Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

16 Ekim 2022 Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu'ndan 'sansür yasası' tepkisi: 'Özgür medyadan korkuyorlar'

 

15 Ekim 2022 Cumartesi, 04:00
Abone Olgoogle-news

ABD gezisinin bir muhasebesini yapmasını istedik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan... Memnun. Şüphesiz bir politikacı “Ya istediklerim olmadı demez”... Ama gezinin planlanan içeriğine bakarsak hepsi gerçekleşti. Hiçbir sorun çıkmadı, bu açıdan baktığımızda Kılıçdaroğlu’nun “memnun” görünmemesi için bir gerekçe yok gibi. Önceki yazılarımda vurguladığım gibi Kılıçdaroğlu ön planda bilime yolculuk yaptı. Bilim insanlarının Türkiye’ye gelmesi ve onlarla görüşülmesi başka, onları yaptıkları çalışmaları bizzat gözlemek, dinlemek ve yaşamak başka. Ayrıca çok ünlü Amerikalı bilim insanlarıyla da görüşüldü.

‘ÜLKENİN GELECEĞİ...’

Programın Washington kısmında bilim yoktu. Ben ilk programdan bir sapma mı var diye düşündüm ama Kemal Bey’in sorulara verdiği yanıtlardan bilim vurgusunun ağır bastığını gördüm.

Türkiye için bu geziden ne sonuç çıkardınız sorusuna verdiği ana yanıt da bunu kanıtlıyor: “Siyaset kurumunun bilime, bilim insanlarına, üniversitelere düşündüğümüzden daha fazla değer vermesi ve kaynak ayırması gerekiyor. Bunları yapmadığı takdirde Türkiye’nin büyümesi, gelişmesi, bölgede güç olması mümkün değil.”

Bu vurgu, son gün ABD’nin dört bir yanından gelen öğrencilerin sorularına verdiği yanıtta da ön plandaydı. “Burada ana konumuz ülkenin geleceğinin inşası. Ülkedeki kısır tartışma ve çekişmeleri burada geride bıraktım. Konumuz bilim ve teknoloji üretimi ülkemizde, bunu nasıl sağlarız” demişti. Bizlerle konuşmasında da yeniden buna vurgu yaptı: “Dünya nereye gidiyor, dünyadaki gelişmeler ne, teknolojik gelişmeler ne, Türkiye’nin önündeki hedef ne? Bunları düşünmüyorlar insanlar.”

Bizde medya daha çok siyasi polemik çıkarmak ve karşılıklı atışmaları köpürtmekten yanadır. “Öyle bir şey söyle ki bana manşet çıksın!” Bilim ve teknoloji politikaları ve bunların ülke ekonomisi ve demokrasisi ile ilişkileri gündemlerin dışındadır. Tipik ülke bilimi, ülkem demokrasisi ve ülke basını. 

Kılıçdaroğlu “Bilim için ta oralara gitmeye ne gerek vardı” diyenlere “Türkiye’de Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatıldığından haberleri bile yoktur. Üniversitelerin ne halde olduğundan da... Bu tür eleştirinin kendine de ülkeye de siyasete de bir yararının olmayacağını görmeleri gerekir” yanıtını verdi. 

Soru üzerine Kılıçdaroğlu bilim ve teknoloji politikalarının programlarına kapsamlı gireceğini dile getirdi. Bu gezinin ana temasının, ittifakın hükümet programının da parçası olacağını söyledi. “Bu alana yatırım yapılmaması halinde ülke çok şey kaybedecek. Türkiye’nin çok şey kaybetmesi değil, tam tersine çok şey kazanması lazım. Kazanması için de bilim ve teknolojiye daha fazla kaynak ayırıp yeni ürünler bulunması, bu yeni ürünlerin pazarlanması lazım.”

‘ELEŞTİRİ İHTİYAÇTIR’

Meclis’ten geçen Dezenformasyon Yasası hakkında ne düşünüyorsunuz sorusuna şu yanıtı verdi:

“Özgür medyadan korkan bir iktidarın bu ülkeye hiçbir yararı olmaz. Bir siyasetçinin ihtiyaç duyduğu şey sağlıklı eleştiridir. Eleştiriye tahammül edemiyorsanız, herkesi susturacağınızı sanırsınız. Eğer siz, dezenformasyonla mücadele edecekseniz, buyurun işte Yeni Şafak’ın, Aydınlık’ın, diğer gazetelerin manşetleri. Hepsi, yalan yanlış. Getirdikleri düzenleme ise aslında özellikle sosyal medyada ciddi önlemler almak, objektif gazetecilerin yazdığı yazıları sansürlemek, onların yazı yazmasını engellemek.”

Kılıçdaroğlu bilim konusundaki daha kapsamlı açıklamalarını başka bir yazıya bırakalım.

‘DİKTAYA SON VEREBİLİRİZ’

Bir öğrencinin “Buraya gelip önde gelen siyasilerle görüşmelerden kaçındınız. Fena mı olurdu, onların verecekleri destek muhalefeti daha güçlü kılardı” sözleri üzerine verdiği yanıtı daha kapsamlı olarak şöyle tekrarladı: 

“Bugün bir genç arkadaş, ‘Dışarıdan destek almanız gerekir’ dedi. Onlara da söyledim, dışarıdan desteğe ihtiyacımız yok. Kendi özgür irademizle, kendi ülkemize demokrasiyi getirebiliriz. Demokrasiyi ülkeye getirmek için birisinden icazet almanın, birisinden güç almanın mantığı yok. Biz kendi irademizle bir dikta yönetimini demokratik yollarla sonlandırabiliriz. Bunu başarırsak dünya siyaset tarihine giren güzel bir örnek olur. Nasıl Kurtuluş Savaşı’nı verirken tüm mazlum ülkelere örnek olduysak, aynı şekilde demokrasi konusunda da örnek olabiliriz. Bunu başaracağız.”

Durum böyle olunca da seçim güvenliği ana mesele oldu. Kılıçdaroğlu “Sandık güvenliğini sağlamak için tüm önlemleri alıyoruz” derken kendine son derece güvenli gözüküyordu. 

15 Ekim 2022 Cumartesi

Beyaz Saray Kılıçdaroğlu’nu izliyor

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Beyaz Saray Kılıçdaroğlu’nu izliyor

14 Ekim 2022 Cuma


Boston bilim teknoloji ve ekonomi ağırlıklıydı, Washington ise daha çok siyaset ve tabii ekonomi. Washington şüphesiz ki siyasetin başkenti. Tonlarca, hemen her eğilimden etkin düşünce kuruluşu da aslında içte ve dışta politika üretiyor. Önceki gün Center for American Progress kuruluşu ile toplantısı vardı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının. 

Toplantıya katılanların arasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatörün ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu öğrendik. Ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediler. 

Toplantıya katılanlar söz aldıklarında isimlerini söylüyorlar ancak söz almayanlar sadece dinleyici pozisyonunda kalıyorlar ve görevleri tam olarak bilinmiyor.

Hükümet kanadından katılımcılar sadece dinlemekle yetinmiş, soru sormamışlar. 

BEYAZ SARAY’IN SİYASİ İLGİSİ

Kılıçdaroğlu çok kısa konuşma yapmış ve soruları yanıtlamış. Katılanlar çoğunlukla Türkiye üzerine uzmanlar. 

Amerikan hükümeti tarafından alt düzeyde bile olsa 10 kişiyi aşkın yüksek katılım, şüphesiz siyasi ilginin bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu doğrudan siyasetle bir ilişki istemedi ama bu tabii ki siyasetin konuşulduğu bir toplantı. Edindiğimiz bilgiye göre Kılıçdaroğlu çeşitli konularda bugüne kadar yaptığı açıklamalar çerçevesinde yanıtlar verdi. Seçim güvenliği üzerine sorular arasında “Daha önceki seçimlerde RTE’nin söylediği ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ gibi bir durum ortaya çıkar mı” sorusu da vardı. Ve meraklar aynı zamanda seçim güvenliği üzerindeydi.

Tarihin Sonu kitabının yazarı siyaset bilimci Francis Fukuyama’nın kurucusu olduğu muhafazakâr ama etkin American Purpose Dergisi yöneticileriyle akşam yemeğine Faik Öztrak, Yunus Emre ve Hacer Foggo da katıldı. 

Kılıçdaroğlu Blockchain Derneği’ne yöneticilerine de çeşitli sorular yöneltmiş.

TÜRKLERLE BULUŞMA

Bugünkü gündem de çok yoğun. Çoğu basına kapalı: German Marshall Fund, ABD’de Seçimle Göreve Gelmiş Türkler ile Buluşma; Dünya Bankası Çalışanları ile Toplantı, ABD’de Yaşayan Türk Öğrenciler ile Buluşma, PAYPAL yetkilileri ile Toplantı; Türk-Amerikan Kadın Liderler ile Buluşma, Türkiye Cumhuriyeti Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan’ı Ziyaret; Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Büyükelçisi Dr. Andrise Bass ile Görüşme..

Görüldüğü gibi, bilimle başlayan yoğun yolculuk, siyaset, ekonomi ve Türklerle buluşma ağırlığına kaydı. 

İNGİLTERE İLE SÜRECEK

Bu da çok doğal. Sonuçta dünyanın da yoğun ilgisini çeken ve sonuçlarını merakla beklediği bir cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi var. İktidar değişecek mi, yeni gelecek olanların düşüncelerini bizzat birinci elden öğrenme isteği yoğun.

Amerikalı senatör, sosyalist eğilimli Barnes ile program hazırlıkları sırasında tartışılan görüşme gerçekleşmedi, bir girişimde bulunulmadığı öğrenildi

Kılıçdaroğlu bu açılımını muhtemelen kasımda İngiltere gezisi ile sürdürecek.

Kılıçdaroğlu ekonomiye önem veriyor. 2023, Cumhuriyetin ilan edilişinin yüzüncü yılı ama aynı zamanda Atatürk’ün henüz Cumhuriyet ilan edilmeden İzmir’de düzenlediği İktisat Kongresi’nin de yüzüncü yılı. 

Gelecek yıl büyük bir iktisat kongresi İzmir’de toplanacak. 

Ünlü iktisatçı Daron Acemoğlu’nun da toplantıya katılacağını söyledi Kılıçdaroğlu..

‘Nereye kaçtı bu Kılıçdaroğlu?’

 obursali@cumhuriyet.com.tr

‘Nereye kaçtı bu Kılıçdaroğlu?’

13 Ekim 2022 Perşembe


Şüphesiz bu ABD ziyaretini Kılıçdaroğlu bilgiye, bilime, yolculuk olarak görüyor. Günlük siyasete girmeyi tercih etmiyor. Gerçekten dünya çapında hemen çoğunu tanıdığım veya bildiğim Türk ve Amerikalı bilim insanlarıyla bilgi alışverişini, onlardan öğrenmeyi ön plana alıyor. Şüphesiz, kafasında Türkiye var, iktidara geldiklerinde neyi nasıl yapmaları gerektiği konusunda düşünceler var.

Bilim dünyası dışında, Kılıçdaroğlu’nun ikinci hatta üçüncü bir ayağı var: Yatırımcılar, bu konuda tanınmış teknoloji ve yatırımcılarla bilgi alışverişi.

Amacı tahmin edebiliriz: İktidar olduklarında Türkiye’nin dünya ile donan yatırım ilişkilerini canlandırmak. Boston’da Prof. Dr. Joel Shulman ile baş başa sabah kahvaltısı bu amaca yönelikti. Shulman hem yatırım danışmanı ve destekçisi.

Gördüğümüz kadarıyla Shulman Türkiye’nin hukuk, yargı, demokrasi vb. konularındaki büyük eksiklikleri nedeniyle Avrupalı ve Amerikalı yatırımcıların uzak durduğu görüşünde. Yatırım ikliminin değişmesi beklentisi var.

YENİ BİR EKONOMİ ARAYIŞI

Üçüncü ayak ekonomi bilimcileriyle bilgi alışverişi. Önceki gün yine basına kapalı olarak Daron Acemoğlu ile görüştü. Acemoğlu sosyal demokrat ekonomi görüşleriyle de tanınıyor ve dünyada araştırmalarıyla çok saygın bir konumu var.

Çökmekte olan neoliberal iktisat uygulamalarının dışında, Kemal Kılıçdaroğlu yeni arayışlar içinde. Tıpkı dünyada olduğu gibi. Kılıçdaroğlu, neoliberal politikaların dünyada yarattığı büyük eşitsizlikleri, yıkımları, sıkıntıları dile getiriyor. Dün Blokchain Derneği yöneticileriyle de görüşmesi vardı.

Önceki akşam yemekte, Johns Hopkins Üniversitesi’nden bir bilim adamıyla sohbette, ne yapmalı çözüm yolları nedir sorularına yanıt aradı. Bu üniversitenin Washington’daki yüksek lisans bölümünde bir konuşma yaptı ve öğrencilerin sorularını yanıtladı. Türk öğrenciler de pırıl pırıl, sorularla Kemal Bey’i sıkıştırmayı denediler! Yenilenebilir enerji ve mülteci konusundaki tutumu sorgulandı. Bir kısmı da akşam yemeğe katıldı.

İKİ DÜŞÜNCE KURULUŞUYLA TEMAS

Kılıçdaroğlu ABD ziyaretiyle aslında ülkede bilim, teknoloji, bilgi ekonomisi üzerine yeni bir gündem yaratmak istiyor. Türkiye’de gündemin kısır tartışmalarla dolu olmasından biraz gına getirmiş. Geleceği kuruyor. Bakın ne diyorlar, şeklindeki sorulara yanıt vermiyor.

Çarşamba günü (dün) Washington’daki toplantıları basına kapalı. Amerikalı Demokratların düşünce kuruluşu Center for American Progress yöneticileriyle ve Amerikalı muhafazakârların ciddi yayını American Purpose dergisi yöneticileriyle buluşacak. Bu yazıyı erken yazıyorum.  Sonra İstanbul’da hunharca öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın gazetesi Washington Post’a taziye ziyaretinde bulunacak ve Kaşıkçı’nın arkadaşlarının konuyu taze tutmak için oluşturdukları Dawn yetkilileriyle görüşecek. Kılıçdaroğlu, Kaşıkçı dosyasının Suudi Arabistan’a verilmesini yasalarımız açısından da yanlış buluyor.

Siyaset, Johns Hopkins öğrencileriyle konuşuldu. Şüphesiz Demokratlar’ın düşünce kuruluşu ve muhafazakârların dergisi yöneticileriyle konuşmasını bu kapsamda değerlendirmeli.

NEREDE BU KILIÇDAROĞLU?

Salı sabahı Boston’dan ayrılıp havaalanına gittik. Uçağa binince önde sadece CHP milletvekilleri ve yetkilileri Faik Öztrak ve Yunus Emre oturuyordu. Kılıçdaroğlu yoktu. Ona ayrılmış bir koltuk da yoktu!

Aaa dedim kendime, Kılıçdaroğlu başka yerde! Nereye gitti acaba?

Sorduk soruşturduk, sıfır bilgi...

Washington’a indikten sonra arabadayız, gelen mesajda Kılıçdaroğlu’nun bir video mesaj paylaşacağı bilgisi vardı. Hemen baktık, Kemal Bey New York’tan cumhurbaşkanının kızı ve oğlunun yönetimlerinde olduğu Türken Vakfı’nın gökdeleni önünde konuşuyor.. RTE’nin türban konusunda el yükselterek anayasa değişikliği yapılmasını öneren, üstelik LGBT dünyasını hedef alarak aile birliğini de işe katan anayasa değişikliği önerisine yanıt veriyor:

“Aile konuşacaksak önce buradan bu gökdelenden başlayalım” diyor. Dili esprili, “Tanıdık ziyaretine geldim” diyor. Ve anayasa değişikliğine ret yanıtı veriyor.

Türkiye’deki tartışmalara buradan tek siyasi müdahalesi bu oldu diyebiliriz.  Sürpriz, akıllı ve yasa değişikliği konusunu bitiren büyük bir atak!

Kılıçdaroğlu Boston’da uçağa binmek yerine arabayla altı saat yolculuğu göze alarak New York’a gidiyor, bu videoyu çekiyor, mesajını veriyor ve aynı arabayla bu kez dört saat yolculukla Washington’a geliyor.

Johns Hopkins’te öğrencilerle buluşmasında söze gecikme özrü ile başladı.

Bakalım bugünkü (dünkü) ziyaretlerinden neler öğrenebileceğiz... Cuma günü ülkedeyiz.

İlk kez bir siyasi liderin bilime, bilgiye teknolojiye yolculuğu

obursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

İlk kez bir siyasi liderin bilime, bilgiye teknolojiye yolculuğu

11 Ekim 2022 Salı


“Bilgi ekonomisi”, “bilim ve teknoloji üretimi”, “bilgiyi ekonomik yarara dönüştürmek”, “ülkeyi bilgi üzerine yeniden inşa etmek”, “bilgi üreterek halkın refahına katkıda bulunmak”... “Üniversiteler gerçek bir üniversite olmaktan uzaklaştı”, “Üniversitelere liyakat değil yandaşların iktidarın ideolojisine uygun kimseler atanıyor”, “Farklı fikirlerin dile getirilmediği, seslendirilmediği, bilim insanlarının merakının peşinden koşamadığı üniversitelere dönüştü...” “Büyük çoğunluğu üniversite değil”... “Katma değeri yüksek ürün üretemiyoruz.” “Teknoloji geliştiren ülkelerin pazarı mı olacaksınız yoksa siz de teknolojiyi geliştirecek misiniz..”

***

THY’nin Boston uçağında havada, ilk kez bir siyasi liderden, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bu kez çok farklı ama o kadar gerekli sesler duyduk. “Bilgi ekonomisi yaratmalıyız” diyor, “yoksa Osmanlı gibi batarız”.

Bir örnek veriyor, Covid mRNA aşısını geliştiren Almanya’ya milyarlar kazandıran Türk kökenli iki ünlü bilim insanımız Özlem Türeci ve Uğur Şahin... (Madem Türeci ve Şahin, o zaman bir bilim yolculuğu da onlara, Almanya’nın etkin bilim kurumlarına yapmak şart oldu!)

Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu aşı üretim tesislerini “dışarıdan daha ucuza alırız” berbat kafasıyla kapatan siyasilerin yönettiği bir ülkedeyiz. Programlı bir şekilde tek yürüyen, 1990’lı yıllarda başlatılan milli sanayi programı var. Sözde bir aşı yaptılar ama tek bir bilimsel açıklamasını yapamadılar. Öyle rafta duruyor. Turşusunu kurdular! Ağır aksak işleyen iyi hedefler konmamış, inşaatçı bir iktidarın yaratabileceği bir şey değil “bilgi ekonomisi”. Bu uzun vadeli, ülkenin ana çıkarı. Oysa iktidar cebini dolduracağı, yandaşlarını zengin edeceği, iki üç yılda parayı gördüğü inşaat peşinde. Oysa ilk 13 yılında ülkeye akan trilyonlarla Türkiye’de bilgi ekonomisinin altyapısı kurulmuş ve ülke tüm bilim dünyası için bir cazibe merkezine dönüşmüş olurdu. 

İktidar despotik baskılar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler, kötü üniversiteler ile tüm yeteneklerimizi dışarıya yolcu ediyor. Arkalarından da “byeee” diye el sallayarak!

***

Kemal Bey Boston’a inmeye üç saat kala, neden bu yolculuğa çıktığını anlatıyordu.

Ülkenin bilgi ve teknoloji üzerine yeniden üretiminden, ülkenin geleceğinden, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 2023’te başlayacak İkinci Yüzyılını inşasından...

Gördüğüm kadarıyla bir gelecek programı inşa etmeye çalışıyor Kılıçdaroğlu ve arkadaşları.

Böyle bir inşa, şaşmaz ve geri dönmez bir iradeyi, büyük bir adanmışlığı ve çok akıllı, danışarak, konuşarak sistemik davranmayı şart koşar. Geleceği yeniden kurmak, orta ve uzun vadeli, aman yarın seçim var diye düşünmeyecek ve köprüleri yakmış bir politik bakış ister.

***

Kılıçdaroğlu’nun “bilime-teknolojiye yolculuğu”nun ilk ayağı ABD’nin dünyaca ünlü MIT ve Harvard üniversiteleri oldu. MIT’in çok ünlü laboratuvarlarını gezmesine, direktörleriyle konuşmasına buradaki bilim insanları ve öğrencilerle buluşmasına eşlik ettik. Canan Dağdeviren ve laboratuvarı var, Türk öğrencilerle buluşma var, Bilge Yıldız var, Mehmet Toner var, Gökhan Hotamışlıgil var...

***

Diyor ki: Ülke kısır çekişmelerin içinde kalamaz. Ülkeyi içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlerden, zorluklardan kurtarmanın yollarını aramalı ve bulmalıyız. Gelişmiş ülkeler ekonomik ve sosyal refahlarını bilgi ekonomileri üzerinde inşa ettiler. Üniversiteler özgür olacak, bilgi üretecek, buralarda üretilen bilgiyi teknolojiyi sanayici hayata geçirecek..

Haydi hayırlısı, şüphesiz bu politikanın kararlı izleyicisi olacağız...

13 Ekim 2022 Perşembe

CHP dünyaya açılmalı: Şam, Avrupa, Moskova, Pekin...

 obursali@cumhuriyet.com.tr

CHP dünyaya açılmalı: Şam, Avrupa, Moskova, Pekin...

10 Ekim 2022 Pazartesi


Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar eksik bıraktığı çok önemli bir konu var: Türkiye’yi birinci dereceden ilgilendiren ülkelerle, liderleriyle ilişkilerde çekingenlik veya ihmal veya başka bir şey.. 

Şimdi ilk kez ABD’ye, “yeni bir Türkiye vizyonu oluşturmak” amacıyla yola çıktı. Ben de davet üzerine katıldım. Yazıyı okuduğunuzda Boston’da olacağız.

Boston’da dünyanın en önemli üniversitelerinden ikisini ziyaret edecek. M.I.T ve Harvard. Laboratuvarları gezecek, önde gelen Türk ve Amerikalı bilim insanlarıyla konuşmalar yapacak, öğrencilerle birlikte olacak. Konuşmaların içeriğini orada göreceğiz ama öncü bilim insanları şüphesiz ki dünyanın, bilimin, siyasetin gidişatı hakkında vizyoner görüşlerini açıklayacak ve bir görüş alışverişi olacak.

YENİ BİR YÜZYIL İÇİN..

Kılıçdaroğlu bilimi ve teknolojiyi izleyen, Herkese Bilim Teknoloji dergisini düzenli okuyan bir lider. (Keşke RTE ve diğer liderler de okusa!!!)

Dünyanın hali meydanda. Gemi yürümüyor, yeni bir dünyaya yeni bir ekonomik-toplumsal sözleşmeye şiddetle ihtiyaç var.

Hele Türkiye’nin ikinci yüzyılda, dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu derin zorlukları dikkate alarak yolunu yeniden çizmesi gerekir. 

Bu şüphesiz geniş bir ulusal uzlaşma ile olur.. Böyle bir olasılık şimdilik gözükmüyorsa ufukta, o zaman birleşilebilecek herkesle ulusal bir gelecek zemininde buluşmak zorunlu ve şart.

CESUR İLERİ ATILIM GEREKLİ

Yazının başına dönelim ve seçim odaklı düşünelim.

Kılıçdaroğlu dış ilişkileri epey boşladı.

Seçmene bu ilişkiler vizyonunu sunmak RTE’ye kaldı. 

Uzun zaman önce yazdım. En önemli konulardan biri Suriye. Irak, Suriye ve diğer ülkelerin Türkiye ile birlikte ortak refah, büyük devletlerin artık karıştırıcılık görevinden dışlanacağı, kültür, bilim, teknoloji, ticaret, ortak yatırımlar temelinde birleşmesi gerekir. Bu büyük bir politikadır.

Kılıçdaroğlu Şam’a gitmeli, Esad ile görüşmeli..

Moskova’ya gitmeli, Putin ile görüşmeli..

Pekin’e uçmalı, Avrupa’da boy göstermeli..

BU İLK ADIM

ABD’ye bu gezi bir ilk adım gözüküyor. Bir 21. yüzyıl vizyonu geliştirmek için gezilerini sürdüreceğini öğreniyoruz.

Bu iyi bir şey.

Vizyon oluşturmanın yanı sıra, ülkemizin can alıcı dış konu ve sorunları da bu seçim sürecinde gündeme gelmeli diye düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu, Washington’da da bir dizi temaslarda bulunacak.