Öne Çıkan Yayın 20 Mart 2012 yazım

Erdoğan’a Askeri Darbe?

Yoo hayır bu kez, başka bir “fantezi”i üzerinde düşünmeye çağırıyorum: Cemaat, denetlemeye başladığı TSK’yı, Erdoğan’a karşı kulla...

11 Ocak 2022 Salı

Kazakistan’da iktidarda tasfiye ve zenginliğin paylaşılmaması

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Kazakistan’da iktidarda tasfiye ve zenginliğin paylaşılmaması

10 Ocak 2022 Pazartesi


Kazakistan önemli. Yöneticilerle konuşarak doğru bir yorum aktaramazsınız. Çeşitli kaynaklardan neler süzülebilir?

İlk izlenim gösterilerin yönetimde bir oligark değişimine yol açtığını gösteriyor sanki. Güçlü kişiler arasında bir iktidar mücadelesinin isyanlarda rolü var mı, yoksa isyanların sonucu mu iktidarın paylaşımını kesinleştirdiğini bilmiyoruz. Bu yazı yayınlandıktan sonraki gelişmeler, bir tasfiyenin gerçekleştiğini de gösteriyor. Vatana ihanet şüphesiyle tutuklanan eski istihbarat şefi Kerim Massimov'un iki yardımcısı daha görevden alındı... tasfiye tamamlanmış gibi... gösterilerde aynı zamanda veya eşzamanlı iktidar çatışmalarının da rolü görülüyor.

Nazarbayev’in kendi yerine getirdiği Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Nazarbayev’i ve adamlarını etkili yerlerden tamamen diskalifiye ettiği görülüyor. Nazarbayev, yakınları ve adamları iktidarın fiili olarak bir kısmını da elinde tutuyordu. Bir adamını da vatan hainliğinden tutuklamış durumda. Üst yapıda Kazakistan’da ciddi bir çatışmalı durum oldu ve ipler tamamen Tokayev’in eline geçti gibi.

Tokayev, uluslararası terör çeteleri diye genel anlamda bir suçlama yapıyor. Bu, halkın genelini etkilemek için iyi bir suçlama olarak kullanılıyor olabilir.  Yabancı değiliz! Ve Rusları müdahaleye çağırıyor. Birden ortaya çıkıyor ki aslında eski Rus cumhuriyetleri arasında bir “Kolektif Güvenlik Anlaşması” çok etkin ve hemen harekete geçiyor, Kazakistan’a girip isyanı bastırıyor. Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) ilk kez Kazakistan'da görüldü. Ermenistan çağrı yapmıştı ama reddedilmeşti. CSTO, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dan oluşur.

NATO GİBİ YARDIMA KOŞTULAR!

Tıpkı NATO gibi. NATO ülkeleri arasında da bir ülke saldırıya uğrarsa diğer NATO ülkeleri yardıma koşar! Dış düşman, terörist saldırı, bu hükmü işletmiş. Veya Tokayev’in çağrısı ve Rusya’nın anlaşmayı harekete geçirmesi yeterli olmuş. Zaten hemen hepsinde derece derece güçlü oligark yönetimleri var.

Aralarında sürtüşmeler ve farklılıklar olsa bile birbirlerine bağlı  adeta bir ortak yönetim sistemi var ve Rusya da bu sistemi ayakta tutuyor. Kolektif Güvenlik Anlaşması’nın şüphesiz ki en etkin gücü onlar. Türki cumhuriyetleriyle bağları son derece güçlü. Kazakistan’da ayrıca yüzde 20’nin üzerinde bir Rus etnik nüfusun olduğunu da unutmayalım.

SİYASAL KATILIM İSTEĞİ

Sıvılaştırılmış gaz fiyatı iki kat artırılınca tepkiler ve gösteriler önce barışçıl başlıyor. İki gün sonra zamlar iptal ediliyor ama bu kez gösteriler ülke çapında yayılmış ve şiddete dönüşmüş oluyor. Bu, birikmiş bir büyük potansiyel tepkinin kendiliğinden hareket geçtiğini de akla getiriyor. Veya zaten büyük bir tepki birikmiş ve halk içinde örgütlü güçler bunun üzerine harekete geçmişler.

Hükümet zammı iptal ettiğini, hükümetin görevden alınacağını ve seçimlerin yeniden yapılabileceğini açıklanmasına rağmen, gösterileri durduramıyor. Göstericiler bu kez yeni talepler ileri sürüyorlar: Sosyal destek ve yardımların artırılmasını istedikleri gibi, siyasette de temsil hakkı talep ediyorlar ve işgallere girişiyorlar.

‘AMERİKAN PETROL ŞİRKETLERİ RAHATSIZ’

Şimdi New York Times’dan şu haberi aktarayım: çünkü olaylar petrol bölgelerinde ateşlendi.

Ama önce dün verdiğim bazı rakamlarda düzeltmeler yapayım. NYT’nin haberine göre, kişi başına düşen milli gelir 27.000 ABD Doları ve petrol rezervleri 35 milyar doları aşıyor. Yani bölgenin en zengin ülkesi.

NYT diyor ki, istikrarsızlığı Amerikan petrol şirketleri hiç istemez. Bir endişe kaynağı gösteriler. “ExxonMobil ve Chevron, huzursuzluğun bu ay başladığı bölge olan Batı Kazakistan’a on milyarlarca dolar yatırım yaptı. Chevron liderliğindeki bir konsorsiyum, bugün dünyanın en büyük enerji yatırımlarından biri olan, milyarlarca dolarlık bir maliyetle Tengiz petrol sahasındaki üretimi artırma projesi geliştirdi.”

ZENGİNLİK PAYLAŞILMIYOR

Gazete ayrıca kişi başına düşen bu kadar büyük servete karşılık, ülkede yoksulluğa dikkat çekiyor: Fiyat artışı, koronavirüsü ciddi gelir eşitsizliğini ve ülkede ekonomik zorlukları ve sefaleti artırdı, diyor. Ülkede maaşlar ortalama 570 dolar, yüz binlerce kişi bunun altında maaş alıyor. Göstericilerden birini şu saptamasına bakalım: “Kazakistan zengin ama doğal kaynakları herkesin çıkarına çalışmıyor; küçük bir grup insanın çıkarları için çalışıyorlar.”

Gösterilerin siyasi tarafı da var bazı insan hakları aktivistlerine göre gösteriler, ekonomik sıkıntılar ve pandemi koşullarında tetiklenmiş olsa da ülkede demokratik süreçlerin olmaması da altta yatan temel bir neden. Aktivistlere göre, hükümet siyasete katılmanın yasal yollarını kapatmıştı.

Tepkilerin önemli bir kısmının, 30 yıl boyunca ülkeyi yöneten Nazarbayev’e yöneltilmiş olması ve heykellerinin yıkılması da oligark yönetiminin esas hedef olduğunu gösteriyor. Hem ekonomik oligarşi, hem de siyasal oligarşinin kurucusu Nazarbayev. 

10 Ocak 2022 Pazartesi

Kazakistan, bizden daha mı iyi, ne oluyor orada?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Kazakistan, bizden daha mı iyi, ne oluyor orada?

09 Ocak 2022 Pazar


En kolay yorum özellikle bir halktan gelen yoğun tepkiyi hemen dış güçlere bağlamaktır. Bakıyorum gayet yüzeysel olarak, benzer yaklaşımlar Kazakistan’da patlayan ve kanlı bastırıldığı anlaşılan şiddet dolu olaylarda da görüyoruz. Sömürülen ve ezilen Kazak milleti yok. Peki ne var? Dış güçlerin rekabeti, kışkırtması, oyuna gelen Kazaklar. ABD, Rusya’nın etkisi altındaki Kazakistan’ı karıştırıyor. Belki de Ukrayna’daki portakal “devrimlerini” bölgede başlatmak istiyor... 

Yok yok, Kazakistan’da kripto para, Bitcoin madenciliği alıp başını gittiği için Kazakistan’ı yıkmak istiyorlar.. Tam kripto para ile köşeyi döneceklerken!... “Kahrolsun isyan eden Kazak milleti, oyuna nasıl da geldi... Yok yok Kazak milleti öyle şey yapmaz, bir avuç terörist, köktendinci...”

Yandaş basın, aman ülkemizde de örnek olur telaşında, “emperyalistleri” gündeme taşıyor. Gezi “ayaklanması” da öyle değil miydi??!!

Kazak yöneticileriyle dayanışma mesajları..

***

Şüphesiz ki pek çok şey olabilir, ama hepsinden daha önemli gerçek, Kazakistan’ın büyük zenginliği, petrolü, doğalgazı ve inanılmaz maden zenginlikleridir.

İsyan, “Bunca zenginliğe rağmen, biz neden daha iyi durumda değiliz”e mi?

***

Nüfusu 20 milyona dayanan, Batı Avrupa kadar büyük bir ülkeden bahsediyoruz. Komünist Parti başkanlığından kapitalist ülke liderliğine dönen Nazarbayev’in denetimindeki yönetimlerden.

Ansiklopediden: Kazakistan dünyanın ikinci en büyük uranyum, krom, kurşun ve çinko rezervlerine; üçüncü en büyük manganez rezervine ve beşinci en büyük bakır rezervine sahip.. Kömür, altın ve demir rezervleriyle ilk onda... Elmas ihracatçısı… Kanıtlanmış en büyük 11. petrol ve doğalgaz rezervleri var, 2.7 milyar tonun üzerinde petrol içeren 160 yatak bulunuyor... Tarım ürünleri, buğday dahil, hepsinin ihracatçısı... 

Uranyum üretiminin dünyada yüzde 40’ı ellerinde.. Ekonomik bakımdan çok dinamik bir ülke olarak nitelendiriliyor. İpek Yolu’nun merkezi ülkelerinden biri. Genellikle istikrarlı bir ülke ve yönetimle övgü alıyor.

Ülkede iş yapmanın önünde en büyük sorunlardan biri yolsuzluk.. Çok yaygın. Tabii ki medya özgürlüğünde en sonlarda, Türkiye’den beş ülke üstte!

***

Petrol ve maden zenginliğinden olsa gerek, 1990’dan bugüne 120’den fazla ülkeden 330 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım (DYY) çekmiş.

179 milyar dolarlık GSYİH’ye sahip ve bölgede kişi başına geliri en yüksek: 11 bin doları aştı. Halkın yüzde 10 gibi oranı yoksul.

Aslında Kazakistan’da gelir dağılımı endeksine bakıldığında, eşitsizlik düşük. Gini katsayısı 0.27. Türkiye’de eşitsizlik tepe yapmış durumda: 0.42.

En büyük (Amerikalılar başta) petrol şirketleri tabii ki Kazakistan’da. 27 milyar dolarlık bir petrol sahasını işletiyorlar. On milyarlarca dolar yatırımları var ve huzursuzluk istemiyorlar.

Bu bakımdan ülkede karışıklık vb. çıkmasını pek isteyen de yok.

Hele Rusya ve diğer Türki ülkeler, hiç.

Bölgede bu tür halk protestoları genellikle şiddetle bastırılıyor.

Nitekim Ermenistan dahil, Kazakistan’a, anlaşmaları gereği asker gönderip rejimi korumaya aldılar.

***

Laik bir Cumhuriyet. İnsan hak ve özgürlükleri “zayıf”; toplanma, konuşma ve din özgürlüğü kısıtlı. 2014’te barışçıl ancak onaylanmamış protestoların ardından gazeteleri kapatmış, düzinelerce insan hapse atılmış vb.

***

Peki, bu kadar zengin petrolü olan bir ülke petrole, gaza neden yüzde 50-100 arası zam yapar ve halkını zora sokar?

Yoksa ülkedeki diz boyu yolsuzluklar, yönetimi yıllardır paylaşan elit kesimin petrol vb. işlerindeki yüksek iş çevirmeleri, payları mı büyük tepki çekiyor?

Bir de yüzde 5 civarında işsizlik ve petrol sahalarındaki otomasyonlardan dolayı 40 bin kişinin işsiz kalması öne sürülüyor.

Şimdilik bu açıdan baktım dost Kazakistan’a. Halkıyla dayanışma için.

Turkovac işe yarıyor mu, yoksa propaganda mı?

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Turkovac işe yarıyor mu, yoksa propaganda mı?

06 Ocak 2022 Perşembe


Geçen cuma Ayşenur Arslan’ın, Halk TV’de hafta içi 11.00-13.00 arası yayımlanan Medya Mahallesi’nde konuktum. Pek çok olayın yanı sıra, konu pandemiye geldi ve tabii ki aşıları konuştuk. Aşı deyince şüphesiz en önemli konu Turkovac “yerli-milli” aşıdır. Dedim ki ben olmam, gidip olun da demem çünkü elimizde aşının etkililiği - etkinliği üzerine hiçbir bilgi yok.

Tek bir resmi açıklama gerçekten yok. Bu aşıyı izliyorum. En son, şimdiye kadar aşı olmamış veya sadece aylar önce Çin aşısı olmuş üç bin gönüllü arıyorlardı. “Gönüllü bulma sorunları vardı. İki hafta önce bir yazımın altına çağrı yapmış, gönüllü olun ‘bir an önce testleri’ bitsin ve sonucu görelim” demiştim.

Bir izleyici anında mesaj attı programa, aşı konusunda gazetecilerin değil yetkin birisinin, uzman doktorların konuşması gerekli, diye. Şüphesiz her gün aşı konusunda dünyadaki gelişmeleri izleyen bilim gazetecisiyim aynı zamanda, bu konuda sözü olan bir insan olduğumu anımsattım izleyiciye.

Aşıya izin verenler neye dayandı? Kendilerine el altından “gizli” damgalı devlet raporu mu verildi? Derhal onay verile, emirli?

NASIL VE NİÇİN İZİN VERİLİYOR?

Bütün dünyada acil kullanım izni verilen Covid aşılarının hepsi klinik yani gönüllü insan üzerinde yaptıkları testlerin, en azından Faz-2 aşaması tamamlanmış ve daha sonraki on binlerce gönüllünün katılımıyla planlanan Faz-3’ün raporu kısmen görülmüş oluyor. Yoksa işe yaramayan veya güvenlik testlerinden geçmemiş bir aşıya, kim acil kullanım izni verir? Bu raporlar bilimseldir, bilim dünyasına açıktır, tartışılır, eleştirilir, kullanılır veya kullanılmaz.

Aşıya üstelik acil kullanım izni verilmiş ve bakanlığın aşı listesine konmuştu.

Burası Türkiye abicim. Nesi saydam ki! İktidarın iki yıldır geliyor yerli ve milli diye propagandasını yaptığı aşı, kötü ve işe yaramaz olabilir mi? 

Belki de işe yarıyordur kim bilir, inşallah, umarım, ama mesela Faz-2’nin sonuçları (sanırım 100 kadar kişi üzerinde denendi!) niye bilimsel rapor olarak açıklanmaz?

Bilim gazetecisi bu konuda tarafsızdır, bilimsel kriterlere göre bakar, soru sorar.

ETKİLİ Mİ, YOKSA PROPAGANDA MI?

Turkovac’ın test çalışmaları, ülkenin neredeyse dört bir yanında en azından beş gelişmiş hastanede uzman doktorlar, profesörlerce yürütülüyor.

Şimdi onlar ekranlarda olsalar, kendilerine sorulsa: Aşı etkili mi ne diyorsunuz? Ne yanıt verecekler, etkili ama elimizde bilgi ve rapor yok, mu? 

Bir tanesi böyle demiş. “Aşı etkili”, Baktım, Bilim Kurulu üyesi ve bir de Aşı Enstitüsü’nden, ekranlarda bol konuşulan, medyada yer alan bir profesör. Ateş Kara! Ama kendisine şu soruyu hiçbir “gazeteci” sormuyor, hani nerede bunun bilimsel raporu, neye dayanarak etkili diyorsunuz? Bu soruyu sormak yasak mı dendi?

Bir başkası, Ege’den, “etkili” demiş. Çünkü farelerde bu görülmüş. İnsaf! İnsanlar fare mi? Sadece fareler üzerinde testi yapılmış hangi madde, ilaç, aşı insanlara doğrudan verilmiştir? Bilimsel sorumluluk sıfır.

BİLİME SUSUN MU DENDİ?

Aşı üzerinde çalışan profesör şapkalı onlarca insan doğru düzgün konuşmuyor! Gerçeği dile getiremiyor. Bir şeyler diyeceğim ama diyemiyorum. Ama şunu diyeceğim: Hepsi korkuyor veya üzerinde çalışıyorlar ama bilgileri yok veya onlara susun dendi! 

En son, Profesör Mehmet Ceyhan dayanamamış, Sözcü’den Yusuf Demir’e aşı için “Ciddiye almıyorum” demiş. Haklı. “Ben önümde veri olmadan, ‘Bunu kullanın, bunun yerine şunu yapın’ diyemem, Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Ateş Kara benim yanımda çalışan bir öğretim üyesi... Hayatında aşıyla ilgili bir faaliyeti olmadı. Açıklamalarını ciddiye almıyorum.”

Aynı soruları Prof. Ahmet Saltık da sorup duruyor.

Bilimsel raporlar açıklanana kadar, Turkovac’a izin verilmesi yanlıştır, geri alınmalıdır, sonuçlar tıp dünyasına ve halka açıklanmalıdır.

8 Ocak 2022 Cumartesi

‘Faiz haram’cılar, bol günlerde 510 milyar dolar faiz ödedi!

 obursali@cumhuriyet.com.tr

‘Faiz haram’cılar, bol günlerde 510 milyar dolar faiz ödedi!

04 Ocak 2022 Salı



Erdoğan, geçen yıl “225 milyar dolar ihracat yaptık, hedefleri aştık” diyerek zamların arkasına dolanma girişiminde bulundu, yani şunu diyor, tercüme edersek: 

- Ey millet, gözün sadece zamları görüyor, hayatım pahalandı nasıl geçineceğim diyorsun, yediğin kazığın acısından ihracatımızın nasıl da 225 milyar dolara ulaştığını görmüyorsun... Bre insaf.. 

“Peki, tamam anladık!” da o zaman neden bu zamlar, işler tıkırındaysa! İhracattan gelen paralarla zam yapmak zorunda kalmazdın! Hem “rekor kırdık” diye böbürleniyorsun hem de milyarlarca liralık her şeye zam yapıyorsun..

Aralık ayında 22.3 milyar dolarlık ihracatla rekor kırılmış. Ama 29 milyar dolarlık da ithalat yapmışsın! Yani dış ticarette ütülen bir ülke olmaya devam... Bu ithalatı yapmazsan zaten makineleri çalıştıramazsın ve bu ihracatı da yapamazsın...

İhraç mallarımız sudan ucuza gidiyor. Çünkü işgücünün fiyatı bu ülkede düşük. 

YANİ MALLAR UCUZ!

19 yıllık iktidarınızda ihraç mallarımızın kg bedelini artıramamış, üstelik düşürmüşsünüz. Bu haftaki Herkese Bilim Teknoloji dergisinde iktisatçı - araştırmacı Bayram Ali Eşiyok’un kalem kalem hesap ettiği yazısına (HBT 301) bakıyorum: 

“İmalat sanayiinin 2014 yılında 1.98 dolar olan ortalama ihracat kg fiyatı izleyen yıllarda düşme eğilimine girmiş, 2020 yılında 1.28 dolara kadar gerilemiş… 2021 yılının ocak-ekim döneminde ise görece bir yükselişle 1.50 dolara yükselmiş... Aynı kalemlerde ithal ettiğimiz malların dolar cinsinden kilogram fiyatı daha yüksekken, sattığımız mallar ise daha ucuz...” 

Yani durum şu: “Türkiye’nin imalat sanayii ortalama ihracat kg fiyatı, ithalat kg fiyatından 0.68 dolar daha düşük. İhracatın ortalama kg fiyatı, ithalatın yüzde 65.6’sı kadar...” 

HANİ BENİM PAYIM!

Ülkenin katma değeri yüksek ihraç mallarına geçmesini, dolayısıyla ülkedeki üretime değer katmayı başaramamışsınız. 20 yıldır!

Bu nedenle de ülkede asgari ücretler Avrupa’nın en düşüğü. 

Bu yetmemiş, şimdi de yıllık yüzde 80’e varan enflasyonla kendi milletinizi ezip diz çöktürüyorsunuz.

Milletin çok umurundaydı 225 milyar dolar ihracat!.. Size şunu soruyor: Hani benim payım!

Milli gelir artıyor. Ama bu gelir artışından ücretliler yararlanamıyor, payı azalıyor, sermayenin payı artıyor.

FAİZ SEVMEYENLERE BAKIN SİZ

Milletin tasarruflarını ütmek ve sermayenin gelirini artırmak için, faizi enflasyondan, resmi rakamlara göre yüzde 20 daha düşük tutmaya çalışıyorsunuz. TÜİK bile yüzde 36 enflasyon, derken, siz bankalara en çok yüzde 17 yıllık faiz zorunluluğu dayatıyorsunuz.

Neymiş? Faiz dince harammış. Soylu’ya göre ise tüm bunları onlara Allah yaptırıyormuş!

Faiz sevmeyenlere bakın siz: 

İktidarlarının altın dönemleri dahil, trilyonlarca dolar ülkeye girip çıkarken, devlet ve özel sektör haram maram demeden borç alıp faizini öderken zerre aklınıza gelmiyordu, haram maram, nas mas..

Yahu 2021 bütçenize ödeyeceğiniz faizi koymuşsunuz: 179.5 milyar TL! (6.7 milyar dolar!  www.dogrulukpayi.com/bulten/yillara-gore-turkiye-de-faiz-harcamalari)

510 MİLYAR DOLAR FAİZ ÖDEDİNİZ

Şimdi sıkı durun: İktidarlarının 18 yılı boyunda ödedikleri faiz 510 milyar dolar! Ankara Ticaret Odası’na göre iktidar, son 10 yılda 211.4 milyar dolar iç ve dış faiz ödedi! ( http://arsiv.ntv.com.tr/news/201541.asp )

Paraları har vurup harman savunduğunuz ve döviz bulmakta hiç zorlanmadığınız dönemlerde ağzınızdan “Faiz neden, enflasyon sonuç” lafı çıkmadı.

Vur patlasın çal oynasın zamanlarıydı, şimdi ise ülkeyi ağlatma zamanlarına gelince “Kahrolsun dış operasyonel güçler!”

Ülkeyi bu duruma düşürenler, dışarıda değil, içeride, iktidarda oturuyor!

Zamlarla ‘Kutlu yürüyüş’ ve dünya liderliğine

 obursali@cumhuriyet.com.tr

Zamlarla ‘Kutlu yürüyüş’ ve dünya liderliğine

03 Ocak 2022 Pazartesi


Aradan geçmiş 20 yıl! Ve lider konuşuyor: “Türkiye’nin aydınlık geleceğine uzanan kutlu yürüyüşün yeni bir adımını atıyoruz. Milletimizin her ferdini bu kutlu yürüyüşe davet ediyorum..”

NEREDE VE NİÇİN SÖYLEMİŞ BUNLARI?

Erzurum-Artvin karayolu arasında 680 metrelik tünelin açılışında. Elektriğe zam değil, tarife değişikliği yapıldığını söyleyen iktidarın yağcısı Amiral Battı, bu haberi de “Erzurum’a deniz getirdi” yan başlığıyla vermiş. Tünelden su mu akacak diye baktım, hayır değilmiş, Karadeniz’e yaklaştırmış!

3.5 TRİLYON DOLAR NEREYE GİTMİŞ!

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında ilginç bir şey daha var: 19 yılda altyapıya 3.5 trilyon dolar gömülmüş! Eğer doğruysa müthiş bir para! Hem verilen ihalelerin şüphesiz ki yandaş şirketlere kazandırdıkları hem de oradan siyasete geri dönüş yüzdesi de az çok hesaplanabilir… Parayı kısa döngülü işlere harcayacaksın ki dönüşü ve kazandırdığı 2-3 yıl içinde net ve açık olsun.

Ve tabii ki 3.5 trilyon doların Türkiye ekonomisine katma değer olarak müthiş yeni teknolojiler, kilosu 1000 dolara varan yüksek teknolojik ürünler kazandırdığını düşünmüyorsunuzdur. Bu para, ülkenin belki de neden bugün ekonomik olarak çöktüğünü açıklamakta bir ipucu olabilir ekonomistler için.

30 YIL SIÇRAMA

2023 hedefi mi bu? Hayır, iktidarın 2023 hedefi veya hayali mavala dönüştüğü için, 30 yıl ötelenmiş yeni bir tarih var karşımızda: 2053!

Meğer her şey bu tarih içinmiş. 2053’e uzanan bir “kutlu yürüyüş”ün içindeymişiz de haberimiz yok... Bu tünel de bu yürüyüşün bir merhalesiymiş.

Aydınlık gelecek ile tünel arasındaki ilişkiyi kurabilirsiniz, genellikle tünele girince ucunda ışık vardır, çıkarsınız ve ohhh dersiniz. Tünel ile deniz arasında da nihayet ilişki kuruldu: Erzurum’a denizi getirmiş. Şimdilik.

2023’ten 2053’e uzun atlayış. Bizi de davet ediyor bu yürüyüşe, o zamana kadar iktidarda kalmayı mı düşünüyor, pek anlamadım. Bir de şu var: Bu altyapı ve tünel yatırımlarıyla Türkiye küresel 10 büyük ekonomi arasına girecekmiş. Bu 10 büyük ekonomi söylemini biliyorsunuz değil mi?

Cumhurbaşkanı yeni yıl mesajında da 10 büyük ekonomi lafını ediyor. Politikacının dilinin kemiği yok, en kötü durumlarda bile büyük lafları söyleme becerisine sahip bir politikacımız var. Umut veriyor diyebilirsiniz, 20 yıl iktidarda kalmış ama bunu başaramadığı gibi ekonomiyi ve TL’yi tarihinin en büyük sıkıntısına sokmuş bir liderle karşı karşıyayız. Üstelik yeni yıl mesajında şunu da diyor: “Hedefimiz kalıcı istikrar.”

ZAMLARLA ‘KUTLU YÜRÜYÜŞ’E

20 yıl içinde güllük gülistan, istikrarlı zengin, mutlu, sevgi dolu insanlarla dolu bir ülke neden yaratamamış olduğunu sormayın. Bu “kutlu yürüyüş”te karanlık tünellere sokuluyorsak bir sebebi hikmet vardır ve “Allah yaptırıyordur” bunu onlara... Belki de bilmediğimiz bir “nas” hükmü de olabilir. Yakında bunu da duyabiliriz.

“Kutlu yürüyüş”ün başını çeken iktidarın adamları, liderleri, bakanları, taraftarları vb. kortejin önündeler şüphesiz ki.

Ellerinde pankartlar:

“Elektriğe ortalama yüzde 52-130 zamla Yaşasın Kutlu Yürüyüş!”

“Hedef, dünyanın gelir eşitsizliğinde birinci ülke olmak!”

“Hayat pahalılığı ve yoksulluk halkımızı kamçılayacaktır!”

“Kahrolsun, ülkemizi zamlara boğan, TL’yi değersizleştiren, dolar ve Avro’yu pahalandıran dış düşmanlar!!” vb.

İKTİDARIN BEYAZ TÜRKLERİ

İktidarı dinledikçe, hangi ülkede yaşadığımızı unutabiliriz. Masal iyidir, hele iktidarın gerçekleri tersyüz eden politik masalları, halka tüm acılarını, sancılarını unutturan afyon işlevi görebilir.

Günümüzde, çağımızda hâlâ bu masalların işlevselliği yürürlükte.

Yoksa iktidar bu masalları anlatıp durmazdı, diyeceğim ama büyük ölçüde yanılıyor olabilirler.

Yüzde 25 oyun yüzde 10’u masal dünyasında yaşıyor olsa da geri kalan yüzde 15’i ise bu iktidarın zenginleştirdiği, iktidarın “Beyaz Türkler”inden oluşuyor. İktidardan beslendikleri için, iktidar değişikliğinin kendileri için yıkım olacağını düşündüklerinden, sıkı sıkıya sarılıyorlar