Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

4 Ocak 2018 Perşembe

Atomaltı düzeyinde hayata bakış


Bilimin dünya çapındaki değiştirici ve yenilikçi gücünün hızla arttığını net olarak gözlemlediğimiz 2017’nin dün başladığımız önemli keşif ve gelişmelerden bir demek daha. Türkiye’deki siyasetin toz dumanı içinde boğulmayalım, küremiz nereye gidiyor bakalım. Bu haberleri bilimin seçkin mesleki dergilerinden kısaca derledim..

Atom Düzeyinde Hayat:

Evrenin ve hayatın hakikati, her türlü maddenin mikro düzeyinde neler olduğunu anlamaktan geçiyor. İlk mikroskopun keşfiyle hastalık yapan, etkenler, virüsler, bakteriler, hücreler görüldü ve tıp gerçeklik kazanmaya başları. Yani insanoğlu aletler sayesinde “derin” gözlere kulaklara kavuştu.. Tıp’da geçen yılın en önemli “alet” keşfi ise “Kriyo Elektron Mikroskop”tu (Cry-EM) ve 3 geliştiricisine Kimya Nobeli verildi bu yıl.
Peki ne yapıyor? Eksi 150 derece sıcaklıkta, biyolojik parçaları, herhangi bir işleme tabi kılmadan, ilk özgün halleriyle gözlemleme olanağı veriyor. Saydam, en küçük katmanları, ışık ve elektrik geçirgenlikleri, karmaşık moleküllerin birbiriyle girdikleri etkileşimler, anahtar proteinlerin çalışmaları izlenebilir oldu; bugüne kadar gözlenememiş yapıların atomik çözünürlükleri sayesinde biyokimyasal ve genetik gözlemlere büyük bir hız kazandırdı. Alzheimer hastalarının beyinlerinde biriken karmaşık ve plak oluşturan fibrillerin yüksek çözünürlüklü modelleri bu sayede üretildi vb.. 
Bakın, CRY-EM daha nelerde devrimci açılımlar getirecek.

Soyumuz 100 bin yıl daha geriye

Fas’ta bir mağarada eskiden bulunmuş bazı kafataslarının yeniden incelenmesiyle, ve aynı bazılarının tarihi yeniden belirlendi ve soyumuz Homo sapiens’in ortaya çıkışı 100 yıl daha geriye, gitti: En az 300- 330 bin yıl önceden beri varız! Kim bilir belki de daha eskiyiz! Şunu da belirtelim, elektron düzeyindeki incelemeler ve yöntemler geliştikçe, yeni incelemelerle fosiller üzerindeki bilgiler de değişiyor ve yenileniyor. Yeni teknolojiler ve yeni yöntemler!

Bir minik aletin büyük başarısı

Hazır söz yeni teknolojik aletten açılmışken: Fizikçiler atom altı parçacıkları gözlemleyebilecekleri küçük bir detektöre kavuştu ve bu sayede en zor gözlemlenen atom altı parçacık sayılan nötrinoların saçılımlarını saptadılar ve böylece bu amaçla kullanılan devasa donanımlara ihtiyaç kalmadı..
Bu neden önemli? En küçük atom parçacıklarının nükleer reaksiyonlarda nasıl otaya çıktığı, dağılıp saçıldığı, birbirini etkilediği ve bu etkileşim sonucu hangi parçacığın neye dönüştüğü konusunda önemli bilgi eksikliği giderilebilecek.
Neler oluyor? Özellikle atom altı düzeyde? Evrenin ve hayatın sırları bu sorularda!

Araştırmalara açıklık

Bilimsel araştırmaların mesleki bilim dergilerinde yayınlanması büyük önem taşır. Böylece araştırmalar bilim dünyasının görüşüne sunulur. Ancak bilimsel araştırmalar arttıkça, önemli bilim dergilerinde yayınlanmaları uzun zaman alıyor ve bu da gelişmelerin hızını engelliyor. Fizikçilerin önemli bir kısmı yıllar önce araştırmalarını anında elektronik arşivlerde yayınlamaya ve eleştirilere açmaya başlamıştı (%70’i). Fakat şimdi biyoloji araştırmalarında tutuculuk değişiyor. En eski yayıncı bioRxiv arşivinde mikrobiyoloji, hücre biyolojisi ve sinirbilimi araştırmaları boy gösterdi.
ABD ve İngiltere bu araştırmaların paylaşımını teşvik etmeye yöneldi. Chan Zuckerberg Girişimi, bioRxiv'e büyük bir yatırım yaptı ve biyolojinin bu en popüler sunucusunu güçlendirdi. Bazı saygın basılı bilim dergileri, kendisine gönderilen araştırmaların bir ön versiyonlarının elektronik arşivlerde de yayınlanmasına izin veriyor.
Şimdi her ay biyoloji- tıp ile ilgili en az 1500 araştırma, öncelikle bioRxiv‘de boy gösteriyor. Ama bu alanda araştırmaların özetlerini yayınlayan veritabanı PubMed'e her ay kabaca 100.000 yeni makale eklendiğini düşünürsek henüz çok az. Araştırma ve sonuçlarına çok hızlı ulaşım sayesinde, araştırmalar da büyük bir ivme kazanacak. Nitelikli dergilerin kurdukları tekeller de sarsılıyor.
***
2017’deki yenilikler çok çok fazla. Siz en iyisi Herkese Bilim Teknoloji dergisini her hafta izleyin veya portaldan elektronik abonesi olun.
2 Ocak Salı/ Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

2 Ocak 2018 Salı

Büyük Atılım Yılı ve Türkiye için büyük boşluk


Bugün boş verin siyaseti.. Cumhurbaşkanının asgari ücret konusunda buldular da bulandırıyorlar anlamına gelen sözlerine rağmen.. Gül ile karşılıklı demeçlerinin anlamına bile girmeyeceğim, ki benim konum.
1 Ocak 2018 bugün. Umarım yıl boyunca gündeminizi az çok hazırladınız.
Bugün bilimden bahsedeceğim.
2017 müthiş geçti. Bilimsel araştırmalar, buluşlar, tekno gelişmeler fırtına gibi esti. Baş döndürücü. Herkese Bilim Teknoloji, biliyorsunuz haftalık çıkıyor, geçen sayısında geniş bir toparlama yayınladı. Kaçırdıysanız, herkesebilimteknoloji.com sitesinden dijital tek sayı olarak da alabilirsiniz. Bu haftaki dergiyle birlikte geçen yılı toplam değerlendirdiğimde şu gözlemi yapıyorum:
Bilgi birikimleri, belirli bir süre içinde önemli bir buluş ve tasarım sıçraması yapıyor ve olağanüstü bir bilgi ve teknolojik araç olarak karşımıza çıkıyor.
İvmesi artarak. Geçen bir kaç yılın birikimi, gelecek ve sonraki yıllarda daha kısa süreler içinde büyük patlamalarla karşımıza çıkacak.
Atom altı düzeyde, kuantum araştırmaları, kuantum bilgisayarları olarak beş yıl içinde dünyanın kullanımına açılacak, tüm hesaplamalar olağanüstü bir hızla gerçekleşecek, bugünkü süper bilgisayarların aylar süresince yaptığını saatler- gün boyunca yapacak. İlk kuantum haberleşmesi Çin ile Viyana arasında gerçekleştirildi, kimsenin kıramayacağı –tek tek fotonların kullanımına dayanan- bir şifreleme ile. Temel bilim ile teknolojinin bu buluşmasında Çin bir adım önde.

Büyük atılım yılı

Uzayda en büyük olay, iki nötron yıldızının 130 milyon ışık yılı uzaklıkta çarpışarak kaynaşmasıydı. Astrofizikçiler, gökbilimciler, türlü çeşitli teleskoplarıyla bu tür büyük olayları izleyebilme konusunda artık kılıçlarını kuşanmış hazır durumdalar. Bu olay, astrofiziğin en büyük atılım yılı olarak tarihe geçti. Evrenle ilgili bazı modellerin doğruluğu kanıtlandığı gibi, böyle büyük çarpışmamaların pek çok ağır elementi doğurduğu ve uzaya saldığı da doğrulanmış oldu. Einstein’in gGenel Görelilik teorisinin doğruluğu da bir kez daha test edildi.
Nötron yıldızları büyük yıldız patlamalarından arta kalan maddenin kendi içine-üzerine çökmesiyle oluşan, evrenin en küçük ama en ağır / yoğun yıldızları, bir kaşığa bir milyar ton sığdırdığınızı düşünün.  Kendi çevrelerinde de mesela saniyede defalarca dönerler.
7 dünya benzeri gezegen de keşfedildi. Hepimiz birer uzaylı olarak, hey başka uzaylılar var mı arayışı sürüyor. Dahi adam Elon Muske uzaya gidip ger gelen roketleriyle, (SpaceX – Falcon 7) uzaya sivil geziler için yeni bir dönem başlattı.

Gen’inde bozukluk mu var?

Biyolojide olağanüstü gelişmeler yaşandı. Gen makası (Chrispr yöntemi) ile, canlıların genleri rahatça kesip çıkartılmaya başlandı. Mesela Nadir bir hastalık olan Hunter sendromlu  44 yaşında bir hastanın genomunu CRISPR kullanarak başarıyla yeniden düzenlendi ve hastalık kayboldu! Portland’da araştırmacılar, tek hücreden oluşan insan embriyosunu yeniden düzenlediler. Kalıtsal hastalıklar ve kusurlu genlerin ortadan kaldırılmasında büyük bir aşama. Ayrıca rahmi teklit eden bir yapay rahim, erken doğanlar için yepyeni ve sağlıklı bir umudu doğurdu..
Türkiye bunların hiç birine hazır değil, ilgisiz ve bilgisiz, olayın tamamen dışındayız.
İnternet’i bir ahlak bozukluğu olarak gören ve dünyanın bilgisini içeren Wikipedia özgür ansiklopedisini ülkemizde hala yasaklı tutan bir anlayışla gidebileceğimiz yer koca bir boşluktur.

--1 Ocak Pazartesi/ Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

Hangi umut? Nereye? Ve “Zorluk Çıtası”..

31 Aralık 2017 Pazar / Bilim ve Siyaset, Cumhuriyet

Planladığım dünyada bilimdeki büyük atılımları sonraya bakıp, 2018’ın karamsar tablosunu paylaşmaktan kendimi alamıyorum. Yılbaşı günü hiç mi umutlu ve olumlu mesajın yok diyenlere, çok özür, inşallah maşallahlarla avunacak ne zaman var ne de iştah..
Yo hayır, bu milletin iktidarı eninde sonunda fazla uzamadan değiştireceğini biliyorum, bu farklı. Ama bedeli ağır olacak ve özellikle eğitim ve hukuk olarak çok yönlü çökmüş bir Türkiye’yi ayağa kaldırmak çok sancılı olacak.
İktidarın Türkiye’yi yönetimi zorlaştıkça, baskısı ve özgürlükler düşmanı yüzünün artması kaçınılmaz gibi duruyor.
Hele hele seçim yoluyla iktidarı kaybedebileceklerini gördükçe, buna yönelik alabilecekleri önlemlerin neler olabileceğini sıraladıkça, karamsar olmamak mümkün değil. Ama sanırım demokrasi de, bu “zorluk çıtası”ni aşmadan da gelemeyecek ülkeye.

Fütursuzluk korkutucu
Fütursuzca, hiç bir şeyden korkmadan, anayasa ve yasaları çiğneyerek ilerleyen iktidar.. özellikle eğitimde hukuksuzluk ve adaletsizlikte ..
Şu işe bakın: Arkadaşımız Emre İmer (Hoş geldin Emre!), telefonunda Bylock programı olmadığı, alçaklar tarafından telefonları internetten Baylock server’ına yöneltildiği bilindiği ve uzman raporları bulunduğu halde, bir yıl bırakılmadı.   
Ahmet Şık, kendisine yöneltilebilecek tek ciddi bir suçlama olmadığı ve Cemaat’i teşhir eden iki tane kitabı bulunduğu halde “Fetöcülük”ten içeride tutuluyor. Yöntemleri ve davranışları, hukukla ilişkileri, Cemaat’in zulmünden farksız. Bir madalyonun iki yüzü!
Murat Sabuncu, Akın Atalay, iktidara karşı bir gazetenin yöneticileri oldukları için içeride tutuluyor. İddianameleri, aslında yazanlar açısından bir suç delili olarak okullarda örnek ders olarak incelenecek türde.

Her adımda düşen takke
Şu fütursuzluğa bakın: Enis Berberoğlu, Bölge Mahkemesi tam karar vereceği ve büyük bir olasılıkla serbest bırakılacağı anda, tam gece yarısı hakimleri değiştiriliyor. Gelenler, garantililer. Zaten hiç bilmedikleri dosyanın şöyle kapağını açıp tutukluluk devamına karar veriyorlar.
İktidarın liderleri ise “yargı özgür ve bağımsızdır, biz onlara müdahale edemeyiz” oyununu oynuyor. Kime karşı? ABD’ye karşı! Çünkü böyle bir oyunu bu millete karşı oynamalarına gerek yok. Her şey apaçık ortada.
Enis Berberoğlu’nun özgürlüğü, Kılıçdaroğlu’na karşı bir koz olarak kullanılıyor. Kılıçdaroğlu’na yönelik olur olmaz hakaret, yalan yanlış propaganda eşliğinde.. Tutuklama kılıcı kafasının üzerinde sallandırılıyor. Ama buna cesaret ettikleri anda, yıkılışlarını da hızlandıracaklarının farkındalar...

Yıkık bir ekonomi
Ekonomi yıkık durumda. İktidara yakın inşaatçılardan bir tanıdığım, önceki gün, her şey durdu, yaptığımız inşaatları satamıyoruz, diyordu. Taşa toprağa, yola, asla bir kazanç ve katma değer olarak geri dönmeyecek bir politik anlayışın kıyıya vuruşu.
“2017 yılının ilk 9 ayının sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 438 milyar Dolar. Bu borç stokunun 129,4 milyar Doları kamu kesimine, 704 milyon Doları TCMB’ye ve 307,9 milyar Doları da özel kesime ait bulunuyor.”  (Mahfi Eğilmez, Yani Türkiye’nin bir yılda ürettiği mal ve hizmetlerin yüzde 52’si kadar dış borcu var.  2002’de dış borç 129 milyar dolardı! 1990’da ise 26 milyar dolar. Duruma bakın, İMF bizden borç istedi yalanını düşünün.
 Son çıkardıkları kanun hükmündeki kararnamenin anayasaya, yasalara aykırı ucube içeriğine yöneltilen eleştirileri duymuyorlar. Bu kararnamenin, iktidarı protesto edecek mitinglere, gösterilere, yürüyüşlere karşı katil çetelerinin saldırılarının devlet güvencesi altında korunacağı açık ortadayken, iktidar yalan söylüyor: Nereden çıkartıyorsunuz!
İki yasa paralel yürüyor. Birisi devletin yasaları, bu saldırıları cezalandıracak olan.. ikincisi iktidarın yasaları, her şeyi “terör”, 15 Temmuzun uzantısı olarak gören ve çeteleri saldırıya teşvik eden iktidarın kanun hükmünde kararnamesi!
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu madde üzerine endişesini dile getirirken bile, Erdoğan “..bizim dava arkadaşlarımızın bir kısmı da.. birilerinin zil takıp oynamalarına vesile oldukları için yazıklar olsun,” diyebiliyor.
OHAL kalkmayacak ve çeteler yürüyecek. Türkiye’yi daha da tüketecekler. 2018 umutsuz. Yine de 2018’i kazasız belasız atlatalım.. umarız..