büyük enkazın altında kalan, tuzu kurular bu yağma düzeninden paylarını alanlar ve AKP’den kasalarını dolduranlar dışında, bütün millet oldu.

Millet, kiralık ev bulamaz oldu, 10-20 bin TL’den başlayan kiralar ve asgari ücret 8.500 TL.. Yabancılara ev satışını bile yasaklayamadılar!

Eğitim felaket, devlet okullarının yüzde 90’dan fazlası kötü eğitimin adresleri; tanıdığım pek çok aile, çocuklarının eğitimi için yurtdışında yaşamayı seçiyor. Dikkat edin, bunlar dışarıya gidebilecek donanımda insanlar.

Pahalılıktan milletin belini bükmeleri gibi artık genellemelere hiç girmiyorum.

Burada, milletin parasını nereye harcayacaksın, insana mı yoksa inşaata mı, sorusuna ikinci şık yanıtı verdikleri için bu durumdayız.

İnşaat diyorlar da bir vuruşta yerle bir olacak evleri yenileyebilselerdi, 60 bine yakın insanı enkaz altında öldürmezler ve sağ kalanları da inim inim inletmezlerdi. İnşaatlarda bile “önce insan” demekten acizler.

‘Çakılı çivi’ masalı

TV’de karşı karşıya geldiğimiz Cumhur İttifakı temsilcileri, çakılı bir çivisi mi var muhalefetin, dedikodusunu piyasaya sürmekte ustalar. Tek tutundukları, üstelik yalan olan “çakılı çivi” masalı. AKP bunu “Cumhuriyet tek çivi çakmadı bu ülkeye” büyük yalanı ile sürdürdü yıllarca...

Oysa Cumhuriyetin “çakılı çivileri”ni sata sata bitiremediler, tam 70 milyar doları cebe koyup harcadılar. Bu harcama, AKP’nin hâlâ yüzde 30, Saraybaşı’nın da bu oranın üzerinde oy almasının nedenlerinden biri. “Çalıyorlar ama yapıyorlar” diye millet arasında yaygınlaşan sloganı anımsayın.

İstanbul ‘çivisiz’

Baktım önceki gün de cumhurbaşkanı, “İmamoğlu İstanbul’a tek çivi çakmadı” dedi. Yanıt vermek İmamoğlu ve büyükşehirin işi, bana düşmez ama iptal ettikleri 12 metro hattı inşaatını başlatmaları ve 14 km hattı tamamlamaları başlı başına bir iş.

“Çakılı çivi”den kastettikleri inşaat, büyük binalar, İstanbul’u çevirdikleri gökdelen rezaleti. Tavuk kümeslerine insancıkları sığıştırmaları, durmadan paralarını Hazine’ye ödettikleri otoyollar (tek kuruş cebimizden çıkmadı, biz ekonomiyi iyi biliriz, lafı da kendisine ait!).

Yol, köprü, gökdelenler ve benzeri altyapı tesisleri diye övündüklerine 3.5 trilyon dolar yatırım yapıyorlar, vardıkları nokta ise büyük ekonomik çöküş... Merkez Bankası, Tahtakale’den zırhlı tanklarla döviz satın alma kıyamet gösterisine bile düşüyor.

İnsan mutluluğu nerede?

Evet temel meselesi bu olmalıdır devlet yönetiminin, iktidarların: İnsan mutluluğu! İyi ve sağlıklı yaşamak! Çocuklarına iyi eğitim, tüm devlet okullarında eğitim kalitesini birinci sınıfa çıkarmak!

Parayı insana, yaşamına, mutluluğuna harcayacaksınız!

Ağzından iki eleştirel söz çıktı diye, insanları mahkemelerde süründürmek değil.

Söz söyleme özgürlüğü ise insan mutluluğunun en temel aracıdır! “Param azdır ama sonsuz eleştiri özgürlüğüm!”

Mutluluk buradan başlar! İktidarlar buna kulak verir, millete, fırsat eşitliği iş ve aş yaratır.

Bunu yapmıyorsanız, yaptıklarınızın ve övündüklerinizin hepsi palavradır, yalandır, gösteriştir, sizin halkı aldatmak için inşa ettiğiniz mutsuzluk abideleridir!

16 Nisan 2023 Pazar

Sol ittifaklar ne yapar?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Sol ittifaklar ne yapar?

10 Nisan 2023 Pazartesi


Herhalde aday listeleri verildiğine göre, artık Millet İttifakı partileri bir şekilde kolları sıvayacaklardır; meydanlara çıkacak, mahalle mahalle dolaşacak ve listenin en çok oyu alması ve en çok milletvekilinin Meclis’te temsil edilmesi için çalışacaklardır. Listelerin ayrıntısına girmeyeceğim, fazla ilgilenmiyorum, bu partilerin vereceği kararlar; CHP seçmeninin çok eleştirdiği ve istemediği eski AKP döneminden bazı siyasi isimlerin oy verecekleri listede bulunmaları, siyasi hayatın ve geniş ittifakın ve tek hedefe odaklanılmış olmasının bir sonucu.

Ben ittifakın listeleri dışında MHP ile Emek ve Özgürlük ittifakı üzerine kısa notlar yazmak istiyorum.

MHP İTTİFAKTA AMA BAĞIMSIZ

MHP, AKP listesinden aday olmayı reddetti. Bunu kabul etseydi, kendisini de epey reddetmiş olurdu.

Cumhur İttifakı’nın asli unsuru olmak aslında MHP’ye epey pahalıya patladı. Kan kaybetti. AKP’nin ülkeyi çökertme politikasının yükünü taşımak kolay değil.

Yönetimin kast ve katı konumu, partinin giderek büyümesini engelledi, küçülmesine yol açtı.

İlk önce Büyük Birlik Partisi içinden çıktı. Sonra Meral Akşener ve arkadaşları ayrılmak veya atılmak zorunda kaldı. İYİ Parti ve Zafer Partisi doğdu. Bunlar şüphesiz kan kayıplarıydı.

AKP iktidarına sonsuz destek de partiden ayrılmalara yol açtı. CHP’ye bile geçen veya CHP’ye desteğini belirten çok sayıda etkili konumda Ülkücü gördük. Sinan Ateş’in öldürülmesinin yarattığı büyük öfke son büyük darbe oldu. MHP en çekirdek haline indi.

Bahçeli’nin, partinin kimliğini bu kez öne çıkarması, MHP’yi toparlama girişiminin bir parçası olabilir. Bahçeli, RTE’nin seçimi kazanamayacağı olasılığını da hesap etmiş olabilir, RTE’nin kazanma olasılığında da... Meclis’te “bağımsız destekçi” pozisyonuna geçmesi muhtemeldir. AKP’nin her şeyine evet diyen parti yerine, kendi varoluşunu belli eden, yer yer muhalefet yaparak eleştiren bir pozisyon beklenebilir.  

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ

Cesur bir kararla ağırlıklı kendi listesiyle seçime katılıyor. Yolu açık olsun. Çevremde TİP’e oy verecek insanların çoğaldığını görüyorum. Umarım Meclis’e birkaç milletvekili de sokma olanağını elde ederler. Meclis’in güçlü sol seslere şiddetle ihtiyacı var. Hakikati en saf haliyle dile getirecek insanlar çoğalmalı Meclis’te. HDP listelerinden şüphesiz girerlerdi Meclis’e. Bunu reddettiler. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda HDP’nin yeni partisi Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ile beraberler. HDP çok istedi kendi listelerinden aday göstersin TİP. Mesela EMEP bu listeden girecek, kendi logosunu geri çekti. Ama TİP bunu reddetti. İttifakta oldukları için yüzde 7 barajını aşacaklar ama milletvekili çıkarmaları yarışa katıldıkları seçim bölgelerinde milletvekili çıkaracak oyu almaları gerekiyor. Saygım sonsuz.

Diğer sol partilere gelince: Sosyalist Güç Birliği, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Komünist Hareketi ve Sol Parti’den oluşuyor. Barajı aşarlar mı göreceğiz. Umarım aşarlar.

AKP’NİN SİLKELEDİĞİ ADAMLAR

HDP listelerinden AKP’nin eski baş destekçileri yetmez ama evetçi Fethullah destekçisi isimler de aday gösterildi. Bunlar Kürt meselesinde her türlü desteği sonsuz veren isimler. Amerika’nın bölgedeki rolünü de benimseyenler. Şu kadarını söyleyeyim: HDP adaylarının belirlenmesinde çok merkezli bir katılım söz konusu. Bu isimleri yadırgamadım.

***

Oy pusulası o kadar kalabalık ki bir sürü karışıklığa yanlışlığa yavaşlığa yol açacak.

Bu seçimler tüm bu partilerin ne kadar seçmeni olduğunu da gösterecek.

Ben en çok soldaki partileri merak ediyorum.