Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

26 Ekim 2018 Cuma

CHP’ye geri dönelim,“ sağın diliyle” konuşmak ne?


Orhan Bursalı, 23 Ekim 2018, Bilim ve Siyaset

Yerel seçimlere gidiyoruz ya, CHP için önemli bir dönemeç daha. Yönetim için ya herro ya merro mu olacak, bilinmez tabii ki. Ama şüphesiz ki geçmiş yerel seçim sonuçlarıyla Mart’ta yapılacak yerel seçim sonuçları karşılaştırılacak ve “başarı” böyle ölçülecek: Kayıp mı kazanç mı..
Ama mesele yüzde 3-5 oy daha çok aldık, 3-5 belediye daha kazandık veya aynı oranda kaybettik sonucundan çok daha öte bir anlama sahip.. Artık bunlar önemini yitirdi.
Türkiye dibe vurdu, büyük bir kriz sürecine girdi, bakmayın siz iktidarın yüksekten atmalarına, seçmenlerini karşı, “saldırıyı püskürttük, toparlanıyor ülke, yarın tamam” sürekli söylemleriyle tutmaya çalışıyor. Oysa yoksullaşma çok hızlı seyrediyor. Yolumuzu çeviren çevirene.. 
İktidar öyle bir durumda ki İş Bankası ve iştiraklerine göz koydu, onları portföyüne katmak için acele ediyor, 17 milyar doların üzerinde bir varlıktan söz ediyoruz.. iktidar amansız ve insafsız; miras hukuku tanımaz, vasiyet bilmez ve yıkar geçer anlayışında..

Kriz döneminde odak olamamak
Tamam CHP yönetimi buna karşı bir eylem planı hazırlığında. Ama bu başka bir mesele, millet daha çok, CHP verse ne olur havasında, utanmaz köşelerde de bu anlayış pompalanıyor. CHP bu konuda teslim olmaya zorlanıyor, sözde CHP ezber bozsun bir de başka türlü yapsın havalarında!
Ama yine de Türkiye’nin meselesi bunun ötesinde.. Okurlar soruyor: Şimdi bu kriz koşullarında bile CHP bir odak olamıyorsa, o zaman politikalarda çok temel bir sorun olduğu gözükmüyor mu?
CHP’nin temel politikası yıllardır değişmiyor: Seçmenler belli, bizim büyümemiz için AKP seçmeninden oy almamız gerek, bu durumda AKP seçmeninin hoşuna gidecek politikalar izlemeliyiz. Bu politikayı çok net bir şekilde geçenlerde yapılan CHP Abant toplantısında şöyle dile geldi: “Entelektüel, akademik ve elitist bariyerleri aşıp, sağ partilere oy veren büyük kesimin diliyle konuşmak.”
CHP’ye “elitist dille konuş” diyen yok. 16 yıldır eğer bunu yaptığını düşünüyorsa geçmiş olsun zaten!

Elitist dil yanlışı

Mesele “sağ partilere oy veren büyük kesimin diliyle konuşmak” saptamasında. Bu ne demek şimdi? “Elitist dil”in yerine konan bu mu?
Sağ partilerin diliyle konuşup sonra alternatif bir sosyal demokrat program mı uygulayacaksınız? Bu meydanlarda kara çarşaflı bir aileyi getirip göğsüne yalancıktan CHP rozeti takmaya benzer.
Alternatif olmak “sağ jargon” mu? İktidara geldiniz diyelim, “sağ politikalar” mı uygulayacaksınız? Saçmalık.
Mesele, 1) AKP’ye oy veren tüm seçmeni “AKP’li seçmen” olarak görmekte, onları yerinden kımıldamaz seçmen olarak kabul etmekte, 2) AKP’nin Türkiye’ye dibe vurdurmasını o seçmenin hiç umursamayacağını sanmakta, 3) Seçmenin “AKP kötüye götürüyor hepimizi” noktasına geldiğinde, karşısında güvenilir, başka politikaları ve dili olan bir partiyi arayacağını görmemekte.

Salı toplantısını meydanlara taşıyın

AKP sağ, arada sırada hatta aşırı sağ, otoriter tek adam partisi. Söylemi, politikaları belli.
Türkiye’yi iflasa böyle bir iktidarın getirdiğini vurgulamak birinci derecede önemli. Bunun için “sağ jargon” gerekmiyor!
Ekonomik kriz durumları milleti yeniden düşünme sürecine getirir. Nitekim milletin parası pahalılıktan pul oldu.
Buna karşı bir odak inşa edip harekete geçiyor ve milleti seferber edebiliyor mu?
Mesela salı toplantısını milletle sahada yapıyor musun, sıradan insanları sahneye çıkartıp konuşturabiliyor musun.
Alternatif, “sağ partilere oy veren milleti” çekmek anlayışı değil. Bunu yapamazsınız. Onları sağcı kabul edip sol politikalar izleyemezsiniz.
Ne diyeceksiniz? “Bunlar sağcı ama kötü sağcı, en iyisini biz uygularız” mı?
Sosyal demokrat, paylaşımcı, katılımcı, bölüşümcü, yoksulları koruyan, dayanışmacı dilden bu millet anlamaz mı diyorsunuz?
Olağanüstü dönemlerden geçerken “ortalama” politikalarıyla yol alamazsınız..
Cesur, kararlı, değişik ve yeni.. İp uçları burada.

Bıçak sırtındaki Cumhur İttifakı, devrilir mi?


Orhan Bursalı, 25 Ekim Perşembe, 2018, Bilim ve Siyaset 
Bugüne kadar Cumhurbaşkanı yaptığı tüm ittifakları, vadesi dolunca silkeledi. İlk başta bazı sosyal demokratlar ve merkez sağdan önemli siyasilerle  kuruluşta birlikte yürüdü. Fakat ilk onlar kısa sürede düştüler. Parti kurucuları arasında mesela Abdullah Gül vardı, zamanı gelince çok kesin yollarını ayırdı. 2004’ten beri aralarında liderlik çekişmesi vardı arka planda. Arınç, Davutoğlu gibi “birlikte yürüdük bu yollarda” şarkısına kapılanlar da bir bir düştüler. Çeşitli nedenler sayılabilir ama yeri değil.
Liberallerin bir kısmı içeride. Bir ara Öcalan ve Kürtlerle de “ittifak” yaptığını söyleyebiliriz, “çözüm süreci”nde ve Kürt oyları aktı partiye.
En son MHP ile ittifak ikisi için de zorunluydu. İkisinin de yararlandığı ittifaktı. Düşünün, bu sayede Başkanlık Referandumu ve sonra da Cumhurbaşkanlığı hediye edildi RTE’ye. Yani hayatının dönüm noktasını bu sayede, Cumhur İttifakı ile aştı.
MHP ise son seçimde gördü ki, Meclis’e girmek için AKP’ye ihtiyaç yoktu. Hem bunun gücüyle hem de MHP’nin desteği olmadan AKP’nin Meclis’te yasa çıkartamayacağının bilinciyle, büyük ortağından “küçük bir şeyler” istedi. Mesela Af tasarısına destek gibi.
Aralarındaki tartışmalar, görüşmeler sonucu geldikleri nokta, Cumhurbaşkanı’nın “Birileri çıkarmış af- laf, 50 bin uyuşturucu mu kader kurbanı, katiller mi kader kurbanı” şeklindeki, üstelik açıktan açığa çok şiddetli hücumu oldu.

İttifakı bozan AKP
Bu açıdan bakarsak, aslında yerel seçim ittifakını yokuşa süren, bozan AKP oldu.
Bir müttefik için yenilir yutulur olmayan bu sözlerin MHP ile ipleri kopartacağı açıktı. AKP boşa koydu doluya koydu ve en azından erken seçimlerde ittifakı kopartma kararı aldı. Burada, yerel seçimlerde MHP’nin İstanbul’da aday göstermeme kararına karşılık AKP’den başka kentlerde istediği destekler, parti örgütünü çok rahatsız etmesi de rol oynadı: MHP bizim sırtımızdan büyüme stratejisi uyguluyor!
Salı toplantısında itildiği noktada Bahçeli bekleneni yaptı ve ittifakı kopardı, üstelik İstanbul’da da aday göstereceğini açıklayarak.
MHP, AKP’nin “ben hep alırım ve minik şeyler veririm” siyasetiyle tanışmış oldu. Günaydın! Şimdi şöyle düşünüyorlar: Yahu Başkanlık verdik size, ne nankörlük bu!
Cumhurbaşkanı itinayla Cumhur ittifakına bir zarar gelmemesi gerektiğini vurgulamaktan geri kalmadı. Çünkü, bu ittifaka şiddetle ihtiyacı var. Hem Meclis’te hem sonrası için.

MHP’liler soracak
Fakat, Cumhur ittifakı bıçağın sırtına bindirildi. Bu açık ve seçik.
MHP neden Meclis’te AKP’nin yasalarına destek versin ki? Bu önemli bir soru.. Yerel seçimde MHP ile ittifakı çöpe atan bir parti, Cumhur ittifakını sürdürebilmek için çok önemli şeyler yapması gerek MHP için.
Yoksa MHP tam bir yedek lastik yerine konacak ve durmadan AKP ve RTE’nin egemenliğine hizmet için var olan bir parti görünümünü pekiştirecek. Şüphesiz ki bundan öncelikle İYİ Parti’nin yararlanacağı açık.
Cumhur İttifakı nedir ve ne olacak sorusunun içeriği şimdilik boşaldı. Yeniden doldurulması gerekir. Cumhur İttifakı AKP için mesela bundan sonrası için MHP’yi koltuk değneği olarak kullanması mıdır?
MHP’liler bunu soracaklar.

Yerel seçimler renklendi canlandı
Şimdilik görünen Meclis’in renkleneceğidir.
AKP’nin yasa tasarılarına destek için, “Cumhur İtitfakı niçin var”ın içine doldurması gerekir, ki burada epey zorluk çekecek. MHP’nin dışında başka kapıları çalması söz konusu olabilir.
Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı kartını elinde tutuyor.  Epey pahalandı bu kart!
AKP İyi Parti’nin kapısını çalar mı, MHP’ye inat? Olabilir. Devlet gücü elinde!
İyi Parti için yerel seçimlerde  CHP ile ittifaka bir alternatif olarak MHP’yi görür mü? Parti içinde bazı eğilimler var! CHP ile ittifak eğilimi sanki daha ağır basıyor görünse de..
Siyaset canlanacak. İstanbul, İzmir ve Ankara belediye başkanlıkları, ve diğer büyük şehirlerde yeni durumlar söz konusu..