Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

8 Ağustos 2024 Perşembe

Bir Akşener başarısı: İYİ Parti arındı, MHP’liler kaldı

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Bir Akşener başarısı: İYİ Parti arındı, MHP’liler kaldı

30 Nisan

lk savaşlarını Akşener öncülüğünde MHP’de verdiler, MHP’yi tam ele geçirecekler ve Bahçeli’yi devireceklerdi ki iktidar ve devlet, elindeki mahkemelerle müdahale etti. MHP’yi vermedi Akşener ve arkadaşlarına, AKP kendine Cumhur İttifakı yaratacaktı ve bu sayede iktidarda kalacaktı. Bu oyun tuttu.

Akşener MHP’yi devralsaydı oradan biraz merkez sağa hafif bir rota çizerek büyümeyi planlıyordu. En azından kulisler böyle diyordu.

İYİ Parti’yi kurmaktan başka çareleri kalmamıştı.

Kuruluşta da az kavgalı sopalı görüntüler yansımadı, ülkücü yoldaş liderler arasında. Bir sürü lider adayı vardı.

Bir merkez sağ partinin doğuyor olması heyecan yarattı. Meral Akşener’in politik söylemleri tutarlıydı. CHP’ye yaslandı, ittifak politikasıyla büyüdü, güven verdi, yüzde 14’lere varan anket oranları İYİ Parti’yi hemen bir çekim merkezi yaptı.

Nihayet siyaset bir merkez sağ partiye kavuşuyordu.

MHP’li olmayan ama siyasete katkı yapmak isteyen demokrat, iyi yetişmiş ekonomist, avukat, bilim insanı vb. Türkiye ve kendileri için bir şans gördüler. Ve İYİ Parti’ye akın ettiler.

Çoğunu sevdik, nesnel, düzgün, konularına hâkim, demokrasi, insan hakları, iyi ekonomi, düzlüğe çıkmak için neler yapılması gerektiğini anlatan insanlardı. Tartışma programlarını adeta işgal ettiler ve İYİ Parti’nin yüzünü parlattılar.

SEVİMLİ UZMANLAR YOK 

Tek kadın Akşener, seçim süreçlerinde sazı kendi başına buyruk çalmaya başlayınca, hem Cumhurbaşkanlığı sürecinde iktidarın lehine müdahaleleri hem de yerel seçimlerde sonu hüsran olacağı belli hür ve müstakil ucube kararı ile tarih oldu. Ama partiyi de dağıttı.

Seçimler sürecinde o sevimli uzmanların hiçbiri kalmadı partide. Ki hiçbiri ülkücü kökenden gelmiyordu.

Profesyonel partici ülkücü kadrolarla tek tek partiye katılan iyi niyetli aydınların güzel zaman birlikteliklerine de bomba düşmüştü.

Aytun Çıray bunu ilk gören ve elveda diyenlerdendi.

Bahadır Erdem’ler, Bilge Yılmaz’lar, Ahat Andican’lar, Taylan Yıldız’lar, Durmuş Yılmaz’lar, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, İBB Grup Başkanı İbrahim Özkan ve arkadaşları, büyükelçi Aydın Adnan SezginAhmet Zeki Üçok, İYİ Parti Toplumsal Politikalar Başkanı Ece Güner, Prof. Dr. Ümit Özlale, Prof. Dr. Tamer Demirer...

Toplu il istifalarını saymıyorum.

44 milletvekilinden 38 tanesi kaldı, bu yazıyı yazarken hâlâ duruyor mu hepsi bilmiyorum, kuruluşta görev alanlardan Refah Partili, Anavatan Partili, Demokratik Sol Partili ve Doğru Yol Partili olan kimse kaldı mı bilmiyorum. Akşener’e karşı ve parti politikacılarını eleştiren onlarca kişi kapı önüne kondu veya istifa etti. Disiplin kurulu üyeleri mi ararsın...

Tabii bu arada daha kuruluşta çıkan tantanalardan dolayı bir sürü eski MHP’linin İYİ Parti’den atılmasını ve ayrı partiler kurmasını falan saymıyorum. AKP’ye katılanları da.

ON BİNLERCE KİŞİ DARMADAĞIN OLDU 

Bir toplama partinin, basiretsiz ve dağıtıcı liderinin kısa süre içinde hali pürmelanini görüyoruz.

Ülkücüler bir başlarına (onlar da çok kayıp verdiler) partideler, bir saflaşma ve arınma oldu. Ne yapabilecekleri ne yapacakları ayrı konu. Belki MHP’yi kemirirler... Yaşamın ne sunacağı belli olmaz.

Laf aramızda tüm bu süreç CHP’nin yeniden toparlanması için de bir fırsat.

Cumhurbaşkanı ve milletin değerleri söylemi, nedir bu?

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Cumhurbaşkanı ve milletin değerleri söylemi, nedir bu?

23 Nisan

Cumhurbaşkanı üç gün önceki konuşmasında yine milletin değerleri sözünü etti. Bu söylem başından beri AKP’nin iktidarda kalma politikalarından biridir. Milletin değerleri derken kendi sosyal, ekonomik, din tüccarlığı ve ideolojik saplantılarını millete dayatma politikası oldu.

Değerler kuşaktan kuşağa bile kalmadan sürekli değişim içindedir. AKP değerler ile ahlakı da sık sık özdeşleştirir. Toplumsal kaygıları ve inançları dondurur ve milleti de bunun içine hapseder. Hepsi iktidarını sürdürmek için.

Milletin değerleri söylemi en çok eğitim alanında icraata konur, bunu Diyanet’e havale etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı bugünkü yönetimiyle, eğitimde cehaleti, “milletin değerleri” kılıfı altında tepelere çıkarmak için, kaliteli bilimsel eğitim isteyen milletle adeta savaş halindedir.

Sadece Diyanet olsa, aynı zamanda tüm tarikat, cemaat, tekke ne kadar küflü çağdışı, uyduruk, milletin cehaletini kullanarak aklını kanını cebini emen örgütlenmeler varsa onları da devlet ve belediye olanaklarıyla besleyip büyüterek milleti kuşatmayı sivil alanda da sürdürür.

PRATİKTE NELER YAPIYORLAR, BİR BAKALIM

Milletin değerleri söylemi ile pratikte AKP iktidarının yaptıklarını karşılaştırırsak, milletin değerleri bunlar mıdır diye sormalıyız:

-Saray’ın yıllık 5 milyar TL harcaması mı milletin değeridir?

-CHP’ye geçen AKP ve MHP’nin yönettiği belediyelerin 100 milyar borç takması ve paraları kurdukları ortaklıklarla nerelere aktardıklarının bilinmemesi mi milletin değeridir?

-Rolex saatlere yüz milyonlar harcanıp özellikle kollarda sergilenmesi mi yoksa?

-Istakoz paylaşımlarıyla milletin değerleri arasındaki ilişkiyi herkes merak ediyor.

-Türkiye yolsuzluğun en çok yapıldığı ülkeler arasındadır. Millet AKP’ye yolsuz ülkeler arasında neden ilk 10 ülke arasında değiliz mi demektedir?

-Devlete eleman alımında 90 puan alanları eleyip 70 puan alan yandaşları kayırmak mıdır milletin değeri?

-Milleti, emeklileri pahalılığa, enflasyona, evsizliğe mahkûm etmek midir yoksa?

-Ücret eşitsizliklerinde ülkeyi bir numara yapmak mıdır?

-Milleti yoksullaştırarak zenginleri ultra zengin yapan politikalar uygulamak mıdır?

-Çocukları eğitimden kopararak evine üç kuruş getirmesi için ağır çıkar sömürüsü altına sokmak mıdır?

-Yoksa ağır iş kazalarını normal, işin fıtratı olarak görmek midir?

-Ayda ortalama 30 kadının cinayetlere kurban gitmesi midir?

-Nedir yahu en zor ekonomik koşullarda bile üzerinde tepindiğiniz milletin değerleri?

Yukarıda bir kısmını sıralayabildiklerimizi gerçekleştirmek için sakın milletin değerleri söylemine sığınıyor olmayasınız?

Millet oyunu geri alır mı? Veya radikal dönüşüm mü?

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Millet oyunu geri alır mı? Veya radikal dönüşüm mü?

22 Nisan

Ekranlarda ve tartışmalarda bir konu var, pek de siyasetin ve milletin davranış biçiminin ruhuna uygun olmayan: AKP’ye oy veren seçmenler, aslında AKP’ye tamamen sırtlarını dönmediler, kendisini toparlasın diye sadece bir uyarı işareti verdiler. İlk seçimde geri dönme olasılıkları var. Bunlar arasında sandığa gitmeyen AKP seçmeni var, CHP’ye de oy verenler var ama seçime katılmamayı tercih edenler çoğunlukta.

AKP’liler hele bu yorumu çok seviyor! Çünkü yedikleri büyük haltlara rağmen milletin kendilerinden asla vazgeçmeyeceklerine ve saltanatlarını sürdüreceklerine kesin inanıyorlar. Öyle mi?

20 YILLIK YÖNETİME NOKTA

Bir kez yolculuğa çıkan ve başka partilerde soluk alan seçmenin oyu genellikle geri dönmez, artık bir yolculuğa çıkmış sayılır. Buna deneysel yolculuk da diyebilirsiniz. Seçmen AKP’yi çok denemiştir, beş yıldır hayatı daha kötüye gitmiştir, onların adam olmayacağını özellikle son bir yıl içinde görmüştür ve oyunun rengini değiştirmiştir.

Ayrıca bu iktidarın omuzlarına yıktığı ağır yükün daha iki yıl süreceğini görmektedir, belki de hiçbir umudu kalmamıştır. 20 yıllık AKP macerası bence noktalandı görünüyor.

Millet CHP’ye yöneldiyse bunun sonuçlarını almayı bekler.

Dört yıl boyunca iyi ve kesintisiz bir parti yönetimi, yerel yönetimlerin başarısı, sadece oy veren değil vermeyen seçmenle de sıcak ve yeni bağlantılar, CHP’nin sosyal demokrat yönetiminin ne demek olduğunu pratikte gösterme becerisi, seçmeni bağlayacaktır. Daha başka bir ekonomi daha başka ve halkı gözeten bir yönetim biçimi ile tanışılmıştır ve tanışılacaktır.

Öyle umuyoruz!

SEÇMEN DAYANIŞMASI

Seçim sonuçlarının hiç tartışılmayan bir yönü daha var. Seçmenin hiçbiri birbirine bakarak oyunu değiştirmedi. Yani benzer düşünceleri gelip bir başka nehre aktı. Veya zaten oluşmakta ve akmakta olan nehirle buluştu.

Hepsi baktı ki “Ooo benim gibi düşünen milyonlar var, o halde doğru karar vermişim.”

Bu kolektif bir davranış biçimini ortaya çıkardı.

Bunun toplumsal ifadesi bir kitlesel dayanışmanın ve görüş birliğinin varlığıdır.

Bu durumun tek tek seçmende etkisi büyüktür, bir bütünsel davranışın parçası olmuştur ve seçmende kendine güven yaratmıştır: Yalnız değilim, iktidarı değiştirme iradesine ve gücüne sahibim... Kötü yönetimi cezalandırabilir ve alaşağı edebiliriz, iktidarın istediği gibi kandıracağı ve yönlendireceği köleleri değiliz. Biz Cumhuriyetiz...

Sokak röportajlarına bakıyorum, artık daha güvenli ve üst perdeden sesler duyuyorum. Burada bir kitle psikolojisinden de söz ediyorum. Sosyal psikologların alanına girdim, kusura bakmasınlar!

CİDDİ YOL AYRIMI

Ben seçmende ve ülkede radikal bir dönüşümü görme eğilimindeyim.

Ülkelerin hayatlarında çok ciddi yol ayrımları vardır.

Büyük ekonomik çöküş, kitlesel yoksulluk ve umutsuzluk da bunlardan biridir.

Bu yol ayrımında yurttaş, radikal ve yeni bir yola girmiştir.

CHP, seçmenin anlayacağı bir dille sosyal demokrat ilkeleri tek tek anlatabilmelidir: Dayanışma, namusluluk, sözünde durma, saydamlık ve halkın iyilik sağlığı ve mutluluğu için her şey.

CHP’nin AKP’yi alaşağı eden dinamiklerin hepsini tersine çevirmesi yeterlidir.

Saray suçlu arıyor, 900 milyar borca bak diyen yok mu?

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Saray suçlu arıyor, 900 milyar borca bak diyen yok mu?

21 Nisan 2024


AKP içindeki seçimleri niye kaybettik, kim suçlu tartışmalarını izledikçe çok gülüyorum. Böyle devam etsinler. Önce kurtarıcı olarak maliye ekonominin başına getirilen Damat Berat Bey’e bakmaları gerekmiyor mu. Neydi o afra tafrası... Dolar artışını tutmak için 125 milyar dolar olarak simgeleşen Merkez Bankası paralarını habire piyasaya sürerek asla gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinden giden Saray ve adamları değil mi? Buradan başlayalım.

Sonra kur korumalı mevduat diye uydurdukları kepazeliğin de arka planda Saray varken vitrinde gözleri körleşmiş bir kullanışlı adamı piyasaya sürmenin bedeli, sanıyor musunuz ki MB’nin tarihinde görülmemiş bir 900 milyarlık zarardır? Bunu birkaç katıyla çarpın ve üzerine büyük sosyal adaletsizliği ve tüccar spekülatif yiyici sermayenin semirtilmesini ekleyin.

Tüm bunların ifadesi de enflasyon yüksek faizin sonucudur sloganının aylarca ülkeyi yöneten liderin dilinden eksik olmadığını anımsayın.

Ne diyorlardı? Ekonomi tarihini yeniden yazıyoruz! Bu yalana ortak olanların besleme medyaları dahil hepsi suçludur.

CESARET SIFIR

AKP içindeki kurumsal tartışmalarda bunların hiçbiri yok. İstanbul seçimlerinin Kent Lokantaları nedeniyle kaybedildiğini söyleyen AKP’liye kızmayın! Erdoğan’ın azarını işitti. Fakat yukarıdaki gerçekleri dile getirme cesareti olmadığı için lokantalara indi. Kent lokantaları bir sonuç, nedeni ise Saray ve ekonomiyi tersyüz edenler. Erdoğan yahu ekonomiyi çökerttik Kent Lokantaları bunun sonucudur, asla demez.

Büyükşehir, Erdoğan’ın Kısıklı’daki ikametgâhının çok yakınında bir lokanta daha açmalı. Bir yanda Saray ve yakınında büyük kuyruklar! Türkiye’deki tezatı bundan daha iyi gösterebilecek hiçbir laf bulamazsınız!

BUNLAR NEYİN SİMGELERİ

Istakoz paylaşımı, AKP yöneticisinin kolunda gururla gösterdiği 500 bin liralık Rolex saati, seçimi kaybedip soluğu ailesiyle Maldivler’de alan AKP’linin paylaşımı ve diğerleri, AKP’nin 20 yıldır sürdürdüğü saltanatın, zenginleşmenin artık durdurulamaz dışa vurumlarıdır. Görmemişliklerinin de. Istakoz gösterisi, herkes oruçlu iken meydana ıstakoz sofrası kurarak yemeye benzer. Oruç tutmayabilirsin ama tutanlara saygıdan bunu yapmazsın.

Yahu AKP’li belediyelerin yaptıkları milyarlarca liralık borçları da mı AKP içinde tartışılmaz, hesap sorulmaz, vur patlasın çal oynasına ortak olunur?

Şimşek, tam IMF’nin adamıdır demiştik. IMF övgüsü geldi arkasından. Şöyle IMF’den 50 milyar dolar borç alsak keşke, diye yanıp tutuşuyor Saray. Ama bu en büyük balığı içlerinden bir türlü serbest bırakamıyorlar.

O zaman milletin tüm ipleri tam kopartması için zurnanın zırt dediği yer olduğunu biliyorlar.

Diyor ki Şimşek milleti enflasyonu düşüreceğimize inandırmalıyız. Yani demek istiyor ki, bu yükü senin sırtına yıkacağımız çok açık ama inan ki mutlu mesut olacaksın!

Yalanın bini bir para. Enflasyon esas yüzde 125, hadi diyelim yüzde 100 ama faizler yüzde 50.

Ve Saray kelle arıyor...

***

Rolex İsviçre saatidir ve rakipleri kendileridir. İsviçre saat sanayisinin o yıl satışı 30 milyar doları aşmakta. Hepsi İsviçre markasıdır ve AKP’li Rolex’çi, Rolex’in 2023’teki 11.2 milyar dolarlık kârına katkıda bulunmuştur. Bu sadece 1 AKP’li için geçerli, toplamını bilmiyoruz. Sizce ülkede kaç milyon kişide bu saat var...

Şu grafiğe bakın:

Kamu hizmeti bir çadırda da verilebilir...

Kamu hizmeti bir çadırda da verilebilir...

18 Nisan

 Şaşaa, görmemişlik, kamu kaynaklarını har vurup harman savurmaktır ülkeyi bitiren... Sancaktepe Belediyesi’nin AKP’lilerce yaptırılan bir saray yavrusu belediye binası neden bugüne kadar gündeme gelmedi, bilmiyorum. Belki yazan olmuştur. Ama bir halkın parasının nasıl har vurup harman savrulduğunun, şaşaanın, görmemişliğin, açgözlülüğün, yiyiciliğin bir simgesi olarak tarihe geçmiştir. CHP’li yeni belediye başkanı bir üniversiteye teklif edeceklerini söylüyor binayı, o kadar yani!!!

Çok önemli bir laf daha etti, özetle “Biz herhangi bir binada da iş görürüz...”

AKP zihniyeti için bu ne mümkün!

Tam bu söz üzerine düşünürken bir okurum telefon etti sabah sabah... Hukuk fakültesini bitirmiş. Sıddık Sami Onar’ın öğrencisi olmuş. Amme hukuku, şimdiki adıyla Kamu Hukuku dersiyle ilgili bir anısını anlattı. Kamu hukuku devlet ile yurttaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen başlı başına bir hukuk dalı.

Prof. Onar, saymış saymış ve en son söz olarak “Bakın kamuya hizmet için en önemli konu şudur, hizmetin nerede yapılacağı önemli değildir, bir çadırda da verilebilir...”

Bu söz çok önemli. İçinde neler saklı!

Milletin parası... doğru harcanması... önemli olan hizmetin kalitesi...

Memurların, seçilmiş olsun atanmış olsun, milletin hizmetkârları olduğu vb...

22 YILDIR SARAY VE YAVRUCAKLARI

Ama maşallah, 21 yıldır inşa etmedikleri saray yok. İmam kendine birkaç saray ederse, altındakiler de yavrucuklarına paraları akıtırlar. Kendilerini seçen yurttaşlara hiç sormazlar. Zaten millet de hey ne yapıyorsun diye sormaz, çünkü oyunu vermiş ve yurttaşlık görevi bitmiştir. Beş yıl sonraya Allah kerim.

Sancaktepe’ye o koskoca şaşaalı binayı konduran belediye başkanına yine koşar oy verir. Aklından bile geçmez, “Yahu oy verdim ama bizim paralarımızı bu koskoca binaya harcadı, oysa ilçemizde onca insan açlık çekerken, yapılacak kreşler varken, yuh olsun, nah sana oy” demek. Ve hatta çevresini de seferber etmek!... Bizim adamdır, der ve gider tıpış tıpış oy verir..

Yurttaşlık bilincini ara ki bulasın.

NEDEN BATTINIZ ACABA?

Denizli Büyükşehir’in belediye başkanı saçını başını yoluyor, iktidarın eski başkanı 11 milyar TL borç takıp gitmiş. Paralar torbalarda taşınıyormuş, sağ sola dağıtmak için. Onlarca yerel internet sitesine milyonlar dağıtılmış durmadan... İnanılmaz şeyler anlatıyor.

Ey CHP, AKP’den devraldığınız belediyelerin hali pürmelalini önce o kentlerin yurttaşlarına sonra tüm ülkeye anlatmalısınız. Bu başlı başına millete borçlu olduğunuz bir konu, önemli bir amme hizmetidir.

Önemli konularda CHP yurttaşların düşüncesini de öğrenmelidir.

Bu ülke, seçilen veya atanan ama o çoook değerli popolarının altına altından şey etme yeri yapmış iktidarın adamlarını da gördü.

***

Saray araştırıyormuş neden battık diye. Belediyeleri peşkeş çekme merkezleri olarak kullandıkları hiç akıllarına gelmiyor.

Hepsi ne yaptıysa Ankara’da Saray’a bakarak yaptı. Yıllarca Saray hiçbirine hey ne yapıyorsunuz diye sormadı, hepsini de kendileri seçerek oralara yerleştirdi.

Not: Gazetemizde AKP’nin oyunu yüzde 35.5 gibi gösteren yazılar çıkıyor. Bu oyun içinde MHP oyu var ve ayıkladığında yüzde 28 oy görülüyor. Son yapılan bir anketin sonucu da ilginçti, bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz sorusuna verilen yanıtlarda AKP oyu da yüzde 28 çıkmaz mı

2 Ağustos 2024 Cuma

Milleti birleştirmek ve AKP’nin düşüş dinamikleri

 Orhan Bursalı

Orhan Bursalıobursali@cumhuriyet.com.trSon Yazısı / Tüm Yazıları

Milleti birleştirmek ve AKP’nin düşüş dinamikleri

16 NİSAN 2024

CHP’nin yükseliş dinamiklerini incelerken altının en çok çizilmesi gerekenin, CHP’nin milleti birleştirici politikalarıdır. Tamam, iyi ve halkçı belediyecilik desteği genel merkezin politikalarına bir sahicilik kazandıracaktır. Ama şu günden itibaren yerel seçimlerin yarattığı yükselişin cicim günleri geride kalacaktır.

Yükselişin inşası çok daha zorlu bir süreçtir. Bugünden itibaren bu yükselişin dört yıl boyunca inşa dönemine girildi.

CHP halkçılık temelinde yükselebilir. Halkçılık, AKP’nin sermayecilik, talancılık, parti ve çevresini zenginleştirme, geride kalan tüm milleti yoksullaştırma politikalarının panzehiridir.

AKP her açıdan, tüm yöneticileri ve kayırdığı adamları, 20 yıldır ihaleleriyle beslediği şirketleri ile ülkenin en zengin sınıfı, partisi, zümresidir.

AKP’nin kaybettiği belediyelerine bakın, yönettikleri kentler yüz milyonlarca, milyarlarca faiz ve borç yükü altına sokacak kadar büyük bir yağmanın merkezlerine dönüşmüşler. Seçimi kaybettiğini gördüklerinde ise acele son yağma imzalarını atmaktan çekinmemişlerdir.

BELEDİYELERİ YAĞMALAMAK

Belediyeler kimsenin halkın parasını çarçur edebilecekleri yerler değildir. Seçimi kaybeden yönetimi CHP’ye geçen, mesela Denizli Belediyesi, 11 milyar TL’yi aşan borcunu açıkladı. 2 milyarı kredi borcu ve yüzde 55 ile faiz borcu 800 milyon lirayı aşıyor. Anlaşılan belediyeler tam bir yağma Hasan’ın böreği yerler. Belediyelere borçlanma kriterleri getirilmesi gereği açıktır. Bütün bunlar iyi bir çalışma ile halka açıklanmalı.

Aslında AKP’nin “Düşüş dinamikleri”ni CHP’nin yükseliş dinamiklerine dönüştürecek bir inşadan bahsediyorum. CHP 2028’e giderken halkçılığının temel taşlarını nasıl döşeyecek bilmiyoruz. Bu bir ilkeler bütünlüğü gerektirir.

Bu arada 2028 yolunun çok dikenli olacağının işaretleri Kepez Belediye başkanının haksız yere tutuklanmasıyla verilmiştir. Elimdeki yargıyı son derece insafsız kullanacağım demektedir. Buna tüm devlet gücünü de katın. RTE iktidarı teslim etmemek için her şeyi yapacaktır.

İYİ PARTİ'YE GEREK VAR MI?

Bunun için Özgür Özel’in zafer konuşmasına başvuracağım: “CHP artık tüm demokratların partisidir. CHP aynı zamanda milliyetçi, muhafazakâr, Kürt demokratların aynı anda oy verebildikleri partidir. Bu seçmenin bize verdiği kredi ve görev olarak addediyor bu emaneti alıyor ve başımızın üstüne koyuyoruz.”

İYİ Parti bir merkez sağda yapılanırken ilk başlarda, CHP’den de seçmen devşirdi. CHP’nin ittifak politikası bunu göze almıştı. Önceki yazılarımda belirttiğim gibi, AKP’den kopacağı varsayılan seçmenin bu partiye gideceği ve böylece CHP ile İYİ Parti arasında güçlü bir ittifak kurulacağıydı.

Bu varsayım tam boş çıktı.

Son yerel seçimde de İYİ Partili milyonlarca seçmen CHP’yi destekledi. CHP desteğini aldığı tüm seçmenlerin, yükselişin inşasında, CHP’ye güç verecektir. Yani böyle bir görev tanımı var.

Anlaşılan artık CHP’nin başka partilerin kapısını çalmasına gerek kalmayacak bir güç transferi ve sonuçta birleştirici ana parti düşünülmektedir.

Tüm bunlar çok ciddi görevlerdir. Neyse ki önlerinde adım adım inşa için zaman var.

SANDALYE VE MASA AYAKLARI SORUNU

İlkfer Akman: Yazınızda bahsettiğiniz demir sandalye ayakları sorunu için size pratik bir çözüm: PVC tesisat boruları parçaları içinde boru kapamasıtapa diye bir parça bulunur. Demir sandalye ayakları çapına uygun bu malzeme, birçok yapıştırma malzemesi kullanılarak dolgu şeklinde ayak uçlarına yapıştırılabilir. 

Hasan Arpacı: Mobilya aksamı satan mağazalarda sandalye altlıkları bulunabilir. En kestirme yolu anlayan uzmanı çağırarak bu işi çözmesini istemek. Sonuçta ticaret ehli bu insanlar bu işten ekmek yiyor.

CHP’de yükselişin dinamikleri 2 - Zafer konuşmasının şifrelerinde yeni politikanın izleri

 

CHP’de yükselişin dinamikleri 2 - Zafer konuşmasının şifrelerinde yeni politikanın izleri


15 NİSAN

Yerel seçimlerin ana dinamiği şüphesiz CHP idi. Seçim öncesi süreçte eski müttefikler yoklandı. Ama hepsi seçimlere bağımsız girmeye karar verdiler. DEM dahil.

Hiçbiri CHP’nin yükselişini göremedi. Oysa Ankara ve İstanbul’un yeniden kazanılacağı açıktı. Bir politika merkezi (parti genel kurmayı) bunun kümülatif etkisinin tüm ülkede görebileceğini hesap edebilirdi. Ama bu etki aslında son 15 günde iyice ortaya çıkmıştı anketlerde.

Seçmen aklı, küsurat partilerin, parçalanan İYİ Parti başta, AKP karşısında bir etkisinin olmayacağını herkesten çok iyi gördü. Motor büyük kentlerdeki çok iyi yönetimler CHP rüzgârını şişirmişti. Seçmen bir iktidar seçeneğinin ancak -yeni- CHP olabileceğini basitçe bildi.

***

CHP tabanda ittifak, Türkiye ittifakı sloganını çok iyi vurguladı. Evet iyiler, tek bayrak altında bir güçbirliği yaparlarsa bu iktidarı yerelde düşürebileceklerini hissetti. Slogan seçmen davranışı ile bütünleşmişti.

İmamoğluÖzelYavaş ve diğer belediyeler bu noktadan başarıyla yürüdüler.

Bu herkesi CHP çevresinde birleşmeye çağrıydı. Arkasında iyi belediyecilik örnekleri bu çağrıyı destekliyordu.

HALKÇILIK DEVREYE GİRDİ

Başka önemli bir nokta, CHP’nin dışarıdaki hiçbir parti ve partiliyi karşısına almaması, kışkırtmalara yanıt vermemesi ve hepsini kucaklaması oldu. Akşener çok çırpındı ama kendini batırdı.

Burada “Halk Partisi”, “Halkın Partisi” görüntüsü yaratıldı, siyasi olarak “Halkçılık” devreye girdi.

Ama bunun içi boş değildi, CHP belediyeciliği de halkçılığın içini dolduruyor ve buna bir gerçeklik kazandırıyordu.

İmamoğlu bunu uç noktada şöyle ifade etti: “Bize minnet duymayın, sizlere verdiğimiz destek sizin paralarınızdır, cebimizden para dağıtmıyoruz, sizin paralarınızı bu zor dönemde yardımcınız olsun diye size geri veriyoruz. Artık yağma, peşkeş çekme yok.. Bize ancak teşekkür ederseniz memnun oluruz.”

Bu her şeyi açıklıyordu. CHP iktidarında yeni bir dönemin şifrelerini çözüyor ve slogana dönüştürüyordu. Evet, halkçılık derken kastettiğim tam da buydu.

ÖZEL VE YENİ DİL

Özgür Özel’in zafer konuşmaları CHP’nin yeni dilini ve politikasını çok netleştirdi.

Önce CHP örgütünü ve CHP’lileri yüceltti, ki doğruydu. Belki de CHP içindeki iktidar kliklerini de saf dışı bırakacak bir tutumdu. Herkes CHP’yi büyütmeye ve iktidar olmanın başarısına odaklanmalıydı. Belki de yararsızlar böylece ayıklanacaktı. Baba Ocağı / Evi, Atatürk’ün partisinin bekçileri vurguları, CHP’yi rayına oturtma çabalarıydı.

Özgür Özel, kaç yıllık politik hayatında ustalaşmış bir lider profili çizdi. Üstelik genç. Konuşmaları sıkıcı olmaktan uzaktı. İyi hikâye anlatıyordu. Bir okurum izleyicim, “Hayret ilk kez hiç sıkılmadan bir lideri dinliyorum” diye mesaj attı.

Zafer konuşmasında, “Milletimizle kurduğumuz Türkiye ittifakı tarihi sonuç elde etti, ülkemizin ve belediyelerin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair mesaj verdi” derken yeni siyasetin belkemiğini şöyle açıklıyordu:

KAYBEDEN YOK

“Bugün hangi partiye oy vermiş olursa olsun kimsenin kaybetmiş hissetmesini istemiyoruz. Halkımız iyi hizmeti ödüllendirmiş kötü hizmeti ve kötü niyeti cezalandırmıştır.

Asla böbürlenmeyeceğiz, aldığımız yükü sorumlulukla taşıyacağız. Siyasi rakiplerimizi dahi yıllardır yaptıkları alaycı zafer konuşmalarından mahrum tutacağız...”

Ve bir olay anlatır: “Beşiktaş maçı kazanmıştır. Soyunma odasında kıyamet kopmaktadır. Kapı açıldığında Süleyman Seba’nın onlara sarılacağını düşünen futbolculara, büyük futbol adamı Saba şunları söylemiştir; ‘Siz kazandınız, yan odada sizin sevinciniz kadar hüzün yaşayan rakibiniz var, bu size yakışmaz.’”

“Havaifişek atmayın, gürültü yapmayın. Bu seçim gelecekte kazanacağımız büyük zaferlerin büyük adımıdır. Bugün bize bakanlar kibiri değil tevazuyu hissetmelidirler.

***

Evet siyaseti toparlayacak ve yeniden biçimlendirecek ve partiyi iktidara taşıyabilme potansiyeline sahip görünen bir genç adam ile belediye başkanlarının yürüyüşünü izliyoruz.

Bu yürüyüş, gelinen noktada, İYİ Parti ve diğer eski ittifakları da gereksiz kılmaktadır. Özel hepsine, tüm seçmenlerine kapıyı açmaktadır.

Tutar mı tutar... Yarın...

CHP’de yükselişin dinamikleri

 

CHP’de yükselişin dinamikleri

14 NİSAN

CHP epey bir süredir farklı bir politika izliyor. Kimisi buna sağcılaşma diyor. Kimi vay laikliği savunmuyor diye bakıyor vb.

Ben ise bunların ötesinde bir “halkçılaşma” gördüğümü düşünüyorum.

***

CHP aslında epey bir süredir sıkıştığı cendereden kurtulma çabası içinde.

Özellikle AKP’nin yükseliş dönemlerinde bu sıkışma had safhaya çıktı. Özellikle geçmiş genel ve yerel seçimlerde iktidar olmada başarısızlık ağır eleştirilere uğradı. Vay 10 seçim kaybetti eleştirisi, Saray’ın ve AKP’lilerin başını çektiği ve giderek CHP saflarında da taraftar bulduğu, CHP yönetimlerini aşağılamak için kullanıldığı, haklılığı çok tartışmalı, hatta kasıtlı bir suçlama kampanyası oldu.

Bu suçlamalar bir düzgün siyasi analize dayanmıyordu. İktidarın CHP’yi iyice yıpratmak için ve CHP içindeki iktidar kavgaları için araç olarak kullanılıyordu.

Şüphesiz, daha iyi bir yönetim ve politika ile daha iyi sonuçlar alabilirdi parti ama iktidarı alamazdı. Bu konuyu birkaç kez yazdım ve söyledim.

HER ŞEY YOLUNDA GİBİYKEN...

Bir parti veya AKP, liderinin karizması olsun veya göz boyayıcı imar politikaları olsun, hele hele ülkeye giren trilyonlarca dolar ile halkı mutlu eden ama geleceği olmayan bir tüketim toplumu yaratma başarısı gibi nedenlerle olsun, bu modeli sürdürebildiği ölçüde, iktidarda kalır. AKP döneminde ülke çapında açılan 400 kadar AVM, bir yeni hayat, tüketim ve eğlenceli gezi tapınakları olarak AKP’ye hizmet etti.

Bu ve benzerlerinin hepsi AKP’nin uzun yıllar iktidarda kalmasının araçları oldu. Tabii savunma ve savaş sanayisindeki gelişmeler de...

İşler yolunda görünürken hiçbir ülkede bir iktidar öyle kolay el değiştirmez.

AKP’nin kurduğu aslında bir saadet zinciriydi ve kopmaya mahkûmdu. Üretici değil tüketici bir modeldi. Çünkü bu zinciri besleyen kaynaklar tükeniyordu, dışta içte. Milli gelirdeki gerilemeler, dış borç birikimi, içeride öyle büyük gelirler yaratacak tesis ve mülkün iyice azalması, AKP’de güç kaybı yaratmaya başlamıştı. 2015 Haziran genel seçimleri bunun ilk büyük işaretiydi. Hükümet kuramadı tek başına.

SARAY ROTA DEĞİŞTİRİYOR

MHP’ye teslim oldu. Cumhur İttifakı ile iktidar olma dönemine geçildi.

Muhalefetin ana partisinin iktidar olma başarısı için zemin son iki yılda ortaya çıktı. Saadet zincirinin birkaç yerden kopması bile yetmedi, ülke ekonomisinin gök gürültüsüyle çökmesi gerekti. Eşitsizlik ve yoksulluk boğaza dayanmıştı.

Konudan uzaklaştığımın farkındayım ama vay hiçbir seçimde iktidar olamadın suçlamasının çok ötesinde, iktidar olmanın temel dinamikleri olduğunu anlayacak ortalama insan oranının hâlâ çok az olduğunu düşünüyorum.

***

CHP bu cendereden ve tecritten çıkmak için, daha geniş kesimlere açılma politikasını özellikle Kılıçdaroğlu döneminde şekillendirdi.

İktidarın halk üzerindeki gücü, CHP’nin kendi kadim seçmeni dışındaki kesimlerle birleşmesine engeldi. Bu nedenle ittifaklar politikası öne geçti.

Bu aşamada tek “muhalif parti” MHP idi ve cumhurbaşkanı seçiminde zorunlu olarak bu denendi. CHP şüphesiz bunun uzun vadeli olabileceğini varsayıyordu. 2015’te AKP ile MHP’nin “politik evliliği” ile bu sona erdi.

MUHALİF SEÇENEK YARATMAK

Kemal Bey’in muhalif seçenek yaratmak için İYİ Parti’yi ayağa kaldırma politikasına yoğunlaştığını gördük. Bunun yer yer CHP’ye bir seçmen faturası olacağını bile bile.

AKP’nin bu zayıflama döneminde, oradan kopacak seçmenlerin bir merkez sağ partide toplanacağı temel varsayımdı.

Kısa keseyim, bu ittifak politikası genişledi, 2019 yerel seçimlerinde ilk meyvesini verdi. İmamoğlu ve Yavaş ortaya çıkarıldı. Sonraki altılı masa başarısızlığı ayrı bir konudur.

Yerel seçimlerde bu kez üç dinamik etkili oldu. Özgür Özel ve CHP’de insan değişimleri, İmamoğlu ve Yavaş’ın güçleri ve yükselişleri. Tabii ki iktidar ekonomisinin tam çöküş zemininde.

Ve doğru bir söylem: Türkiye ittifakı ve ayrımsız tüm seçmenin hedef alınması.

***

Yarın, bu konuyu açacağım. Halkçılığı ve Özgür Özel ve CHP politikası CHP’yi iktidara taşıyacak mı sorusunu irdeleyeceğim