Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

21 Mayıs 2023 Pazar

Aziz Sancar ne yapıyor? Yeni haberler var...

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Aziz Sancar ne yapıyor? Yeni haberler var...

14 Mayıs 2023 Pazar


Her şey çok güzel olacak, sandıklara gitmeyen kimse kalmasın ve demokratik dönüşüme herkes sandıkta görev alarak destek versin, diyerek pazar günleri bilim üzerine yazma geleneğini sürdüreyim.

***

Uzun zamandır Aziz Sancar’ı yazmadım, aslında yazışıyoruz Sancar ile ve neler yaptığını birinci elden ve yakından izliyorum. En son bu köşede Sancar’ın rastlantısal olarak, çok bilinen EdU molekülünün DNA sarmalında hücreyi öldürdüğünü ve anti kanser özelliğini görmüş, ayrıca bu molekül bariyeri aşarak beyne ulaştığı için, beyin tümörlerini de öldürebileceği tezini öne sürmüştü. Bunu yazılarımda 20 ve 21 Ağustos tarihinde yayımlamıştım. Ama şimdi konum bu değil, Sancar’a fare deneylerinin nasıl gittiğini de sordum, ama başka bir yazıda anlatacağım.

Sancar geçen hafta Özbekistan’daydı. Özbekistan’ı “Ata Yurdu” olarak görüyor ve çok seviyor. Orada bazı bilimsel kurumların gelişmesi için çalışıyor. Özbekler de Sancar’ı çok seviyor. Bizi de Özbekistan’a yaptığımız bir gezide Özbekler bize ata vatana hoş geldiniz demişti!

NEDEN GİTTİN?

Tabii bu soruyu yönelttim hemen. Ama ön bilgi vereyim. Özbekistan (ve coğrafyası) İslam biliminin ve bilimcilerinin yıldızının parladığı topraklar. Uluğ Bey Özbekistan’da Semerkant’ta matematikçi ve gökbilimci büyük bir bilim insanı. İbni Sina’nın doğum yeri de Buhara. Bu Türk diyarları MS 1000. yıldan önce aslında bilimsel Aydınlanmanın merkezi durumundaydı. Bilim çok yönlü olarak bu Türk diyarından halka halka yayıldı. Sancar hem Türklüğe bağlı olmasının yanı sıra bilime de bağlılığı nedeniyle, Özbekistan onun için büyük bir çekim merkezi.

“Üç konu için gittim” dedi.

Geçen yıl TÜBİTAK Sancar adına 8 Özbekistanlı öğrenciye yüksek lisans ve doktora bursu verme kararı almıştı. Fakat bir gelişme olmamıştı. TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal da Sancar’a katıldı ve bu bursun hayata geçmesi için çalıştılar.

Özbekistan’da teknoloji ve inovasyon bakanı ile konuştular ve gelecek sonbaharda 8 bursun verilmesi için gerekli çalışmaları yapmaya karar verdiler. Sancar, Özbekistan ve diğer Türk ülkelerinde bilimin gelişmesi için öteden beri çalışıyor, laboratuvarına bu ülkelerden öğrenciler alıyor.

Bilimin bir zamanlar ana yurdu olan bu coğrafyanın bilimde yine öne çıkması için ortamın gelişmesine katkıda bulunmaya çalışıyor.

Sancar ayrıca Semerkant Devlet Üniversitesi’nin Sancar adına hazırladığı “Biyokimya Laboratuvarı”nın açılış törenine katıldı. Açılan biyokimya laboratuvarı aslında Aziz Sancar Araştırma Enstitüsü’nün bir bölümü. Diğer bölümler, kimya, biyokimya, genetik, moleküler biyoloji vs. zaman içinde eklenecek.

***

Tabii, hazır gitmişken yazımın başında sözünü etttiğim EdU molekülü konusunda da üniversitede bir konferans verdi.

Bu kadarla kalmadı tabii, İbni Sina’nın doğduğu köyü ve Buhara’ya yakın olan oradaki müzeyi de ziyaret etti.

Bu arada biz de 2019’da Özbekistan’ı, Uluğ Bey’i, İbni Sina ve müzeyi gezdiğimizi yeniden anımsatalım.

Terörün yuvalandığı yerler... YSK’den endişem yok

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Terörün yuvalandığı yerler... YSK’den endişem yok

11 Mayıs 2023 Perşembe


Terör nerede yuvalanmış? Kızılay’da yuvalanmış teröristin, İmamoğlu’nun Konya mitingi için “Şeytan taşlama erken başladı” benzeri sözler paylaşması, açık seçik teröre kışkırtmadır ve aslında kurumlara ve sorumlu mevkilere nasıl tiplerin yerleştirilmiş olduğunun göstergesidir. Soylu, teröristleri araması gereken yerleri görmüyor mu...

Aynı şekilde, Erzurum’da 200’ü aşkın bir “terörist grup”un Emniyet’in göz yummasıyla gerçekleştirdiği korkunç saldırı, terörist komplocuların nerede ve nerelerden örgütlenip ve nerelerin koruması altında büyük bir katliama soyunmuş olduğunu da gösteriyor. Bunlardan, Barışların kitabının adıyla yazarsak, SS’nin haberi mi yoktu...

Demek, iktidarın bir kısmının eli altında “terörist”ler tutuluyor...

İçişleri bakanı mesela Doç. Dr. Sinan Ateş cinayetini her şey ortadayken neden sonuçlandırmıyor?

KİMLERİ KORUYOR YİNE?

Bakan bey, Erzurum’daki katliam girişimini, sözde “FETÖ iltisaklı” birinin üzerine yıktı. Ağır bir terör ve katliam girişimi varken, gözaltına alınan 15 kişi ise serbest bırakıldı. HÜDA PAR’lıların bu girişimle ilgisi var mı, yoksa Sinan Ateş cinayetini işleyen-işletenler ile Erzurum olayı arasında mı ilişki kurulmalı?

Bu iki olayın gerçekleştiği iki yer Erzurum ve Konya’da muhalefete oy akışı gözleniyor. Bunu engellemek için mi? Konyalı bir arkadaşım “CHP’ye hiçbir zaman oy vermeyecek tanıdıklarım, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söylüyor, Konya’da sürpriz sonuçlar bekleyin” diyor.

YSK NE YAPACAK?

İçişleri’nin polis ve jandarmaya talimat vererek sandıklardan alınan sonuçların derhal kurulan paralel polise bildirilmesi talimatının geçersizliğini ilan etti Yüksek Seçim Kurulu (YSK).

Seçimlerde en büyük kuşkulardan biri, AKP’lilerin sandık sonuçlarına itirazlarının ilçe-il seçim kurulları ve YSK tarafından iktidar lehine sonuçlandırılması olasılığıdır. Bilindiği gibi AKP seçim yasasında yaptığı değişiklikle, kıdemli hâkimleri devre dışı bırakmış ve kendi döneminde yargıya atananlara öncelik vermişti. YSK üyelerinin de Saray kontrolünde göreve getirildikleri biliniyor.

YSK’nin SS’nin bu yasadışı girişimine ve hazırlığına dur demesi, kendi hukukunu savunması sevindiricidir.

SANDIKLARIN BAŞINA JANDARMA

Bu “paralel yapı” ile ne planladığını bilmiyoruz ama sandıkların başında polis ve jandarmanın durması; beklemesi ve sonuçları almak için bir şiddet temsilcisi olarak görevlendirilmesi bile, başlı başına büyük bir baskı ve sandıkların iktidar tarafından kontrolüne yol açacak sonuçlar doğurur. Ben bunun Saraybaşının onayıyla ve aferiniyle tezgâhlandığını düşünüyorum.

YSK ÜYELERİNE GELİNCE...

Siyasi görüşleri olabilir ama her şeyden önce yargıç kimlikleri var, kendilerini bağlayan hukuk var, her şeyden önce vicdanları var.

“Geliyor gelmekte olanı” gördüklerinde hiçbirinin iktidar değişimini önleme, millet iradesini hiçe sayma gibi, sandıktaki gerçekleri tersine çevirme gibi bir kararda bulunabileceklerini zerre aklımdan geçirmiyorum.

Hiçbiri ülkeyi kaosa sürükleyecek kararlara imza atmazlar, hepsi bu ülkenin yüksek yargıçları olarak davranacaklardır.

Pazar günkü bayramda görüşmek üzere...

İktidarın görülmemiş yalanlarına ve devlet kasalarını boşaltan kararlarına rağmen, her şey çok güzel olacak...

Bunlar ciddi mi, yoksa kaybetmenin küçük öçleri mi?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Bunlar ciddi mi, yoksa kaybetmenin küçük öçleri mi?

09 Mayıs 2023 Salı


Bir şeyler olacağı belliydi, bazı dostlar iktidarın seçimleri ertelemeye kadar varacak bir kaos yaratabileceğini söylüyordu. Ben buna en zor ve tüm AKP’yi bitirecek en kötü senaryo olarak baktım. Hayır, hafta sonuna kadar böyle ufak tefek “olaylar”la geçebilir ve seçimler yapılır. Bu “ufak tefek” (umarım böyle kalır, hatta artık onu bile yaşamayız!) olaylar, belki de seçimleri-iktidarı gerçekten kaybettiklerini gördükleri için olabilir. Kızgınlık ve öç hırsı.

Bu olayların mağduriyet yarattığını ve daha çok seçmen kaybettirdiğini bilmezler mi? Ama umurlarında değilse, “kaybettiklerine” inandıkları için olabilir... Çok açık seçik ki 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde bu mağduriyet 800 bin seçmenin İmamoğlu safına geçmesiyle sonuçlanmıştı.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI

Erzurum’daki provokasyonu önemsiyorum.

Şu açıdan üstelik: Provokasyon cumhurbaşkanı iki yardımcısı adayından birine yapıldı. Evet ben peşinen seçilmiş olarak gördüğüm için bunu söylüyorum: Cumhurbaşkanı yardımcısına, Erzurum’da taşlı saldırı oldu, öyle ki mitingi önce otobüslerle engellemeye çalıştılar, sonra da saldırı ile mitingi yaptırmadılar. 300-400 kişilik ikiye ayrılmış, kışkırtılmış, belki de ceplerine paralar konmuş, bir sürü.

Erzurum Belediyesi’ne seçilmiş, ne yaptığını düşünemeyen minik düşünceli bir adam, kılını kıpırdatmayan Emniyet ve içişleri bakanına uzanan bir zincir. Yaptığı açıklama da kendini ele veren cinsten. Normal durumda Emniyet müdürünü sıygaya çekerdi değil mi, hayır tam destek, kadın bakan dahil.

Fakat adalet bakanı soruşturmayı haber verdiğine göre, mağduriyetin farkına varıp geri çekilmek zorunda kaldıklarını söyleyebiliriz.

Ama cumhurbaşkanı yardımcısı  adayı İmamoğlu’na bu saldırı çok ciddidir ve mutlaka soruşturulması gerekir.

İLK TUR AKP İÇİN DE İYİ

Şimdi iş, bu dönemi ilk turda bitirip, daha sonra iki haftalık kalp sancılarına yüksek gerilimlere fırsat vermeden iktidar değişimini sağlamak.

İlk turda seçimi bitirmek aslında Saray’ın, AKP iktidarının da işine gelir.

İlk turda iki aday arasındaki farkın, ikinci turda çok daha büyük açılacağı gerçeği ortadayken ilk turda yüzde 51- 52 ile kaybetmenin çok daha kabul edilebilir olacağını varsayabiliriz.

Ben Saray’ın, AKP’nin “Atı alan Üsküdarı geçti” tuzağına düşmeyeceğine inanıyorum. Akıllıca değil. Hem kendileri hem ülke için. AKP içinde “Kaybedersek bunu tabii ki kabul edeceğiz ve iktidarı devredeceğiz” diyen aklı başında bir grup olduğunu biliyoruz.

Ama içişleri bakanı farklı.

Cumhurbaşkanı meydanlarda elinden geleni tabii ki yapacak ama bu bakanını feda edeceğini düşünüyorum. Bakanın her şeyi tersyüz etmesinin nedeni de bu olsa gerek.

HER ŞEY OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ

Kimse korkuya kapılmasın, her şey, normale yakın seyrediyor, olması gerektiği gibi.

Ama muhalefet tüm gücüyle, sandıkların tümü üzerinde kontrolü sağlayarak elinden geleni yapmak zorunda.

Üç hafta önceki yazımda, eğer çok başarılı başlayan seçim kampanyası, son haftaya kadar etki alanını şiddetini artırarak sürerse, kapsama alanı genişleyecek; sonuçta ilk seçimde yüzde 50’yi aşacak bir çoğunluğu yakalayabilir, demiştim.

Öyle seyrettiğini görüyorum. Kemal Bey de bir miting sonrası kendisini yakalama ve soru sorma şansı yakalayan muhabire, “son güne kadar daha büyüyecek kampanya” diyor.

Tam beklediğim gibi.

Bence iktidar, cumhurbaşkanlığını devretmeyi şimdiden içine sindirmeye başladı.

Mesele Türkiye, millet, gelecek... 

Seçimi savaş alanı görüyorlar, nedeni açık değil mi?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Seçimi savaş alanı görüyorlar, nedeni açık değil mi?

08 Mayıs 2023 Pazartesi


Milyarlar havalarda uçuşuyor; devletin kasasına girecek ve halka hizmet olarak dönecek, halkın gelirini düzeltecek trilyonlar, kasalardan kasalara, hesaplardan hesaplara, ceplerden ceplere, Türkiye’den Katar’lara Abu Dabi’lere İsviçre’lere İngiltere’lere BAE’lere yer yön değiştirerek yolcu ediliyor.

Sağlam gizli kasalar, mutemet adamlar, belki de cinayetlere kurban gidenler gibi yeraltı gömütler... Trilyonlar uçup gitti.

Bir ihaleden bir milyar dolar...

Türkiye’nin tarımsal altyapısı için gelen milyar dolarlar, bakanlar ve mafya şirketlerinin ortaklığında iç ediliyor.

İnanılmaz bir yağma düzeni yaşadı ülke...

Tarihimizin hiçbir döneminde bir daha asla görülemeyecek.

Biz bu nedenle fakirleştik.

Bu nedenle de 20 yıl boyunca da 9 bin dolar gelirde çakılı kaldığımız gibi, dünyanın en eşitsiz ülkeleri arasına girdik. Kasalar boşaldı. Tarihinin en büyük çöküşünü yaşıyor ülke.

***

Bu tabloyu yaratmak için yüzde 90’ını kontrol edecekleri medyayı kurmalıydılar. Türkiye son bir yıl içinde özgürlüklerde 16 basamak daha geriledi.

***

İktidarın adamlarıyla işbirlikleri sona erince veya iktidar işbirliklerini değiştirince, vaat ettiği komisyonlarını vermeyince veya yeni mafya liderleri ve örgütleriyle işbirliğine geçince ve iktidarın yıkılmakta olduğu da giderek kesinleştikçe “itilip kakılanlar”, iktidarın bağırsaklarındaki milyarları deşmeye ve ortalığa dökmeye başladı.

Soygun ve talan tek başına yapılmaz.

Ortaklıklarla sürdürülür.

Gün gelir devran döner, keser döner sap döner. Güneşin altında çok az şey gizli kalır...

Kim bu büyük yağma düzeninin üzerindeki örtüyü bir ucundan tutup çekerse, bildikleri gerçekleri açıklarsa, bir tür vatanseverlik yapar; bu aynı zamanda vicdan temizlemektir, özür dilemektir ülkeden.

***

Seçimi savaş alanı olarak görüyorlar.

Çünkü iktidarı yüzde 99 büyük olasılıkla kaybettiklerini görüyorlar.

İktidarda kalmaları gerekir.

Hem talanın sürmesi hem örtbasların sürmesi için orada kalmaları gerekir.

Tüm yalanlar dolanlar sahaya sürülüyor.

Umarım sadece yalanla dolanla kalırlar.

Yoksa yazık olur bu güzelim millete, gençlere, ülkeye, geleceğe.

1 milyar dolarlık ihale iddiası eşliğinde izlenimler

 obursali@cumhuriyet.com.tr

1 milyar dolarlık ihale iddiası eşliğinde izlenimler

07 Mayıs 2023 Pazar


Lider konuşmalarını beklerken, saatlerdir sahayı erken saatlerde doldurmaya başlamış bu muazzam kalabalığı yönetmenin bile başlı başına iş olduğunu düşündüm, organizasyonu yapanlar bunu düşünmüş. Marşlar ve bayraklarla iyi yönettiler doğrusu. Alanın bütünüyle lebalep dolu olduğunu söyleyebilirim. Sıkışık düzen ve yan yana duran bir insan seli. Yarım metrekareye bir kişi hesabı, sahanın eni x boyu toplam sayıyı verir. Dışarısını saymıyorum. Önceki cumhurbaşkanı seçiminde bu sahaya birileri masa başı hesabıyla 5-6 milyon insanı sığdırma becerisini göstermişti!

- Umut ışığına yürüyor kalabalık. Seçim sonucundan eminler. Fakat iktidar elemanlarının bel altı hazırlık ve vuruşlarından endişelerini de dile getirmiyor ve sormuyor değiller.

- Karamollaoğlu’nu dinledik biraz önce, umut aşıladı. Şu an Mansur Yavaş konuşuyor. Onu hep sakin ama içerikli ve Ankara Belediyesi’nin önceki kötü şöhretinin yolsuzluklarını bir bir açıklamasıyla, iktidar değişiminin hemen sonrasında işleme konulacak dosyaları artırıyor. Biraz önce, “Orhan Bey, Melih Bey biletini almış mıdır” diye soruyorlardı. Bence bir şeyler düşünmüştür. Bu dosyalardan yakasını kurtarması hiç mümkün olmayan en açıktaki kişi, iktidar değişirse. Yoksa yazık olur ülkeye! Öyle bir batar ki, belini doğrultmasına yıllar yetmez.

- Ekrem İmamoğlu kitleleri dalgalandırmayı seviyor. Kazanacağız duygusunu ve sevincini nakşediyor yüreklerine kalabalıkların. Onları konuşturuyor. Hep söyledim, Yavaş ve İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’yla birlikte üçlü bir yönetim kadrosu oluşturması, birinci turda seçimi kazanma olasılığını doğurmuştur. Biraz önce Sözcü TV’de bu olasılığı yüzde 48-52 arasında gördüğümü söyledim. Bu olasılık var. Bu hafta estirilecek yeni içerikli rüzgârların sonuçlarına göre ilk tur belli olur.

PATATES SOĞANA LİDER SATMAK 

- İktidar belaltı vuruşları, kaset hazırlıkları vb. ile seçimin sonuçlarını etkileme çabasında. Bir yandan da Türkiye’nin büyük bir tehlike altına gireceği propagandasıyla millette üst düzeyde bir güvenlik bunalımı yaratarak muhalefetin önünü kesme çabasında. Bu güvenlik propagandasına doğal olarak da tanklar, toplar, obüsler, savaş gemileri, İHA’lar SİHA’lar eşlik ediyor. Herhalde patates soğan gündemlerinde olmayacaktı. Bu noktada da söyleyebileceği tek şey, patates-soğan liderinizi satmazsınız değil mi, sorusu oluyor. Valla “satar mı satar”!

İktidar yarattığı bu güvenlik heyulasının altında da kalabilir. Bu propagandanın, Millet İttifakı’nın yapısına çarparak geri tepme olasılığı var.

- Babacan ekonomistliğine uygun olarak cepteki paranın nasıl pul olduğunu anlatıyor. Millet bunu zaten yaşıyor, cebindeki paranın değerini herkesten hepimizden daha iyi biliyor. Birleşe birleşe kazanacağız, sloganını tüm liderlerin içten benimseyerek söylemesi, insanları coşturuyor. Babacan’ın, karakış mı bahar mı biçiminde geliştirdiği hitap tarzını millet sevdi.

- Lider konuşmalarının bu kadar uzaması doğru değil. 10 dakikanın altında bitirmeliler, ama mikrofonu alan uzatıyor. Oysa büyük kalabalıkların birbirine benzer konuşmaları izleme sabrını tüketiyor. Saatlerce milletin ayakta kaldığını hiçbiri hesap etmiyor mu? Kimse bunu tartışmıyor ve süre hesaplaması yapmıyor mu?

1 MİLYAR DOLARLIK İDDİA

- Meral Hanım’a helal olsun. Hem kısa kesti hem de Ali Yeşildağ’ın 2007’de Antalya Havalimanı ihalesinin ucuza verilerek 1 milyar doların cebe atıldığı iddiasını ilk kez meydanlarda dile getirdi. Üstelik kendisine vaat edilen, yaptığı casusluk karşılığında aracıların ceplerine attığı 30 milyon dolarını isteyerek... İki günün en önemli konusu.

- Nihayet, 20.05’te Kılıçdaroğlu cep telefonları ışıkları altında sahneye gelebildi. Milletin sabrına hayranım! Kılıçdaroğlu, bu alana büyük Adalet Yürüyüşü sonunda da geldiğini hatırlattı. Kemal Bey, uzun yürüyüşçü. Adalet Yürüyüşü’nden bu yana siyasi uzun yürüyüşünü katmalı.. Sonuca varmak üzere. İktidarı değiştirmeyi başarırsa, öyküsü yazılacak büyük bir olayı gerçekleştirmiş olacak.